Destici'den mukaddes topraklarda yürekleri titreten sözler: Yaşadıkça davacısıyız
Ensar ruhunun korunduğu Medine’yi Müslüman birliğinin ilk tohumu olarak yorumlayan BBP lideri Destici, Haber7’ye verdiği röportajda Medine’nin manevi ikliminden Kızılelma ufkuna köprü kuran duygu yüklü ifadeler kullandı.
ABONE OL-
Haber7 - ÖZEL
Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici ile İslam dünyasının kalbi Medine'de, Uhud Dağı’nın eteklerinde özel bir röportaj gerçekleştirdi. Umre ziyareti vesilesiyle mukaddes topraklarda bulunan BBP lideri Destici, Medine'nin manevi atmosferini ve hislerini paylaştı. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) huzurunda bulunmanın verdiği heyecanı "Her geldiğimde ilk defa gelmiş gibi manevi yoğunluk yaşıyorum" sözleriyle ifade eden Destici, Medine'nin 'Ensar' ruhunu hala koruduğunu vurguladı.
İslam dünyasının kanayan yaralarına da değinen BBP lideri Destici, coğrafyadaki kan ve gözyaşının kader olmadığını, bunun 18'inci yüzyıldan itibaren emperyalist ve Siyonist güçlerin "böl, parçala, yönet ve sömür" politikalarının neticesi olduğunu belirtti.
Türkiye'nin gücünün İslam dünyası için hayati önem taşıdığına vurgu yapan BBP lideri, "Türkiye nükleer başlıklı füzelere ve uzay teknolojisine sahip olsaydı, İsrail Gazze'de soykırım yapamaz, ABD teröre destek veremezdi" ifadelerini kullandı. Destici, Batı'nın en büyük korkusunun, bin yıl boyunca İslam'ın sancaktarlığını yapmış Türk milletinin yeniden dirilişi olduğunu söyledi.
Kutsal topraklarda Türk vatandaşlarına gösterilen teveccühten de bahseden Destici, Türk milletinin cömertliği ve duruşuyla Medine'de ayrı bir yeri olduğunu gözlemlediğini aktardı. Mescid-i Nebevi'de yaptığı dualarda sadece Türkiye için değil, bütün İslam alemi, Türk dünyası ve yeryüzündeki bütün mazlumlar için yakardığını belirten Destici, şehit BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun "Nizam-ı Alem" ve "İlay-i Kelimetullah" davasının takipçisi olduklarını, hedeflerinin Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kaynaşmış bir Türk-İslam Birliği olduğunu vurguladı.
İşte Genel Yayın Yönetmenimiz Osman Ateşli'nin Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici ile mukaddes topraklarda gerçekleştirdiği röportaj..
'ENSAR' ANLAYIŞI ASIRLARDIR DEVAM EDİYOR
Efendim umre ziyareti için Medine'deyiz. Peygamberimizin huzuruna vardık, dualarımızı ettik. Miraç Kandili'ni idrak ettik. Duygularınızı alabilir miyiz? Bu bölge, Mekke, Medine, Harem-i Şerif İslam dünyası için çok özel bir yer. İslam'ın doğduğu topraklar. Neler hissediyorsunuz?
Öncelikle buraya her geldiğimde sanki ilk defa gelmiş gibi bir heyecan ve manevi yoğunluk yaşıyorum. Allah'a hamdolsun bu gelişimizde de yine aynı heyecanı yaşadık. Medine'nin ve Mekke'nin ayrı bir havası var. Peygamber Efendimiz hicretten ve özellikle Mekke'nin fethinden sonra tekrar Mekke'ye dönmemiş, Medine'de yaşamaya devam etmiş. Kendisine en zor zamanda kapılarını ve gönüllerini açan Medineli Ensar kardeşleriyle birlikte yaşamayı tercih etmiş. O güzellik, o Ensar anlayışı ve kabullenişi bugün de hala Medine'de devam ediyor. Medine o özelliğini her anlamıyla koruyor. Onun için Medine'de bulunmak biz inanan Müslümanlar için gerçekten çok ayrı bir tat. Hem umrenin bir başlangıç basamağı hem de Peygamber Efendimizin kabri burada. Hazreti Ömer Efendimiz, Hazreti Ebubekir Efendimiz, Hazreti Osman Efendimiz, Hazreti Ali Efendimiz ve bütün büyük sahabeler buradalar. Onların yaşadığı yerde yaşamak ve İslam'ın temellerinin atıldığı bu topraklarda bulunmak bizim için gurur verici.
Peygamber Efendimizin ölümünden sonra 'Beni ziyaret eden, sağlığımdayken ziyaret etmiş gibidir' hadis-i şerifi de bizleri buraya çeken en önemli olgulardan bir tanesidir. Her geldiğimizde Peygamber Efendimizi ziyaretimizde onu görmüş gibi hissediyoruz. Onun namaz kıldığı eviyle minber arasındaki bölgede namaz kılmak büyük bir lütuf. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; 'Burada iki rekat namaz kılan cennetliktir ya da günahlarından arınmış olur'. Bütün bu mesajlar Müslümanları buraya çekiyor.
Şu an üzerinde bulunduğumuz yer Okçular Tepesi. Arkamızda Uhud Dağı ve Uhud Camisi var. Peygamber Efendimizin Uhud ile ilgili çok güzel sözleri var; Uhud bizi sever, biz Uhud'u severiz, Uhud cennet dağlarındandır diye buyurmuştur. Bu topraklarda bulunmak biz Müslümanlar için muazzam bir duygu. Cenab-ı Hak her Müslüman kardeşimize ve bizlere tekrar tekrar nasip etsin. Hem manevi bir haz alıyoruz hem de tarihte Peygamber Efendimiz başta olmak üzere sahabe ve Müslümanların nasıl büyük zorluklar çektiklerini, yokluk içerisinde nasıl mücadele ettiklerini idrak ediyoruz. Onlar dünyaya ahlakı, inancı ve adaleti getirmişler. Bu değerlerimize sahip olduğumuz sürece Müslümanlar başarılı olmuş. Ne zaman ki bu değerlerden uzaklaşmışlar, dünyevi zenginliklere kavuşsalar da bağımsızlıkları azalmış, İslam ülkeleri zulümler, katliamlar ve Gazze'de olduğu gibi soykırımlarla karşı karşıya kalmışlar.
YETERİNCE GÜÇLÜ OLSAYDIK İSRAİL SOYKIRIM YAPAMAZDI
Sayın Genel Başkanım İslam dünyasının durumuyla alakalı, siz siyasetin içindesiniz, uluslararası ilişkileri takip eden bir isimsiniz. Şu anki Müslümanların durumunu genel itibarıyla değerlendirmek ister misiniz? Bütün Müslüman coğrafyasında kan ve gözyaşı var. Bu bir kader midir?
Bu asla bir kader değildir. Bu maalesef 18. yüzyıldan itibaren emperyalistlerin, Batılıların ve Siyonistlerin el birliği, iş birliği ve güç birliği yaparak İslam dünyasını parçalamasının sonucudur. İçeriden birtakım insanları da elde ederek böl, parçala, yönet ve daha da kötüsü sömür politikası izlemişlerdir. Tamamen bir sömürü düzeni var. İslam olmayan topraklarda, Afrika'da veya Amerika kıtasında da sömürü var ama Müslümanlara özel olarak yoğunlaşmışlar. Çünkü Müslümanlar birliğini tesis ederlerse bu ülkeleri sömürmeleri mümkün olmadığı gibi, Müslümanlar diğer bölgeleri sömürmelerine de müsaade etmezler.
Şöyle düşünelim; Türkiye bugün kendi muharip uçaklarına sahip olan, kendi nükleer başlıklı füzeleri olan ve uzay teknolojisine sahip bir ülke olsaydı, bugün bırakın İsrail'in Gazze'de soykırım yapmasını, Amerika ve benzerleri de o operasyonu gerçekleştiremezdi. Kırk yıldan fazla bir süre terör örgütüne destek veremezdi. Onun için İslam dünyasının birleşmesini istemiyorlar.
İslam dünyasından herhangi bir ülkenin güçlenmesini istemiyorlar ki en büyük korkuları Türkiye'dir. Çünkü Türkiye bin yıldan fazla bir süre İslam'ın sancaktarlığını ve bayraktarlığını yapmış, sırf İlay-i Kelimetullah için üç kıtada at koşturmuştur. Bu ruhun geri gelmesini, bu gücün tekrar neşet etmesini istemiyorlar. Bunun için de Türkiye üzerine büyük oyunlar oynuyor, büyük tuzaklar kuruyorlar.
KUTSAL TOPRAKLARDA VATANDAŞLARIN TEVECCÜHÜ
Mescid-i Nebevi'de umre için Türkiye'den gelenlerle de görüştünüz. Milletimiz için buralar özel ama milletimizle ilgili de özel bir yaklaşım hissediyor insan. Siz bunu gözlemlediniz mi?
Mescid-i Nebevi'de ve diğer mekanlarda Türk umrecilerimizi görüyoruz. Hac döneminde de hacılarımızı gördük. Hemen hepsi tanıyor, yanımıza geliyor, hal hatır soruyorlar. Bizden önce gelenler 'hoş geldiniz' diyor, yeni gelenlerle selamlaşıyoruz. Sizi buralarda görmek çok güzel, 'Allah umrenizi kabul etsin' diyorlar. Biz de onlara mukabele ediyoruz. Siyasi duruşumuzun buraya gelen vatandaşlarımızın tamamı tarafından büyük bir beğeniyle söz edilmesi bizleri ziyadesiyle mutlu ediyor. Ancak biz buraya siyasi bir amaçla gelmedik. Eşim ve çocuklarımla geldim, sizler de eşlik ettiniz. Çok güzel bir umre ziyareti gerçekleştiriyoruz. İnşallah Mekke'ye geçip orada da umremizi ve tavafımızı yapacağız. Allah bize defalarca bu ziyareti yapma imkanı verdi. Rabbim isteyen herkese nasip etsin.
PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN MAKAMINDA ÜMMET İÇİN YAKARIŞ
Sayın Genel Başkanım, Peygamber Efendimizin huzuruna vardığınızda ettiğiniz duayı merak ediyoruz. Milletimiz için, ümmet için nasıl bir dua ettiniz?
Peygamber Efendimizin makamını ziyaret ettiğimizde uymamız gereken kurallar var. Öncelikle saygı ve tazim gerekir. Hazırlıklı gitmek lazım. Dünyada bir makama veya sevdiğiniz birine giderken hediye götürüyorsanız, Peygamber Efendimize de eli boş gidilmez. Önceden hatim yapmak, Yasinler, Tebarekeler okumak, salat selam getirmek gerekiyor. Bütün bunları önce Resulullah Efendimize hediye ediyoruz. Sonrasında yüzümüzü Cenab-ı Hakk'a dönerek hem İslam alemi, hem kendimiz, hem ailemiz, hem de ülkemiz ve milletimiz için dua ediyoruz. Ülkemizin birliği, devletimizin varlığı ve insanımızın mutluluğu için yakarıyoruz. Bizden dua isteyenlerin selamlarını iletiyoruz.
Sadece ülkemiz için değil, bir Müslüman olarak bütün yeryüzü Müslümanlığı için, bir Türk olarak dünyadaki soydaşlarımız için dua ediyoruz. Zulüm altında olan kardeşlerimiz için kurtuluş, onlara zulüm yapanların kahrını istiyoruz. Bütün Türk ve İslam aleminin mutluluğu ve huzuru için dua ediyoruz. Hangi dinden veya etnik kökenden olursa olsun yeryüzündeki tüm mazlumlar için dua etmeye devam edeceğiz.
YAŞADIĞIMIZ MÜDDETÇE İLAY-I KELİMETULLAH'IN DAVACISIYIZ
Sayın Genel Başkanım çok teşekkür ediyoruz, bize vakit ayırdınız. İnşallah ilerleyen süreçlerde de röportajlarımızı sürdürürüz.
Ben de teşekkür ediyorum. İlay-i Kelimetullah için Nizam-ı Alem diyerek yola çıkan şehit Muhsin Yazıcıoğlu'nun davası, partisi ve ocağı arkadaşları vasıtasıyla yoluna devam ediyor. Bunun bir sonu yok. Yaşadığınız sürece bu davanın davacısı olmak zorundasınız. Burada bir Kızılelma, bir hedef var. O da Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kaynaşmış bir Türk birliği, bir Türk-İslam birliğidir. Ondan sonra da çalışmaya ve hizmete devam edeceğiz. Bu ruh bu bedende olduğu sürece 'Allah' demeye, 'Muhammed' demeye, 'kardeşlik, birlik ve insanlık' demeye devam edeceğiz.