Sinsi oyun deşifre oldu: Güney Kıbrıs'ta İsrail'in varlığı neden artıyor?

Uluslararası Hukuk Uzmanı Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, İsrail'in Güney Kıbrıs'taki artan varlığının arka planına işaret ederek, İsrail, Yunanistan ve Rum kesiminin Orta Doğu'daki krizleri Kıbrıs'a taşımayı amaçladığını vurguladı.

ABONE OL
GİRİŞ 25.08.2026 17:23 GÜNCELLEME 25.08.2026 17:23 GÜNCEL
Sinsi oyun deşifre oldu: Güney Kıbrıs'ta İsrail'in varlığı neden artıyor?

İsrail'in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ndeki (GKRY) artan ekonomik ve siyasi varlığı, adanın geleceğine dair stratejik endişeleri beraberinde getiriyor. Son 5 yılda bölgeye yerleşen Yahudi nüfusunun 25 bini aşması ve hızlanan gayrimenkul satışları, tartışmalara neden oldu. Kathimerini gazetesinde yayımlanan bir makalede yer alan "Kıbrıs'ın İsrail ile ilişkisi ve büyük tuzak. Kamuoyunda İsrail sızması ve hatta yumuşak sömürgeleştirme eleştirileri artıyor." ifadeleri, adadaki rahatsızlığı gözler önüne serdi. Yaşanan gelişmelerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Türkiye açısından taşıdığı riskleri Haber7'ye değerlendiren Uluslararası Hukuk Uzmanı Doç. Dr. Emete Gözügüzelli, İsrail, Yunanistan ve Rum kesiminin Orta Doğu'daki krizleri Kıbrıs'a taşımayı amaçladığını vurguladı.

"SIRADAN BİR HAMLE DEĞİL, STRATEJİK AÇILIMLAR SÖZ KONUSU"

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde İsrail'in yapılanmasının sıradan bir olay olarak okunmaması gerektiğine işaret eden Doç. Dr. Gözügüzelli, "Mülkiyet alımlarının 1974 yılı öncesinde Türklerin mülkiyet hakkının daha yaygın olduğu Baf, Larnaka ve Limasol hatlarında yoğunlaştığını görüyoruz. Stratejik önem olarak baktığımızda konuşlanılan sahaların doğrudan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliğine endeksli alanlar olduğunu söylemek mümkün. Bu noktada Larnaka'nın doğrudan Baf Andreas Hava Üssü'ne yakın olması ve Mağusa'nın hedef noktası içerisinde bulunması gibi bazı stratejik açılımlar var." değerlendirmesinde bulundu.

"TÜRK YERLEŞİM KÖYLERİ İSRAİLLİLERİN DENETİMİNE GEÇMİŞTİR"

İsrail ve GKRY tarafından desteklenen mülkiyet alımlarındaki temel amacın, ileride yaşanabilecek olası bir çatışma durumunda adada hazırlıklı bir kitle belirlemek olduğuna dikkat çeken Gözügüzelli, "Bunun için demografik yapının daha fazla İsrailli göçmenlerce yerleştirilmesi ve doldurulması en büyük arzularıdır. Çünkü Trozena gibi Türk yerleşim köyleri tamamen İsraillilerin denetimine geçmiştir." diye konuştu.

Mülkiyet alımlarının bireysel değil şirketler üzerinden gerçekleştiğini anlatan Gözügüzelli, "Söz konusu şirketler olduğunda durumu çok daha farklı bir boyutta değerlendirmek gerekir. Çünkü şirket almış olduğu taşınmaz malın üzerine daha fazla bina inşa ederek daha fazla Yahudi nüfusun yerleşmesini sağlayabilecek yatırımlara odaklanabilir." ifadelerini kullandı.

"ORTA DOĞU'DAKİ ATEŞ ÇEMBERİNİ KIBRIS'A ÇEKMEK İSTİYORLAR"

Bölgedeki nüfus hareketliliğinin sözde İran krizi bahane edilerek yürütüldüğünü belirten Gözügüzelli, İsrail, GKRY ve Yunanistan'ın ortaklaşa geliştirdiği enerji ve güvenlik ittifaklarına değinerek şunları kaydetti:

"Bütün çabalar ve gayretler Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin çevrelenmesi ve Türkiye'nin deniz yetki alanları üzerinde özellikle iddia ettikleri maksimalist talepleri veya boru kablo hatları gibi çok masumane kılıflar adı altında Türkiye ile karşı karşıya gelecek krizlere hazır olmak içindir. Ki Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, bu noktada İsrail'den özellikle tank sistemleri, tanksavar sistemleri satın alma yönünde adımlar atmıştır. Bu da bize göstermektedir ki bütün yapılanma Orta Doğu'daki ateş çemberini Kıbrıs'a çekmek içindir. Önümüzdeki 2027 ve 2029 yılları arasında atılacak enerji anlamındaki adımlar, bu kızışmayı bize daha fazla gösterir hale gelebilir."

"TÜRKİYE HİÇBİR ŞEKİLDE İZİN VERMEZ"

Gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğinin altını çizen Gözügüzelli, "Türkiye hiçbir şekilde bölgede oldu bitti gibi bir duruma izin vermez." diyerek Türkiye'nin adadaki kararlı duruşuna vurgu yaptı.

Doğu Akdeniz'de sular ısınıyor: Hedef Türkiye'yi ana karaya hapsetmek!

Türkiye'nin gücüne endeksli oluşturulmak istenen ittifak sistemlerinin hiçbir anlamda Türkiye ile boy ölçüşemeyeceğini dile getiren Gözügüzelli, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu gerçeklik tahtında Türkiye, adada ve ada etrafında gereği neyse dün olduğu gibi yarın da yapacaktır, bugün de yapmaktadır. Dolayısıyla bu gelişmeler İsrail'in pervasızlığı, Yunanistan'ın ve GKRY'nin uluslararası hukuku yok sayan tutumlarıyla özdeşleştiğinde; adamızı ateş çemberine çekmek isteyen hayalperest, hukuk dışı ve diktatör gibi davranan bir mekanizma görüyoruz."

Nursena Akbaba Haber7.com - Muhabir

Editör Hakkında

1997 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul'da tamamladıktan sonra 2019 yılında Sakarya Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu. 2018 yılında Hürriyet Gazetesi ve 2019 yılında TRT'de stajlarını tamamladı. 2021 yılından itibaren Kanal 7 Medya Grubu bünyesinde yer alan Haber7.com'da mesleki hayatına devam etmektedir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR