İBB soruşturması nasıl başladı! Adalet Bakanı Akın Gürlek canlı yayında açıkladı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, İBB soruşturmasının nasıl başladığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Gürlek, "İhbarlar ve şikayetler vardı. Makul şüphe varsa Cumhuriyet Savcısı soruşturma başlatmak zorunda" dedi.
ABONE OLAdalette yeni dönemin kapıları aralanıyor. Yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek, göreve geldikten sonraki ilk röportajını A Haber’e veriyor.
Bakan Gürlek'in açıklamalarından satır başları şöyle:
İBB SORUŞTURMASI NASIL BAŞLADI?
Cumhuriyet savcısı olarak dediğim gibi, soruşturmaya biz o şekilde başladık. İhbar, şikayet ve parti içinden gelen şikayetler üzerine. Daha sonra da biliyorsunuz delil durumuna göre, yani somut deliller ortaya çıkıyor. Yani başlıyorsunuz soruşturmaya, soruşturmaya başlamak için makul şüphe gerekiyor. Soruşturmaya başladıktan sonra maddi delillere ulaşmanız gerekiyor. Yani soruşturmalar bu şekilde oluyor; maddi deliller dediğiniz gibi işte MASAK raporları, telefon trafikleri, daha sonra tanık beyanları, ihbarcı beyanları... Yani soruşturmalar bu şekilde oluyor. Sadece bu sizin söylediğiniz İBB soruşturması değil, ben genel anlamda söylemek istiyorum. Yani bütün soruşturmalarda soruşturmaya başlanır, sonraki delil durumuna göre savcılık takdir eder; ya kamu davası açar ya da kamu davası açmayıp "takipsizlik" dediğimiz kararı verir. Yani sizin söylediğiniz dosyada da yani aynı şekilde parti içerisinden başvurular vardı, yani biliyorsunuz bunları. Bunlar zaten artık iddianame kabul edildiği için, iddianameyi herkes okuyor rahatlıkla. Burada artık gizlilik kararı kalktı, iddianame kabul edildiği için kamuya açık. Herkes bir şekilde iddianameyi okuyup yorumlayabiliyor.
PARA KULELERİNE UZANAN YOILSZULUK
Yani Cumhuriyet savcısı ciddi iddia karşısında "Ben bunu işlemiyorum, ben bunu yapmıyorum" deme lüksü yoktur. Şimdi bakın, yani az önce de söylediniz, İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı. Yani biz, ben savcı olarak ya da benim yerime başka bir arkadaş olarak da mutlaka ciddi iddia varsa bunun üzerine gitmek gerekiyor. Sizin de anlattığınız gibi "Para Kuleleri" dosyasını biz zaten getirmiştik, orada bir inceleme yapıyorduk. Oradaki şahıslar bizim için önemliydi. Yani o şahısları biliyorsunuz, daha sonradan bu şahıslar İBB dosyasında yönetici olarak karşımıza çıktı. Sizin söylediğiniz gibi, yani "Para Kuleleri"nde o görüntülere yansıyan kişiler aslında aynı zamanda dosyanın da ana karakteriydi.
İddianamede biliyorsunuz biz değerlendirme yaptık. 3000 sayfa iddianame; bunların bir kısmını yönetici, bir kısmını örgüt üyesi, bir kısmını örgüte yardım eden olarak nitelendirdik. Yani ben burada şunu demek istiyorum: Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir, yani bunu özellikle çizmek istiyorum. Yani soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla başlanabilir. Ve şu da çok önemli; savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında; delilleri ayrıştırdık. Yani biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem aleyhine olan delilleri topluyoruz. Yani takipsizlik kararı verdiğimiz, tutuklama kararı vermediğimiz, daha sonra delil durumu değişti, tahliye ettiğimiz kişiler de oldu. Yani bunu özellikle altını çizmek istiyorum. Yani burada şahıslarla soruşturmayı karıştırmamak lazım. Yani buradaki şahısların unvanları, makamları, belediye başkanı olması; bunlar ilgilendirmez. Cumhuriyet savcısı soruşturmayı gerektirecek şüphe var mı yok mu ona bakar. Bizim başladığımız soruşturmada da ciddi deliller vardı ve bu deliller daha sonradan maddi deliller olarak ortaya çıktı. Biliyorsunuz en son da iddianamenin açılması aşamasına geldi. Yani biz aynı zamanda dosya kapsamında sanıkların lehine olan delilleri de topladık. Delil durumu değişirse onları da lehlerinde değerlendirdik. Bunları ayırmak lazım.
Ben tekrar altını çizmek istiyorum; ben artık Adalet Bakanıyım. Yani burada kesinlikle Anayasa'nın 138. maddesi var. Yani yürüyen bir yargılama süreci var. Ben bu yani süreçlerle ilgili özellikle mahkeme heyetine saygı duyuyorum; çünkü ben de hakim-savcı kökenliyim. Kesinlikle telkinde, talimatta bulunamam. Ama sorduğunuz soru bazında cevaplayayım; yani biliyorsunuz, iddianamede biz delillerimizi açıkça ortaya koyduk. Yani kesinlikle tanık beyanına dayanan bir şahıs yok. Yani maddi deliller var. MASAK raporları var, sizin dediğiniz gibi HTS trafikleri var ve para hareketleri var.
En önemli, yani isim vermeyeyim çünkü artık şey olduğu için şöyle; atıyorum Aziz İhsan Aktaş'ın bir belediyeden alacağı var. Aziz İhsan Aktaş diyor ki "Ben belediyeden alacağımı istiyorum, işte benden komisyon istiyorlar, yani rüşvet istiyorlar." Aziz İhsan Aktaş'a diyoruz ki biz; "Sen ispatla." O da diyor ki; "Benimle şurada görüştüler" diyor. Bakın, çok önemli. "Nerede görüştüler?" diyoruz; atıyorum "Ankara'da Otogar'da görüştüler" diyor. Biz bunu teyit etmemiz için bakıyoruz. Yani şüpheli şahısla Aziz İhsan Aktaş'ın aynı yerde görüşüp görüşmediğini, ortak baz istasyonu verip vermediğini alıyoruz.
Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; "Ben para verdim" diyor. "Parayı nerede verdin?" diyoruz; "Burada" diyor. "Nereden çektin?" diyoruz; Balgat'taki bir banka şubesinden çektim" diyor. Bakıyoruz gerçekten de yazıyoruz bankaya; Balgat'taki şubeden para çekilmiş. Daha sonra Aziz İhsan Aktaş diyor ki; "Yani parayı rüşveti verdikten sonra beş dakika sonra benim hakedişim hesabıma yattı" diyoruz. Bunu da teyit etmek zorundayız Abdurrahman Bey. Bakıyoruz gerçekten hesap hareketlerinde rüşvet verildikten sonra beş dakika sonra Aziz İhsan Aktaş'ın hesap hareketi ortaya çıkmış. Yani size şahıslarla anlatmak istemiyorum. Dosya kapsamında bunların hepsi tek tek analiz edildi; hem maddi deliller hem HTS kayıtları ve MASAK raporlarıyla. Yani tanık beyanları tek başına delil değil, zaten biliyorsunuz Yargıtay'ın da bu konuda beyanı var. Dosya kapsamındaki deliller, yani iddianame artık açıldığı için, gizlilik kararı kalktığı için tekrar söylüyorum, bunlar zaten iddianamede var. Kamuoyunda günlerce tartışıldı.
Gizli tanığa baskı asla söz konusu değildir, Her etkin pişmanlıktan yararlanan ve itirafçı olan beraat edecek diye bir algı yanlış. Meclis iradesiyle mahkeme canlı yayınlanabilir. Mahkemeler siyasi şov yeri değil.
143 tane eylem var; iddianameyi muhtemelen okumuşsunuzdur, bizden de daha iyi biliyorsunuzdur. 143 eylemi siz incelemişsinizdir; tek bir eylemden dolayı gizli tanığın, yani gizli tanığın beyanından dolayı cezalanan bir eylem yok. Gizli tanık elbette tanık beyanıdır. Biz tek başına gizli tanık beyanına dayanarak bir işlem yapmadık. Şimdi gizli tanığa baskı, öyle bir şey yok. Yani bakın, yani burada şimdi zaten mahkeme o gizli tanıkları huzurda da dinleyecek. Yani yargılama bu şekilde oluyor. Savcılık dinliyor, mahkeme de aynı şekilde o tanıkları dinliyor ve tanıklar dinlendiği sırada sanık müdafileri, katılanlar, yani hatta sanıklar tanığa doğrudan soru sorma hakkı var. Bakın doğrudan soru, yani aracısız doğrudan soruları sorabiliyor. Yani öyle bir şey olmaz. Zaten tanıkların beyanlarında avukatları da var; yani okuyorlar. Yani hiç şu ana kadar siz duydunuz mu bir gizli tanık "Bana baskı yapıldı, zorla ifadem alındı?" Ben duymadım. Yani öyle bir şey yok. Ve kesinlikle bakın yani biz tanık beyanlarına göre işlem yapmadık. MASAK raporları, az önce kısa bir olayı anlattım, bir eylemi anlattım; kesinlikle bunların teyitleri yapıldı ve bu gizli tanıklar mahkeme huzurda da dinlenecek. Yargılama başlayacak, söylediğiniz 19 Mart'ta herhalde 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, Silivri 1 nolu... Heyet, yani uygulama usulü siz bizden daha iyi biliyorsunuz; önce sanıkların savunmaları alınıyor, avukatların beyanları alınıyor, daha sonra da delillerin tartışılması aşamasına geçiliyor. CMK 217. maddesi. Burada tanıklar da dinlenecek, hem açık tanıklar hem gizli tanıklar. Şimdi hem sanıkların hem sanık müdafilerin hem de katılanların yani mahkemeyi aracı kılmaksızın doğrudan soru sorma hakkı var. Yani bu soruları sorabilirler. Yani bu şekilde sizin söylediğiniz gibi gizli tanığa baskı yapıldı, öyle bir şey yok. Yani ne ben yaptım ne savcı arkadaşlarımız yaptı; zaten yargılama aşaması başlayınca da bunu göreceksiniz.
Etkin pişmanlık olayı önemli. Yani örgüt suçlarında biliyorsunuz etkin pişmanlık ceza indirim sebebi, yani bunu karıştırmamak lazım. Şimdi basında ben okuyorum, yani diyorlar ki işte "Bu adam bu kadar yılla yargılanıyor, nasıl dışarıda?" Bakın Zafer Bey, etkin pişmanlık hakimin takdirine göre bir ceza indirim sebebi. Hakim indirim oranını kendisi belirler. Yani şöyle olur; verdiği bilgiler faydalı bilgiler mi, dosyaya katkı sağlayan bilgiler mi, bunu tamamen hakim kendisi takdir eder. Yani çok fazla kişi başvurdu etkin pişmanlıkta, yani bir yerden sonra kırıldı. Yani az önce Abdurrahman Bey söyledi; Ertan Yıldız ilk çıtayı kıran, Ertan Yıldız kendisi başvurdu, geldi cezaevinden iki üç defa aldık, avukatlarıyla aldık ve Ertan Yıldız samimi olarak beyanda bulunduktan sonra Ertan Yıldız da örgüt içerisinde önemli bir kişiydi. Beyanda bulunduktan sonra, tahliye olduktan sonra yani bir şey oldu; dediler ki "Ya biz de artık anlatalım ki bildiklerimizi, sonuçta o bir yargılama başlayacak, biz ileride ceza alacağız, biz de anlatalım, biz de bu kurumdan faydalanalım" dediler. Bu şekilde etkin pişmanlık sayısı arttı. Yani şu var; her beyanda bulunanı, her itirafta bulunanı biz bırakmadık. Yani mutlaka o bilgilerin teyit edilmesi gerekiyor. Yani işte atıyorum "Ben şunu söyledim, ben bunu verdim, ben bunu gördüm" değil; bu bilgilerin tek tek teyit edilmesi gerekiyor. İddianamede de zaten etkin pişmanlıkta bulunan yazım itibariyle atıyorum beyanların altında tek tek teyit edilmişi vardır. Mesela etkin pişmanlıkta bulunan X isimli şahıs diyor ki; "Para verirken ben oradaydım" diyor. Biz ne yapıyoruz? Orada olup olmadığını o şahsın HTS baz istasyonu kaydıyla doğruluyoruz. Atıyorum ya da parayı diyor "Elden ben şu otele götürdüm, şu şahsa verdim" diyor; biz bakıyoruz otel giriş çıkış kaydı var mı, kamerası var mı, yani bunların hepsi etkin pişmanlıkla beyanda bulunanların hepsi tek tek tespit edildi, maddi delillerle tespit edildi. Az önce sorduğunuz soruya tekrar cevap vermek istiyorum; her itirafçı olan, her etkin pişmanlıkta bulunan tahliye edilmedi, beyanları dikkate alınmadı. Adem Soytekin halen çıkmadı mesela.
Türk Ceza Kanunu'nda örgüt suçlarında etkin pişmanlık maddesi düzenlenmiş. Etkin pişmanlıkta bulunduğu zaman yani tek başına bulunması yetmiyor. Hakim ve savcı samimi olarak, bakın çok önemli, samimi olarak beyanda bulunduğuna inanması gerekiyor ve bilgilerin teyit edilmesi gerekiyor. Eğer bunlara kanaat getirirse sadece bu bir ceza indirim sebebi. Bu indirim oranını da mahkeme belirliyor. Yani onlar kanunda yazılı, mahkeme indirim yapıyor. Yani etkin pişmanlıkta bulunan şahıs doğrudan beraat edecek diye yapılan algı, haberler yanlış.