FETÖ'de elebaşının ölümüyle belirginleşen ayrışma derinleşiyor
FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin 10. yılında, elebaşı Fetullah Gülen'in ölümünün ardından örgüt içinde ivme kazanan ayrışma ve çözülme belirginleşiyor.
ABONE OLÖrgüt üst yönetimi, teröristbaşı Gülen'in 20 Ekim 2024'teki ölümünün ardından geçen yaklaşık 2 yılda tabanı bir arada tutmak için çeşitli girişimlerde bulunsa da giderek derinleşen fikir ayrılıkları ve iç çekişmeler önlenemez hale geldi.
Bu süreçte, örgüt mensuplarının önemli bir bölümü, elebaşının mezarının da bulunduğu ve "Chestnut Retreat Center" olarak bilinen sözde kampa uğramamaya başladı.
FETÖ'nün "Ali Heyet" olarak adlandırılan yeni yönetimi, tabanda derin çatlaklara yol açan fikir ayrılıkları nedeniyle güçsüzleşti, örgüt elebaşı Gülen'in yeğeni Ebuseleme Gülen'in çevresi, "Ali Heyet"i tanımadığını, bazı örgüt üyeleri de örgütle tüm bağlarını kestiğini açıkça ilan etti.
Örgütte yaşanan çözülmeyi, "örgütün kasası ve sır kutusu" olarak gösterilen Cevdet Türkyolu'nun örgüte ait mali kaynakları keyfince harcadığı yönündeki haberler de tetikledi.
Türkyolu'nun Pensilvanya eyaletindeki sözde kampı kendi mülkü gibi kullandığı ve örgüt içinde etkili isimlerin dahi izni olmadan buraya giremediği yönündeki iddialar, değeri onlarca milyon dolar olarak ifade edilen mülkün işlevsiz hale gelmesine neden oldu.
Pensilvanya'daki sözde kampa örgüt üyelerinin giriş çıkışı görülür biçimde azalırken, Türkyolu'nun burayı müze gibi işletme isteğine karşı çıkan örgüt üyeleri de çevrim içi platformlarda tartışmaya giriyor.
Gülen'in 15 Temmuz darbe girişiminden herhangi bir pişmanlık göstermediği yönündeki eleştiriler de bugün örgüt içerisindeki bazı etkili isimler ve tabandaki örgüt mensuplarınca çeşitli mecralarda açıkça dile getiriliyor.
Söz konusu isimler, örgüt üst yönetimini, tabanın yaşadığı süreçlere ilişkin sorumluluk almaya çağırıyor.
Örgüt üyelerinin bir kısmı, Gülen'in iddia edildiği gibi "mehdi" veya insanüstü özelliklere sahip olduğu yönündeki söylemlere artık inanmadıklarını da açıkça dile getirmeye başladı.
MADDİ DARALMA ÖRGÜTÜN LOBİ FAALİYETLERİNİ ZAYIFLATTI
Pensilvanya'daki merkezinin hem mali hem de siyasi açıdan zayıflaması örgütün ABD'nin başkenti Washington'da yürüttüğü lobi faaliyetlerini etkiledi.
ABD'de Donald Trump'ın başkan seçilmesinin, FETÖ'nün Capitol Hill çevresindeki lobi faaliyetlerini belirgin şekilde zayıflattığı dikkati çekiyor.
Haziranda ABD'de görülen bir ticari davada, New York'ta faaliyet gösteren FETÖ iltisaklı Amity School adlı eğitim kuruluşunun, müflis Asya Bank'a olan kredi borcunu faiziyle birlikte Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) ödemesine hükmedilmesi de örgütün ABD'deki mali ve kurumsal bağlantılarının zayıfladığına işaret eden gelişmeler arasında gösteriliyor.
36. NATO Liderler Zirvesi kapsamında Ankara'yı ziyaret eden ABD Başkanı Trump'ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yakın ilişkisinin de FETÖ'nün Washington'daki lobi faaliyetlerinin etkisini azalttığı ifade ediliyor.
FETÖ'nün, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye'de yeniden yapılanma imkanının büyük ölçüde ortadan kalkmasına rağmen Türkiye'ye yönelik planlarını sürdürdüğü, örgüt evlerini ayakta tutmaya ve esnaf yapılanmasını yeniden oluşturmaya yönelik taban çalışmalarına devam etmeye çalıştığı değerlendiriliyor.
Darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçmesine karşın her yıl internet ortamında paylaşılan görsel propaganda içerikleri ile örgütten maddi kazanç sağladığı öne sürülen bazı sosyal medya hesaplarının örgütü aklamaya yönelik paylaşımları, FETÖ'nün Türkiye'ye yönelik hedeflerinden vazgeçmediğine işaret eden unsurlar arasında gösteriliyor.
Sosyal medyada, geçmişte FETÖ'nün medya kuruluşlarında görev yapmış bazı isimlerin, iç siyasete yönelik yönlendirici içerikler üretmesi ve paylaşımlarında çeşitli mesajlar vermeye çalışması da bu değerlendirmeleri güçlendiriyor.
ÖRGÜTTEN AYRILAN GRUPLAR
Bazı gruplar da internet ve sosyal medya üzerinden oluşturdukları platformlar aracılığıyla örgüte karşı muhalefet yürütüyor.
Bu gruplardan biri olan ve "Yeni Herkül" adıyla ortaya çıkan oluşum, aynı isimle açtığı sosyal medya hesaplarından FETÖ ile tüm bağlarını kopardığını duyurdu.
Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal düzenine ve millet iradesine yönelik hukuka aykırı her türlü girişimi açıkça reddettiğini belirten söz konusu grup, düzenli olarak yaptığı çevrim içi toplantılarda, bu konuları takipçileriyle tartışıyor.
Türkiye'de tutunamayan örgüt, üyelerini daha çok Avrupa'ya ve okyanus ötesine taşıdı
2016'daki darbe girişiminin ardından aktif örgüt mensuplarının Türkiye'de barınamayarak yurt dışına kaçması nedeniyle FETÖ'nün özellikle bazı ülkelerdeki görünürlüğü arttı.
Avrupa'da Almanya, İngiltere ve İsveç öne çıkarken, okyanus ötesinde ise ABD ve Kanada'nın yanı sıra Kolombiya, Arjantin ve Brezilya gibi Güney Amerika ülkeleri de FETÖ mensuplarının yoğun olarak tercih ettiği ülkeler arasında yer aldı.
ABD'de eski Demokrat yönetimin uyguladığı açık sınır politikalarının, Türkiye'den kaçmak isteyen çok sayıda FETÖ üyesine fırsat sunduğu gözleniyor.
Örgüt, Türk-Amerikan toplumu üzerinde ticari etki alanı oluşturmaya çalışıyor
Son yıllarda ABD'ye önemli ölçüde insan kaynağı aktaran FETÖ'nün, yurt dışına çıkan örgüt mensuplarının Türkiye'deki iş yeri, arsa ile taşınır ve taşınmaz varlıklarını satarak elde ettikleri kaynakların bir bölümünü yurt dışına aktarmasıyla dolaylı da olsa yeni bir mali kaynak oluşturduğu değerlendiriliyor.
Örgütün, ABD'ye gelen yeni mensuplarını süpermarket, restoran ve doğal taş gibi sektörlere yatırım yapmaya yönlendirdiği, bu kişilerin ülkede faaliyet gösteren örgüt bağlantılı esnaf yapılanmasıyla ortaklık kurmasını teşvik ederek bunu Türk-Amerikan toplumu içinde ticari etkinliğini artırmak amacıyla kullandığı belirtiliyor.
Bu çerçevede son yıllarda Türk nüfusunun yoğun olduğu New York, New Jersey ve Pensilvanya eyaletlerinde, özellikle market, restoran ve toptan gıda sektörlerinde faaliyet gösteren FETÖ bağlantılı girişimcilerin sayısında artış gözlendi.
Türkiye'den getirilen bazı gıda ürünlerinin distribütörlük haklarının FETÖ iltisaklı işletmelerin elinde bulunması dikkati çekerken, örgütün paravan şirketler aracılığıyla Türkiye ile ithalat ve ihracat faaliyetlerini sürdürdüğü de çeşitli kaynaklarca dile getiriliyor.
Öte yandan, darbe girişiminin ardından mali kaynaklarının önemli bölümünü kaybeden FETÖ, geçmişte üye temininde paravan olarak kullandığı dini ve kültürel faaliyetlerde daha düşük profilli bir görünüm sergiliyor.
Bununla birlikte örgütün, özellikle esnaf ve iş insanları yapılanması üzerinden kimliğini arka planda tutarak etki alanını genişletmeye ve farklı bir yapılanma modeli geliştirmeye çalıştığı, bu yolla hem mali kaynaklarını yeniden güçlendirmeyi hem de yurt dışındaki Türk diasporası üzerinde ekonomik etkinliğini artırmayı hedeflediği değerlendiriliyor.