Misyonerlikte dijital boyut: Müslümanlar algoritmalarla nasıl hedef alınıyor?
Sosyal medya algoritmalarıyla hedef alınan Müslümanların Hristiyanlığa geçiş hikayeleri, en başta Rum Ortodoks cemaatinin tepkisi çekiyor: "Atalarımızın dili, gelenek göreneği ve mülkleri kesinlikle korunmalı."
ABONE OL
HABER7 - ÖZEL
Milyarlarca dolarlık bütçe ve dijital algoritmalarla şekil değiştiren yeni nesil misyonerlik faaliyetleri Müslüman coğrafyalarda hızla yayılıyor. Bu noktada Türkiye'ye "stratejik" önem atfedilirken; Türklerin Hristiyanlığa geçiş süreci "dışlanmalara" kapı aralıyor. "Yeni inanan" şeklinde etiketlenen bu insanların, cemaate doğrudan dahil edilmemesine ilişkin Rum azınlığın sert eleştirileri mevcut.
Yunanistan merkezli Kathimerini gazetesi, Türkiye'de yayınlanan Apogevmatini gazetesi ve çeşitli akademik dergilerde yer alan son raporlar, Türkiye'deki misyonerlik faaliyetlerinin ulaştığı dijital boyutu ve azınlıklar üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor.
TÜBAR dergisinde paylaşılan Doç. Dr. Remzi Kılıç imzalı makale, "1935 yılında asgari düzeye inen faaliyetlerin, Avrupa Birliği'nin kuruluşu ve küreselleşme çabalarıyla Türkiye'de yeni hareket alanları bulduğunu" ortaya koyuyor.
Derin Tarih dergisinde konuyu inceleyen İsmail Kara'nın analizleri ise, "misyonerliğin tarihsel süreçte yardımlaşma faaliyetlerini bir araç olarak kullanan pragmatik ve siyasi bir yapı olduğuna" işaret ediyor.
"ÜÇÜNCÜ BİN YILDA ASYA'YI HIRİSTİYANLAŞTIRALIM"
Avrupa Birliği ve Vatikan'ın ortak politikası haline gelen dinler arası diyalog süreci, küresel bir strateji çerçevesinde yürütülüyor.
Bu vizyonda Türkiye, Asya'ya geçiş güzergahında bulunması sebebiyle "stratejik bir merkez" olarak konumlandırılıyor.
|
Papa II. Jean Paul'ün 24 Aralık 1999 tarihli yılbaşı mesajı, bu stratejinin temel hedefini şu sözlerle kayıt altına almıştı: "Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya'yı Hıristiyanlaştıralım." |
Makalelerdeki verilere göre, günümüzde Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde 55 bin misyoner aktif olarak faaliyet gösteriyor.
Dünya genelinde ise misyonerlere ait 120 bini aşkın kurum, 4 milyondan fazla profesyonel çalışan ve 163 milyar doları aşan bir bütçe bulunuyor.
"İLAHİ BİR İŞARET" OLARAK ALGILIYORLAR
Milyarlarca dolarlık bütçeyle yürütülen bu faaliyetler, günümüzde geleneksel yöntemleri terk ederek sosyal medya algoritmalarına entegre olmuş durumda.
Toplum Bilimleri Dergisi'nde Mehmet Turgut Usanmaz ve Ramazan Çınar tarafından yayınlanan araştırma, özellikle Protestan kiliselerinin Instagram ve YouTube üzerinden yürüttüğü dijital stratejileri inceliyor.
Kullanıcıların arama geçmişleri üzerinden profillenerek dini mesajların kişiye özel sunulduğunu belirten araştırmacılar, bu durumun yarattığı tehlikeyi şu ifadelerle özetliyor:
"Gençler karşılarına çıkan bu kişiselleştirilmiş reklamları bir algoritma oyunu olarak değil, Tanrı'nın bir yönlendirmesi ve ilahi bir işaret olarak algılıyor. Bireylerin ruhsal arayışlarını istismar eden ve rıza dışı veri toplayarak inanç özgürlüğünü manipüle eden bu dijital stratejiler, acil hukuki düzenleme gerektiren bir mahremiyet ihlalidir."
RUM CEMAATİ "YENİ İNANANLARI" KABUL ETMİYOR
Yunanistan merkezli Kathimerini gazetesi, son yıllarda Türkiye'de farklı dini ve kültürel geçmişlere sahip onlarca insanın Ortodoks Hristiyanlığa geçtiğini bildirdi.
Kiliseye başvuran adaylar, özel bir komitenin onayından geçtikten sonra 6 ila 12 ay süren bir eğitime alınıyor ve süreç vaftiz töreniyle tamamlanıyor.
Ancak Türklerin Ortodoksluğa geçişi, İstanbul'daki Rum azınlık içinde derin bir kimlik tartışmasının fitilini ateşledi.
Gazeteye konuşan ve adını Savvas olarak değiştiren 45 yaşındaki Erkan, gördüğü bir rüya üzerine kiliseye gittiğini belirtirken; eski adı Sahab olan Nikolaos ile eşini kaybettikten sonra kilisede huzur bulduğunu söyleyen Tuğçe (Rebecca) gibi kişiler, Rum cemaati içinde “yeni inanan” şeklinde etiketlendiği ortaya çıktı.
|
Yeniköy Rum Cemaati eski Başkanı Laki Vingas, din değiştirenlerin eğitimli kişiler olduğunu belirtmesine rağmen, asimilasyon riskine dikkat çekerek durumu şu sözlerle değerlendirdi: "Yunancanın kiliselerden kaybolma riski bulunuyor. Dil, Rum kimliğinin devamı için şarttır." |
Rum topluluğunun yayın organı Apogevmatini gazetesi ise konuya çok daha sert bir tepki gösterdi.
Gazetenin başyazısında, vaftiz edilen Türk Müslümanların Rum Ortodoks azınlık okullarına kayıt yaptırması eleştirilerek, bu durumun azınlığın demografik sorununa çözüm olmadığı vurgulandı.
"AZINLIĞA DAHİL ETMEYİN"
Gazete, misyonerlik faaliyetlerinin yarattığı yeni tablonun tarihi ve kültürel miras için bir tehdit oluşturduğunu belirterek cemaatin duruşunu şu satırlarla ifade etti:
"Din değiştirmek temel bir hak olsa da, sonradan Ortodoks olanlar otomatik olarak Rum azınlığa dahil edilmemelidir. Rum diasporasına atalarından kalan cemaat mülkleri, anadil ve gelenekler kesinlikle korunmalıdır."
Anadolu coğrafyasında yüzlerce yıldır faaliyet yürüten misyonerliğin algoritmalara dayalı dijital dönüşümü ve bunun sonucunda din değiştirmeye giden süreçte "yeni inananlar", Rum cemaati tarafından kabul görmedikleri gibi taşıdıkları bu "dışlayıcı" etiketle azınlığa dahil edilmiyor.