Husilere karşı Mekke İttifakı devreye girer mi? Bakan Fidan canlı yayında yanıtladı

Dışişleri Bakanı Fidan, Husilerin S.Arabistan'a saldırılarının ardından Mekke İttifakı'nın devreye girip girmemesi konusunda açıklamada bulundu. Fidan, "Sözümüzün eriyiz. Askeri ihtiyaçlar olabilir, karşılayabiliriz." dedi.

ABONE OL
GİRİŞ 20.09.2026 00:05 GÜNCELLEME 20.09.2026 00:39 GÜNCEL
Husilere karşı Mekke İttifakı devreye girer mi? Bakan Fidan canlı yayında yanıtladı

Bakan Fidan, NTV canlı yayınında dış politikaya ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Aralık 2024'ten itibaren yeni Suriye yönetimiyle masada çalışılması gereken çok sayıda dosya olduğunu belirten Fidan, özellikle Suriye'nin yeniden kalkınması, birliği, bütünlüğü ve bölgesel ülkelerle işbirliği gibi çok sayıda başlık olduğunu anımsattı.

Fidan, bunların düzenli aralıklarla gözden geçirilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Dışişleri Bakanlığı olarak bizlere bir ortak planlama grubu kurma görevi verildi, Cumhurbaşkanlarımız tarafından. Bu çerçevede bizlerin iki devlet arasında yürüyen çok sayıdaki konu ve projeyi yakından takip etmemiz, sürekli bir araya gelmemiz gerekiyor." dedi.

"SURİYE VE IRAK'TA NE OLUYORSA TÜRKİYE'Yİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR"

Her geçen gün Suriye'nin daha da iyiye gittiğini vurgulayan Fidan, bunun önemli bir husus olduğunu söyledi.

Fidan, "Suriye ve Irak'ta ne oluyorsa Türkiye'yi doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla oradaki istikrar, barış, huzur, kalkınma bizim için de önemli. Sayın (Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed) Şara'yla bu konuları tekrar gözden geçirdik. Cumhurbaşkanımızın mesajları vardı, onları ilettim." diye konuştu.

Ankara'da düzenlenen NATO zirvesi marjında Şara'nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldiğini hatırlatan Fidan, orada takip edilmesi ve kararlaştırılması gereken hususlar olduğunu belirtti.

Fidan, görüşmelerde, bölgesel istikrar, riskler, Suriye'de entegrasyon süreci ve terörle mücadele olmak üzere birçok konunun ele alındığını aktardı.

SURİYE'DE ENTEGRASYON SÜRECİ

Suriye'deki entegrasyon sürecine ilişkin soruya Fidan, "Şu anda yapılan beyanatlar, tavırların ortaya koyduğu niyetler, fevkalade önemli. Aslında kontrollü bir şekilde sürecin ilerletilmesine yönelik bir arzu görüyoruz taraflarda. Açıkçası bunu olumlu karşılıyoruz ve destekliyoruz." yanıtını verdi.

Fidan, öte yandan, bütün şartların yerine getirilip, süreç tamamlanana kadar büyük bir dikkatle takip edilmesi gerektiğinin altını çizerek, "Suriyeli kardeşlerimizle yakından konuşuyoruz. Oradaki güvenlik, istihbarat kurumlarıyla süreç nasıl gidiyor, iyi mi, riskler var mı? Riskler nasıl yönetiliyor? Bunlar hem bizim hem diğer kurumlarımızın yakından takip ettiği hususlar. Şu anda ortaya konan beyanatlar iyi. Bunun gerisinde pratik adımların da atılması gerekiyor. Onu da yakından takip ediyoruz." ifadelerini kullandı.

"(NETANYAHU) SADECE GİDEREK YALNIZLAŞMAKLA KALMAYACAK"

Bakan Fidan, Netanyahu'nun ülkesindeki siyasi pozisyonunu güçlendirmek, kendisini vazgeçilmez ilan edip, iktidara devam ettirmek için birtakım arayışlar içinde olduğunu belirtti.

Netanyahu'nun Türkiye düşmanlığının ve Türkiye'yi tehdit olarak gösterme perspektifinin de bunun bir ürünü olduğunu kaydeden Fidan, bunun çok yakından görüldüğünü söyledi.

Fidan, şunları kaydetti:

"Bunu da hafife alıyor değiliz. Burada ortaya konan sözler, tavırlar, yakından takip ettiğimiz hususlar, bölge ülkeleriyle olan özellikle askeri işbirliklerini yakından takip ediyoruz. Burada umulur ki, İsrail hem kendisinin hem bölgenin çıkarına olacak barışa dayalı, saygıya dayalı, işbirliğine dayalı bir dış politikayı benimser. Aksi takdirde, gerçekten sadece giderek yalnızlaşmakla kalmayacak, bunun bedelini bölgeyle beraber kendisi de ödeyecek. Böyle bir sürecin içerisindeyiz. Biz bunu çok net görüyoruz, bütün detayların farkındayız. Suriye'yi Lübnan ve Filistin'den sonra kendisine bir vazgeçilmezlik alanı yapmak için gayret etmesini de görüyoruz. Orada bir sorun çıkartıp o sorunu da akut ve kalıcı hale çevirip kendi toplumuna 'işte burada ağır bir sorun var, ben olmazsam bu sorun çözülemez' gibi bir mesajı verme niyetinde olduğunu da açıktan görüyoruz."

Fidan, Türkiye'nin bu türden provokasyonlara, ucuz kışkırtmalara gelecek bir devlet olmadığını vurgulayarak, Türkiye'nin duruşunu iyi bildiğini ve hesaplarını iyi yaptığını belirtti.

"İSRAİL SADECE BÖLGE İÇİN DEĞİL DÜNYA İÇİN DE BİR TEHDİT"

Türkiye'nin hiçbir zaman kendi başına hareket etmediğini ve bölgede ortakları olduğunu kaydeden Fidan, "İsrail sadece bölge için değil dünya için de bir tehdit." dedi.

Fidan, "Bütün dünya bir olup Netanyahu politikalarıyla baş etmek için çözümler arıyor. Bu böyle olduğu sürece aslında ben gereken cevabın da öyle veya böyle verileceğini düşünüyorum. Giderek bu aslında İsrail'in klasik dostlarında da, kendine İsrail'e borçlu hisseden ülkelerde de taban bulmaya başladığını görüyoruz, bu düşüncelerin, duruşun ve stratejinin. Bu da çok önemli bir gelişme. İlerleyen vadede sürecin mazlum Filistinlilerin lehine olacağına inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

İslam dünyasının bugünlerde zor bir dönemden geçtiğini aktaran Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgeye yönelik liderliğinin ve ortaya konan dayanışmanın birçok sorunun aşılmasına katkı sağlayacağını vurguladı.

"AMERİKA-İRAN GÖRÜŞMELERİNDE, SON BİRKAÇ AYDIR BİR TIKANMA VAR"

Fidan, Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmalarda gerginliğin azaltılması için girişim olup olmadığına ilişkin soruya, "Çok ama bu girişimlerin ilgili muhataplar tarafından kabul edilebilir birtakım çıktılar üretmesi gerekiyor." yanıtını verdi.

Bugün bu konuyla ilgili birçok görüşme yaptığını dile getiren Fidan, şunları kaydetti:

"Amerika-İran görüşmelerinde, son birkaç aydır bir tıkanma var. Bu tıkanmanın tezahürü olarak sadece birbirlerine saldırıyı değil, Babulmendeb Boğazı ayağının da artık Yemen tarafından açıldığını görüyoruz. Suudi Arabistan'a doğru giderek bir yaygınlaştırma ameliyası içerisinde olduğunu görüyoruz tarafların. Şimdi giderek daha karmaşık bir hale geliyor. Bütün ağırlığımızı aslında Amerika-İran arasındaki yürüyen müzakerelerin bir sonuca varmasına veriyoruz ama taraflar arasında büyük bir güvensizlik var. Pakistan'da bir anlayış birliğine varmışlardı fakat daha sonraki uygulamada ortaya aksaklıklar çıktı. Şimdi her iki tarafta işleyen süreci kendi lehine farklı bir şekilde yorumlamaya başladı."

Farklı yorumlar ve taraflara verilen yeni teklifler olduğunu aktaran Fidan, bunun kabul edilmesini umduğunu ifade etti.

Fidan, şu anda devam eden krizin belli bir noktaya kadar krizden etkilenen ülkeler tarafından tolere edildiğini ancak ekonomik yansımalarının bazı ülkeler açısından tolere edilebilir sınırların çok ötesine geçmeye başladığını söyledi.

Bakan Fidan, enerji yollarına yönelik ciddi bir darboğazın söz konusu olduğunu belirterek, Türkiye gibi sanayisini ve ekonomisini ithal edilen enerjiyle sürdüren ülkelerin ciddi bir ekonomik kriz yönetimiyle karşı karşıya kaldığını söyledi.

(MEKKE İTTİFAKI) "ŞU ANDA KURUMSALLAŞMAYA YÖNELİK ATILAN ADIMLAR VAR"

Mekke İttifakı'nın iyi bir aşamada olduğunu vurgulayan Fidan, ortaya çok güçlü bir irade konduğunu ve hayata geçirilmesi için var güçle çalışıldığını belirtti.

Fidan, "Şu anda kurumsallaşmaya yönelik atılan adımlar var. Özellikle anlaşmada ismi geçen sekretaryanın kurulması ve buna bağlı bir askeri karargahın hayata geçmesi konularındaki çalışmalar hemen hemen bitmiş durumda. Bir anlayış birliğine ulaşmış durumdayız. Artık bundan sonra personel gönderip karargahın işlemesi aşaması kaldı. Ben o konudaki süreçten memnunum." dedi.

İttifakın bölge ülkelerine açık olduğunu dile getirerek, kurumsallaşma adımları atıldıktan sonra diğer iki kurucu ülkeyle yeni müttefik alımı ile ilgili gerekli görüşmelerin yapılabileceğini söyleyen Fidan, şunları kaydetti:

"Böyle bir prensip kararımız var çünkü Cumhurbaşkanımız da baştan itibaren söyledi. Burası büyümeyecekse zaten bir ittifak alanı olmaz. Biz bir kamplaşma yapmış oluruz. Bizim bölgesel vizyonumuz bölge ülkelerinin mümkün olan çok sayıda ülkenin bir araya gelip, bir ortak savunma alanı kurması bu savunma alanı aslında dışarıya karşı değil, kendi içerisindeki sorun alanlarını bölgesel sahiplenme anlayışıyla daha iyi çözüm. Şu ana kadar ortaya koymadıkları güven ortamını ortaya koyarak yeni krizlerin doğmasını engellemek. Bütün bunların çıkış noktası esas itibariyle bölgesel sorunlara bölgesel çözüm getirme arayışı."

"ÜLKELERİN BİRBİRLERİNE KARŞI BİR MÜTTEFİKLİK SORUMLULUĞU VAR"

"Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının ardından bir destek talebi geldi mi? Suudi Arabistan'dan ittifaka yönelik veya ittifakın, Mekke İttifakı'nın Suudi Arabistan'ın yanında bir askeri angajmana girmesi gibi bir ihtimal var mı?" sorusunu yanıtlayan Fidan, Husiler ile olan sorunun son 10 yıldır var olduğunu belirtti.

Fidan, 2022'de aslında bir ateşkes anlaşmasına varıldığını hatırlatarak, daha sonra Gazze olaylarından sonra tekrar durumun karıştığını dile getirdi.

Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve altyapısına çok ciddi saldırıların olduğunu vurgulayan Fidan, "Bizim anlaşmamıza baktığımız zaman ülkelerin birbirlerine karşı bir müttefiklik sorumluluğu var. Cumhurbaşkanımız da sözünün eri olan bir lider. Devlet olarak imza attığımız bir konu var. Bu konuda bir dayanışma içerisindeyiz. Özellikle durum analizlerini değerlendiriyoruz." diye konuştu.

"BU NOKTADA ASKERİ İHTİYAÇLARI ÖZELLİKLE BELLİ TEKNİK KONULARDA OLABİLİR"

Fidan, Dışişleri Bakanlığı olarak yapılan saldırıların kınandığını anımsatarak, özellikle Mekke'ye ve petrol altyapısına yönelik saldırıların kınandığını yineledi.

Bunun İran ve Amerika arasında devam eden çatışmanın bir parçası yapılmasının da kabul edilmeyeceğini dile getiren Fidan, şunları kaydetti:

"Suudi Arabistan bu denklemin dışında tutulmalı çünkü kendileri de buna katılmaya yönelik bir arayış içerisinde değiller. Geldiğimiz noktada Mekke İttifakı üyeleri olarak biz durumu yakından takip ediyoruz. Birtakım görüşmelerimiz var kamuoyuna yansımayan. Bu noktada askeri ihtiyaçları özellikle belli teknik konularda olabilir. Bunu da karşılama yönünde de bir sıkıntımız olmaz."

"MEKKE İTTİFAKI, ÇOK OYUN DEĞİŞTİRİCİ BİR PLATFORM OLACAK"

Bakan Fidan, "İttifak kurulduğu günden itibaren özellikle bundan rahatsız olan bazı ülkeler var. Bu son gelişmelerin ardından İsrail'den, İran'dan, Hindistan'dan hatta Yunanistan'dan Mekke İttifakı'nın kağıt üzerinde kaldığına dair bazı yorumlar yapıldığını gördük. Ne söylemek istersiniz bu yorumlara?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Söylediğiniz ülkelere baktığımız zaman İsrail, Hindistan, Yunanistan aslında Mekke İttifakı'nın ne kadar fazla ses getirici, önemli bir hamle olduğunu da anlamış oluyoruz. Bu türden itibarsızlaştırma operasyonları, basın eliyle, dezenformasyon yöntemleriyle aslında bunun bir yansıması. Buna biz gülüp geçiyoruz, bu aslı astarı olmayan bir şey. Biz 1952'den beri NATO'nun üyesiyiz. NATO daha önce de ifade ettim, belki tarihinde iki defa beşinci maddeyi işletti. Bunun dışında da bir görev alanı olmadı. Hiç kimse NATO'ya da kağıttan kaplan, kağıttan bir şey demedi. Daha 3 ay önce imzalanan bir anlaşmanın bu kadar hızlı adım atıyor olmasına rağmen bu şekilde nitelendirilmesi, bir şeyi başlamadan bitirmeye yönelik. Aslında burada gördüğü tehdit algısını dolaylı olarak yansıtan bir yaklaşım bu söylediğiniz şeyler. Bunları görüyoruz, bakıyoruz, gerçekten ama ciddiye alınacak şeyler değil. Göreceksiniz, Mekke İttifakı, çok oyun değiştirici bir platform olacak."

"KENDİNİ BU ANLAŞMAYA BAĞLI GÖRMÜYOR. ŞİMDİ EN BÜYÜK PROBLEMİMİZ BU"

Gazze Barış Planı'nda birinci aşamadan ikinci aşamaya geçilemediğini hatırlatan Fidan, "Burada tabii İsrail'in oyunbozanlığı en büyük faktör. Filistin tarafı Hamas öznesinde başta rehineleri bırakmak olmak üzere birçok konuda Barış Planının birinci aşamasında üzerine düşen birçok konuyu yaptı." ifadesini kullandı.

Bakan Fidan, Filistin tarafının üzerine düşen görevleri yerine getirdikçe İsrail'in yeni talepler getirdiğini kaydederek, "(İsrail) Kendini bu anlaşmaya bağlı görmüyor. Şimdi en büyük problemimiz bu." diye konuştu.

Bu ay Gazze Barış Planı'nın hayata geçirilmesinin yıl dönümü olacağını anımsatan Fidan, şunları kaydetti:

"Şimdi artık bir yıl aradan sonra buradaki kilitlenmenin aşılması gerekiyor ama İsrail'in dediğim gibi bu noktadaki tıkayıcı rolü devam ediyor. Uluslararası toplumun ve bu konuda görev alan ülkelerin bu tıkanmayı aşmak için çalışmaları gerekiyor. Burada insani yardım konularında istediğimiz miktarda ve hızda adım atıldığını görmüyoruz. Eskisi gibi kötü değil ama istediğimiz şekilde bir yaygınlık yok. Barınma konularının hayata geçmesi gerekiyor çünkü İsrail, demir vesaire gibi bir takım kısıtlayıcı malzemeler listesi yayımlayarak bazı barınma malzemelerinin, prefabrik yapılarının ve inşaat malzemelerinin içeriye girmesine izin vermiyor. Bu, şu anda insani açıdan fevkalade kötü bir şey. Diğer taraftan, savaş zamanında olduğu gibi büyük miktarlarda öldürme eylemi yapmıyor ama seçilmiş hedefleri vurmaya devam ediyor. Geçen gün de biliyorsunuz bir apartmanı vurdu. Yine çocuklar şehit oldu. Yani burada da bu öldürme eylemleri devam ediyor, yani ihlaller var."

Fidan, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin giderek tırmanmasının uluslararası toplumun da dikkatini çektiğini vurgulayarak, "İllegal yerleşimcileri savunan hiç kimse yok ama engelleyen, engelleyebilen var mı? Uluslararası toplumun da İslam toplumunun da imtihanı burada. Biz bunu mümkün kılmak için elimizden geldiğince çalışıyoruz. Tabii Filistinlilere düşen görev de var, ona da bakmak lazım. Burada kendi birliklerini sağlamaları gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin Batı Şeria ile Gazze arasında birleşme olsun diye çok uğraştığını ifade eden Fidan, Türkiye'nin hem Ramallah hem de Gazze ile temas edebilen ender ülkelerden biri olduğunu vurguladı.

Hakan Fidan, hükümetin, Ramallah ve Gazze arasında eşit bir ilişki yürüttüğüne işaret ederek, Türkiye için önemli olanın Filistin davasına hizmet edilmesi olduğunu dile getirdi.

ABD ile İran arasındaki görüşmelere ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, Katar, Pakistan ve Umman gibi ülkelerin arabuluculuk faaliyetlerinin kesintili bir şekilde devam ettiğini aktardı.

Fidan, bu savaştan en çok Katar'ın etkilendiğine dikkati çekerek, "Katar hiçbir şeyini satamıyor. İran'a da çok yakınlar. İran'la da konuşabilir durumdalar. Bunu da kullanıp hem İran'la hem Amerika'yla da iyi ilişkileri var ve etkilenen ülkelerin başında, bir şey yapmaya çalışıyorlar. Bugün Katarlı arabulucu arkadaşlarla da görüştüm. Tarafların özellikle Amerika'da seçime giderken ortaya koyduğu durumları uyumlaştırmak biraz zor. Ama imkansız değil. İnşallah iyi sonuçlar bekliyorum ben." sözlerini sarf etti.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bitmesiyle ilgili bazı girişimlerin mevcut olduğunu aktaran Fidan, "Ama bunların açıkçası kalıcı sonuç üretmesi an itibarıyla biraz zor gözüküyor. Ama bununla beraber çalışmalara devam etmek, ümitsiz olmamak gerekiyor." görüşünü paylaştı.

Bakan Fidan, Rusya-Ukrayna savaşının 2023'e kadar klasik bir savaş olduğunu, bunun daha sonra 2025'e kadar yıpratma savaşına dönüştüğünü, 2025'ten sonra ise yok etme savaşı haline geldiğini belirtti.

Rusya-Ukrayna hattında başta enerji ve ulaştırma olmak üzere, giderek daha fazla ticari alanların hedef alındığını dile getiren Fidan, "Bu giderek sivil hayatı daha zor hale getiren bir husus. Bu yok etmenin önüne geçmek lazım. Şimdi buna yönelik taraflar tabii kendi dayanıklılık güçlerini ortaya koyup bir nevi şeye dönüyor. Kim önce gözünü kırpacak? Kim önce vazgeçecek? Ama bu noktaya gelmeye gerek yok. Devletlerle de konuşarak ne türden ara formüller üretebilir ona çalışıyoruz." dedi.

Karadeniz'de ticaretin, Türkiye için de önemli bir husus olduğuna işaret eden Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tarladan toplanan tahıl eğer dünya marketlerine gitmezse, yine gıda güvenliği açısından birçok ülkede sıkıntının olacağını görüyoruz. Son birkaç yıldır aslında biz bir anlaşma yaptık, o anlaşma daha sonra bozuldu ama anlaşma bozulmasına rağmen defakto işleyen bir sistem de vardı, dokunmuyorlardı. Ama şimdi birbirlerine çok dokunuyorlar. Özellikle limanları vuruyorlar, bütün deniz hareketliliğini vuruyorlar. Şimdi biz her iki tarafa da bu konuda bir teklif gönderdik. Ona ilişkin çalışmalarımız var, cevapları bekliyoruz. Taraflardan da buna yönelik cevaplar geldi. Bir noktaya götürmeye çalışıyoruz bunu açıkçası. Burada da tarafların önceki anlaşmanın uygulamasından aldığı derslerden hareketle uyumlaştırılması zor."

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak'ın bu sorunun aşılmasına yönelik Rusya'nın perspektifini ilettiğini kaydeden Fidan, bütün bu verileri değerlendirdiklerini ifade etti.

Fidan, birçok Afrika ülkesinin tahıla ihtiyaç duyduğuna değinerek, tahılın her iki ülkenin de sattığı bir ürün olduğuna da dikkati çekti.

TÜRKİYE'NİN ARABULUCULUK FAALİYETLERİ

Arabuluculuk faaliyetlerindeki en önemli konunun ülkenin kimliği ve tutumu olduğunu belirten Fidan, ara bulucu ülke, her iki tarafın da saygı gösterdiği, güvendiği bir tarafsa sorunun hızla çözüldüğünü hatırlattı.

Hakan Fidan, buna örnek olarak, Etiyopya ve Somali arasındaki neredeyse çatışmaya dönecek sorunun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliği yaptığı görüşmeler sonucunda çözülmesini gösterdi.

Birden fazla tarafın içinde bulunduğu savaşlarda durumun daha farklı olabildiğine dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:

"Bazı ikiden fazla tarafın işin içinde olduğu savaşlar var. Diyelim ki Rusya-Ukrayna savaşı. Rusya var, Ukrayna var, bir tarafında Amerika var, başlangıcında oradaydı, Avrupa ülkeleri var, herkes var. İran-Amerika savaşı, bir tarafında İsrail var, Körfez var, diğer ülkeler var, birçok şey var. Bizim en fazla yaptığımız konu, biz çok yakından takip ettiğimiz için arabuluculuk meselelerini, sadece kendi ara buluculuk yaptığımız konular değil, bölgemizde devam eden krizlere de ilişkin arabuluculara da çok iyi şeyler veriyoruz. Bazen moral veriyoruz, bazen diyoruz ki 'şu açıdan bak, burası eksik kalmış'. Yani o da önemli. Çünkü herkesin perspektife ihtiyacı var. Karmaşık problemler, kimsenin tek başına kendi aklıyla çözebileceği konular değil, kendi psikolojisiyle altından kalkacağı şeyler değil. Mümkün olduğunca aklın, bu türden konulara memur edilmesi gerekiyor. Bir de benim gördüğüm, bu arabuluculuk konularında kredi aramaktan ziyade gerçekten sonuca odaklanan ülkeler, ara bulucular daha etkili oluyorlar, daha kabul edilebilir hale geliyorlar. Yani siz yaptığınız işin reklamını yaparsanız bir sonraki konuda sizi insanlar görmek istemiyorlar açıkçası. Bir de öyle bir husus var. Dolayısıyla biraz bunu hayır işi gibi görüp gizli götürmek (gerek)."

"YUNANİSTAN GİBİ BİR ÜLKENİN BU KADAR DAR BİR PERSPEKTİFLE SİYASET YAPMAMASI GEREKİYOR"

Fidan, Yunan yetkililerin Ege sorunları bağlamındaki açıklamalarına ilişkin, Yunanistan'da iç siyasette bir Türkiye faktörünün bulunduğuna işaret ederek, "İç siyasette birisi 'short cut' yapacaksa, ilave hızlı çabuk puan alması gerekiyorsa veya kamuoyunun dikkatini üstüne çekmesi gerekiyorsa, kamuoyu rüzgarına ihtiyaç varsa açacağı kart Türkiye kartı." ifadesini kullandı.

Türkiye'de siyasetin böyle işlemediğini kaydeden Fidan, "Yunanistan'ı istediğiniz kadar konuşun konuşmayın, böyle bir konu yok. Bizim daha büyük, daha küresel sorunlarımız var. Ama Yunanistan siyasetinin bir tane konusu var. Onlar adına da aslında zaman zaman söylüyoruz: Yunanistan gibi bir ülkenin bu kadar dar bir perspektifle siyaset yapmaması gerekiyor. Ama birbirlerini oradan sıkıştırıyorlar." diye konuştu.

Bakan Fidan, Yunanistan'daki mevcut hükümetle bir sonraki seçime kadar bu hükümetlerin sorunları iyi niyetle çözmek için ellerinden geleni yapmalarına ve Ege Denizi'nde önceki gibi bir gerginlik olmamasına yönelik Mayıs 2023'ten itibaren bir anlayış birliğine ulaştıklarını anımsattı.

Yunanistan'da iktidar ne zaman bu noktaya gelse oradaki muhalefetin hükümeti vurduğu tek yerin Türkiye konusu olduğunu hatırlatan Fidan, "Bu siyasetin irrasyonel olduğu taraflar var maalesef. Demokrasi iyi bir sistem ama bazen böyle, ne diyelim, hormonlu tarafları da var." dedi.

"GAYRİ ASKERİ STATÜYE SAHİP ADALARIN SİLAHLANDIRILMASINI ASLA KABUL ETMİYORUZ"

Fidan, Türkiye'nin mevcut tehditleri ciddiye almamasıyla ilgili bir durum olmadığını ve pozisyonunun belli olduğunu belirterek, "Bir defa Ege'deki sorunlar, kıta sahanlığı meselesi çözülene kadar bizim durduğumuz yer belli. Biz gerilim çıkarılmasından taraf değiliz. Gayri askeri statüye sahip adaların silahlandırılmasını asla kabul etmiyoruz. Bununla ilgili çok ince, çok ısrarlı girişimlerimiz var." bilgisini paylaştı.

Çoğu zaman birtakım şeyleri kamuoyuna intikal etmeden yürüttüklerini, çünkü bunun Yunanistan'da sıkıntıya sebep olabildiğini aktaran Fidan, "Ama bu bölgenin barışa ihtiyacı var, silahlanmaya değil. Onu defaatle söyledik. Savaş kimsenin lehine olan bir husus değil. Aslolan barıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Dışişleri Bakanı Fidan, Yunanistan'da seçim atmosferine doğru bir gidiş olduğuna işaret ederek, "Türkiye karşıtı dilin" bir süre daha kullanılacağını, ancak Türkiye'nin pratikte ve resmiyette olana baktığını söyledi.

"UMARIZ KİMSE ORADA ÇILGINCA BİR HAREKET YAPMAZ"

Bu konuda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Sahil Güvenlik Komutanlığının hassas durumda olduğuna dikkati çeken Fidan, "Umarız kimse orada çılgınca bir hareket yapmaz. Barışın, huzurun, gereği neyse onu yaparlar." sözlerini sarf etti.

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2003'ten itibaren bu meseleyi çözmek istediğini gösterdiğini hatırlatarak, "Yunan hükümetlerinin, Yunan siyasetinin doğası gereği bu konuda ileri adım atamadığı" görüşünü dile getirdi.

Bakan Fidan, belki de Yunan halkının, siyasileri "savaşta, savaş söyleminde değil; barışta senin arkandayız" şeklinde cesaretlenmesi gerektiğini vurguladı.

Fidan, Türkiye'nin ciddi bir devlet olduğunu ve konuları o şekilde takip ettiğini kaydederek, Yunan yetkililerin birtakım söylediklerinin söylem bazında kalmasını umduğunu aktardı.

Öte yandan bunu daha ileriye taşıma ihtimallerine ilişkin Fidan, "İrrasyonel bir noktada, maceracı adımlarla gitme niyetleri olursa bu devletin ciddiyeti, gücü herkes tarafından biliniyor." ifadesine yer verdi.

 

KAYNAK : AA, NTV
Muhammet Binici Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

İstanbul Şişli'de doğan Muhammet Binici, Anadolu Üniversitesi Radyo Televizyon Programcılığı ve Spor Yönetimi bölümlerini bitirdi. Eğitimine, İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünde devam etmektedir. Gazeteciliğe 2012 yılında yerel haber siteleri ve yerel gazetelerde başladı. Gündem, Magazin alanlarında editör-muhabirlik yaptı. 2016 yılında Yeni Akit Gazetesi'nde bir yıl muhabirlik yaptıktan sonra, 2020 Eylül itibariyle Haber7'de 'Gündem Editörü' olarak görevine devam etmektedir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR