Kurtulmuş'tan Terörsüz Türkiye mesajı: Yasal düzenlemeler yapılacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, terör örgütünün tamamen silah bırakmasının ardından toplumsal bütünleşmeyi sağlayacak yasal düzenlemelerin Meclis tarafından hayata geçirileceğini söyledi.
ABONE OLTBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve İstanbul Üniversitesi (İÜ) iş birliğiyle Fatih'teki MTTB Genel Merkezi'nde düzenlenen "Siyaset Okulu"nun kapanış ve sertifika programında yaptığı konuşmada, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
MTTB’nin, Türkiye’nin ilk öğrenci teşkilatı olmasının çok ötesinde Türkiye’nin en önemli sivil toplum kuruluşlarından birisi ve tam manasıyla bir mektep olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bunun en büyük nişanesinin de gerçekleştirilen “siyaset okulu” olduğunu ifade etti.
Kurtulmuş, MTTB’nin bir mektep olma özelliğinin gelecek nesillere de aktarılarak devam edeceğine yürekten inandığını belirtti.
MTTB’nin “ahlak”, “iman”, “ilim” ve “aksiyon”dan oluşan dört sütunda bulunduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, “Bunların hepsiyle mücehhez bir gençliğin yetişebilmesi için burada nice tartışmaların, nice müzakerelerin, nice büyük üstatların, nice büyük insanların geldiğini, konuştuğunu, gençlerle hemhal olduğunu, bazen büyük kalabalıklara, bazen küçük salonlarda üç beş kişi olsalar bile her gencin zihnine ve gönlüne hitap etmek için gayret sarf ettiklerini dün gibi hatırlıyorum.” ifadesini kullandı.
Bütün bu emeklerin sonucu olarak Türkiye'nin kaderine etki eden muazzam bir gençlik hareketinin ortaya çıktığını belirten Kurtulmuş, bu gençlik hareketinin en temel özelliklerinden birisinin “fikir” ile “eylemi” bir araya getirmek olduğunu vurguladı.
Bu çatı altındaki bütün bu çabaların en temel mahsullerinden birisinin de “ahlak” ile “teşkilatı” bütünleştirebilme azmi olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu çatının aynı zamanda “disiplin” ile “heyecan”ı da bir araya getirmesiyle bir başka özelliğe kavuştuğunu belirtti.
MTTB’nin, gençliği öfkeye mahkum etmemesiyle de bir özelliği barındırdığını ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Belli dönemlerde Türkiye'de gençliğin içerisinde de hakim olan öfkeyi, Milli Türk Talebe Birliği tabiri caizse bir elekte kumla çakılı birbirinden ayırt etmek gibi eleyerek gençliği öfkenin tuzağına düşmekten korumuştur. Aynı şekilde rehavete de terk etmemiştir. Bütün milli meselelerde ülkenin en önemli gençlik kuruluşu olarak bütün milli meselelerde en önde yürümesini, meselelerimize sahip çıkmasını sağlamış; mitingleriyle, konferanslarıyla Türkiye'nin bütün meselelerine sahip olan bir gençliğin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Necip Fazıl başta olmak üzere buradaki büyükler, bütün dava önderleri iddia ve irade sahibi bir gençliğin yetişmesine katkı sağlamışlardır. Çünkü biliyoruz ki iddiası, iradesi olmayan gençliğin ne kendisine ne de ülkenin geleceğine bir katkısı olur. Bütün bu çalışmalar istikamet üzere bir gençliğin oluşmasına vesile olmuştur.”
'İDEALİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ'
Türk gençliğine yakışanın fikri sürekliliği hayatı boyunca sürdürmek ve bunun üzerinden sonuç almak olduğunu ifade eden Kurtulmuş, bunun adının da “dava” olduğunu söyledi.
Davanın da Türkiye içinde ve dışında olmak üzere iki temel ayağının bulunduğunu belirten Kurtulmuş, içeride, “güçlü, büyük Türkiye” olarak özetlenen mücadeleye odaklandıklarını ve çalıştıklarını kaydetti.
Şartlar değişse de “yeniden güçlü, büyük Türkiye” idealinden vazgeçmediklerinin altını çizen Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Bu ülkenin geleceği olan gençlerimize dün de güvendik, bugün de güveniyoruz, yarın da güveneceğiz. Çünkü biliyoruz ki ancak ve ancak her millet kendi kökü üzerinde yükselir. Biliyoruz ki her ağacın kendi gövdesinde yükselmesi gibi bütün toplumlar da kendi gövdesi üzerinde yükselir. Onun için içeride hiç bu idealimizden vazgeçmeyeceğiz. Dün bu idealimizin belki çok somut hali Türkiye'de ağır sanayi hamlesini gerçekleştirmekti, Türkiye'nin her şehrine fabrika kurmaktı. Bunun için büyük mücadeleler verildi. Devrim otomobillerinden Türkiye'nin kamu eliyle yapılan yatırımlarına kadar birçok alanda başarılar elde edildi.
Şimdi yeni bir dönemdeyiz. Bu dönemde başta yüksek teknolojiler, bilgi teknolojileri, ulaştırma, haberleşme teknolojileri, yapay zeka olmak üzere birçok yeni alanda önde olmak, takip edilen ülke olmak ‘yeniden güçlü, büyük Türkiye’ idealinin vazgeçilmez bir unsurudur. Dolayısıyla çağın gerekleri içerisinde, asrın idraki içerisinde bütün hedeflerimizi güncelleyeceğiz ama hedefimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Dava dava diyoruz ya. Davanın içerideki ayağı budur. Türkiye'yi ele güne muhtaç etmeden, içeride toplumsal birliğini sağlamış, her bakımdan güçlü, her alanda takip edilen bir ülke haline getirmek.”
Yakın çevre başta olmak üzere dış aleme yönelik olan yaklaşımın ise davanın ikinci kısmı olduğunu belirten Kurtulmuş, “Buradaki hedefimiz; mutlaka adil, hakkaniyetli, yeni bir küresel sistemin kurulması için mücadele etmektir.” dedi.
Türkiye’nin, gelinen noktada dış politikada sözüne itibar edilen ve ne söylediği merak edilen bir haline geldiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Daha da güçleneceğiz. Dünyanın her yerindeki sorunları çözebilmek için gayret sarf edeceğiz. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın bitirilmesinden Gazze'deki insanlık suçlarının, soykırımın sona erdirilmesine kadar her yerde Türkiye'nin sözü vardır, Türkiye'nin sözü olacaktır. Afrika kıtasındaki, Asya'daki, dünyanın en uzak noktasındaki mazlum milletlerin kurtuluşu, onların da adil ve hakkaniyetli bir dünyada yaşaması için fikir üreteceğiz, çaba ortaya koyacağız, siyasetimizi gerçekleştireceğiz.” diye konuştu.
Türk milletinin, milli mefkuresi dolayısıyla dünyanın her yerindeki insanlardan sorumlu olduğunu dile getiren Kurtulmuş, “Böyle olduğu için Türkiye'nin lideri Recep Tayyip Erdoğan kalkıyor, ‘Dünya 5'ten büyüktür’ diye Birleşmiş Milletler’de bütün dünyaya fikrimizi anlatıyor. Her platformda bunları anlatıyoruz. Niçin başkaları bunu söylemiyor da biz söylüyoruz? Biz aldığımız devlet terbiyesinin ve millet olarak sahip olduğumuz bu hasletlerin sonucu olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu bu liderlikle dünya milletlerine örnek olmaya, öncü olmaya gayret ediyoruz.” ifadesine yer verdi.
Tarihini, geçmişini, kültürünü, medeniyetini, inançlarını küçümseyen hatta bunlara sahip olmayı “Köylü olmanın, taşralı olmanın bir alameti” olarak gören bir güruhun nice yıllar bu toplumda var olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Verilmiş olan bu büyük kültürel mücadelenin, medeniyet mücadelesinin, siyaset mücadelesinin sonunda bugün öze dönüş noktasında, köklerimize dönüş noktasında, tarihe saygı noktasında fevkalade büyük mesafe aldığımızı söyleyebilirim. Küçük yaşlarımda ‘Ayasofya mutlaka açılacaktır’ diyen Necip Fazıl'ın o muhteşem hitabını dinlemiş olan birisi olarak, Ayasofya'nın açılması aslında Türkiye'nin kendi köklerine dönmesinin sembolüdür ve Türkiye'nin tarihle barışmasının altın sayfalarından birisidir. Başarılı olundu mu öze dönüşte? Sadece bu gösterge bile başarılı olunduğunu ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu.
'TÜRKİYE OSMANLI MİRASIYLA BARIŞTI'
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, öğrencilik yıllarında Osmanlı'nın "kötü, habis, geride kalan, pis bir unsur" olarak değerlendirildiğini ifade ederek, "Osmanlı'nın birkaç tane temel sembol ismi dışında, Fatih Sultan Mehmet gibi, Kanuni gibi Osmanlı sultanlarının tamamına yakını hakir görülür, bazıları ise 'Kızıl Sultan' diye tarihte şeytanlaştırılarak anılan tarihi figürlerimiz haline getirilirdi." diye konuştu.
Bugün gelinen noktada Türkiye'nin Osmanlı mirasıyla barıştığını vurgulayan Kurtulmuş, "Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz, kendisinden önce bayrağı temsil eden Osmanlı Devleti ile barışmış, Osmanlı birikimiyle barışmış ve artık Osmanlı bir 'öteki' değil, bu aziz milletin tarihsel yürüyüşünün önemli bir parçası olarak kabul edilmiştir." ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, devletin resmi yayın kuruluşunda Sultan Abdülhamid Han adına bir dizinin yapılmasını bu değişimin sembollerinden biri olarak değerlendirerek, merhum Bülent Ecevit'in de "Ya Vahdettin de hain değildir…" sözleri nedeniyle geçmişte ağır eleştirilere maruz kaldığını hatırlattı.
Tarihle barışmanın önemli göstergelerinden birinin bu yaklaşım olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Devletin resmi televizyon kurumu, Sultan Abdülhamid Han'ı bu ülkenin tarihi bir varlığı olarak kabul ediyor, hatalarıyla, kusurlarıyla halkın nazarı dikkatine sunuyor. Tarihle barışmak, özümüze dönmek noktasında önemli göstergelerden birisi olarak bunu ifade etmek isterim." dedi.
İnanç özgürlükleri alanında da önemli kazanımlar elde edildiğinin altını çizen Kurtulmuş, imam hatip liselerinin katsayı uygulamasının kaldırılmasıyla bu okullardan mezun olan öğrencilerin diğer öğrencilerle eşit şartlarda yarışabildiğini söyledi.
Geçmişte başörtüsü nedeniyle üniversitelerden uzaklaştırılan ve siyasi hayattan dışlanan insanların bulunduğunu anımsatan Kurtulmuş, "Sadece başörtülü olduğu için üniversitelerden atılan insanların olduğu, sadece başörtülü olduğu için milletvekili yapılmayan insanların olduğu bir Türkiye; tarih öncesi döneme ait değil, bizim yaşadığımız, yakın bir döneme ait. Çok şükür bunların hepsinin izi silindi. Türkiye'de inanç özgürlükleri önünde hiçbir engel kalmadı, hiçbir engel bırakılmadı." değerlendirmesinde bulundu.
Sanayileşme ve kalkınmanın da yıllardır savundukları temel hedeflerden biri olduğunu kaydeden Kurtulmuş, geçmişte Türkiye'nin milli sanayi hamlelerinin çeşitli çevrelerce engellenmeye çalışıldığını söyledi.
Özellikle Devrim otomobillerine ilişkin süreci örnek gösteren Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"O dönemlerde devletin içerisinde de bazı unsurların sürekli çelme takıp engellemeye çalıştığı Türkiye'nin milli sanayi hamlesi bugün Allah'ın izniyle çok büyük bir mesafe katetmiş, sadece savunma sanayiinde değil, her alanda Türk sanayii güçlü bir konuma gelmiştir. Bugün İHA'larıyla, SİHA'larıyla, deniz araçlarıyla, kara araçlarıyla Türk savunma sanayii NATO içerisinde dahi örnek gösterilen ülkelerden birisi konumuna gelmiştir. Dün tüfeğinin kurşununu dışarıdan almak zorunda olan Türkiye, bu fikri siyasi süreklilik sağlandığı için Allah'ın izniyle bugün yüzde 80 oranında bir yerlilik oranıyla savunma sanayiinde ulaşmıştır."
Bir başka temel iddialarının da şahsiyetli dış politika olduğuna dikkati çeken TBMM Başkanı Kurtulmuş, bunun temel göstergelerden birinin ise Kıbrıs davasına sahip çıkmak olduğunu söyledi.
Çocukluk yıllarında katıldığı ilk mitinglerden birinin Kıbrıs mitingi olduğunu anlatan Kurtulmuş, "Bugün Kıbrıs'ta tam manasıyla bağımsız, bütün organlarıyla teşekkül etmiş bir bağımsız Kıbrıs Türk Devleti vardır ve inşallah Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti kıyamete kadar yaşayacak, çok daha güçlü bir şekilde yaşayacak." dedi.
Kurtulmuş, Türkiye'nin İslam dünyası, Balkanlar, Kafkasya ve diğer bölgelerde etkili bir ülke konumuna geldiğini belirterek, "Türkiye bütün uluslararası asamblelerde gerçekten adından söz edilen, itibar edilen bir ülke haline gelmiştir." ifadesini kullandı.
Devlet-millet kaynaşmasının sağlanmasının da önemli hedeflerden biri olduğunu kaydeden Kurtulmuş, yıllarca "ceberut devletten kerim devlete geçiş" anlayışını savunduklarını söyledi.
Kurtulmuş, "Aslolan devletin kerim devlet şemsiyesini bütün yurttaşlara açtığı, vatandaşların her alanda söz sahibi, özgür bir şekilde yaşayabildikleri bir Türkiye'nin kurulmasıydı. Bu konuda da büyük mesafeler aldık, büyük merhaleler katettik." dedi.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Türkiye'nin önemli hedeflerinin gerçekleştiğini ancak rehavete kapılmayacaklarını vurgulayan Kurtulmuş, gelecek dönemde iki temel hedefe odaklanacaklarını bildirdi.
Bunlardan ilkinin "Terörsüz Türkiye" hedefi olduğunu belirten Kurtulmuş, "Cumhuriyetimizin ilk yüzyılının yaklaşık 50 yılını heba ettiğimiz terör meselesini bütünüyle bitirmek, halledip fasletmek ve bu ülkede tam manasıyla barışı ve kardeşliği tesis etmek zorundayız." diye konuştu.
Hiç kimsenin etnik kökeni nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı bir Türkiye hedeflediklerini vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"Hiç kimsenin etnik farklılıklar üzerinden bu ülkenin çocuklarını kandırarak eline silah veremeyeceği bir dönemi inşallah tesis etmek için yolumuza devam edeceğiz. Bu çerçevede Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde gerçekleştirdiğimiz Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun çalışmalarını Türkiye demokrasisi bakımından fevkalade önemli görüyorum. Yaptığım bütün uluslararası temaslarda da karşı taraftaki muadillerimizin bu komisyon çalışmaları dolayısıyla Türkiye'yi takdirle izlediklerini görüyorum. Çok kısa bir süre içerisinde o komisyon çalışmalarında katılan bütün milletvekillerinin, bütün partilerin ittifakla bir rapor hazırlamış olması da Türkiye demokrasisi bakımından bir ilktir. Çok partili siyasi hayatımızda bir ilktir. O raporda bir yol haritası ortaya konulmuş, o yol haritasının gereği de bundan sonraki süreçte inşallah tamamlanacaktır. Örgütün bütünüyle kendisinin tasfiye ettiği, silahların bırakıldığının anlaşılmasıyla birlikte toplumsal bütünleşmenin sağlanması için ümit ediyorum ki en kısa süre içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi üzerine düşen sorumluluğu gerçekleştirecek ve yasal düzenlemeler yerine getirilecektir. Kısa dönemde terörsüz Türkiye hedefinin gerçekleşmesi için bu adımın atılacağına yürekten inanıyorum."
Terörsüz Türkiye hedefiyle birlikte bölgede de istikrarın güçleneceğini kaydeden Kurtulmuş, "İsrail, zayıf devletler, bölünmüş olan siyasi iradeler üzerinden gerçekleştirdiği böl, parçala, yönet politikalarını daha fazla sürdürememesi için terörsüz bir bölgenin tahkim edilmesi, Irak'ı ile Suriye'si ile Lübnan'ı ile İran'ı ile bütün coğrafyamızın barış ve huzur içerisinde yaşaması Türkiye olarak en yüksek, en önemli temel temennimizdir." dedi.
Yeni ve sivil anayasa çalışmalarının öncelikli hedeflerden biri olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Türkiye'nin darbelerin ardından hazırlanan anayasalardan kurtulması gerektiğini söyledi.
Kurtulmuş, "Türkiye'nin halkın iradesiyle yapılmış yeni, çağdaş, demokratik ve katılımcı bir anayasayla yoluna devam etmesi lazım. Bundan sonra da en kısa süre içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni anayasa çalışmalarını başlatacağını ümit ediyorum. Böylece 1876'da başlayan darbelerden sonra gerçekleşen anayasalar meselesini geride bırakacağız." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhuriyet tarihi boyunca darbelerin ardından hazırlanan anayasalara işaret eden Kurtulmuş, "Bütün bu darbeleri geride bırakmış, darbeci fikirlerin ürünü olan anayasaları geride bırakmış, özgür, çağdaş, katılımcı ve gerçekten demokrat bir anayasayı yapabilecek güce ve kuvvete sahip olduğumuza inanıyorum." dedi.
Dünyanın tek kutuplu yapıdan çok kutuplu ve çok merkezli bir sisteme geçtiğini dile getiren Kurtulmuş, Türkiye'nin bu yeni dönemin önemli merkezlerinden biri olmaya aday olduğunu belirterek, "Artık dünya hiçbir ülkenin tek başına, hiçbir bölgenin tek başına yönetemeyeceği bir dünyadır. Çok kutupluluğun, çok merkezliliğin hakim olacağı bir dünyadır, bu merkezlerden birisi de isteseler de istemeseler de Türkiye'dir. Türkiye dünyanın büyük merkezlerinden birisi olmaya adaydır. Yeter ki iddia, irade ve istikamet sahibi olmaktan asla geri durmayalım. Yeter ki sözümüzü en iyi şekilde, en tesirli şekilde söylemeye devam edelim." değerlendirmesini yaptı.
Programa, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin eski başkanı ve MTTB'nin eski genel başkanlarından İsmail Kahraman, İstanbul Üniversitesi Rektörü Osman Bülent Zülfikar, Milli Türk Talebe Birliği Genel Başkanı Tahsin Başarı, milletvekilleri ile çok sayıda davetli katıldı.
Konuşmasının ardından Kurtulmuş, program kapsamında eğitimlerini tamamlayan katılımcılara sertifikalarını takdim etti. Program, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.