Başıboş sokak köpekleri için 'çözüm' çağrısı: 'Topluca itlaf edilmeliler'
Araştırmacı yazar Taha Kılınç, "Böylesine büyük bir problemin tek çözümü, doğasında yırtıcılık ve çeteleşme bulunan köpeklerin sokaklardan toplanarak kısa süre içinde topluca itlaf edilmesidir" diyor.
ABONE OLVan'ın Saray ilçesinde, başıboş sokak köpeklerinin saldırısı sonucunda 5 yaşındaki Hamza Özsoy'un hayatını kaybetmesiyle beraber "çözüm" çağrıları yeniden körüklendi.
Araştırmacı yazar Taha Kılınç, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir açıklamada, "Böylesine büyük bir problemin tek çözümü, doğasında yırtıcılık ve çeteleşme bulunan köpeklerin sokaklardan toplanarak kısa süre içinde topluca itlaf edilmesidir" diyor.
Kılınç, itlaf kararı alınmasının önünde "farklı engeller" olduğunu vurguluyor:
"Ama sonra baktım ki mesele düşündüğümden derin. Bir yanda "mama lobisi" olarak tanımlanan milyar dolarlık vurguncular, bir yanda "hayvan barınağı" inşası adı altında kamu malını israfta yarışanlar, bir yanda kendi korunaklı rezidanslarından sıradan vatandaşın yaşadığı gerçek acıları gör(e)meyenler, bir yanda tamamen saf duygularla karşımızdaki "biyolojik terör" faaliyetini fark etmeden hayvanseverlik yapanlar, bir yanda meselenin altını sözde islâmi delillerle doldurmaya çalışanlar."
Kılınç devam eden bölümde 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanun'a atıfta bulunuyor:
"Bu noktaya bir günde gelmedik elbette. İlk adımda, çarpık bir hayvanseverlik anlayışıyla, saldırgan köpeklerin itlafı kanunla yasaklandı. Ardından, doğası gereği yırtıcı olan bu hayvanlar, yine kanunla "can" olarak tanımlanıp koruma altına alındı. Eş zamanlı olarak, İslâmî camianın birçok ünlü ismi "patili dost", "can dostlarımız", "Allah'ın dilsiz kulları" güzellemeleri yaparak kamuoyunu meseleye alıştırıp ısındırdı. Dini açıdan mahzurlarını hiçe sayarak, kucaklarında köpeklerle pozlar verdi. Tüm bunlar olurken yaylalardan meralara, çocuk parklarından okullara, hastanelerden restoranlara, her yer köpekle doldu."
| 2004'te yürürlüğe giren 5199 sayılı Kanun'la beraber, yerel yönetimlerin sahipsiz hayvanları yakalayıp barınaklara götürmesi, burada kısırlaştırıp aşılaması ve ardından aldıkları ortama geri bırakmaları yasal zorunluluk haline geldi. Sağlıklı hayvanların keyfi olarak öldürülmesi tamamen suç kapsamına alındı. |
Kılınç, başıboş sokak köpeklerinin itlafın "aklın, mantığın, dünya standartlarının ve İslam'ın öngördüğü bir çözüm" olduğunu belirtiyor ve ekliyor:
"İnsan eşref ve mükerrem bir varlıktır. İnsana zarar veren her canlı, zararsız hale getirilir. Sivrisineğe nasıl acımıyorsak, köpeğe de acıyamayız. Köpek, kutsal ve dokunulmaz bir canlı türü değildir. Peki, çözüm olabilecek mi? Uzun uzun yazdım, ama doğrusu zannetmiyorum. Zira, problemi çözme iradesini elinde bulunduranların kafası karmakarışık ve meseleye maalesef insanın kıymeti zaviyesinden bakmıyorlar. Hal böyle olunca, 21. yüzyılda çocuklarımızın köpekler tarafından parçalanmasını acı acı seyrediyoruz."
2024 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kabul edilen yeni yasa değişikliğiyle 5199 sayılı Kanun'da önemli düzenlemeler yapıldı.
Başıboş sokak köpeklerinin toplu olarak eski usul zehirlenmesi veya doğrudan itlaf edilmesi halen yasak. Ancak yeni düzenlemeyle birlikte; kuduz riski taşıyan, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı olan ya da insan yaşamı için akut tehlike arz eden (saldırgan) köpekler için veteriner hekim kararıyla uyutma uygulanmasının önü açıldı.
Belediyelere, sokaktaki köpekleri toplayıp barınaklarda bakma ve sahiplendirme yükümlülüğü getirildi.
İstanbul Valiliği, Nisan 2026'da yayınladığı bir yazıda, sahipsiz köpeklerin toplatılarak bakımevlerine götürülmesine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini, mayıs ayı sonuna kadar ilçelerde görevini ihmal eden yönetimlerle ilgili adli sürecin başlatılacağını bildirdi.
Yazıda, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'nun 30 Temmuz 2024'te ve Hayvanların Korunması Hakkında Uygulama Yönetmeliği'nin 13 Aralık 2024'te Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, yapılan değişikliklerle beraber mevzuatta, sahipsiz hayvanların yerel yönetimler tarafından toplatılarak hayvan bakımevlerine nakledilmesi hükümlerine yer verildiği kaydedildi.
Hayvanları Koruma Kanunu'nun 6. maddesinde "Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur." hükmünün ve Hayvanların Korunması Hakkında Uygulama Yönetmeliği'nin "Yerel Yönetimlerin Görev ve Sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinin a bendinde "Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanları 5199 sayılı Kanun hükümlerince toplatmak suretiyle çalışma izni alarak kurmuş oldukları hayvan bakımevlerine getirmek." hükmü olduğu kaydedilen yazıda, bu görevin yerel yönetimlere verildiği aktarıldı.