Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kutlu zaferden ilham alıp yeni zaferlere imza atacağız!

Son dakika: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü kutlamasında açıklamalarda bulundu.

ABONE OL
GİRİŞ 29.05.2026 15:44 GÜNCELLEME 29.05.2026 17:08 GÜNCEL
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kutlu zaferden ilham alıp yeni zaferlere imza atacağız!

SON DAKİKA: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde 'İstanbul’un Fethi’nden Gönüllerin Fethine' programında konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ayasofya'da Kur'an-ı Kerim okudu

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu akşam İstanbul bir başka güzel olacak

AK Parti'den İstanbul'un Fethi'nin 573. yılına özel paylaşım

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde;

Türkiye'nin tüm çocuklarının, dünyanın tüm çocuklarının bayramını tebrik ediyorum. Her günleri bayram havasında olsun. Fethin 573. yıl dönümünde İstanbul daha bir güzel.

  • Bayramlar birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirdiğimiz günlerdir. Bayramın barışa ve huzura vesile olmasını diliyorum. 

"DERTLERİYLE DERTLENİYORUZ"

Bayramlar; insanımızın dostluk, kardeşlik, milli ve manevi değerlerini en canlı biçimde yaşadığı müstesna zamanlardır. Bayramlar; yardımlaşma ve paylaşma duygularımızı yüceltmenin yanı sıra birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirdiğimiz özel günlerdir. Milletçe bayram günlerinde bu hissiyatı, bu ruhu, bu inancı çok daha diri biçimde idrak ve ihya ediyoruz. Garip gurebanın kapısını çalıyor, öksüzün yetimin başını okşuyor, en yakınımızdan başlayarak ihtiyaç sahiplerinin dertleriyle dertleniyoruz. Bayramlar millet olarak bizi birbirimize yakınlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki kardeşlerimizle de aramızda yeni muhabbet köprülerinin kurulmasını sağlıyor. Bayramlar, tüm farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp ümmet olma şuurumuzun daha da perçinlenmesine vesile oluyor.

Geçenlerde Hakk'a uğurladığımız şair Murat Kapkıner bu bilinci şöyle ifade ediyordu: "Afrika’da öldürülse bir yerli / Canı benden çıkıyor seni bildim bileli." İşte bu hissiyatla dünyanın en ücra köşesine kadar milletimizin merhamet ve şefkat elini ulaştıran gönüllü kuruluşlarımıza, hayırseverlerimize, sivil toplum örgütlerimize bugün hassaten teşekkür ediyorum. Cenab-ı Allah onların eksikliğini bu millete ve ümmete göstermesin. Şu anda hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklarda bulunan kardeşlerimizin ibadetlerinin kabul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

"Rabbim bizleri kendi yolundan ayırmasın"

Gönülden yapılan duaların geri çevrilmediği bu mübarek günde Fatih Sultan Mehmet Han’ın şu duasına bizler de yürekten amin diyoruz: "Zülfünün zincirine bend eyledi şahım beni / Kulluğundan kalmasın azad Allahım beni." Evet, Rabbim bizleri kendi yolundan, Peygamberi'nin yolundan, Peygamberi'nin müjdesine nail olan Sultan Fatih’in yolundan ayırmasın.

Rabbim nusretini, hamiyetini, merhametini milletimizden eksik etmesin. 

İstanbul'un fethi her kökene, her inanca, her görüşe o güne kadar verilmeyen değerin verilmesidir. Fetih İstanbul'un hayat bulmasıdır. 

Değerli kardeşlerim, bu topraklar 1071’den bu yana bizim vatanımızdır. İstanbul ise 1453’ten bu yana Türk İstanbul olarak milletimizin göz bebeği, iftihar tablosudur. 

"TÜM KAHRAMANLARA RABBİMDEN RAHMET DİLİYORUM"

Şu anda karşımda İstanbul var. Çok değerli İstanbullular; bugün bir taraftan Kurban Bayramı’nın sevincini yaşarken, diğer taraftan İstanbul’un fethinin 573. yılına kavuşmanın heyecanı içindeyiz. Bu anlamlı günde, tam 573 sene önce İstanbul’un fethine katılan, bu şehrin surlarında şehit olan, gazi olan her büyüğümüzü rahmetle anıyorum. Henüz 21 yaşındayken İstanbul’un fethini gerçekleştiren o şanlı komutanı aynı şekilde kemal-i edeple yad ediyorum. Yine burada; bin yıldır semalarımızdan ezan-ı Muhammediler eksilmesin, bayrağımız gökyüzünde nazlı nazlı dalgalansın, mabetlerimizin üzerine namahrem eli değmesin, her metrekaresinde bir şehidin yattığı bu aziz topraklar kirletilmesin diye fedai can eyleyen tüm kahramanlara Rabbimden rahmet diliyorum.

"İSTANBUL'UN FETHİ BİR ŞEHRİN HAYAT BULMASIDIR"

Bu mübarek günde şu noktaya özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum; İstanbul’un fethi sadece bir büyük zafer, sadece çağ açıp çağ kapayan bir olay değil; dünyanın gözbebeği bir şehirde karanlığın aydınlığa tebdilidir. İstanbul’un fethi, can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehirde yüzyıllarca sürecek bir huzur ve güvenlik ortamının tesis edilmesidir. İstanbul’un fethi; her kökene, her inanca, her görüşe o güne kadar gösterilmeyen hoşgörünün gösterilmesi, verilmeyen değerin verilmesidir. İstanbul’un fethi; coğrafya için fitne üreten bir ocağın söndürülmesi yerine, kıyamete kadar sönmeyecek hak ve hakkaniyet ocağının yakılmasıdır. İstanbul’un fethi; Ayasofya dahil mabetleri soyulan, tahrip edilen, semtleri bataklığa dönüşen bir şehrin imarıdır, ihyasıdır, hayat bulmasıdır.

  • İstanbul'un fethini hazmedemeyenler var.

Her kim İstanbul'un statüsü değişsin diyorsa bunlar Ayasofya'da okunan ezanı içlerine sindirmeyenlerdir. Her kim bu şehrin kurucu kimliği ile bir sorun yaşıyorsa arka planda fetihle hesaplaştığını görürsünüz. 

Bu hakikati büyük tarihçi rahmetli Halil İnalcık bakınız nasıl anlatıyor; O, 1451’de tahta oturduğu andan itibaren fethi başarmak için gece gündüz çalışıp her türlü diplomatik, askeri, teknolojik ve idari önlemi düşünmüş ve almış; 20 Nisan deniz bozgunu fethi tehlikeye düşürdüğü anda azim ve kararında sarsılmamıştır. İstanbul’un fethi ve 500 yıllık imparatorluk yalnızca genç Türk hükümdarının eseridir; bu tarihi bir gerçektir. Harap bir şehir olarak aldığı Konstantiniyye’yi Fatih, vakıflara dayanan külliye imaretleriyle muhteşem bir Türk İslam şehri olarak yeniden inşa etmiştir. Ne diyordu? "Letuftahanne'l Kostantiniyyete feleni'me'l emiru emiruha veleni'me'l ceyşu zalike'l ceyş." "İstanbul muhakkak fetholunacaktır; onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askeri ne güzel askerdir." 

İstanbul’un fethi; iki dünyanın, iki kıtanın birleştiği bu şehre 573 yıldır batmayan bir güneşin doğması, bir baharın gelmesidir. İstanbul’un fethi; yeryüzünde fitneyi ortadan kaldırmayı hayatının amacı haline getiren, bunun için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan 21 yaşındaki gencin dünya tarihinde örneği görülmeyen bir barış ve kardeşlik iklimini mayalamasıdır. İstanbul’un fethi, bu topraklarda Malazgirt’le başlayan fetihler silsilemizin en parlak halkasıdır. Hani diyor ya Fazıl Hüsnü Dağlarca: "Havanın mazisinde, denizin yeşilinde / Bir türkü Orta Asya’dan beri duymuşuz. Anamızın sütünden bayraklara kadar / Yüce fetihle büyümüşüz. Nur ile, kuvvet ile, aşk ile / Kaderin büyüsünü bozmuşuz. Görmüşüz suretini güzelliğin / Koca felaketlere görünmüşüz. Cihanın yarısı gök, önünde şehit şehit durmuşuz. Cihanın yarısı İstanbul almışız."

İşte İstanbul’un fethi, devamında fetihler doğuran gaza medeniyetimizin en büyük kapılarından, en büyük kaynaklarından biridir. İstanbul’un fethi milletimizin mefkuresi, ülküsü, Kızıl Elması uğruna neleri başarabileceğinin numunesidir. Karadan yürütülerek Haliç’ten denize indirilen kadırgalar; Sultan Fatih’in azminin, iradesinin, fetih mübinine olan inancının yansımasıdır. Aynı zamanda İstanbul’un fethi; her delikanlımızın ruhunda bir Fatih idealinin, bir Ulubatlı Hasan fedakarlığının, bir Akşemseddin bilgeliğinin yaşadığını gösteren en güzel örnektir. Nasıl göl yerinde su eksik olmazsa, bu milletin gönlünde de fetih mefkuresi, fetih şuuru, fetih özlemi hiçbir zaman eksik olmaz.

"Zulüm 1453’te başladı diyenlerin maskesinin altında karanlık yüzler var"

Bu topraklar 1071’den bu yana bizim vatanımız, İstanbul ise 1453’ten bu yana Türk İstanbul olarak milletimizin gözbebeği, iftihar tablosudur. Ama biliyoruz ki bunu halen kabullenemeyenler var. İstanbul’un fethini halen içlerine sindiremeyen hazımsızlar var. 573 yıllık öfkenin pençesinden bir türlü kurtulamayanlar var. Bunların gerek içeride gerekse dışarıda, buldukları her fırsatta bu hazımsızlıklarını, bu rahatsızlıklarını ifşa ettiklerini görüyoruz. Her kim "Zulüm 1453’te başladı" diyorsa maskesini indirin; altından 1453’te mücadele ettiğimiz karanlık yüzler çıkacaktır. Her kim "İstanbul’un statüsü değişsin" diyorsa bunlar Topkapı’da okunan Kur’an’ı, Ayasofya’da okunan ezanı içlerine sindiremeyenlerdir. Her kim İstanbul’da inşa ettiğimiz yüksek medeniyeti görmezden gelerek "Göçebe barbarlar Anadolu’daki medeniyeti tahrip etti" diyorsa pelerinini kaldırın; göğsüne kazınmış Bizans dövmesiyle karşılaşırsınız.

Her kim bu şehrin, Yahya Kemal’in "Türk İstanbul" dediği kurucu kimliğiyle bir sorun yaşıyorsa, arka planına baktığınızda aslında fetihle ve Fatih’le hesaplaşma içinde olduğunu görürsünüz. Bunların kim olduğunu hepimiz gayet iyi biliyoruz. Allah’ın izniyle bu zihniyetin temsilcilerine dün fırsat vermedik, bugün de yarın da fırsat vermeyeceğiz.

"YENİ ZAFERLERE İMZA ATACAĞIZ"

Fatih Sultan Mehmet Han’ın bize emaneti olan bu aziz şehre gözümüz gibi bakmaya devam edeceğiz. 86 yıllık hicranın ardından nasıl Ayasofya’nın kapısına vurulan zincirleri parçaladıysak, kutlu fetihten ilham alarak yeni zaferlere de imza atacağız.

İstanbul’un fethi bizlere şunu öğretmiş, şunu hatırlatmıştır; Eğer gerçekten inanır, çalışır, zorluklar karşısında sebat edersek milletçe başaramayacağımız iş, ulaşamayacağımız hedef yoktur. Yeter ki Sultan Fatih gibi "Ya İstanbul beni alacak ya da ben İstanbul’u alacağım" diyerek kararlılığımızı gösterelim. Yeter ki zafere inanalım, gücümüzün idrakinde olalım. Gerisi Allah’ın izniyle sadece bir zamanlama ve planlama meselesidir. Bunun için hep birlikte çalışacak, saflarımızı daha da sıklaştıracak ve İstanbul’un geleceğini karartmak isteyenlere meydanı bırakmayacağız.

"Rabbim daha nice fetihlere bizleri eriştirsin"

Şunu bir defa her bir yol ve dava arkadaşımın çok iyi bilmesini isterim: Dünyamız ve bölgemiz gerek siyasi gerek ekonomik gerekse diplomatik bakımdan çok ciddi kırılmalar yaşıyor. Coğrafyamızda sınırlar yeniden kanla ve gözyaşıyla çizilmek isteniyor. Gazze’den Sudan’a, Yemen’den Lübnan’a yönümüzü nereye çevirirsek çevirelim, aynı kirli oyunun farklı sahnelerine tanık oluyoruz. Rabbim daha nice fetihlere bizleri eriştirsin.

  • Bunun için de Cumhur İttifakı’nın birliğini, beraberliğini daim eylesin. Birliğimizi, beraberliğimizi bozmayacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız; hep birlikte Türkiye’nin yarınlarına yürüyeceğiz.
Kadriye Ebrar Etirli Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

2000 yılında İstanbul'da doğdu. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik' bölümünde henüz okurken HaberAnkara ve AnkaraMasası'nda çalıştı. 2022 yılındaki mezuniyetinin ardından Beyaz TV'de 'Haber Editörü' pozisyonunda görev aldı. 2024 yılının Şubat ayından itibaren Haber7'deki Gündem Editörü kariyerine devam etmektedir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR