Ekrem İmamoğlu neden 'ÇKK' ile suçlanıyor? 80 milyar TL'lik kamu zararına yol açtılar

Sultangazi, Cebeci maden sahaları ve Alibeyköy havzasına yasa dışı yollarla dökülen atığın 185 milyon ton olduğu belirtiliyor. Bu, İmamoğlu'nun "çevrenin kasten kirletilmesi - ÇKK" suçlamasıyla yüzleşmesinin temel sebebi.

ABONE OL
GİRİŞ 02.04.2026 10:29 GÜNCELLEME 02.04.2026 11:22 GÜNCEL
Ekrem İmamoğlu neden 'ÇKK' ile suçlanıyor? 80 milyar TL'lik kamu zararına yol açtılar

          
HABER7 - ÖZEL

Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki 407 sanığın yargılandığı "Asrın Yolsuzluğu" davasında 15. duruşmaya geçilirken, iddianamenin en kritik ayaklarından biri olan "çevrenin kasten kirletilmesi - ÇKK" suçlamasının detayları netleşti.

2019 yerel seçimlerinin ardından şekillenen ve 2021-2025 yılları arasında zirveye ulaşan organize süreçte Sultangazi, Cebeci maden sahaları ve Alibeyköy havzasına yasa dışı yollarla dökülen 185 milyon tonu aşkın atığın, ekosistemde geri dönülemez bir tahribata ve sadece bu kalemden yaklaşık 80 milyar TL'lik kamu zararına yol açtığı belgelendi.

İddianame, resmi kurumların nasıl devre dışı bırakıldığını ve çevre kirliliğinin devasa bir finansman aracına nasıl dönüştürüldüğünü adım adım haritalandırıyor.

İddianamede Ekrem İmamoğlu "örgüt elebaşı" olarak nitelendirilirken; Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ve Murat Gülibrahimoğlu "örgüt yöneticisi" sıfatıyla yer alıyor.

Ekrem İmamoğlu hakkında "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "çevrenin kasten kirletilmesi", "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma" ve "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık" gibi 16 farklı suçtan toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

İddianamede yöneltilen çevre suçları, Türk Ceza Kanunu’nun 181/1. maddesi kapsamında yer alan "çevrenin kasten kirletilmesi - ÇKK" başlığı altında inceleniyor.

Bu faaliyetlerin merkez üssü olarak Sultangazi ilçesinde bulunan Kuzey ve Güney Cebeci maden sahaları ile çevresindeki orman ve hazine arazileri gösteriliyor.

Daha da çarpıcı olan detay ise, döküm yapılan alanların bir kısmının Alibeyköy Havza Koruma Kuşağı içerisinde yer alması. İddianame, İstanbul'un su kaynaklarını besleyen bu kritik havzaya yapılan müdahalelerin, insan ve çevre sağlığı açısından telafisi imkansız riskler barındırdığının altını çiziyor.

Kamuoyunda genellikle "toprak dökümü" olarak bilinen hafriyat işlemlerinin arka planı çok daha tehlikeli boyutlarda. Belgelere göre, bu alanlara dökülen malzemeler yalnızca masum inşaat toprağından ibaret değil. Özel bertaraf tesislerinde kimyasal ve fiziksel işlemlerden geçirilmesi gereken beton atıkları, dip tarama çamuru, geri dönüşüm malzemeleri, karışık inşaat atıkları ile endüstriyel ve tehlikeli atıkların da bu sahalara kontrolsüzce döküldüğü tespit edildi.

İddianame, yaşanan çevre katliamının münferit bir olay olmadığını, kendi içinde "sistem" olarak adlandırılan bir havuza finansman sağlamak amacıyla organize edildiğini öne sürüyor.

İSTAÇ DEVRE DIŞI BIRAKILDI

Sürecin en çarpıcı ayaklarından biri, İstanbul'da resmi döküm sahalarını işletme yetkisine sahip olan İBB iştiraki İSTAÇ'ın kasıtlı olarak devre dışı bırakılması.

İddianameye göre, 2019 yerel seçimlerinden sonra verilen talimatlarla, Cebeci bölgesindeki maden ruhsatları baskı ve tehdit yoluyla örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinde toplandı.

Böylece hafriyat kamyonları, hiçbir yasal izni olmayan bu tekel alanlarına yönlendirildi.

Yasa dışı döküm faaliyetlerini gizlemek ve meşru bir zemin yaratmak için çeşitli idari kılıflar uyduruldu.

Tahrip edilen alanlar için sahte evraklarla "rehabilitasyon alanı" veya "yaya yolu projesi" gibi isimlendirmeler yapıldı.

Ayrıca, döküm sahalarına bir başka İBB iştiraki olan İSFALT A.Ş.'nin bayrak ve flamaları asılarak, bölgedeki faaliyetlerin doğrudan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin resmi bir projesi olduğu izlenimi yaratıldı.

Bu hamle, iddianamede "dolandırıcılık eylemiyle çevre kirliliğinin birleştirilmesi" olarak tanımlanıyor.

Kurulan bu karmaşık rant ağının çözülmesinde içeriden verilen bilgilerin de etkili olduğu görülüyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve işlenen suçlarla ilgili detaylı bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması talep ediliyor.

KAYNAK : Haber7