Türkiye'den İsrail ve Yunanistan'a F-35 uyarısı: Lobi yaptığınızı biliyoruz!

Bakan Güler, "F-16 tedariki konusunda bir sorun görmüyoruz. Bizim tabi ki önceliğimiz F-35’lerde olacak. İsrail ve Yunanistan’ın bu uçakların bize verilmemesi için lobi yaptıklarını biliyoruz. Türkiye ve ABD bu sorunlarını çözecektir" dedi.

ABONE OL
GİRİŞ 20.12.2025 10:58 GÜNCELLEME 20.12.2025 13:02 GÜNCEL
Türkiye'den İsrail ve Yunanistan'a F-35 uyarısı: Lobi yaptığınızı biliyoruz!

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Yıllık Değerlendirme Toplantısında önemli açıklamalarda bulunarak aralarında Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni ve Haber 7 Yazarı Mehmet Acet'in bulunduğu gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.

Bakan Güler'in açıklamalarından satır başları:

GÜRCİSTAN-AZERBAYCAN SINIRINDA DÜŞEN C-130 ASKERİ KARGO UÇAĞI

Bir kez daha şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Biz C-130’ları 1964’te kullanmaya başladık. O günden bu yana böyle bir kaza yaşanmamıştı. C-130’lar bugün hala dünyada en emniyetli uçaklar olarak tam 70 ülke tarafından kullanılıyor. Bu kazadan sonra bütün C-130 uçaklarımızın tamamını kontrole aldık. Bu kontrolü tamamlamayı müteakip uçaklarımızı kullanmaya devam edeceğiz.

Düşen uçağımızın kara kutusu halen TUSAŞ’ta incelenmeye devam ediyor. Kaza kırım heyetimiz de çalışmalarını sürdürüyor. Daha tamamlanmadı. Uçağımızın düşüş sebebi hakkında sonuç ne çıkarsa çıksın şeffaflıkla açıklayacağız.

VURULARAK DÜŞÜRÜLEN İHA

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından, Karadeniz'de kontrolden çıktığı tespit edilen ve vurularak düşürülen insansız hava aracına (İHA) ilişkin, "Bahse konu İHA ile ilgili süreç başarıyla yönetilmiş ve sonuçlandırılmıştır. Hava savunma sistemimizin zafiyet içinde olduğu yönündeki iddialar da gerçeği yansıtmamaktadır." değerlendirmesi yapıldı.

Milli Savunma Bakanlığında düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından basın mensuplarının gündemdeki sorularına ilişkin açıklamalarda bulunuldu.

Karadeniz'de kontrolden çıktığı tespit edilen ve vurularak düşürülen insansız hava aracına ilişkin sorular üzerine şu bilgiler paylaşıldı:

"15 Aralık 2025 tarihinde, Karadeniz yönünden hava sahamıza yaklaşan bir İHA tespit edilmesi üzerine, ilgili tüm birimlerimizce yürürlükteki mevzuat ve standart operasyonel prosedürler çerçevesinde tespit, teşhis ve takip süreci derhal başlatılmıştır. Süreç söz konusu İHA'nın irtifa, sürat ve boyut olarak tespitinin güçlüğü ve düşük radar kesit alanına sahip olması nedeniyle tek bir sensör verisine dayanmaksızın radar, elektro-optik, elektronik harp ve erken ihbar sistemlerinden elde edilen çoklu verilerin karşılıklı doğrulaması esas alınarak yürütülmüştür.

Yapılan değerlendirmeler neticesinde, hava sahası emniyetinin muhafazası ile vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin korunması amacıyla, kontrolden çıktığı anlaşılan İHA, F-16 uçaklarımız tarafından takip edilmiş, prosedürlerin tamamlanmasını müteakip en uygun yerde kontrollü bir müdahaleyle düşürülmüştür. Hava sahasına ilişkin alınan tüm kararlar, sivil hava trafiği dahil olmak üzere hava sahası emniyetinin korunması, yerleşim alanlarına yönelik risklerin önlenmesi ve elde edilen verilerin bütüncül değerlendirilmesi esaslarına dayalı olarak, yüksek hassasiyetle verilmektedir. Bu kapsamda uygulanan yöntem, yerleşim alanlarına yönelik riskleri bertaraf eden, sivil havacılık faaliyetlerinin emniyetini de önceleyen en ihtiyatlı ve güvenli yaklaşım olarak icra edilmiştir.

Havada vurularak imha edilen İHA'nın, çok küçük parçalara ayrılarak geniş bir alana dağıldığı değerlendirilmektedir. Bu durum sahada tek parça veya bütünlük arz eden enkaz tespitini zorlaştırmaktadır."

Bu çerçevede, arama-tarama ve teknik inceleme faaliyetlerinin ilgili birimlerce titizlikle sürdürüldüğü belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Doğrulama süreçleri tamamlanmadan olay hakkında yapılan spekülatif değerlendirme ve dezenformasyon içerikli iddialara itibar edilmemesi önem arz etmektedir. Hava sahamızın kontrolü, radar, erken ihbar, elektronik harp ve önleme unsurlarını kapsayan, katmanlı ve entegre bir mimariyle 7 gün 24 saat esasına göre sağlanmaktadır. Hava savunma sistemlerinden beklenen, hava sahasına giren unsurların tespiti, teşhisi, takibi ve imhasıdır.

Bahse konu İHA ile ilgili süreç başarıyla yönetilmiş ve sonuçlandırılmıştır. Hava savunma sistemimizin zafiyet içinde olduğu yönündeki iddialar da gerçeği yansıtmamaktadır. Elde edilen tecrübeler ışığında tespit, teşhis ve reaksiyon süreçleri düzenli olarak gözden geçirilmekte, operasyonel prosedürler ve teknik kabiliyetler sürekli olarak geliştirilmektedir. Tüm bunlara ilave olarak, Ukrayna-Rusya arasında devam eden savaş dolayısıyla Karadeniz'in güvenliğine yönelik bu tür olumsuzluklar konusunda her iki tarafın da daha dikkatli olmaları hususunda muhataplarımız ikaz edilmiştir."

EUROFIGHTER TEDARİKİ

Biz İngiltere ile yaptığımız anlaşma ile 20 tane yeni üretim Eurofighter uçağını satın alıyoruz. Üretilecek Eurofighter uçakları 2030’da 6 tane, 2031’de 8 tane, 2032’de de 6 tane olacak şekilde envantere girecek.

 Ayrıca hem Katar hem de Umman ile Eurofighter uçağı tedariki görüşmelerimiz olumlu şekilde devam ediyor. Katar’dan alacağımız Eurofighterlar, çok az uçuşu olan hazır uçaklar. Katarlı kardeşlerimiz çok büyük anlayış gösteriyorlar. Bu uçakları Katar’daki mühimmat ve malzemeleri ile birlikte alacağız.

Umman’dan alacağımız uçaklar da az uçuş yapmış uçaklar. Hangarlarda duruyorlar. Umman’dan tedarik edilecek uçakların AESA radarı, METEOR atma kabiliyeti ile güncel aviyonik sistemlerle modernize edilmesi gerekiyor. Modernizasyonun 12 uçak için 2028 yılında tamamlanmasını bekliyoruz.

Katar’da bulunan Hava Unsur Komutanlığımızdaki pilotlarımız Katarlı pilotlarla sürekli birlikte çalışmaktadır. Hem Katar’da hem de Umman’da Eurofighter pilot ve bakım personelinin eğitimlerine en kısa sürede başlayacağız.  

Bu uçakların alımı konusundaki ikinci el tartışmalarını da doğru bulmuyoruz. Avrupa’da bile birçok ülke ihtiyaç fazlası uçak teminine devam ediyor ve kullanıyor.

Biz Eurofighter uçaklarını Meteor füzeleriyle birlikte alıyoruz. Bu uçaklarda kendi milli yazılımlarımızla kendi mühimmatımızı da kullanabileceğiz. Bu süreçte de Meteor füzesinden daha iyisini yaparak, isterlerse de onlara satacağız.

CAATSA,S400, F-16 VE F-35 KONULARI

ABD Başkanı Trump’ın CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasını Senato’ya getirmek için girişimde bulunduğunu ve ABD’li yetkililerin de bu konuda çalıştığını biliyoruz.

 F-16 tedariki konusunda bir sorun görmüyoruz. Bizim tabi ki önceliğimiz F-35’lerde olacak. İsrail ve Yunanistan’ın bu uçakların bize verilmemesi için lobi yaptıklarını biliyoruz. Biz de CAATSA yaptırımlarının kaldırılması için kendi çalışmalarımızı yapmaya devam ediyoruz. Bu konularda ayrı ayrı çalışma gruplarımız var. Konu çözülme aşamasına geldiğinde sizinle elbette paylaşacağız. Türkiye ve ABD bu sorunlarını çözecektir.

- YUNANİSTAN, İSRAİL VE GKRY İŞBİRLİĞİ

Milli Savunma Bakanı Güler, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasındaki işbirliğinin oluşturabileceği tehditlere ilişkin soru üzerine şu yanıtı verdi:

"Yunanistan, İsrail ve GKRY'nin bir araya gelmesi ve anlaşmalar imzalaması bizim için bir tehdit oluşturamaz. Biz de birçok ülkeyle anlaşmalar imzalıyoruz ama bu anlaşmaları belli bir ülkeye karşı yapmıyoruz. Gayri askeri statüdeki adalara da İsrail'den alacakları hava savunma sistemlerini yerleştireceklerine dair haberler gündeme geliyor. Buralar adı üzerinde 'gayri askeri statüdeki adalar', yani hukuken silahlandırılmaması gereken adalar. Biz bu konuda gerekli çalışmaları yapıyoruz. Öyle çok fazla heveslenmesinler. Yunanistan Savunma Bakanı (Nikos) Dendias, 2030 diye bir projeksiyon açıkladı. 'Artık kadınları da askere alalım.' diyorlar. Yunan Kara ve Deniz Kuvvetlerine müracaat eden neredeyse kimse yok. Yani personel temini onlar için büyük sorun. Daha birkaç gün önce Yunanistan'ın havacı astsubayları yönetimi protesto etmek için rapor alarak işe gitmediler. Öncelikle bu problemlere yoğunlaşmaları gerekir."

Rusya-Ukrayna arasında devam eden savaş nedeniyle bütün ülkelerin savunma harcamalarını artırdığına dikkati çeken Güler, Avrupa'nın da bu konudaki eksikliğini fark ederek Avrupa Güvenlik Mimarisi'ni (SAFE) oluşturmaya çalıştığını söyledi.

Güler, şu an birçok Avrupa ülkesinin mühimmat ve silah noktasında noksanlığı olduğunu vurgulayarak, "Savunma ve güvenlik için birçok silah ve teknolojiye ihtiyaçları var. Bu kapsamda birçok Avrupa ülkesi bizimle işbirliği konusunda istekli. Hal böyleyken başta Yunanistan olmak üzere kendi çıkarlarını Avrupa güvenliğinin önüne koyarak Türkiye'yi bu oluşumun dışında tutmaya çalışan ülkeler olduğunu görüyoruz. Türkiye'nin SAFE programına dahil edilip edilmeyeceğini çok fazla dikkate almıyoruz. Çok ihtiyaç duydukları kritik bir zamanda konuşma sırası bize gelecek." görüşlerini paylaştı.

- "TÜRKİYE GAZZE KONUSUNDA ÜZERİNE DÜŞECEK GÖREVLERİ YERİNE GETİRMEYE HAZIR"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ateşkese ulaşılmasındaki yoğun çabaların kalıcı barış için Gazze Deklerasyonu'nda yapıcı rol oynaması ve imzacı taraflardan birisi olmasıyla Türkiye'nin uluslararası müzakere masalarının etkin bir üyesi olduğunu bir kez daha açıkça gösterdiğini vurgulayan Güler, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Şunu özellikle vurgulamak isterim ki Gazze'de ateşkesin sürdürülebilirliği sahada ve masada tesis edilecek adil ve etkin güvence mekanizmalarının hayata geçirilmesine bağlıdır. Nitekim İsrail'in zaman zaman ateşkesi ihlal eden saldırıları bu süreci sekteye uğratmakta dolayısıyla uluslararası toplumun bu ihlalleri önlemeye dönük kararlı bir tutum sergilemesi gerekmektedir. Gazze'de insani yardım faaliyetlerine katılmak, güvenliğe yönelik inisiyatiflere katkı vermek ve Gazze'yi yeniden ayağa kaldırmak için devletimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde tüm kurumları ile her türlü platformda her zaman yardıma hazır olduğunu dile getirmek istiyorum. Ülkemiz Gazze konusunda tarihi ve insani sorumluluğu çerçevesinde her zaman üzerine düşecek görevleri yerine getirmeye hazırdır."

MSB TOPLANTISINDAN NOTLAR

IRAK VE SURİYE

Irak ile ilişkilerimiz son dönemde heyetler arası karşılıklı ziyaretler ve imzalanan anlaşmalarla birlikte olumlu yönde ivme kazanmıştır.

Bölgenin terörden arındırılmasına ilişkin hem Merkezi Irak Hükümeti  hem de IKBY ile anlayış birliği sağlanmıştır.

Önümüzdeki süreçte iki ülke arasındaki iş birliği ve koordinasyonu sürdürerek ‘Terörsüz Bölge’ hedefi kapsamında terör sorununu bu topraklardan bir daha sorun teşkil etmeyecek şekilde ortadan kaldıracağız.

Komşumuz Suriye’de istikrar ve güvenliğin sağlanması ve terör örgütleriyle mücadele edilmesi millî güvenliğimiz açısından hayati önemdedir.

Uzun süren acıların ardından barış içinde yaşama ve uluslararası toplumla yeniden bütünleşme yolunda önemli bir eşiğe gelen Suriye ile yakın temas güçlü koordinasyon ve yapıcı bir iş birliği içerisindeyiz.

İki ülke arasında imzalanan Ortak Eğitim ve Danışmanlık Mutabakat Muhtırası çerçevesinde başta terörle mücadele olmak üzere Suriye ordusunun savunma kapasitesinin artırılması teşkilat yapısının geliştirilmesi modernizasyonu ve personel eğitimi gibi alanlarda katkılarımızı sürdürüyoruz.

Suriye’de “Tek Devlet ve Tek Ordu” ilkesi çerçevesinde hazırlanan ve SDG ile Suriye yönetimi arasında 10 Mart tarihinde imzalanan mutabakat, hâlihazırda sahada karşılığını bulmamış ve somut adımlarla desteklenmemiştir.

Açıkça vurgulamak isteriz ki; entegrasyon süreci, belirsiz ve ucu açık ifadeler ile değil, net tarihli, bağlayıcı ve uygulanabilir bir yol haritası ile yürütülmek zorundadır.

 Bu bağlamda; SDG’nin terör unsurlarından ayrıştırılarak Suriye Ordusuna entegrasyonu, ayrılıkçı ve adem-i merkeziyetçi söylemi terk etmesi, merkezi otoriteye bağlanması, ayrıca sahada paralel güvenlik yapılarının kesinlikle ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Bu çerçevede Türkiye olarak, süreci en başından itibaren çok yakından ve titizlikle takip ediyoruz.

Diğer yandan İsrail’in son dönemde benimsediği, şüpheci güvenlik anlayışına dayalı, Suriye Hükümeti aleyhine devlet dışı aktörleri kışkırtıcı ve orantısız güç kullanan yaklaşımı, bölgede zaten kırılgan olan dengeleri daha da zedelemekte ve istikrarsızlığı derinleştirmektedir.

İsrail’in nefret dili kullanarak Türkiye’yi bölge için tehdit gösteren açıklamalarının aksine Türkiye, uluslararası hukuk çerçevesinde, istikrarın korunmasına ve terörle mücadele hedefine odaklanmıştır.

Buna karşın, İsrail’in sürdürdüğü istikrarsızlaştırıcı askerî tutum ve oluşturmak istediği Suriye, Türkiye’nin de doğrudan millî güvenliğini etkileyen bir tehdit alanı oluşturmaktadır.

İsrail, kendi güvenliğine ilişkin hassasiyetlerini Suriye’ye saldırarak, onu istikrarsızlaştırarak çözemeyeceğini idrak etmeli; Suriye’nin yeni yönetimiyle işbirliği temelinde, iyi komşuluk ve mütekabiliyet prensiplerine uygun olarak ilişki kurmalıdır.

AZERBAYCAN-ERMENİSTAN

Eriştiği yüksek caydırıcılık kapasitesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz;

- İkili iş birlikleri bölgesel inisiyatifler ve çok uluslu görevler kapsamında birçok coğrafyada başarıyla görev yapmaya,

- Barış istikrar ve güvenliğin sağlanmasına yönelik üstlendiği görevler ile dost ve müttefik ülkelerdeki eğitim ve danışmanlık faaliyetlerine devam etmektedir.

2026’da Türk Silahlı Kuvvetlerimizin savunma ve güvenliğimizi sağlama kararlılığı ile bölgesel ve küresel güvenlikteki ağırlığı daha da artacak “Gücünü sahada etkinliğini dünyada daha fazla hissettiren bir Türk Silahlı Kuvvetleri olacak!” ve Türkiye ile birlikte olanlar kazanmaya devam edeceklerdir.

Bu kapsamda en başta can kardeşimiz Azerbaycan ile eğitim danışmanlık ve yardım faaliyetlerinin yanı sıra savunma sanayii alanında da somut ve stratejik adımlar atıyoruz.

Azerbaycan ve Ermenistan arasında 8 Ağustos’ta Washington’da beyan edilen barış iradesini memnuniyetle karşılıyoruz.

Diğer yandan Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan arasında tesis ettiğimiz Üçlü Savunma Bakanları mekanizması bölgede istikrara katkı sunan somut bir platform hâline gelmiştir.

Güney Kafkasya’da sürdürülebilir barış ve istikrar ancak bölge ülkelerinin kapsayıcı ve dengeli bir iş birliği içinde hareket etmesiyle mümkündür.

Afrika’ya değinecek olursak, köklü tarihi ve kültürel bağlarımız bulunan Afrika ülkeleriyle savunma iş birliğimizi güçlendirmek, böylelikle kıtanın güvenlik ve istikrarına katkı sağlamak temel önceliklerimiz arasında yer almaktadır.

Talepler doğrultusunda Afrika ülkelerinin silahlı kuvvetlerine; eğitim, mali, lojistik ve teknik destek sağlamaya ve bu ülkelerin kapasite inşa etmelerine katkıda bulunmaya devam ediyoruz.

Askerî eğitim iş birliğimiz kapsamında Bakanlığımız, Türkiye Maarif Vakfı ve Yunus Emre Enstitüsü marifetiyle 12 ülkede (Somali, Libya, Senegal, Gambiya, Burkina Faso, Kamerun, Mali, Cibuti, Nijerya, Nijer, Gabon ve Gine) Türkçe Lisan Eğitimi de veriyoruz.

Köklü tarihî bağlarımızın olduğu bir diğer ülke ise Akdeniz’deki komşumuz Libya’dır.

Libya’da askerî eğitim yardım iş birliği ve danışmanlık faaliyetlerimiz toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini sağlamış barış, huzur ve istikrar içerisinde yaşayan bir Libya amacımız doğrultusunda devam etmektedir.

2019’da imzalanan “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası” ile temeli atılan denizcilik iş birliğimiz enerji güvenliği ve düzensiz göçle mücadele gibi alanları da kapsayacak şekilde genişlemiştir.

Libya’da tüm taraflarla ilkeli bir politika çerçevesinde sürdürdüğümüz diyalog ve çabalarımız doğrultusunda “Tek Libya” hedefimize yönelik ilerlemeler kaydedildiğini memnuniyetle ifade etmek isterim.

Bu çerçevede Birleşmiş Milletler öncülüğündeki siyasi sürece desteğimiz de kararlılıkla devam etmektedir.

Şu hususu özellikle belirtmek isterim ki Afrika’nın huzur ve istikrarına büyük önem veriyor Afrikalı dostlarımızla ilişkilerimizi saygı ve güven temelinde her geçen gün daha da geliştiriyoruz.

Nitekim uluslararası istikrara sunduğumuz katkılar kapsamında dost ülke Somali’de güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik olarak eğitim danışmanlık ve destek faaliyetlerimiz artarak devam etmektedir.

Ayrıca yakın dönemde Somali’de genel maksat ve taarruz helikopterinden oluşan Hava Görev Komutanlığını teşkil etmiş bulunuyoruz.

Diğer yandan Senegal Silahlı Kuvvetlerine arama-kurtarma deniz gözetimi eğitimi ve desteği sağlanması maksadıyla Senegal’de bulunan deniz karakol uçağımız Ekim ayında göreve başlamıştır.

Yine, Mali ve Nijer ordularına verdiğimiz personel eğitimi desteğimiz de devam etmektedir.

Etkinliğimizi artırarak sürdürdüğümüz stratejik bölgelerden biri de Basra Körfezi’dir.

Türk-Katar Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığımız Katar Silahlı Kuvvetlerinin savunma kapasitesini artırmak eğitim ve tatbikat faaliyetleri icra etmek terörle mücadeleye ve uluslararası barışı destekleme çabalarına katkı sunmak amacıyla faaliyetlerini başarıyla sürdürmektedir.

Bu stratejik iş birliği Katar’da teşkil edilen Deniz ve Hava Unsur Komutanlıklarımızla daha da güçlenmiş savunma sanayii başta olmak üzere birçok alanda kapsamlı bir ortaklık yapısına da dönüşmüştür.

Türkiye Körfez’de barış, istikrar ve güvenliğin teminatı olmaya devam etmektedir.

Derin tarihî ve kültürel bağlarımızın olduğu Balkanlarda EUFOR-ALTHEA Harekâtı ile Bosna Hersek’in istikrarına katkı sağlıyor barış, güvenlik ve dayanışma temelinde iş birliğimizi güçlendiriyoruz.

KAYNAK : Haber7
Ayşe Çolpan Tan Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

1990 yılında İstanbul’da doğdu. Meslek hayatına Aydın Doğan Anadolu İletişim Meslek Lisesi’nde Gazetecilik bölümü okuyarak başladı. İlk stajını Hürriyet Gazetesi’nde yaptı. Üniversiteyi ise İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon Yayımcılığı bölümünde tamamladı. 2009 yılında Milliyet Gazetesi’nde internet haberciliğine başladı. 15 senelik kariyerinde çok sayıda gazete, haber portalı ve televizyon bulunmaktadır. Meslek hayatına Haber7.com’da “Gündem Editörü” olarak devam etmektedir. Evli ve 2 çocuk annesidir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR