Orta Doğu denkleminde yeni dönem: İsrail sahte bayrak operasyonlarına başvurabilir
İsrail'in Orta Doğu'daki yeni diplomatik denklemden rahatsız olduğunu belirten Dr. Kadir Ertaç Çelik, Tel Aviv yönetiminin süreci sabote etmek için sahte bayrak operasyonlarına başvurabileceği konusunda uyarıda bulundu.
ABONE OLABD ile İran arasında 100 günü aşkın bir süredir devam eden gerilimde önemli bir gelişme yaşandı. Savaşı resmen sona erdirecek yeni anlaşma, uluslararası arenada tansiyonu düşürürken, dünya genelinde "diplomatik yumuşama" beklentileri gündeme geldi. Ancak iki ülke arasındaki mütabakat zaptının duyurulmasından hemen sonra İsrail'den peş peşe tepki sesleri yükseldi. Tüm dünyanın yakından takip ettiği gelişmelerin ardından İsrail'in ABD ile ilişkileri ve önümüzdeki günlerdeki hamleleri ise merak konusu. Uluslarası İlişkiler Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Kadir Ertaç Çelik, anlaşmanın Orta Doğu jeopolitiğindeki yansımalarını ve İsrail cephesindeki rahatsızlığı Haber7'ye değerlendirdi.
28 Şubat itibarıyla başlayan çatışma sürecinin uluslararası sistemin yapısal dinamikleri bakımından sürdürülebilir olmaktan çıktığına işaret eden Çelik, "Yaşanan süreç yalnızca taraflar açısından değil bölge jeopolitiği ve küresel sistem açısından ciddi maliyetleri olan ve ABD hegemonyasını negatif anlamda etkileyecek bir statükonun oluşmasına giden yolun kapılarını açtı." değerlendirmesinde bulundu.
"İRAN'IN KISMİ ANLAMDA BAŞARISINI GÖRMEK MÜMKÜN"
ABD'nin bu durumu gördüğünü sözlerine ekleyen Çelik, "ABD, daha farklı çatışma alanlarını da göz önüne alarak, özellikle Hürmüz Boğazı noktasında bir statükonun oluşmasını ve bunun sürdürülebilir olmasını planlayan anlaşmayla İran'a masada el uzatmaya çalıştı. Aslında İran'ın kısmi anlamda bir başarısı olarak nitelendirilebilecek bir müzakere sürecini konuşuyoruz." diye konuştu.
"İSRAİL AÇISINDAN KABUL EDİLEMEZ BİR ANLAŞMA"
İsrail'in revizyonist ve genişlemeci politikası çerçevesinde yaşanan anlaşmanın kabul edilemez olarak öngörüldüğüne dikkat çeken Çelik, şöyle konuştu:
"İsrail'in penceresinden bakıldığında temel tezi İsrail güvenliğine yönelik herhangi bir tehdit oluşturmayacak şekilde uzun vadede parçalanmış bir İran senaryosu. Ancak İsrail'in bu beklentisi gerçekleşmedi. ABD açısından da gerçekleştirilebilir bir senaryo olmadı ve başta Körfez ülkeleri olmak üzere ABD'nin müttefiklik sistemi zedelendi."
"İSRAİL VE ABD ARASINDA AYRIŞMA YAŞANIYOR"
Anlaşmanın kamuoyuyla paylaşılan kısımlarında İran'ın nükleer kapasite noktasında geri adım atacağına dair 60 günlük bir süre bulunduğunu ancak bunun ciddi bir garanti vermediğini dile getiren Çelik, "Lakin İsrail'in öne sürdüğü Lübnan meselesi İran tarafından bir kırmızı çizgi olarak ele alındı ve savaşın bütün cephelerde sona erdirilmesi şartı ortaya konuldu. Bu şart çerçevesinde İsrail'le ABD arasında son dönem Orta Doğu jeopolitiğinde açıkçası daha önceden sinyalleri verilen ayrışmanın ortaya çıktığını görmekteyiz." şeklinde konuştu.
"TRUMP BİR BAŞARI HİKAYESİ YAZMAK İSTEDİ"
Yaklaşan ABD seçimleri öncesi iç siyasal dinamiklere dikkat çeken Çelik, şunları kaydetti:
"Trump, Netanyahu ve Netanyahu'ya verilen desteğin hem ABD'nin iç siyasal dinamiklerinde hem de ABD'nin Orta Doğu jeopolitiği ve buna bağlı olarak küresel hegemonyası bakımından olumsuz sonuçlara neden olduğunu gördü. Bu noktada ABD'de seçim süreci yaklaşırken Trump bir başarı hikayesi yazmak istedi. Trump'ın İsrail lobisine, Netanyahu'nun baskılarına ve karar alıcı mekanizmada etkili olan isimlere rağmen bu başarı hikayesini yazmak için söz konusu anlaşma yoluna gittiğini görmekteyiz."
"HER AN SAHTE BAYRAK OPERASYONLARI YAPABİLİR"
Anlaşmanın sürdürülebilir olması halinde İsrail'in bölgedeki hareket alanının daralacağını ve Netanyahu'nun iç siyaset denkleminin de şekillendireceğini vurgulayan Çelik, kritik uyarılarda bulundu. Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bölgede daha sınırlı bir hale gelecek olan İsrail, bu durumdan oldukça rahatsız. Bundan dolayı İsrail, her an sahte bayrak operasyonları yapabilir veya anlaşmayı bozacak doğrudan girişimlerde bulunabilir."