Tüyler ürperten deprem gerçeği:Cesetleri köpek yemiş,yardımlarla heykel yapılmış! İşte CHP
Depremzedeye 8 çivi verip ‘kendi evini kendin yap’ diyen CHP, bugün 455 bin konut teslim eden iktidara kara çalmaya kalkıyor. Arşivlerdeki 1939 depremi skandalları, CHP’nin afet yönetimi beceriksizliğinin utanç nişanesi olarak yer alıyor.
ABONE OL-
Haber7 - ÖZEL
Asrın felaketi 6 Şubat depremlerinde 518 bin binanın yıkıldığı 11 şehirde ağır tahribat yaşanırken AK Parti iktidarı yaraları süratle sararak 3 yıl gibi kısa sürede inşa edilen 455 bin deprem konutunu depremzedelere teslim etti. CHP’nin başını çektiği muhalefet ise her fırsatta iktidara kara çalmaya kalktı. Depremzedelere “boş senet imzalatıldığı” yalanını yayanlar bununla da yetinmedi. CHP lideri Özgür Özel “faizle afet konutu satıyorlar” algısına girişti. Oysa Başkan Erdoğan’ın açıkladığı ödeme takvimine göre 3+1 konutlar için 2 yıl ödemesiz, ayda 8 bin 750 lira taksit ödenecek ve bu fiyat 18 yıl boyunca sabit ve faizsiz olacak. Kiradan bile ucuz sabit taksitlerle yeni yuvalarına kavuşan depremzedeleri yine de AK Parti iktidarına kışkırtmaya çalışan CHP zihniyetine hak ettiği cevap, kirli geçmişi hatırlatılarak verildi.
Başkan Erdoğan, CHP’nin tek parti diktatörlüğü döneminde yaşanan Erzincan depremindeki acziyeti gündeme taşıyarak bugünkü Türkiye ile mukayese etti.
27 Aralık 1939’da Erzincan’da 32 bin 968 insanın can verdiği 7,8 büyüklüğündeki depreme vurgu yapan Erdoğan, “Deprem bölgesine bir çivi çakmadıkları halde bir de çıkıp abuk sabuk iddialarla depremzedelerimizi hükümetimize karşı kışkırtmaya çalıştılar. 1939 Erzincan depremi olduğunda dönemin iktidarı vatandaşa yardım namına sadece sekiz çivi tevzi etmiş fakat bu sekiz çivi ile ev inşa etmenin sırrını milletimize öğretmemişti.” dedi.
Arşivler, Başkan Erdoğan’ın bahsettiği olayın canlı şahitliğini yapıyor. Tarih, CHP zihniyetinin milletin en zor anlarında sergilediği vurdumduymazlığı ve beceriksizliği bugün bir kez daha gün yüzüne çıkarıyor. 1939 Erzincan depreminde halk canıyla pençeleşirken, dönemin CHP iktidarının ortaya koyduğu “hizmet” anlayışı, ibret vesikası olarak kaynaklarda yer alıyor.
EVİ YERLE YEKSAN OLAN DEPREMZEDEYE 8 ÇİVİ YARDIMI
27 Aralık 1939’da gece saat 02:00’de meydana gelen 7,9 şiddetindeki Erzincan Ovası depremini dönemin hükümeti, bir demir yolu çalışanı marifetiyle ancak iki gün sonra haber alabildi.
1939 Erzincan felaketinin ardından dönemin gazetelerinde yer alan haberler, CHP’nin afet yönetimindeki trajikomik halini belgeliyor. Akşam Postası’nda 1 Şubat 1940’ta yayımlanan haberde, deprem bölgesindeki köylerde aile başına sadece sekizer çivi dağıtıldığı yazıyor.
Halkın barınma ihtiyacına çözüm üretmek yerine hiçbir işe yaramayan yardımlarla göz boyamaya çalışan CHP’nin tutumunun eleştirildiği haberde, “Aile başına sekizer çivi tevzi edilmiş. Fakat sekiz çivi ile bir ev inşa etmenin sırrı köylülere öğretilmemiş!” ifadeleri kullanılıyor.
Aynı nüshada, İngilizlerin deprem sahasını ziyaret ettiği ve afetzedeler için 133 bin sterlin tahsis ettiği kaydediliyor. CHP iktidarının dış destek olmadan depremzede vatandaşına el uzatamadığı belgeleniyor.
Evini kaybetmiş aileye sadece 8 çivi vererek onları ölüme terk eden CHP’nin afetlere karşı değişmeyen beceriksiz tavrının tek örneği bu değil...
HALK CAN ÇEKİŞİRKEN BEYAZ TREN’DE POKER KEYFİ
Arşivler, CHP yönetiminin yardım yetersizliğinin yanı sıra halkın acısına ne kadar yabancı olduğunu da gösteriyor.
32 bin canın yitirildiği Erzincan depremi sonrası bölgeye giden dönemin CHP’li Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün tavrı dehşet verici. Görgü şahitleri ve Meclis tutanaklarına göre, İnönü asıl yıkımın olduğu bölgeleri görmeden geri dönmüş ve Cumhurbaşkanlığına ait lüks Beyaz Tren’de kurmaylarıyla poker oynamış.
Demokrat Parti Tekirdağ Milletvekili Zeki Erataman’ın 3 Ocak 1951 tarihli TBMM tutanaklarında şu ifadeleri yer alıyor:
“Söylemek istemezdim, Sayın Devlet Reisi Erzincan’a geldiği zaman biz de Kemah istasyonunda kendilerinin treninin geçmesini bekliyorduk. Arkadaşlar, tam Kemah istasyonuna geldikleri zaman verilen emir şu idi: Trenin pencerelerini kapatın. Maksat, pencerelerden görünmemeleri idi ve perdeleri çektiler. Istırap içinde pencereden baktığım zaman gördüğüm manzara şu: Riyaseti Cumhur treninde Sayın İnönü, Kemal Gedeleç, Kâzım Orbay ve bugün tanımadığım bir şahıs oturmuşlar, oyun oynuyorlardı. Oynadıkları oyun briç mi idi, poker miydi bilemiyorum. Erzincan’dan ayrılalı daha yarım saat olmuştu, bu kadar kısa bir zaman içinde hem oyun oynamaya başlamak suretiyle bu milletin hissiyatı ile bilmiyorum, başka ne şekilde alay edilir?”
(TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 9, Cilt 4, İçtima Senesi 2, 03.01.1951: 10)
YARALILAR BEKLERKEN TRENİ TAHSİS ETMEYEN VİCDANSIZLIK
Depremzedelerin içinde bulunduğu sefalet ile CHP elitlerinin lüksü arasındaki uçurum bunlarla sınırlı değil.
Erzincan’da binlerce yaralı hastanelere gitmek için günlerce tren beklerken, İnönü lüks Beyaz Treni’ni yaralıların nakli için tahsis etmemiş, aksine pencereleri ve perdeleri kapatarak oyun oynamaya devam etmiş.
Eski gazetecilerden Emin Karakuş’un “İşte Ankara” isimli 1977 tarihli kitabında durum şöyle anlatılıyor:
“İnönü, şehrin merkezine doğru yürümek isterken, (Orgeneral) Kâzım Orbay, ‘Paşam müsaade ederseniz geri dönelim. Daha ileride görülmeye değer bir şey yok’ dedi ve İnönü’yü geri çevirdi. Oysa, asıl görülmesi gerekenler daha ilerideydi, bütün korkunçluğu ile el sürülmemiş halde bekleyip duruyordu. İnönü, yarı yoldan dönerek Beyaz Tren’ine bindi, kısa bir toplantı yaptı ve az sonra tren süzülüp gözden kayboldu. Erzincan’da daha binlerce yaralı Malatya Hastanesi başta olmak üzere yakın il hastanelerine gitmek için tren bekliyordu.”
Gazeteci Fatih Uğurlu, Emin Karakuş'tan nakille İnönü'nün skandalını böyle anlatıyor:
DEPREMZEDELER 11 YIL BOYUNCA BARAKALARA MAHKUM
CHP’nin beceriksizliği nedeniyle depremin üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen konut sorununun çözülemediği, vatandaşların temel insani şartlardan yoksun tek odalı geçici barakalarda yaşamaya mahkum edildiği yine o dönemin bir gerçeği.
Bayındırlık Bakanlığı kayıtları, CHP’nin iktidarı boyunca deprem bölgesini ihmal ettiğini ve halkın on yılı aşkın süre ıstırap çekmesine göz yumduğunu belgeliyor.
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yapan Kemal Zeytinoğlu’nun anlattığı baraka sorunu da TBMM zabıtlarında yer almaya devam ediyor. (TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 8, Cilt 4,)
DEPREM PARALARI HEYKEL VE GAZİNOYA GİTTİ
Demokrat Parti’den üç dönem Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yapan Kemal Zeytinoğlu, 1939 Erzincan depreminde vatandaşın yaralarını sarmak için toplanan yardımların, CHP iktidarı tarafından depremzedeler yerine ideolojik yatırımlara peşkeş çekildiğini açıklamış.
Toplanan ciddi miktardaki yardımların konut yapımı yerine heykel, şehir meydanı, park, gazino ve stadyum gibi lüks ve önceliksiz işlere harcandığını bizzat meclis kürsüsünden söylemiş.
Kemal Zeytinoğlu'nun ifadeleri şöyle:
"Halkımızın ve hatta yabancıların gösterdikleri bu büyük ilgi ve yardımlaşma anlayışı maalesef eski iktidarca takdir edilmemiş ve onu harekete ve gayrete getirmemişti. Muvakkat diye yapılan barakaların her bir odasına akrabaları ile birlikte bütün bir aile efradı, en basit sağlık ve yaşama şartlarından mahrum olarak on yıldan fazla bir müddet barındırılmak suretiyle hem sıhhî hem de içtimaî bir felâkete yol açılırken, biraz sonra tafsilâtı ile arz edeceğim gibi, halkın bu ıstırabı ve derin ihtiyacı hiçe sayılarak heykel meydanı, park, gazino, stadyum gibi tesisler ve muazzam Hükûmet ve belediye binaları yaptırılmış ve milletin bütün parası böylece ikinci plândaki işlerde israf edilmiştir."
(TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 9, Cilt 4, İçtima Senesi 2: s. 4-5).
Yani depremzedeler 11 yıl boyunca derme çatma, tek odalı barakalarda insanlık dışı şartlarda yaşamaya mahkum edilirken; milletin parası CHP’nin şatafatlı binalarına ve heykel siyasetine kurban edilmişti.
YARDIM PARASIYLA ANKARA ELİTLERİNE EV
Halkın vicdanını asıl yaralayan gerçek ise yardımların peşkeş çekilmesi oldu. Canlı şahitlerin ve belgelerin ortaya koyduğuna göre, Erzincan’daki mağdurlar için gönderilen dış yardımların bir bölümü, bizzat hükümet eliyle amacı dışında kullanıldı.
Bugün Ankara’da “Saraçoğlu Mahallesi” olarak bilinen Türkiye’nin ilk toplu konut projesinin, Erzincan’ın yıkımı üzerine gelen yardım paralarıyla yapıldığı belirtiliyor. Halkın rızkını CHP’nin Ankara’daki memur elitlerine nasıl aktardığı akademik kaynaklarda da yer alıyor.
Cumhuriyet Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi’nde Yusuf Ziya Keskin’in “Depremzedelerin anlatılarıyla 1939 Erzincan depremi ve donrasındaki gelişmeler” çalışması çarpıcı bir hakikate daha ışık tutuyor.
Erzincan depremini bizzat yaşayan 1929 doğumlu Vehbi Işıkgöz’ün ifadelerine yer verilen akademik çalışmada, yurt dışından gelen yardım paralarının, deprem bölgesiyle ilgisi olmayan Ankara’daki Saraçoğlu Mahallesi gibi projelerde kullanıldığı vurgulanıyor.
Vehbi Işıkgöz şunları söylüyor:
“Avrupa’dan gelen yardımlarla Ankara’da Saraçoğlu Mahallesi yapıldı. Başbakan Şükrü Saraçoğlu kendi adına yaptırdı o mahalleyi. Biz Erzincan’a döndüğümüzde babam hamal oldu. Birileri zengin oldu.”
CESETLER ÜST ÜSTE
CHP döneminde afet yönetimindeki zafiyet öyle bir boyuta ulaşmış ki, ölülerin defin işlemleri dahi yapılamamış, binlerce ceset günlerce sokaklarda kalmış.
Depremin arkasından Erzincan’a ilk giden gazeteci olduğunu yazan Son Posta Gazetesi yazarlarından Nusret Sefa Coşkun depremin üzerinden 6 gün geçmesine rağmen binlerce cesedin ortada olduğunu, cesetlerin üst üste yığıldığını insanların çaresiz şekilde yakınlarının cesetlerini aradığını kayda geçirmiş.
Nusret Sefa Coşkun depremden kurtulanların ise ne yaptıklarını bilmeden şuursuz bir şekilde etrafta dolaştıklarını, cenazelerini defnetmeye çalışanlar olduğu gibi sahibi olmayan cenazelerin ortada yığın şeklinde durduğunu bu durumu seyretmeye kimsenin tahammül edemediğini belirterek durumun içler acısı olduğunu yazmıştı.
KALDIRILAMAYAN CESETLER AÇ KÖPEKLERE YEM OLDU
Cenazeleri defnetmeyi bile beceremeyen CHP iktidarı yüzünden binlerce cesedin günlerce açıkta kalması üzerine sokak köpeklerinin cesetleri yemeye başladığı korkunç sahneler yaşanmış.
Dönemin basınında yer alan korkunç detaylara göre, sahipsiz kalan cenazelerin sokak köpekleri tarafından yenmeye başlandığı ve halkın çaresizlikten köpekleri öldürerek çözüm aradığı kaydediliyor.
Son Posta gazetesinin 3 Ocak 1940 tarihli nüshasında şehirde köpeklerin cesetleri yediğini, görevlilerin ve halkın bunun önüne geçebilmek için çareyi köpekleri öldürmekte bulduğu yazıyor.
İKİ FARKLI ZİHNİYET
Erzincan depreminde afetzedeye 8 çiviyi reva gören, deprem parasını heykele yatıran, 11 yılda sadece 600 ev inşa edebilen, deprem bölgesini ziyaret ettiği trende poker oynayan, yaralıların halini görmemek için tren perdelerini kapatan köhne CHP zihniyetinin; günümüzde 3 yılda 455 bin konutu depremzedeye ulaştıran AK Parti iktidarına kara çalmaya çalışması manidar karşılanıyor.