"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının 12'nci duruşması tamamlandı
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 107'si tutuklu, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere 407 sanığın yargılandığı davanın 12'nci duruşmasında bazı sanıkların savunmaları alındı.
ABONE OLİstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki bölümüne, tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu, davalarda görevli bilirkişiyi hedef gösterdiği gerekçesiyle İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı davanın bitmesinin ardından katıldı.
Duruşmada, taşımacılık işi yapan tutuklu sanık Ebubekir Akın savunma yaptı.
Sanık Akın, 2 halk otobüsünü İstanbul Büyükşehir Belediyesinde çalıştırdığını, ayda 2 defa hak edişlerinin yattığını belirterek, "Baz kayıtları nedeniyle suçlanıyorum. Sanık Aziz İhsan Aktaş'ın hak edişlerini almak için rüşvet verdiği kişiye aracılık ettiğim iddiasıyla suçlanıyorum. Kendi hak edişlerimi gününde alamayan biriyim. Zamanında alamadığımız için kontak kapatmaya kadar gittik. Kendim zamanında alamadığım hak edişlerini başkası alsın diye aracılık etmem ne kadar akla yatıyor?" ifadelerini kullandı.
İddianamede, sanık Aktaş ile ortak bazlarının bulunduğu, bunlardan bir tanesinin 2020 yılında Esenyurt Hoşdere Mahallesi'nde olduğunun belirtildiğini ifade eden sanık Akın, şunları kaydetti:
"Burası benim ziyaret yaptığım iş saham olan bir bölge. Benim bu bölgede özel halk otobüslerim ve şahsi araçlarımla ilgili bir şirketle sözleşmem var. 2011-2012 yılından beri bu şirkete gidip gelmekteyim. Aziz İhsan Aktaş'ın gittiği akaryakıt şirketini avukatım araştırdı. Benim sözleşme yaptığım petrol ofisine 250-300 metre mesafedeymiş. Aynı bölgede sanayi sitesi var. Biz buradan kendi araçlarımıza parça temin ediyoruz. 2020 senesinde verdiğim baz değil de 2015 senesine gidildiğinde çok sayıda baz verdiğim görülecektir. Bizim, ödeme tarihlerinde ödeme yapmazsak yakıtlarımız kesilir. Ödeme yaptığım tarihlerle baz kayıtları bire birdir. Aziz İhsan Aktaş’ı tanımam, yan yana gelmedim. Suçlamayı kabul etmiyorum."
Sanık Akın, 2022 yılında da Aziz İhsan Aktaş ile Kadıköy'de ortak baz verdiğinin iddianamede yer aldığını belirterek, Kadıköy ve Üsküdar'a çocuklarıyla çok sık gittiğini, Kartal'da amca çocuklarının oturduğunu, onlara gitmek için sürekli Avrasya Tüneli'ni kullandığından baz vermesinin çok normal olduğunu savundu.
Sanık Aziz İhsan Aktaş ile 2021 yılında da Şişli'de ortak baz kayıtlarının olduğunu, ancak kendisiyle bir temasının olmadığını öne süren Akın, "Aziz İhsan Aktaş ile Büyükçekmece'de yine baz vermişiz. Büyükçekmece'de 35-40 yıldır oturuyorum. Herhangi bir şekilde Aziz İhsan Aktaş ile bir temasım, görüşmem ve bir ticaretim olmamıştır. Bazlarla ilgili suçlamaları kabul etmiyorum. Esenyurt'ta da verilen bazla ilgili olarak ise, burası benim şirket merkezim. Ayın 20 gününü şirket merkezinde geçiriyorum. Şirketimiz, baz istasyonuna 50 metre mesafede." şeklinde savunma yaptı.
"DAVADA 4 AYRI EYLEMDEN YARGILANMAKTAYIM"
Eski İSFALT Genel Müdür Yardımcısı tutuklu sanık Mehmet Karataş savunmasında, inşaat mühendisi olduğunu, meslek hayatının 30 yılını özel sektörde, 7 yılını ise kamuda geçirdiğini söyledi.
Karataş, 28 Temmuz 2025'te "Aziz İhsan Aktaş suç örgütü" soruşturmasından gözaltına alındığını ifade ederek, "Polis sorgusunda adını ilk defa duyduğum Aktaş'ı tanıyıp tanımadığım soruldu. Daha sonra mahkeme tarafından tutuklandım. Söz konusu davada 4 ayrı eylemden, 'ihaleye fesat karıştırma' suçundan yargılanmaktayım. Hakkımda tahliye kararı verilmiştir." dedi.
İSFALT'ta işe başlama sürecini anlatan Karataş, Ekrem İmamoğlu'nun kendisinin İSFALT'ta göreve başladığını 2 ay sonra AKOM'daki bir toplantıda öğrendiğini öne sürdü.
İddianameye konu dosyaların tamamının Sayıştay tarafından denetlendiğini ve herhangi bir olumsuz duruma rastlanmadığını savunan Karataş, şunları söyledi:
"18 Eylül 2025'te infaz memuru koğuşuma gelerek, saat 06.00 gibi hazır olmamı, Çağlayan Adliyesine gideceğimi söyledi. Sabah adliyeye giderken Mustafa Mutlu da (Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davası sanığı) yanımdaydı. Mutlu, '8 ay önce doğan çocuğumu hala görmedim. Ben yandıysam elimden geldiği kadar herkesi yakacağım.' dedi. Mutlu'nun yalan beyanları ve iftiraları neticesinde, yıldırım hızıyla, 'örgüt üyesi' olarak tutuklandım. Beni sözde örgüt üyesi olarak Ertan Yıldız'ın (sanık) altına yerleştirmişler. Bu çerçevenin içinde bir tek Burak Kozay'ı (sanık) tanırım, diğer 7 kişiyi tanımam. Mustafa Mutlu ifadesinde benden bahsetmese şu anda burada belki tutuklu olmayacaktım."
Karataş, savcılığın sanık Cüneyt Yakut, Mustafa Mutlu ve gizli tanık Köknar'ın ifadelerine karşı İSFALT'tan ilgili belgeleri isteyebileceğini ve araştırma yapabileceğini, ancak araştırma yapmadan haksız yere tutuklanmalarını sağladığını öne sürerek, "İSFALT'ta çalışmaya 2019'da başladım. Burak Korzay 2022'de başladı. Göreve geldiğinden itibaren benimle çalışmak istemedi. Korzay, göreve başladıktan yaklaşık 3 ay sonra benimle çalışmak istemediğini bizzat ifade etti. Benim bilgim olmadan odamı boşalttı." beyanında bulundu.
Duruşmada, sanık Karataş'ın savunmasını tamamlamasının ardından çapraz sorgusu yapıldı, ardından da avukatları beyanda bulundu.
Bu sırada söz alan Ekrem İmamoğlu, Karataş'ın ne işe girişini ne işten ayrılışını bilmediğini savundu.
Yargılamada, bugüne kadar toplam 17 tutuklu sanık savunma yapmış oldu.
Duruşma, savunması alınmayan tutuklu sanık avukatlarının tahliye taleplerine ilişkin beyanlarının alınması için yarına ertelendi.
EKREM İMAMOĞLU’NUN DAVA SÜRECİNE İLİŞKİN İDDİALAR VE YANITLAR
- 1. “Aleyhine Açılan Davalara Hep Aynı Bilirkişilerin Atandığı İddiası”
Yanıt: Bilirkişi görevlendirmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre yapılmaktadır. Teknik ya da özel bilgi gerektiren durumlarda mahkeme veya savcılık bilirkişi atamaktadır.
Bilirkişiler, bölge kurullarının listelerinden seçilmekte, gerekirse liste dışından da görevlendirme yapılabilmektedir. Tarafsızlık, reddi ve çekinme hükümleriyle güvence altındadır.
Ekrem İmamoğlu hakkında toplam 13 dava dosyası bulunmaktadır. Bu dosyaların bir kısmında teknik inceleme gerekmediği için bilirkişi raporu alınmamıştır.
Bilirkişi raporu alınan dosyalar:
- Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi: 2 ayrı rapor, toplam 4 bilirkişi
- İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi (örgüt dosyası): 10 ayrı heyet, toplam 46 bilirkişi
- İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi: 1 bilirkişi
- Toplam 51 farklı bilirkişi görev almıştır. Bu kişiler birbirinden farklıdır. Aynı bilirkişilerin görevlendirildiği iddiası doğru değildir.
- 2. Davaların hangi mahkemeye düşeceğinin önceden belirlendiği ve mahkemelerin organize edildiği iddiası
Yanıt: Türkiye’de dava dosyaları UYAP sistemi üzerinden otomatik olarak dağıtılmaktadır. Bu sistem, iş yükü esasına göre çalışır ve müdahaleye kapalıdır.
Bu nedenle bir dosyanın hangi mahkemeye düşeceği önceden bilinemez ve yönlendirilemez. Bu uygulama tabii hâkim ilkesinin de gereğidir.
Ekrem İmamoğlu hakkında açılan 13 dava farklı mahkemelerde görülmektedir. Bu mahkemeler arasında İstanbul 40. ve 25. Ağır Ceza Mahkemeleri, İstanbul 2., 27. ve 59. Asliye Ceza Mahkemeleri, İstanbul Anadolu ve Bakırköy adliyeleri ile Ankara ve Ordu’daki mahkemeler de bulunmaktadır.
Dosyaların farklı mahkemelere dağılmış olması, sistemin otomatik işlediğini göstermektedir. Müdahale mümkün olsaydı, dosyalar tek bir mahkemede toplanabilirdi.
- 3. Dava dosyasının gizli tanık beyanlarına dayanarak organize edildiği iddiası
Gizli tanıklık, örgütlü suçlar gibi dosyalarda kullanılan yasal bir koruma tedbiridir. Uygulama, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Tanık Koruma Kanunu kapsamında düzenlenmiştir. Bununla birlikte gizli tanık beyanı tek başına hüküm için yeterli değildir, mutlaka diğer somut delillerle desteklenmesi gerekir.
Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden örgüt davasında gizli tanıklar bulunmaktadır. Ancak bu beyanlar tek başına delil olarak değerlendirilmemiş; mutlaka diğer somut delillerle desteklenmiştir.
Diğer dava dosyalarında ise gizli tanık bulunmamaktadır. Tüm davalarda gizli tanık varmış gibi bir algı doğru değildir. Ayrıca bazı şüphelilerin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talepleri bulunmaktadır. Bu uygulama gizli tanıklıktan farklıdır ve Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesi kapsamındadır.
Sonuç olarak gizli tanıklık uygulaması hukuka aykırı bir durum olmadığı gibi tek başına delil olarak değerlendirilmemiş, beyanları destekleyen başkaca deliller nazarı itibara alınmıştır.
- 4. İstenilen kararları vermeyen hakimlerin sürgüne gönderildiği iddiası
Hâkim ve savcıların görev yeri değişiklikleri 2802 sayılı Kanun kapsamında Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından yapılmaktadır.
Her yıl yayımlanan kararname ile yapılan atamalar, yargı hizmetinin dengeli yürütülmesi amacı taşır ve sistemin rutin bir parçasıdır.
Görev süresi dolan ya da talepte bulunan hâkim ve savcıların yer değişiklikleri bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bu nedenle yapılan atamaların “sürgün” olarak nitelendirilmesi doğru değildir.