Türkiye NATO içinde rolünü değiştirdi: Kanat ülkeden merkez ülkeye geçiş
Eskiden ABD vesayeti altında bir 'uydu müttefik' olarak görülen Türkiye, bugün savunma sanayii atılımları ve askeri gücüyle NATO’nun merkezine yerleşti. Prof. Dr. Oğuzhan Bilgin, Batı’nın Türkiye’nin tecrübesine muhtaç kaldığı vurguluyor.
ABONE OLHaber7-ÖZEL
Prof. Dr. Oğuzhan Bilgin, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin Türkiye'nin "kanat ülkeden merkez ülkeye" yükselişini tescillediğini belirterek, savunma sanayiindeki atılımlar, askeri gücü ve diplomatik etkisiyle Türkiye'nin artık NATO'nun ihtiyaç duyduğu belirleyici aktörlerden biri haline geldiğini söyledi. Bilgin, hiçbir NATO Zirvesine katılmayan Trump'ın Ankara Zirvesi'ne katılımının da Türkiye'nin yükselen stratejik konumunun göstergesi olduğunu vurguladı.
TÜRKİYE’NİN KONUMUNU NATO VE TÜM DÜNYA KABUL EDİYOR
“Türkiye’nin NATO Zirvesine ev sahipliği yapması ne ülkemiz için ne ifade ediyor?” sorusunu yönelttiğimiz Prof. Dr. Oğuzhan Bilgin,
“Türkiye kanat ülke olma konumundan merkez ülke konumuna geçmesiyle aynı zamana, aynı tarihsel ana denk düşmesi bakımından önemli. Çünkü Türkiye uzun yıllar Sovyet tehdidi karşısında 1947 ile başlayan başvuru süreci ve sonrasında 50’lerde oluşan tam üyelik sürecinde NATO’da maalesef uzun süre bir kanat müttefiki olarak kalmıştı. Bu durum, merkezin NATO patronajı ve ABD olduğu, çevrenin ise Türkiye olduğu; Türkiye’nin savunma sanayii bakımında tüketici, ABD’nin üretici olduğu; karar alma süreçlerinde Türkiye’nin belirleyici olamadığı bir stratejik ortaklıktı.
Yani Türkiye’yi de aslında uluslararası siyasette ABD vesayeti altında kaldığı bir uydu müttefiklik konumuna indirgemişti Türkiye’yi. Bu durumu çok önemli kılan nokta, Türkiye artık bir merkez ülke konumuna yükselmiş ve bunu bütün NATO üyeleri, artık bütün dünya kamuoyu kabul ediyor.
Bu, Bölgesel liderlik konusunda önemli mesafe kat etmesi ve dünyadaki pek çok küresel sorunda önemli bir aktör konumuna gelmesiyle alakalı. Savunma sanayii ile alakalı, devlet kapasitesinin artışıyla alakalı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğiyle alakalı” yanıtı verdi.
TARİHSEL BİR EŞİK AŞILDI: MERKEZ ÜLKE KONUMUNDAYIZ
Bilgin Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını; NATO içinde merkez ülke olduğunu, ikinci en büyük orduya sahip olduğunu, savunma sanayiinde tüketme devrinin bittiğini ve Erdoğan liderliğinde artık üretme ve ihraç etme devrinin başladığını şu sözlerle ifade etti:
“Türkiye, hem dünyada artık belirleyici birkaç güçten bir tanesi hem de NATO içerisinde de artık doğrudan doğruya merkez ülke konumuna yerleşti. NATO içerisinde sadece sayısal olarak en büyük ikinci orduya sahip değil, aynı zamanda en güçlü ikinci orduya sahip ülke konumuna gelmiş olmasının; savunma sanayiinde artık tüketici değil üretici bir ülke konumuna gelmiş olmasının tezahürlerini tarihsel olarak büyük bir değişim olarak görüyoruz. Buna NATO ev sahipliği de eklendiği zaman NATO’da Türkiye’nin artık merkez ülke konumuna gelmiş olması ve NATO’nun ABD başta olmak üzere belirleyici olmuş beşlisine artık eşitiz, göz hizasında bir ilişki kurabilecek bir ülke konumuna gelmiş olması bence çok önemli bir tarihsel değişimdir.”
NATO ZİRVELERİNE GİTMEYEN TRUMP TÜRKİYE’YE GELDİ
Bilgin Trump’ın Ankara’da gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesine katılması hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bilgin, “19845’te yayınlanmış bir CIA raporu var. CIA raporunda Türkiye için ‘NATO’nun en zayıf halkası, en zayıf ve en fakir ülkesi’ diyor. Şimdi 1984’teki CIA raporu böyle derken bugün NATO’nun merkez ülkesi konumuna gelmiş bir Türkiye var. Artık Türkiye NATO’ya muhtaç bir ülke konumundan çıkmış, en çok ihtiyaç duyduğu üyelerinden biri haline gelmiştir. NATO’nun artık tarihsel, ekonomik, askeri ve savunma sanayii olarak en belirleyicisi olduğu, NATO’nun artık birçok anlamda Türkiye’nin tüketicisi olduğu bir döneme girmiş durumdayız. O yüzden NATO’nun Türkiye’ye katkısı kadar, belki de daha fazla Türkiye’nin NATO’ya katkısı olacağı bir tarihi dönemdeyiz. Türkiye’nin eli çok fazla güçlenmiş durumda. Bunun da farkında olan bir dünya konjonktürü ve NATO sistemi var, Amerikan sistemi var. Nitekim Amerikan Başkanı Trump’ın da hiçbir NATO zirvesine gelmezken Türkiye’ye gelmiş olması doğrudan doğruya cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın liderliğiyle ve bununla alakalı” ifadelerini kullandı.
“DİPLOMASİ MASASI KURULACAKSA KURUCU AKTÖR TÜRKİYE OLUR”
Bilgin’e yönelttiğimiz, “Türkiye’nin zirveye ev sahipliği yapması NATO içerisindeki konumuna nasıl bir katkı sağlar?” sorusuna,
“Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere, İran savaşı başta olmak üzere veya Orta Doğu’daki, Afrika’daki diğer krizler söz konusu olduğunda Türkiye olmadan bir istikrarın olmadığı çok net bir şekilde ortada. Bir diplomasi masası kurulacaksa burada kurucu aktör hep Türkiye oluyor, her bakımdan böyle oluyor. NATO üyelerinin, özellikle de Avrupa’nın Rusya ile karşı karşıya olduğu bir denklemde Türkiye’nin varlığına muhtaç olmaları sadece askeri ev stratejik alanda değil aynı zamanda diplomatik ve politik anlamda önemli. Çünkü Türkiye orada aslında Rusya gibi, İran gibi muhatapları da diplomasi masasında tutabilecek istikrarlaştırıcı bir ülke” yanıtını verdi.
TÜRKİYE’YE MUHTAÇLAR, ONLAR İÇİN MECBURİYET
Bilgin, Avrupa ülkelerinin ordularının yok olma noktasına geldiğinin ve halkın büyük çoğunluğunun ülkeleri için savaşmak istemediklerinin altını çizdi. Bilgin, “Ayrıca Türkiye’nin şöyle bir katkısı var: Artık dünya, Avrupa devletleri özelinde baktığımız zaman, orduları bile neredeyse yok olma noktasına gelmiş, halkının büyük çoğunluğu ülkesi için savaşmak istemeyen, savunma sanayii konusunda artık eskisi kadar üretim gücü olmayan ülkeler için Türkiye; ordusuyla, muharip tecrübesiyle, muharip güçleriyle, savunma sanayii ile NATO’nun ihtiyaç duyduğu bir ülke konumunda. Türkiye ile iyi ilişkiler kurmaları, Türkiye’nin kırmızı çizgilerine saygı duymaları, Türkiye’nin çıkarlarına saygı göstermeleri artık Türkiye’ye muhtaç oldukları için onlar için bir mecburiyet haline geldi. Yani katkı yapacak artık güç Türkiye. Bu çok önemli bir nokta” ifadelerine yer verdi.
TÜRKİYE’NİN TECRÜBESİ VE SAVUNMA SANAYİSİNE İHİTYAÇLARI VAR
Bilgin’e yönelttiğimiz, “NATO 3.0 olarak tanımladığımız dönemde Türkiye hangi alanda öne çıkar?” sorusuna,
“NATO 3.0’ı şu bakımdan önemli: Artık dünyada Amerikan hegemonyası geriye gittiği için Avrupalı NATO üyeleri Rusya’ya karşı büyük bir risk altında kendilerini hissettikleri için NATO’ya ciddi katkı vermek ve kendi ordularını tekrar oluşturmak zorunda kaldılar. Çünkü Soğuk Savaş döneminde Amerika’ya güvendikleri için onun güvenlik şemsiyesi altında çok büyük bir rehavet içerisindeydiler. Şimdi artık kendi ordularını kurarken mutlaka Türkiye tecrübesine ve savunma sanayiine ihtiyaçları var; o yüzden Türkiye çok daha belirleyici bir konumda yer alacak. Artık eskisi kadar ABD ekonomik gücüyle, askeri gücüyle Avrupa’yı korumak istemiyor çünkü böyle koruyacak gücü yok” şeklinde yanıt verdi.
TÜRKİYE TÜRKİYE’DEN BÜYÜKTÜR
Dünyanın dört bir yanında mazlumlara kol kanat geren, bölgesel istikrar için gövdesini taşın altına koyan Türkiye’nin bölgesel düzeyde kurduğu ilişkilere dikkat çeken Bilgin, “Türkiye’nin bölgesel ağları, bölgesel ilişki ağı; Afrika’sı, Orta Doğu’su, Orta Asya’sı, Kafkasya’sı ve Balkanlar’ı... Türkiye’yi tek başına bir ulus devlet olmaktan çıkarıp böylesine büyük bir imparatorluk mirası üzerinde söz sahibi olup o konumlar bakımından da Avrupa’nın karşısında sadece Türkiye olarak değil, bütün bu etki alanındaki ülkelerle birlikte masaya oturmasını sağlıyor” şeklinde konuştu.
TRUMP ÖNCEKİ YÖNETİMLERDEN FARKLI: TÜRK DÜŞMANI DEĞİL
PKK’dan FETÖ’ye, 15 Temmuz darbe girişiminden sözde Ermeni soykırımı tanımalarına, Yunanistan’da açtıkları askeri üslerden Rum kesimiyle yaptıkları savunma iş birliği anlaşmalarına kadar her bakımdan Türk düşmanlığı yapan Biden ve Obama yönetiminin aksine Trump’ın Türk düşmanı olmadığını vurgulayan Bilgin, Türkiye’nin bölgesel nüfuzunun farkında olan Trump hakkında, “Bunun farkında olan da bir Trump başkanlığı var. Trump önceki ABD başkanlarından farklı olarak kategorik bir Türk düşmanı değil. Mesela Biden ve Obama’da kategorik bir Türk düşmanlığı vardı. PKK’sından FETÖ’süne kadar, Suriye’de PKK’ya devlet kurdurma projelerine kadar, 15 Temmuz darbe girişimine kadar, sözde Ermeni soykırımı tanımalarına kadar, Yunanistan’da açtıkları askeri üslere kadar, Rum kesimiyle yaptıkları savunma iş birliği anlaşmalarına kadar her bakımdan Türk düşmanlığı yaptılar. Ama Trump rasyonel bir devlet adamı olarak çıkarlarına bakıyor. Bu bakımdan da Türkiye’nin yükselen konumu, Türkiye’nin bölgedeki istikrarlaştırıcı gücünden tabii ki ABD’nin çıkarlarını gözeterek bundan faydalanmak istiyor.”