Yapay zekanın insanlığın sonunu getireceği iddiaları: Fişini çekmek mümkün mü?
Geoffrey Hinton’ın “insanlığı yok edebilir” uyarısı, yapay zekanın kontrol edilemez yükselişini tartışmaya açtı. YZ kendi kendini eğitip insana ihtiyaç duymamaya başlarsa, olası bir krizde fişi çekmek hala mümkün mü?
ABONE OLHaber7-ÖZEL
OpenAI yöneticisi Sam Altman’ın yapay zekaya (YZ) ilişkin “Dünya, doğru şeyi yapacağımıza ve bunun büyüklüğünü hissettiğimize inanmalı, bu yüzden bize güvenmeli” sözleri ve “Yapay zekanın babası” olarak bilinen Nobel Ödüllü bilgisayar bilimcisi Geoffrey Hinton’ın yapay zekanın insanlığın tamamını yok etme ihtimaline ilişkin yaptığı çarpıcı değerlendirme, teknolojinin geleceğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Yapay zekanın kontrolden çıkması halinde insanlığın müdahale edebilecek bir mekanizmaya sahip olup olmadığı ise tartışmaların en kritik başlıklarından biri oldu. Peki, giderek daha fazla alanda kullanılan ve kendi kendini geliştirme kapasitesi kazanan yapay zekanın “fişini çekmek” mümkün mü?
Haber7.com, bu soruyu Yapay Zeka Uzmanı Prof. Dr. Erman Akıllı’ya sizler için yöneltti. Akıllı, yapay zekanın kontrolden çıkması halinde müdahale edilebilmesine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulunurken, mevcut durumda küresel ölçekte yapay zekanın tamamını devre dışı bırakabilecek bir güç veya mekanizmanın bulunmadığına dikkat çekti.
FİŞİ ÇEKEBİLECEK BİR GÜÇ VEYA MEKANİZMA YOK
“Kendini her geçen gün geliştiren yapay zekanın kontrolden çıkması halinde müdahale edebilecek vaktimiz ve imkanımız olur mu?” sorusunu yönelttiğimiz Akıllı, “Halihazırda ‘Kill Switch’ uygulayarak yapay zekanın fişini çekecek bir imkan ve kabiliyet bulunmamakta. Çünkü artık yapay zeka, internet gibi dünyanın bir çok tarafında var olan bir gerçekliğe dönüştü” yanıtını verdi.
|
Kill Switch (acil durdurma anahtarı) Tehlikeli durumlarda bir sistemi, makineyi, yazılımı veya cihazı anında kapatan bir güvenlik mekanizmasıdır. |
Yapay zekanın önlenemez yükselişini Amerika'da durdursalar bile dünyanın geri kalanında Çin'de, Rusya'da veya dünyanın herhangi bir yerinde durmasını engelleyebilecek bir otoritenin olmadığının altını çizen Akıllı, “Aylar öncesinde Claude yetkilileri şu itirafta bulunmuşlardı: ‘Artık bizim bu geliştirdiğimiz büyük dil modeli tamamen kendi kendini eğitiyor. Önceki modelin çıktılarını alarak bu çıktılarına göre kendini geliştirip bir sonraki modeli oluşturuyor’” ifadelerine yer verdi.
ÇARPICI TESPİT: SELEF HALEFİNİ OLUŞTURUYOR
Şu an yaşanan gelişmeler dikkate alındığında yapay zekanın engellenemez yükselişine dair çarpıcı bir tespitte bulunan Akıllı, “Bir anlamda selef, halefini oluşturuyor” ifadesiyle aslında yapay zeka uygulamalarına insan müdahalesinin azaldığının altını çizdi.
Akıllı’ya yönelttiğimiz “Böyle bir adım atmalarının temelinde hangi kaygı vardı?” sorusuna, “Ekonomik kaygılar vardı. Yazılım mühendislerinin ve bilgisayar mühendislerinin sayısı azalsın, daha az maliyet olsun, daha çok fayda olsun. Çünkü özel şirketler doğası gereği kar, zarar dengesi her zaman önem verir. Bu çerçevede atılan adımlardır aslında yapay zekanın kendi kendini geliştirilmesinin yolunu açan kısım” yanıtını verdi.
ARTIK İNSANA İHİTAYAÇ YOK: KENDİ KENDİNİ EĞİTİYOR
Bugün sosyal medyada çeşitli paylaşımlar yapılan “yapay zeka tehlikeli hale geldi” tartışmalarının altında yatan gerçeğe değinen Akıllı, “Eski bir Antropik çalışanı, ‘Yapay zeka 2030'a kadar insanlığı yok edebilir’ dedi. Yapay zekanın kendi kendini eğitmesi ve konusunda gerçek dünya olaylarıyla hizalanma meselesi konusunda artık yetersiz kalınması. Çünkü bir model kendini bir önceki modelin çıktılarıyla eğitecek olursa insan müdahalesi de minimal hale gelir.” Bunun sonucu olarak yapay zeka da kendi kendine eğitilmiş şekilde alternatif yollar bularak sosyal medyada bahsi geçen komplo teorileri hakkındaki sonuca ulaşmayı hedefleyebileceği düşünülüyor.
"EMNİYET BARİYERLERİ" ŞART
İnsan odaklı yapay zekayı önceleyip buna yönelik adımlar atılması gerektiğini ve uluslararası arenada yapay zeka ile ilgili ‘emniyet bariyerleri’nin oluşturulması gerektiğinin altını çizen Akıllı, “Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin atmış olduğu adımlar çok çok kıymetli. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından geçtiğimiz 13 Haziran'da duyurulan Türkiye'nin yapay zeka eylem planı ve bu minvalde Türkiye'nin atacağı adımlar 2030'a (yapay zekanın insan öldürmeye başlayacağı iddia edilen tarih) kadar aslında sadece Türkiye adına değil tüm dünya adına büyük önem arz etmekte. Çünkü Türkiye dış politikasında olduğu gibi bu alanda da insan odaklı gelişimi öncelemektedir” ifadelerini kullandı.
|
Kısaca, yakın gelecek için böyle bir tehlike söz konusu değil. Halef selefini oluşturuyor, gelişim şeklinde devam ediyor, fakat devletlerin özellikle Türkiye'yi örnek alarak gerekli tedbirleri alması gerekiyor. |
Bu tartışmaların son birkaç yıldır süre geldiğini vurgulayan Akıllı, ‘artık bıçak kemiğe dayandı’ diyerek, “Son haberlerde paylaşıldığı gibi 2023’e kadar insanlığın sonunu getirebilir. Öyle ya da değil, ama her şekilde bu emniyet bariyerlerinin kurulması lazım” dedi.
ARTIK SADECE EĞLENCE ARACI DEĞİL: AMAÇ SAVAŞ
Akıllı, yapay zekanın fütüristik bir olgudan çıkarak hayatın bir gerçekliğine dönüştüğünü ifade etti. Yapay zekanın artık insanların sosyal medyada ya da eğlence olsun diye kullandığı bir teknolojiyle yetinmeyerek, devletler adına teknolojik bir kapasiteye dönüştüğünü vurgulayan Akıllı, “Savaş sahası değişti, artık eskiden olduğu gibi sadece kinetik yöntemler kullanılmıyor. Yapay zekalarla güçlendirilmiş hedefleme sistemleri, anlık görüntü işleme, hesap işlem, simülasyonlar, karar destek sistemleri açısından önemli adımlar atıldı. Bu bağlamda yapay zeka geleceğin de teknolojisi olacak” şeklinde konuştu.
NÜKLEER SALDIRI İHTİMAL DAHİLİNDE
Akıllı’ya yönelttiğimiz, “2030 yılına dair komplo teorisinin gerçekleşmesi halinde, hayatımızda internetten ulaşıma, bankacılıktan sağlık sistemlerine kadar entegre olan yapay zekanın insanlığa etkisi ne olur?” sorusuna,
Yapay zeka dediğimiz teknolojinin temelde veri ve enerji den oluştuğunu, telefon görüşmelerimizden sosyal medya paylaşımlarımıza kadar dijital ayak izimizin bu veri dünyasında yerini aldığını ifade eden Akıllı, “Yapay zeka veri üzerine inşa edilmiş bir sistem. Yani verinin olmadığı bir yerde yapay zekadan bahsetmek mümkün değil. Bunun veri boyutu çok ciddi bir sıkıntıya girebilir. Yani eğer bu insanlığa karşı bir adım atacaksa bu veriler üzerine olacaktır. Bilhassa hassas verilere saldırı olması ya da zarar görmesi durumu mevzubahis olabilir. Burada en büyük tehlike nükleer tehdit halinde olan birtakım ülkelerin bu sistemlerin yapay zeka tarafından hacklenmesi bir nükleer savaşın başlamasına sebebiyet verebilir” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının devamında Akıllı, “Enerji olmazsa yapay zeka da olmaz. Ve enerji altyapıları, kritik altyapılar haline dönüşmüş durumda. Bu bağlamda eğer yapay zeka teknolojilerinin saldıracağı bir nokta olacak olursa enerji altyapıları olur. Çünkü nihayetinde her ülkenin kendine göre ama gelişmiş ama belli bir seviyede bir yapay zeka altyapısı var. O nedenle buraları kontrol altına koruma altına alacak önemli adımların atılması kıymetli” ifadelerini kullandı.