Gaziantep’in ulu çınarı: Asım Kökoğlu

Gaziantep’ten dünyaya uzanan üç kuşaklık üretim, dürüstlük, merhamet, vefa ve medeniyet hikâyesi… İşte Dr. Seyfullah Türksoy kaleme aldığı "Gaziantep’in ulu çınarı: Asım Kökoğlu" yazı...

ABONE OL
GİRİŞ 21.08.2026 09:55 GÜNCELLEME 21.08.2026 09:57 GÜNCEL
Gaziantep’in ulu çınarı: Asım Kökoğlu

Bazı insanları rakamlarla anlatmak mümkündür. Kurduğu fabrikalardan, yaptığı yatırımlardan, gerçekleştirdiği ihracattan, sağladığı istihdamdan söz edersiniz.

Bazı insanları anlatırken ise rakamlar yetersiz kalır.

Çünkü onların asıl büyüklüğü; geride bıraktıkları itibarda, insanların gönlünde oluşturdukları güven duygusunda, iş hayatındaki dürüstlüklerinde, merhametlerinde, vicdanlarında, memleketlerine bağlılıklarında, yetiştirdikleri evlatlarda ve binlerce insanın hayatına dokunan eserlerinde saklıdır.

Asım Kökoğlu, benim için böyle bir isim.

Kendisini, 35 yıllık dostum, ağabeyim; iş hayatındaki dürüstlüğünü, yüksek ticari ahlakını ve insanlığını yakından bildiğim Süleyman Kandemir ağabeyimin vesilesiyle tanıdım.

Yıllardır ismini, yatırımlarını ve iş dünyasındaki başarılarını biliyordum. Ancak insan bazen bir kuruluşu uzaktan tanımakla, onun içine girip havasını teneffüs etmek arasındaki büyük farkı ancak oraya gittiğinde anlayabiliyor.

İki gündür Gaziantep’teyim.

Bu ziyaretimde Asım Kökoğlu Beyefendi ile uzun ve samimi bir sohbet gerçekleştirme fırsatı buldum. Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su Murat Kökoğlu ile de Köksan’ın bugünü, geleceği, yeni yatırımları ve dünya pazarlarındaki hedefleri üzerine konuştuk.

Ve gördüklerim, dinlediklerim beni gerçekten mutlu etti.

DAHA KAPIDAN GİRERKEN HİSSETTİĞİM ŞEY…

Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Köksan tesisleri, daha ilk bakışta üretim gücü ve teknolojik altyapısıyla insanda büyük bir etki bırakıyor.

Devasa üretim alanları, modern makineler, dünya standartlarında üretim hatları…

Fakat benim dikkatimi ilk çeken bunlardan önce insan oldu.

Daha şirketin kapısından içeri girerken personelde gördüğüm disiplin, güler yüz ve çalışma huzuru dikkatimi çekti. İnsanların birbirleriyle iletişimindeki saygıyı ve samimiyeti gözlemledim.

Bir gazeteci olarak yıllardır Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde yüzlerce fabrika, şirket ve üretim tesisi gezdim. Tecrübelerim bana şunu öğretti: Bir işletmenin gerçek kurumsal kültürünü anlamak istiyorsanız yalnız patronun odasına veya bilançoya bakmayın; kapıdaki güvenlik görevlisinden üretim hattındaki işçiye kadar çalışan insanların yüzüne bakın.

Köksan’da gördüğüm tablo bana şunu düşündürdü:

Burada yalnız makineye ve teknolojiye değil, insana da yatırım yapılmış.

Çalışma hayatının yalnızca insanların ekmek parası kazandığı bir mecra olmaktan çıkarılıp saygının, sevginin, aidiyetin ve birlikte başarmanın esas alındığı bir kurum kültürüne dönüştürülmesi kolay değildir.

Köksan’da beni etkileyen hususlardan biri bu oldu.

BABACAN, MERHAMETLİ VE VİCDANLI BİR SANAYİCİ

Asım Kökoğlu’nu yalnızca büyük yatırımlarıyla, fabrikalarıyla ve ihracat başarılarıyla değerlendirmek doğru olmaz.

Onu yakından tanıyanların anlattığı ve benim de sohbetimiz boyunca açıkça hissettiğim başka bir yönü var:

Babacanlığı.

Çalışanlarının problemleriyle ilgilenen, onların sıkıntılarını dinleyen, halkının derdiyle dertlenen, çevresindeki insanların sorunlarına kayıtsız kalmayan bir insan.

Sanayicilik onun için yalnızca üretim yapmak, ciro büyütmek veya yeni pazarlar bulmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda sorumluluk almak, insanlara sahip çıkmak ve ihtiyaç duyulan yerde el uzatmak anlamına geliyor.

Bu nedenle Asım Kökoğlu’nun şahsiyetinde iş adamlığından daha geniş bir insan portresi görüyorum:

Vicdanlı, merhametli, halkıyla bağını koparmayan ve insani meseleleri kendi meselesi sayan bir Anadolu büyüğü.

“DÜNYADA TÜRKİYE; TÜRKİYE’DE GAZİANTEP”

Sohbetimize başlarken Gaziantep’in tarihî İpek Yolu’nun önemli güzergâhlarından ve kesişme noktalarından biri olduğunu söyledim.

Asım Kökoğlu’nun buna karşılık verdiği ilk cevap, aslında onun bütün hayat felsefesini özetliyordu:

“Dünyada Türkiye; Türkiye’de Gaziantep. Gaziantep benim her şeyim; atalarım, ruhum, geçmişim, geleceğim.”

Bu cümle sıradan bir memleket sevgisi ifadesi değildi.

Bir ömrün özeti gibiydi.

Çünkü pek çok büyük sanayici zaman içerisinde şirket merkezini İstanbul’a, Ankara’ya veya başka şehirlere taşırken Asım Kökoğlu Gaziantep’ten hiç kopmadı.

Kopmayı da düşünmüyor.

Onun için Gaziantep yalnızca yatırım yaptığı şehir değil.

Ata yurdu.

Hatırası.

Kimliği.

Ruhu.

Geçmişi ve geleceği.

Bu nedenle Köksan’ın büyümesi aynı zamanda Gaziantep’in büyümesi, Gaziantep’in dünyaya açılması anlamına geliyor.

GAZİANTEP ÇARŞILARINDAN DÜNYA PAZARLARINA

Bugün karşımızda dünya çapında üretim gerçekleştiren devasa bir sanayi kuruluşu var.

Fakat bu başarının arkasında uzun bir emek hikâyesi bulunuyor.

Kökoğlu ailesinin ticaret ve üretim kültürünün kökleri Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanıyor. Bu yönüyle baktığımızda Köksan’ın arkasındaki girişimcilik geleneğinin Cumhuriyetimizle neredeyse yaşıt olduğunu söylemek mümkün.

Asım Kökoğlu, ticaret terbiyesini babasından aldı.

Çocukluğundan itibaren çarşıyı, esnafı, müşteriyi, üretimi, alın terini öğrendi. Küçük yaşta çalışmanın ne demek olduğunu gördü. Gençliğinde kendi işini kurdu.

Ayakkabı sayacılığından gıda ticaretine, turşudan teneke ambalaja; PET kavanozdan PET şişeye, preformdan PET resin üretimine kadar sürekli değişen ve büyüyen bir sanayi yolculuğu ortaya çıktı.

1964 yılında kendi atölyesini kuran genç Asım Kökoğlu’nun o günlerde başladığı yolculuğun, yıllar sonra yüz binlerce metrekarelik üretim tesislerine ve 100’ü aşkın ülkeye ulaşan bir ihracat ağına dönüşeceğini belki kimse tahmin edemezdi.

Ama bir kişi buna inanmıştı:

Asım Kökoğlu.

ASIM KÖKOĞLU’NUN EN ÇOK VURGULADIĞI KELİME: DÜRÜSTLÜK

Asım Kökoğlu Beyefendi ile sohbet ederken dikkatimi çeken en önemli hususlardan biri, başarıdan söz ederken sürekli dürüstlüğü öne çıkarması oldu.

Onca fabrika kurmuş, ekonomik krizler yaşamış, yangınlar, savaşlar ve depremler görmüş, Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarından birini meydana getirmiş bir insana “Başarının sırrı nedir?” diye sorduğunuzda uzun formüller bekleyebilirsiniz.

Fakat onun cevabının özü çok sade:

Dürüst olun.

Zaten daha önce genç iş insanlarına yaptığı bir konuşmada söylediği, “İş yaşamınızdaki en büyük sermayeniz itibarınızdır” sözü de onun ticaret anlayışını özetliyor.

Bizim sohbetimizde gençlere yönelik tavsiyeleri de son derece dikkat çekiciydi.

Özetle şöyle diyordu:

“Önce dininizi öğrenin. Dil öğrenin, farklı diller öğrenin. Cömert olun. Ama her şeyden önemlisi dürüst olun.”

Bu sözler onun yalnız ticari ahlakını değil, hayata bakışını da gösteriyor.

Çünkü Asım Kökoğlu; tarihine, kültürüne, medeniyetine ve maneviyatına değer veren, vatan sevgisi yüksek bir insan.

Modern teknolojiye yatırım yaparken köklerinden kopmuyor.

Dünyaya açılırken kendi kültürünü unutmuyor.

Uluslararası pazarlarda rekabet ederken memleketine ve milletine karşı sorumluluğunu da beraberinde taşıyor.

Bence Kökoğlu ailesinin üç kuşaktır devam eden istikrarının şifrelerinden biri tam olarak burada saklıdır.

ÜÇ KUŞAKLIK BİR EMANET

Köksan’ın hikâyesinde beni etkileyen konulardan biri de başarının tek kuşakta kalmaması.

Birinci kuşağın ticaret kültürü Asım Kökoğlu’nda sanayi hamlesine dönüşmüş; Asım Bey’in oluşturduğu üretim, dürüstlük ve çalışma disiplini ise bugün yeni kuşağın vizyonuyla geleceğe taşınıyor.

Şirketin CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kökoğlu ile yaptığımız sohbet de bana bunu açık biçimde gösterdi.

Murat Kökoğlu da babası ve dedesi gibi çekirdekten yetişmiş.

Ticaretin ve sanayinin içerisinde büyümüş; fabrikanın, üretimin, ihracatın ne olduğunu çocukluğundan itibaren görmüş. Ancak bununla yetinmeyerek bu tecrübeyi eğitimle ve uluslararası vizyonla birleştirmiş.

Onu dinlerken yalnız bugünün fabrikalarını yöneten bir CEO değil, önümüzdeki 20-30 yılın Köksan’ını düşünen bir sanayici gördüm.

Dünya pazarları, yeni teknolojiler, sürdürülebilirlik, geri dönüşüm, yeni üretim modelleri ve uluslararası yatırımlar konusunda anlattıkları, şirketin ulaştığı noktayı yeterli görmediğini ortaya koyuyordu.

Murat Kökoğlu sohbetimiz sırasında, mevcut yatırımlara ilave olarak Kazakistan’da da bir fabrika kurmayı düşündüklerini söyledi.

Bu benim için ayrıca anlamlıydı.

Çünkü tarihî İpek Yolu’nun önemli kavşaklarından Gaziantep’te doğan bir üretim hikâyesinin, bugün Türk dünyasının önemli ülkelerinden Kazakistan’a uzanması son derece anlamlı bir gelişme olacaktır.

Yine Murat Kökoğlu’nun ifade ettiği önemli hedeflerden biri de Suriye’deki yatırımların yeniden canlandırılması.

Yıllar önce Suriye’de yapılan ancak savaş sebebiyle atıl kalan fabrikanın tamamlanarak yeniden üretime açılması planlanıyor.

Bu, yalnız ekonomik bir yatırım değil; savaşın tahrip ettiği bir coğrafyada üretimin, istihdamın ve normalleşmenin yeniden başlamasına katkı sağlayacak önemli bir adım olacaktır.

İşte kurumsallaşma biraz da budur:

Babadan kalan fabrikayı korumak değil, babadan kalan değerleri koruyarak fabrikayı geleceğe taşımak.

BUGÜN KÖKSAN YALNIZ GAZİANTEP’İN DEĞİL, TÜRKİYE’NİN GURURUDUR

Bugün Köksan Holding’in ulaştığı nokta gerçekten gurur verici.

Gaziantep’teki ana üretim yapılanması yüz binlerce metrekarelik bir alana yayılıyor. PET resin, PET preform, geri dönüşüm, kapak, PET levha, esnek ambalaj, şişe ve kavanoz başta olmak üzere çok geniş bir üretim altyapısı bulunuyor.

Köksan’ın ürünleri 100’den fazla ülkeye ulaşıyor.

Dünyanın önemli markalarıyla çalışan, uluslararası pazarlarda rekabet eden bir Türk sanayi kuruluşundan söz ediyoruz.

Fakat onları asıl farklılaştıran husus, geldikleri noktayı yeterli görmemeleri.

Gaziantep’ten dünyaya…

Libya’dan Çin’e…

Suriye’den Kazakistan’a…

Yeni üretim alanları ve yeni pazarlar gündemlerinde olmaya devam ediyor.

Daha çok yatırım…

Daha çok üretim…

Daha çok ihracat…

Ve en önemlisi:

Daha çok insana iş ve aş.

Böylesine büyük bir üretim sistemi yalnız kendi çalışanlarından ibaret değildir.

Nakliyecisinden tedarikçisine, yan sanayiciden ihracatçıya, mühendisten teknisyene, işçiden hizmet sektörüne kadar uzanan devasa bir ekonomik zincir oluşturur.

Bu nedenle Köksan’ın üç kuşaktır devam eden faaliyetlerinin doğrudan ve dolaylı etkisini düşündüğümüzde, on binlerce insanın hayatına ve ekmeğine dokunan büyük bir üretim ekosisteminden bahsediyoruz.

EN ZOR GÜNLERDE BİLE DURMADILAR

Asım Kökoğlu’nun iş hayatı yalnız başarılarla dolu rahat bir yolculuk olmadı.

Suriye’deki savaş nedeniyle yarım kalan yatırımlar oldu.

Büyük fabrika yangını yaşandı.

6 Şubat depremlerinin ağır şartları görüldü.

Ekonomik krizler, küresel dalgalanmalar ve sektörün değişen şartlarıyla mücadele edildi.

Fakat önemli olan şu:

Durmadılar.

Üretmeye devam ettiler.

Yatırıma devam ettiler.

İhracata devam ettiler.

Yeni ülkelere açıldılar.

Bugün Çin’den Kazakistan’a uzanan yeni yatırım hedefleri konuşuluyor. Suriye’de savaş yüzünden yarım kalan fabrikanın yeniden ayağa kaldırılması için hazırlık yapılıyor.

Gaziantep’in çarşılarında başlayan bir aile hikâyesinin bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yatırım yapan küresel bir Türk sanayi markasına dönüşmesi, Anadolu girişimcisinin neler başarabileceğinin en güzel örneklerinden biridir.

79 YAŞINDA HÂLÂ YENİ YATIRIMLARI KONUŞAN BİR SANAYİCİ

Asım Kökoğlu bugün 79 yaşında.

Fakat kendisiyle sohbet ettiğinizde geçmişten çok geleceği konuşuyor.

Yeni yatırımları…

Üretimi…

Teknolojiyi…

Gençleri…

Ülkenin geleceğini…

Bir insanın 79 yaşında hâlâ yeni yatırım heyecanı taşıması bana göre başlı başına bir hayat dersidir.

Çünkü bazı insanlar için çalışmak yalnız para kazanmanın aracı değildir.

Üretmek bir hayat biçimidir.

Fabrikanın sesi onların hayatının sesine dönüşür.

FABRİKADAN DA KIYMETLİ YATIRIM: İNSAN

Asım Kökoğlu’nun hayatının yalnız sanayi tarafına bakarsak ona haksızlık etmiş oluruz.

Çünkü bu uzun yolculuğun önemli bir başka tarafı da hayır, hasenat ve insan sevgisidir.

Çalışanlarının problemleriyle ilgilenmesi, ihtiyaç sahibi insanlara destek olması, yetimlerin, yaşlıların ve çaresizlerin yanında bulunması onun hayat anlayışının bir parçasıdır.

Eğitime yapılan yatırımlar bunun en güzel örneklerinden.

Gaziantep’te onun adını taşıyan Asım Kökoğlu Bilişim Teknolojileri ve Siber Güvenlik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Türkiye’nin gelecekte en fazla ihtiyaç duyacağı alanlardan bilişim, yazılım ve siber güvenlikte gençler yetiştiriyor.

Ayrıca onun adını taşıyan Asım Kökoğlu Ortaokulu yüzlerce çocuğumuza eğitim veriyor.

Bence bir sanayicinin yapabileceği en güzel yatırımlardan biri budur.

Çünkü fabrikada üretilen ürün bir gün tüketilir.

Eğitimle yetiştirilen insan ise bir ülkenin geleceğini değiştirir.

AKSEV: KAZANDIĞINI PAYLAŞMANIN KURUMSALLAŞMIŞ HALİ

Asım Kökoğlu’nun uzun yıllara yayılan yardım faaliyetleri daha sonra Asım Kökoğlu Sosyal Yardımlaşma ve Eğitim Vakfı — AKSEV çatısı altında kurumsal bir yapıya kavuştu.

Vakfın faaliyet alanlarında eğitim, sağlık, sosyal yardım, bilimsel çalışmalar ve toplumun dezavantajlı kesimlerine destek bulunuyor.

Yetimlere uzanan el…

İhtiyaç sahiplerine yapılan yardımlar…

Öğrencilerin eğitimine verilen destek…

Huzurevlerindeki büyüklerimizin ziyaret edilmesi…

Bütün bunlar aslında aynı düşüncenin parçaları:

Kazandığın toplumla paylaşılmadıkça servetin gerçek anlamı eksik kalır.

Asım Kökoğlu’nun merhametli ve babacan tarafı da en çok burada kendisini gösteriyor.

Bir huzurevi sakininin gönlünü almak, bir yetimin başını okşamak, ihtiyaç sahibinin derdini dinlemek, çalışanının problemiyle ilgilenmek…

Bunlar bilançolara yazılmaz.

Ama insanların hafızasına ve duasına yazılır.

BİR BABANIN EN BÜYÜK MİRASI

Asım Bey ile sohbetimizden aklımda kalan en önemli duygulardan biri şu oldu:

Bir baba çocuklarına ne bırakmalıdır?

Para mı?

Fabrika mı?

Arsa mı?

Şirket mi?

Elbette bunların hepsi değerlidir.

Fakat bunların üzerinde başka bir miras vardır:

İyi bir isim.

Dürüstlük.

Ahlak.

Çalışkanlık.

Merhamet.

Cömertlik.

Vatan sevgisi.

Kendi tarihine, kültürüne ve medeniyetine bağlılık.

Sözünün eri olmak.

Asım Kökoğlu’nun babasından aldığı mirasın özü buydu.

Bugün aynı değerlerin Murat Kökoğlu ve yeni kuşak tarafından taşınması, üç kuşaklık başarının tesadüf olmadığını gösteriyor.

Çünkü servet bir kuşakta kazanılabilir.

Ama itibar üç kuşak boyunca korunabiliyorsa, orada güçlü bir aile kültüründen söz etmek gerekir.

ANADOLU İNSANI İSTERSE NELER YAPABİLİR?

Köksan’da geçirdiğim zaman ve özellikle Asım Kökoğlu ile Murat Kökoğlu’yla yaptığımız sohbetler bana bir gerçeği bir kez daha hatırlattı:

Anadolu insanı kendisine güvendiğinde, çalıştığında, ürettiğinde ve dünyaya açıldığında başaramayacağı çok az şey vardır.

Gaziantep bunun yaşayan örneğidir.

Asım Kökoğlu bunun yaşayan örneğidir.

Köksan bunun sanayideki örneğidir.

Bir zamanlar küçük atölyelerde başlayan üretim hikâyesi bugün dünyanın 100’ü aşkın ülkesine ürün satan, dünyanın farklı coğrafyalarında yatırım yapan ve yeni ülkelerde üretim hedefleyen bir yapıya dönüşmüş durumda.

Ama beni en çok etkileyen şey şirketin büyüklüğünden ziyade, bütün bu büyüklüğün içerisinde insani değerlerin korunmaya çalışılması oldu.

ULU ÇINARI ULU YAPAN GÖLGESİDİR

İki günlük Gaziantep ziyaretimin ardından Köksan’dan ayrılırken aklımdan geçen düşünce buydu:

Bir çınarı ulu yapan yalnız boyunun uzunluğu değildir.

Gölgesinde kaç insanın barındığıdır.

Asım Kökoğlu’nun gölgesinde bugün yalnız fabrikalar yok.

Evinin ekmeğini bu üretim zincirinden kazanan insanlar var.

Okuyan çocuklar var.

Meslek öğrenen gençler var.

Destek gören ihtiyaç sahipleri var.

Hatırı sorulan yaşlılar var.

Başı okşanan yetimler var.

Ve babadan oğula, oğuldan yeni kuşaklara aktarılmaya çalışılan bir ticaret ahlakı ve insanlık anlayışı var.

Asım Kökoğlu’nun hayat hikâyesini yalnız “başarılı bir iş adamının hikâyesi” diye okumak bu nedenle eksik kalır.

Bu; alın terinin, dürüstlüğün, üretimin, sabrın, merhametin, vatan sevgisinin, aile terbiyesinin ve ülkeye hizmet etme idealinin hikâyesidir.

79 yaşında hâlâ yatırım konuşan…

Üretim konuşan…

Gençlere dil öğrenmelerini öğütleyen…

Maneviyatlarına sahip çıkmalarını isteyen…

Cömert olmalarını tavsiye eden…

Ve her şeyin üzerinde “Dürüst olun” diyen bir sanayici…

Bugün Türkiye’nin en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de belki tam olarak budur:

Üreten ama değerlerini kaybetmeyen insanlar.

Büyüyen ama geldiği yeri unutmayan insanlar.

Kazanan ama paylaşmasını bilen insanlar.

Dünyaya açılan ama köklerinden kopmayan insanlar.

Ve bütün dünyaya açılırken hâlâ:

“Gaziantep benim her şeyim; atalarım, ruhum, geçmişim, geleceğim” diyebilen insanlar.

Asım Kökoğlu, Gaziantep’in bağrından çıkıp Türk sanayisinin yaşayan hafızalarından birine dönüşmüş böyle bir isimdir.

Kökleri Gaziantep’te, dalları dünyaya uzanan; gölgesinde binlerce insanın ekmek, umut ve gelecek bulduğu Türk sanayisinin ulu çınarı… Asım Kökoğlu.