Milyonlarca sürücüyü ilgilendiriyor: Israrlı selektör yapana hapis yolu göründü!
Trafikte önündeki araca selektör yaparak baskı oluşturan sürücülerle ilgili Yargıtay'dan emsal niteliğinde karar çıktı. Avukat Öztürk, cezanın selektör kullanımına değil, sistematik baskı oluşturan davranışlara verileceğini belirtti.
ABONE OLTrafik güvenliğini tehlikeye atan ve sürücüler üzerinde psikolojik baskı yaratan eylemlere yönelik hukuki yaptırımlar netleşiyor. Sürücülerin sıklıkla karşılaştığı ve kazalara davetiye çıkaran ısrarlı selektör eylemi, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin verdiği emsal kararla yeni bir hukuki boyuta taşındı. Yüksek mahkeme, öndeki aracı taciz edecek şekilde peş peşe selektör yapmayı "kişilerin huzur ve sükununu bozma" suçu kapsamında değerlendirilebileceğine hükmetti. Karar doğrultusunda, Türk Ceza Kanunu'nun 123. maddesi uyarınca işlem yapılabilecek ve sürücüler 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilecek.
Kararın, özellikle otoyollarda sol şeridi ihlal ederek öndeki aracı tehlikeli şekilde sıkıştıran ve selektörle taciz eden sürücüler için caydırıcı olması beklenirken; Avukat Ceylan Öztürk Haber7'e önemli değerlendirmelerde bulundu.
"SİSTEMATİK ŞEKİLDE BASKI ALTINA ALAN DAVRANIŞLAR DEĞERLENDİRİLİYOR"
Takip mesafesini tehlikeli boyutta azaltıp taciz boyutuna varacak şekilde peş peşe selektör yakıp söndürmenin yasal sınırların aşılmasına yol açtığına dikkat çeken Avukat Ceylan Öztürk, "Trafikte selektör yapmak pek tabii ki tek başına bir suç değildir. Karayolları ve Trafik Kanunu'nda ve sürüş pratiğinde aslında selektör çoğu zaman bir güvenlik amacıyla, örneğin sollama niyetini bildirmek veya olası bir tehlikeye dikkat çekebilmek için kullanılan meşru bir uyarı aracıdır aslında." diye konuştu.
Ceza hukukunun konusunun bu davranışın amacı, yoğunluğu ve sürücü üzerinde oluşturduğu etki olduğunu belirten Öztürk, "Bu düzenlemeyle birlikte aslında ceza selektör kullanmak üzerine değil, trafikte bir kişiyi sistematik şekilde baskı altına alan davranışlar üzerine değerlendirilmektedir." ifadelerine yer verdi.
"CEZA HUKUKUNDA ESAS OLAN SOMUT DELİLDİR"
Yargı aşamasında EDS kayıtları, araç içi kamera görüntüleri ve tanık beyanları gibi somut delillerin büyük önem taşıdığına vurgu yapan Öztürk, şunları kaydetti:
"Her olay kendi özelinde, kendi somut şartlarıyla, delilleriyle birlikte değerlendirilir ve buna göre beraat veya mahkumiyet hükmü kurulur diyebiliriz. Ceza hukukunda esas olan her dosyadaki gibi aslında somut delildir. Burada yalnızca şikayet üzerine bir karar verilmesi söz konusu değildir. Somut deliller ise kamera kayıtları, EDS görüntüleri, araç kamerası, tanık anlatımları olabilir. Deliller tümüyle detaylı bir şekilde değerlendirilerek bir karara, bir neticeye varılabilir. Burada da bu kişinin gerçekten bu suçu işlediğine dair kesin kanaat oluşturabilecek, bir vicdani kanaatin de oluşması gerekir ki mahkumiyet hükmü tesis edilebilsin."