Arif Ahmet Denizolgun'un 2016’daki şüpheli ölümü: FETÖ ve Alihan Kuriş’in izi mi var?
Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un 2016’daki ani ve şüpheli ölümü, Kuriş liderliğindeki suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyonla yeniden gündeme geldi. FETÖ ve Kuriş'in parmağı olup olmadığı merak konusu oldu.
ABONE OLHaber7-ÖZEL
Alihan Kuriş liderliğinde faaliyet gösteren suç örgütü bünyesinde yıllardır sır gibi saklanan karanlık ilişkiler ağı, yargının attığı kararlı adımlarla deşifre oluyor. Eski Ulaştırma Bakanı ve cemaatin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016’da Beykoz’daki çiftliğinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmesinin ardından cemaatin başına geçen Alihan Kuriş'e yönelik operasyon, geçmişteki şüpheli ölüm dosyasını da yeniden açtı. Denizolgun'un vefatından hemen önceki ihanet iddiaları, tasfiyeler, FETÖ bağlantıları ve Adli Tıp raporundaki şüpheler, yürütülen büyük soruşturmanın en kritik halkasını oluşturuyor.
LİDERLİK OYUNU VE KANADA TOPLANTILARI
Arif Ahmet Denizolgun henüz hayattayken, yeğeni Alihan Kuriş'in cemaat liderliğini ele geçirmek için gizli adımlar attığı iddia ediliyor. Kuriş'in, Denizolgun'un sağlığında Kanada ve çeşitli Avrupa ülkelerinde dört ayrı gizli toplantı düzenlediği öne sürülüyor. Bu kritik toplantılara Denizolgun'un eski danışmanlarından birinin de katıldığı belirtilirken, hemen ardından cemaat tabanına Denizolgun'un tek varisinin Alihan Kuriş olduğu yönünde asılsız iddialar yayılmaya başlandı. Durumu fark eden Denizolgun'un, yeğeni Kuriş'i cemaatten tamamen uzaklaştırarak tasfiye ettiği ve ölümüne kadar onunla bir daha asla bir araya gelmediği kaydediliyor.
DARBEDEN BİR AY ÖNCE GELEN KASA TASFİYESİ VE FETÖ İLİŞKİSİ
Eski lider, 15 Temmuz hain darbe girişiminden yaklaşık bir ay önce, cemaatin iki numarası ve kasası olarak bilinen Mustafa Çelik'i 15 Temmuz hain darbe gecesinden yaklaşık bir ay önce görevden aldı. Edinilen bilgilere göre, Altunizade'deki ofisinden finansal trafiği yöneten Çelik'in FETÖ ile yakın ilişkileri vardı. Görevden alınmasının ardından Eylül ayında hac vazifesini yerine getireceğini ve dönüşte tamamen ayrılacağını beyan eden Çelik'in bu hamlesinden kısa süre sonra Türkiye, FETÖ’cülerin milli iradenin altında ezildiği hain 15 Temmuz darbe girişimiyle sarsıldı.
HAİN FETÖ’CÜLERİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ DARBEYE TEPKİ GÖSTERDİ
Darbe girişiminin ardından birçok dini grup ve yapı sessiz kalırken ya da darbe girişimini sulandırmaya çalışırken, Arif Ahmet Denizolgun FETÖ’ye karşı devletimizin ve milletimizin yanında net bir duruş sergiledi. Alparslan Kuytul ve Selefi gruplar darbe girişimine karşı FETÖ’yü kollarken, Denizolgun televizyonlarda ve medyada Fetullah Gülen'i açıkça hedef alarak sert eleştirilerde bulundu.
ANTALYA'DAKİ SON TOPLANTI: "BANA İHANET ETTİNİZ"
Basında yer alan iddialar göre, Denizolgun, şüpheli ölümünden hemen önce Antalya'ya giderek cemaatin en üst düzey kırk yöneticisini acil toplantıya çağırdı. Toplantıya katılanlar arasında, ilerleyen süreçte cemaatin CHP ve Ekrem İmamoğlu ile iş birliği yapmasını sağlayacak olan Antalya sorumlusu Mustafa Uysal da yer alıyordu. Masadaki yöneticilerin yüzüne karşı kendisini yalnız bıraktıklarını söyleyen Denizolgun, "Siz bana ihanet ettiniz, ben artık sizinle beraber değilim" diyerek salonu terk etti. Vakit kaybetmeden uçakla İstanbul'a dönen Denizolgun, Beykoz'daki çiftliğine kapandı.
OTOPSİ RAPORU DEĞİŞTİRİLDİ İDDİASI
Denizolgun'un Beykoz'daki çiftliğine geçmesinin ardından gizemli olaylar zinciri başladı. Eski lider burada şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti ve cansız bedenine ancak otuz altı saat sonra ulaşılabildi. Denizolgun ailesinin bazı üyeleri, ölümün şüpheli olduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Denizolgun'un yeğeni AK Parti 27'nci dönem İstanbul milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun'un iddialarına göre, olaydan hemen sonra hazırlanan ilk otopsi raporu değiştirilerek ölüm nedeni "beyin kanaması" olarak kayda geçirildi ve dosya rafa kaldırıldı.
ADLİ TIP RAPORUNDAKİ FETÖ GÖLGESİ VE HIZLI BİAT TÖRENİ
Beykoz Başsavcılığı, hazırladığı ilk bilgi notuna ölümün şüpheli olduğunu açıkça yazmasına rağmen, Adli Tıp Kurumu'nun hazırladığı raporla bu şüphelerin üzeri örtüldü. Otopsi raporunun altında imzası bulunan üç kişilik doktor heyetinden birinin daha sonra FETÖ üyeliği tespit edilen bir isim olması dikkat çekti. Cenaze henüz Adli Tıp'tan çıkarılmadan önce, cemaatin Ümraniye'deki merkez yurdunda hareketli saatler yaşandı. Üst düzey hocalar Ali Günay ve Mustafa Özaltın'ın öncülüğünde Alihan Kuriş alelacele yeni lider ilan edildi ve yöneticilerden biat alındı. Bu karara karşı çıkan isimler ise cemaatten hızla tasfiye edildi.
FETÖ'NÜN BOŞLUĞUNU KURİŞ Mİ DOLDURMAYA ÇALIŞTI?
FETÖ'nün üst düzey imamlarından Hamdullah Öztürk'ün, Alihan Kuriş'e hitaben "Yolun yokuş ama Allah muvaffak etsin" dediği bir video yayınlaması Kuriş ile FETö arasındaki ilişkileri gözler önüne serdi. 15 Temmuz sonrasında FETÖ'nün boşalttığı alanları doldurması amacıyla Kuriş'in cemaatin başına getirildiği ve FETÖ unsurlarının Süleymancılar içerisinde renklenerek varlığını sürdürdüğü iddiaları gündeme bomba gibi düşmüştü.
BAKAN AKIN GÜRLEK: KARANLIKTA TEK BİR NOKTA KALMAYACAK
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yakın zamanda gerçekleştirdiği değerlendirmelerde ülkemizde gerçekleşen şüpheli ve karanlıkta kalmış ölümlere dikkat çekerek "Karanlıkta tek bir nokta kalmayacak" ve "Bu cinayetleri çözmek boynumuzun borcudur" ifadelerini kullanmıştı. Bakanlık çatısı altında faaliyete geçirilen Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Bürosu vasıtasıyla, geçmiş dönemde aydınlatılamayan ve toplum vicdanını yaralayan kritik dosyaların tek tek ele alınarak derinlemesine incelendiğini başta Şehit Başkan Muhsin Yazıcıoğlu ve Gülistan Doku gibi faili meçhul cinayetlerde gösterdiler. Bu doğrultuda, Denizolgun'un şüpheli vefatının da yeni kurulan bu özel birim tarafından mercek altına alınıp alınmayacağı kamuoyunda büyük merak konusu haline geldi.