AYBİR'den üniversitelere önemli çağrı!

Filistin ve eğitim konusunda çalışma yapan bazı İslam Ülkeleri Akademisyenler ve Yazarlar Birliği (AYBİR), 2026-2027 akademik yılı öncesinde üniversitelerde başlangıç dersinin "İlk Ders Filistin" temasıyla yapılması çağrısında bulundu.

ABONE OL
GİRİŞ 11.09.2026 22:34 GÜNCELLEME 11.09.2026 23:06 GÜNCEL
AYBİR'den üniversitelere önemli çağrı!

İslam Ülkeleri Akademisyen ve Yazarlar Birliği (AYBİR), 2026-2027 akademik yılının açılışında da üniversitelerin ülkenin ortak geleceğine dair önemli bir başlığı gündemlerine almaları için çağrıda bulundu.

AYBİR'den yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

İslam Ülkeleri Akademisyenler ve Yazarlar Birliği (AYBİR) olarak geçen sene akademik yılın başlangıcında kamuoyuna ve üniversitelerimize “İlk Ders Filistin” başlığıyla bir çağrıda bulunmuş; üniversitelerimizde gerçekleştirilecek akademik yıl açılış derslerinin Filistin meselesine ayrılmasını önermiştik. Akademik camiamızın ve üniversitelerimizin gösterdiği güçlü teveccüh, bu çağrının kısa sürede geniş bir karşılık bulmasını sağlamış; Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversitelerde yeni akademik yıl, Filistin ve Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çeken programlarla başlamıştı.

AYBİR olarak, üniversitelerin yalnızca bilginin üretildiği mekânlar değil, aynı zamanda toplumun ortak meselelerinin konuşulduğu, geleceğin tasavvur edildiği ve ortak değerlerin yeniden üretildiği önemli kurumlar olduğuna inanıyoruz. Akademik yılın ilk dersi de bu bakımdan sembolik bir anlamın ötesinde, üniversitenin topluma ve geleceğe yönelik sözünü ortaya koyduğu özel bir imkândır.

Bu anlayışla, 2026-2027 akademik yılının açılışında da üniversitelerimizin ülkemizin ortak geleceğine dair önemli bir başlığı gündemlerine almaları için çağrıda bulunuyoruz.
Son iki yılda Türkiye’de ortaya konulan yeni irade, ülkemizin uzun yıllardır karşı karşıya bulunduğu güvenlik sorununu geride bırakmanın yanı sıra, toplumsal bütünlüğümüzü ve ortak gelecek irademizi güçlendirmeye yönelik önemli bir fırsat ortaya çıkarmıştır. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge anlayışıyla girişilen bu gelişmelerin kalıcı bir toplumsal huzura dönüşebilmesi, yalnızca güvenlik alanındaki adımlarla değil, Türkiye’nin farklı kesimleri arasındaki güveni, dayanışmayı ve ortak aidiyet duygusunu güçlendirecek kapsamlı bir toplumsal iradenin geliştirilmesiyle mümkündür. Bu bakımdan önümüzdeki dönemin temel meselelerinden biri ortak paydamız olan Türkiye etrafında millî mutabakatı, kardeşliği ve birlikte yaşama iradesini daha da güçlendirmek olmalıdır.
Bugün Türkiye, tarihî birikimi, toplumsal çeşitliliği ve farklı kimlikleri yüzyıllar boyunca bir arada yaşatma tecrübesiyle, ortak geleceğin nasıl inşa edilebileceğine dair güçlü bir mirasa sahiptir. Bu toprakların tarihi, farklı etnik, kültürel, dilsel ve dinî unsurların birbirleriyle temas ederek ortak bir medeniyet havzası oluşturdukları uzun bir tecrübenin tarihidir.

Türkiye’nin sahip olduğu bu tarihî derinlik, farklılıkların bir ayrışma kaynağı olmak zorunda olmadığını; aksine ortak bir gelecek tasavvuru etrafında bir araya geldiğinde büyük bir toplumsal zenginliğe dönüşebileceğini göstermektedir.

Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey de sahip olduğumuz bu tarihî tecrübeden ilhamla, farklılıklarımızı bir ayrışma zemini olarak değil, ortak geleceğimizin zenginliği olarak değerlendiren güçlü bir toplumsal iradenin ortaya konulmasıdır.

ORTAK PAYDAMIZ TÜRKİYE

Türkiye, farklı etnik ve kültürel unsurları bünyesinde barındıran güçlü bir toplumsal yapıya sahiptir. Bu çeşitlilik, ülkemizin tarihî ve kültürel zenginliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Çerkesiyle, Lazıyla, Boşnağıyla ve daha nice kültürel unsuruyla Türkiye toplumu, farklılıkları içinde taşıdığı ortak bir tarih ve gelecek perspektifine sahiptir.

Bu nedenle Türkiye’nin geleceğini inşa ederken bizi birbirimizden ayıran unsurları değil, bizi bir arada tutan ortak paydaları öne çıkarmamız gerektiğine inanıyoruz.
Bu ortak paydanın adı Türkiye’dir.

Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü güçlendirmek, farklılıkları yok saymak anlamına gelmediği gibi; farklı kimliklerin ve kültürel unsurların varlığını kabul etmek de toplumsal bütünlüğü zayıflatmak anlamına gelmez. Bilakis, farklılıkları güven ve karşılıklı saygı içerisinde yaşatabilmek, güçlü bir ortak geleceğin temel şartlarından biridir.
Bu bakımdan toplumsal bütünlüğü, karşılıklı güveni, kardeşliği ve millî mutabakatı güçlendiren her türlü çabayı kıymetli buluyoruz.

Çünkü ortak geleceğimiz, farklılıklarımızın birbirine rağmen değil, birbirleriyle birlikte yaşadığı bir Türkiye tasavvuruna dayanmaktadır.

ÜNİVERSİTELER ORTAK GELECEĞİMİZİ KONUŞMALI

Üniversitelerimiz bu meselelerin sağlıklı biçimde ele alınabileceği en önemli zeminlerden biridir. Akademinin görevi yalnızca mevcut sorunları analiz etmek değil; aynı zamanda toplumun geleceğine dair yapıcı, kuşatıcı ve çözüm odaklı fikirler ortaya koymaktır. Yüksek Öğretim Kurulu’nun 30.8.2026 tarihinde üniversitelerimize gönderdiği ve Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusundaki yükseköğretim camiasının sorumluluklarına atıf yaparak akademik imkan ve birikimleri ile sürece katkıda bulunmalarına dair çağrısını AYBİR olarak destekliyoruz.

Bu nedenle 2026-2027 akademik yılı açılışlarında üniversitelerimizin;

  • Türkiye’nin toplumsal bütünlüğünü ve ortak geleceğini,
  • Farklılıklarımızı zenginlik olarak gören kapsayıcı bir toplumsal anlayışı,
  • Millî mutabakat ve ortak payda fikrini,
  • Türkiye’nin tarihî birikimini ve birlikte yaşama tecrübesini,
  • Genç kuşakların barış, kardeşlik ve dayanışma perspektifini,
  • Türkiye’nin bölgesel barışa yapabileceği katkıları
  • Bölgesel/küresel barışın önündeki engelleye karşı Türkiye’nin merkezi rolünü

ele alan açılış dersleri, paneller, konferanslar ve akademik programlar düzenlemelerini önemsiyoruz.

Bu tür programların gençlerimize yalnızca bugünü anlamaları için değil, nasıl bir gelecek inşa etmek istediklerini düşünmeleri için de önemli bir imkân sunacağına inanıyoruz.
Zira üniversiteler, gençlere yalnızca meslek kazandıran kurumlar değildir. Üniversiteler aynı zamanda ortak bir toplum fikrinin, birlikte yaşama kültürünün ve geleceğe dair sorumluluk bilincinin şekillendiği kurumlardır.

TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ, BÖLGENİN GELECEĞİNDEN AYRI DEĞİLDİR

Türkiye’nin toplumsal bütünlüğünü ve ortak geleceğini güçlendirmeye yönelik çabaların yalnızca ülkemizle sınırlı bir anlam taşımadığını da özellikle vurgulamak isteriz.

Bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmeler dikkate alındığında daha da büyük bir önem kazanmaktadır. Gazze’de devam eden ağır insani kriz, Suriye’deki yeniden yapılanma süreci, Irak ve Suriye sahasındaki güvenlik meseleleri ve bölgede yaşanan jeopolitik rekabetler, Türkiye’nin kendi toplumsal bütünlüğünü ve stratejik dayanışmasını güçlendirmesini her zamankinden daha önemli hâle getirmektedir. Nitekim Türkiye’nin güvenliği ve istikrarı ile bölgenin barışı birbirinden bağımsız değildir. İçeride güçlü bir toplumsal dayanışma ve ortak gelecek iradesi tesis edilirken, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel barış, istikrar ve adalet yönündeki katkısının artırılması gerekmektedir. İç cephemizi güçlendirmek, dünyaya ve bölgeye kapanmak değil; tam tersine, daha güçlü, daha müreffeh ve daha müsterih bir Türkiye’nin bölgesel barışa daha etkin katkı sunabilmesinin zeminini hazırlamaktır. Üniversitelerimizin de bu tarihî dönemeçte, farklılıklarımızı ayrıştırıcı bir unsur olmaktan çıkarıp ortak geleceğimizin zenginliği olarak ele alan, Türkiye’nin toplumsal bütünlüğünü ve bölgesel barışı birlikte düşünen bir fikrî zeminin oluşmasına öncülük etmesi büyük önem taşımaktadır.

Bugün bölgemizin ihtiyaç duyduğu şey, çatışmaları derinleştiren değil, toplumlar arasında güveni yeniden tesis eden; ayrışmaları körükleyen değil, ortaklık alanlarını güçlendiren bir anlayıştır. Türkiye’nin kendi toplumsal tecrübesinden hareketle ortaya koyacağı barış, kardeşlik ve dayanışma perspektifi, bölgesel ölçekte de önemli bir ilham kaynağı olabilir.
Bu sebeple bizler, Türkiye’nin ortak geleceğini güçlendirmeye yönelik her adımı aynı zamanda bölgesel barışa katkı sunan bir irade olarak değerlendiriyoruz.

BARIŞIN ÖNÜNDEKİ HER TÜRLÜ İNSANLIK SUÇUNA KARŞIYIZ

Ancak kalıcı barışın yalnızca bir ülke içerisinde huzurun tesis edilmesinden ibaret olmadığının da farkındayız. Bölgesel barışın önündeki en büyük engellerden biri, sivillerin hedef alınması, zorla yerinden edilme, sistematik şiddet, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım gibi ağır insan hakları ihlalleridir.

AYBİR olarak hangi coğrafyada, hangi kimliğe veya inanca karşı gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin, insanlık onurunu hedef alan her türlü şiddeti, savaş suçunu, insanlığa karşı suçu ve soykırımı açık biçimde reddediyoruz. Bu kapsamda 3. yılını doldurmak üzere olan Gazze soykırımını gerçekleştiren İsrail, bölgesel ve küresel barışın önündeki en büyük engeldir.

Kalıcı bir bölgesel barış; sivillerin hayat hakkının güvence altına alındığı, halkların temel haklarının korunduğu, uluslararası hukukun esas alındığı ve hiçbir toplumun diğerinin varlığı pahasına güvenlik aramak zorunda bırakılmadığı bir düzenin kurulmasıyla mümkündür.

Bu nedenle Türkiye’nin kendi içindeki toplumsal bütünlüğünü güçlendirme çabasını, bölgemizde barışın ve adaletin tesis edilmesi yönündeki daha geniş bir sorumluluk anlayışının parçası olarak görüyoruz.

İLK DERS: “ORTAK PAYDAMIZ TÜRKİYE, ORTAK GELECEĞİMİZ BARIŞ”

AYBİR olarak bu yıl üniversitelerimize ve kamuoyumuza yeni bir çağrıda bulunuyoruz:
2026-2027 akademik yılının ilk dersini “Ortak Paydamız Türkiye, Ortak Geleceğimiz Barış”a ayıralım.

Gençlerimizle Türkiye’nin tarihî birikimini, toplumsal çeşitliliğini ve ortak geleceğini konuşalım. Farklılıklarımızı ayrışmanın değil, zenginliğimizin unsurları olarak ele alalım. Millî mutabakatı, kardeşliği, toplumsal dayanışmayı ve karşılıklı güveni güçlendirecek fikirleri üniversitelerimizin kürsülerinde tartışalım.

Türkiye’nin kendi içinde tesis edeceği huzur ve dayanışmanın, bölgemizdeki barış arayışlarına nasıl katkı sunabileceğini gençlerimizle birlikte düşünelim.

Ve bütün bunları yaparken, dünyanın neresinde olursa olsun insanlık onuruna yönelen saldırılara, savaş suçlarına, insanlığa karşı suçlara ve soykırıma karşı ortak bir vicdanı üniversitelerimizin güçlü sesi hâline getirelim.

Biz inanıyoruz ki Türkiye’nin ortak geleceği; farklılıklarımızı koruyarak ortak paydamızı güçlendirmekten, ortak paydamızı güçlendirerek de bölgesel barışa katkı sunmaktan geçmektedir.

Bu vesileyle bütün üniversite yöneticilerimizi, akademisyenlerimizi, öğrencilerimizi ve kamuoyumuzu 2026-2027 akademik yılının açılışında bu ortak geleceği konuşmaya davet ediyoruz.

İlk dersimiz, “Ortak paydamız Türkiye, ortak geleceğimiz barış” olsun.

KAYNAK : Haber7
Muhammet Arif Güreli Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

Üsküdar Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümünden dereceyle mezun oldum. İnternet Haberciliğine ilk olarak üniversite sıralarında kurduğum internet haber sitesiyle başladım. Kurduğum sitede 1 yıl kadar sağlık, spor ve kültür kategorilerinde röportaj, özel haber ve analiz yazıları yazdım. 2022 yılından bu yana Haber7 bünyesinde başlıca gündem, siyaset, dünya, ekonomi kategorileri olmak üzere çok sayıda haber, grafik ve video hazırladım. Kariyerime Haber7'de gündem editörü olarak devam etmekteyim.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR