Aile Vakfı Başkanı: Gazze’de soykırım yapanlar, dünyada soy kurutma projelerini uyguluyor

Aile Vakfı Başkanı Üner Karabıyık, LGBT derneklerin fonlanmasına dikkat çekerek, “Gazze’de soykırım uygulayanlar tüm dünyada soy kurutma projelerini icra ediyorlar” dedi.

ABONE OL
GİRİŞ 26.09.2026 10:50 GÜNCELLEME 26.09.2026 13:23 GÜNCEL
Aile Vakfı Başkanı: Gazze’de soykırım yapanlar, dünyada soy kurutma projelerini uyguluyor

İstanbul Aile Vakfı Başkanı Üner Karabıyık, Haber7’ye yaptığı açıklamalarda aile yapısı, dijital mecralar ve LGBT aktivizmine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Ailem Güvende” operasyonlarına da değinen Başkan, bazı derneklere aktarılan 3,3 milyon dolarlık kaynağa dikkat çekti. Açıklamasının en dikkat çeken bölümünde ise Gazze’deki soykırım ile küresel LGBT aktivizmi arasında bağlantı olduğunu savunarak, “Gazze'de soykırım yapanlar dünyada soy kurutma projeleri yapıyor" dedi.

İstanbul'da LGBT derneklerinin kirli ağı: 32 milyonluk fon ve kayıp evraklar deşifre oldu

Avrupa ülkeleri Türkiye'ye karşı 'LGBT' cephesi açtı: Meloni tarafını seçti

"AKADEMİ DÜNYASI ÇOK CİDDİ BASKI ALTINDA"

İstanbul Aile Vakfı Başkanı Üner Karabıyık şunları söyledi:

 Aile Vakfı'nın resmi kuruluşu 2021, faaliyete geçmesi 2022 ama o 2021 yılından önce gönüllülerin bir araya gelip ortaya çıkarttığı bir hareket. Aile Vakfı hem seminerler, konferanslar düzenleyerek eğitim, kültür faaliyetlerinde varlık gösteriyor. Hem aile danışmanlık merkeziyle bizzat ailelerin yaşadığı sorunlara psikososyal desteklerle çözüm sağlamaya çalışıyor. Diğer tarafta da akademik faaliyetlerle bu alanda literatürün oluşması, akademik çalışmaların zenginleşmesiyle ilgili bir faaliyeti var.

Çünkü biz bu çalışmalara başladığımızda şunu gördük: Akademi dünyası çok ciddi bir baskı altındaydı ve bu alandaki akademik üretim çok kısıtlıydı. Karşı tarafın tezleri ağırlıkta olduğu için sanki bilimsel alan onların tahakkümü altında gibi bir ortam vardı. Biz bu tahakkümü kırmak adına akademik çalışmalara da çok önem veriyoruz. Sosyolojik bir dönüşümle karşı karşıyayız. Yani karşı karşıya olduğumuz sorunların kök nedenlerine baktığınızda, bu sanayi devriminden dijital devrime kadar uzanan süreçteki sosyolojik dönüşümle ilgili.

ANKET SONUÇLARI ŞAŞIRTICI

Yani şehirleşme, şehirleşmenin bireyselleşmeyi teşvik eden iklimi ve bu sanayi devrimiyle başlayan özellikle çekirdek aile, geniş aile yapısının bozulması, dijital devrimle beraber yalnızlaşma. Bu kapsamda saha araştırmaları yapıyoruz. Yaptığımız saha araştırmalarında örneğin geçen yıl "Büyükşehirde aile olmak ne demek?" Bunu anlamaya çalıştık. Evlilik düşüncesi, çocuk düşüncesi, bunu anlamaya çalıştık. Toplumda bununla ilgili kelimeleri, kavramları, zihnin gerisindeki esas kök nedenleri tespit etmeye dönüp bir saha çalışması yaptık. 26 ilde 4.202 kişi ile ve bunun neticesinde ortaya çok net bir şey çıktı. İnsanlar, yani aileyi mutluluk, huzur, güven kaynağı olarak görenler araştırmaya katılanların yüzde 94'ü. Yani toplumun yüzde 94'ü aileyi mutluluk, huzur, güven kaynağı olarak görüyor.

Komşuluk ilişkilerini mutluluk, huzur, güven kaynağı olarak görenler yüzde 76. Yaşadığı şehri mutluluk, huzur, güven kaynağı olarak görenler yüzde 67. Ülkemizi ise yüzde 56.

Bakın, yüzde 94 ile başlayan bu oran yüzde 56'ya kadar düşüyor; aileden komşuluğa, komşuluktan şehre, şehirden de ülkeye geldiğinizde. Bu bize ne söylüyor? Ve bunun aslında söylediği şey şu: İnsanlar şahitlik alanında daha mutlu, huzurlu, güvendeler. Haberdarlık alanında ise baskı, sıkıntı, kaygı seviyesi yükseliyor.

"EKRANLAR STRES VE KAYGI SEVİYESİNİ YÜKSELTİYOR"

Haber kaynaklarımız ekranlar. İşte bu tespitten hareketle biz ekranların toplumda baskı, sıkıntı, kaygı seviyesini yükselttiğini, özellikle gençlerde, çocuklarda dijital mecraların çok olumsuz etkileri olduğunu anlıyoruz. Saha araştırmamızda yüzde 83, katılanların yüzde 83'ü diyor ki dijital mecraların çocuklar üzerinde negatif bir etkisi var.

Bu tespiti yaptığımızda, yani bu üçgende işte telefon, tablet, bilgisayar, televizyon... Bu tespiti yaptığımızda şuraya geliyoruz: Aile bağları zayıfladığında aile fertlerinin bu anafora kapılma ihtimali artıyor. Bu anafor çekiyor içine ve alıp savuruyor. Nerede görüyoruz bunu? İşte Maraş ve Siverek'te gerçekleşen o menfur saldırılarda, okul saldırılarında bunun etkisini görüyoruz. Çünkü dijital mecralarda çocuklar çok büyük bir kimlik bunalımı içerisine giriyorlar. O dijital mecralarda girdikleri koridorlarda her bir koridorda farklı bir kimlik sergilemek zorunda hissediyorlar. Bu da onları bir kimlik karmaşasına itiyor. Bu kimlik karmaşası cinsel kimlik karmaşasına kadar gidebiliyor. Ve cinsel kimlik karmaşasına gittiği noktada zaten bütün zincirlerin, bütün bağların koptuğu bir durumu tespit ediyoruz.

Çocuklar evde, anne babalar aynı odada olsa bile yalnız kalıyor. Dikkat çekmek istediğimiz nokta burası. Çocuklar dizimizin dibinde olsa bile çocuğumuzu kaybetme riskiyle karşı karşıyayız. Çünkü ekranlarla baş başa bıraktığımızda onları binlerce kilometre öteden şekillendirilmiş algoritmalara maruz bırakıyoruz. O algoritmaların insafına maruz bırakıyoruz. Bu risk çok büyük bir risk. İşte Dijital Anafor Zirvesi buna dikkat çekmek için icra edilmişti. Ve yine Temiz Ekran Hareketi, Büyük Aile Platformu hayata geçirilen Temiz Ekran Hareketi tam da bu ihtiyaçtan ortaya çıktı.

"LGBT PROPAGADNALARINA MÜSADE EDİLMESİN"

Şimdi bu cinsiyetsizleştirme akımları, tüm dünyada küresel olarak yürütülen bu akımlar gerçekten de çok büyük bir tehdit. Ve bizim 7 yıl öncesine dayanan çalışmalarımızın temel tespitlerinden birisi de bu.
Yani biz burada LGBT propaganda ve dayatmasına özellikle dikkat çekmeye çalıştık. Toplumda bir farkındalık oluşması için çok ciddi gayret gösterdik. Ve bu farkındalığın bir toplumsal talebe dönüşmesi gerekiyor. Ve bu talep de artık ortaya çıkmış durumda. Biz bu kapsamda 150.000 ıslak imzalı dilekçe topladık. 150.000 kişi adını, soyadını, T.C. kimlik numarasını ve iletişim bilgisini yazarak dilekçenin altına imza attı.

O dilekçede ne yazıyor? O dilekçede LGBT propagandası yasaklansın. Bu LGBT propagandasını yapan yapılara müsaade edilmesin. Özellikle bu kapsamda bazı derneklerin kapatılması talebi var.
"Toplumsal cinsiyet karmaşasında kültürel terörün sosyalleşmesi" başlığıyla, sosyo-kültürel terörizm olarak LGBT lobileri örneğini inceledik. Ve buradaki tespitler şunu ortaya koyuyor. Bölücü terör örgütünün gençlere el atma metotlarıyla LGBT lobilerinin gençlere el atma metotlarının örtüştüğünü, aynı yöntemleri kullandıklarını, aynı sosyal kapasiteyi birlikte kullandıklarını görüyoruz.
Mesela KCK soruşturmalarında gözaltına alınanlar ve tutuklananlar arasında bu LGBT örgütlerinin de olduğunu görüyoruz.

"BU DALGA BÜTÜN KESİMLERİN ÇOCUKLARINI TEHDİT EDİYOR"

Şimdi bugün "Ailem Güvende" operasyonlarıyla çok önemli bir noktaya gelinmiş durumda. Dolayısıyla anne babaların farkında olması gereken bir şey var. Tüm dünyada tabiri caizse bir tsunami halinde gelen bir dalga var. Batıdan gelen bir dalga var. Ve bu dalga hepimizin çocuklarını tehdit ediyor.

Yani siyasi görüş, dünya görüşü, inanç, mezhep, meşrep ayırmaksızın hepimizin çocuklarını önüne katıp götürecek bir dalga. Bu dalgaya karşı çocuklarımızı koruyabilmek için bu yasal düzenlemeye ihtiyacımız var.

"Ailem Güvende" operasyonları bu yüzden önemli. Çünkü bu gelen dalgayı devletimizin fark ettiği ve buna tedbir aldığının önemli bir işareti, önemli bir başlangıç olarak görüyoruz biz bunu. Şöyle, burada çok net bir çarpıtma var. Bakın, bunu çok kuvvetli bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor. Şu anda yapılan şey tam bir çarpıtmadır, dezenformasyondur, manipülasyondur. Bu "Ailem Güvende" operasyonunun bireysel hak ve özgürlüklerle alakası yok. Biz bu çalışmalara başladığımızdan beri aynı tuzağa bizi düşürmeye çalışıyorlar. O da şudur: Bizi LGBT bireylerle karşı karşıya getirmeye çalışıyorlar. Onlar LGBT birey diyor, biz marjinal cinsel kimlikli vatandaşlarımız diyoruz.

Bu vatandaşlarla aramızdaki hukuku zaten Anayasa ve yasalar tanzim ediyor. Onlar da bu ülkenin bir vatandaşı, biz de bu ülkenin vatandaşıyız. İki eşit vatandaş olarak kanunların, yasaların tanımladığı sınırlar var aramızda ve hukukumuz belirli.Şimdi bunu buraya koyduk. Konunun bireysel hak ve özgürlüklerle hiçbir alakası yok.

Şunu ifade etmiştik: Biz bu marjinal cinsel kimlikli vatandaşlarımızla karşı karşıya getirilme tuzağına düşmeyeceğiz. Düşmedik, düşmeyeceğiz. Ve aile danışmanlık merkezimizde bugüne kadar cinsel kimlik karmaşası yaşayan 60 gencimizin rehabilitasyonunu temin ettik. Yani bu LGBT propaganda ve dayatmasının cinsel kimlik karmaşası tuzağına düşürdüğü 60 gencimize el uzattık.

"BU İNSAN KASAPLIĞIDIR"

Bu "Ailem Güvende" operasyonu sürecinde de aynı hassasiyet ortaya konuyor zaten. Yani bu konuda örgütlü yapılarla, bu örgütlü yapıların mağdur ettiği bireyler arasındaki ayrımı net bir şekilde yapıp o kişilere el uzatmak hepimizin yükümlülüğü. Çünkü o insanlar da bu ülkenin bir vatandaşı. Kimse onların özel hayatıyla ilgilenmiyor. İçine düştükleri durumdan çıkmak istemeleri halinde gönüllülük temelli olarak da biz onlara yardım elimizi uzatıyoruz. Bakın, buradaki özellikle vurgulamamız gereken hususlardan birisi de şu: "İçine düştükleri durum" diyoruz. Çünkü içine çekildikleri durumda şu var.
Onlara büyük bir yalan söyleniyor aslında. Cinsiyet değişikliğinin mümkün olduğu yalanı söyleniyor. Böyle bir şey mümkün değil.

Siz kadınken erkek, erkekken kadın olamazsınız. Bu cinsiyet değişikliği diye takdim ettikleri şey cinsiyet iptalidir. Ve bu insan kasaplığıdır. Bunu Sayın Prof. Dr. Zeki Bayraktar hocamız bilimsel bir şekilde ortaya koydu. Ve makalesi bizim aile dergimizde yayınlandı. Şimdi bu uluslararası alanda da bu makaleler yayınlanmaya devam ediyor. Yani siz cinsiyet değiştirmenin mümkün olduğu yalanını söylüyorsunuz gençlere. Onları bu tuzağa çekiyorsunuz. Sonra düştükleri bu alanda hem biyolojik hem psikolojik pek çok sorun yaşıyorlar

Bunun neticesinde yaşadıkları bu sorunlar sebebiyle istatistiksel olarak kırklı yaşlarını bile göremiyor bu insanlar. Ya sağlık problemleri ya da psikolojik problemleri sebebiyle intihar etmeleri sebebiyle kırklı yaşlarını bile göremiyorlar. Bakın, dünyanın en zengin insanlarından biri olan Elon Musk dedi ki çocuğumu ben kaybettim. İşte bu düştüğü cinsel kimlik karmaşası sebebiyle çocuk cinsiyet değiştirmek istiyor.

"ÜÇÜNCÜ BİR SEÇENEK VAR"

Uzmanların, Amerika'daki uzmanların sunduğu iki alternatif var. Ya cinsiyetini değiştirecek ya da intihar edecek. Bu iki alternatifin üçüncü alternatifi olduğunu kimse söylemiyor. İşte İstanbul Aile Vakfı ve pek çok bizim gibi sivil toplum kuruluşu bu üçüncü alternatifi mümkün kılan psikososyal desteği veriyor ve psikolojik bir sıkıntının psikolojik alanda tedavi edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Şimdi bu konuda "Ailem Güvende" operasyonuyla beraber ortaya çıkan net bir tablo var. Yapılmış tespitler var. Bu tespitlere baktığınız zaman bu derneklere aktarılan rakam, yani sadece bu soruşturmaya konu olan rakam 3,3 milyon dolar. Ama tüm dünyada bunun milyarlarca dolar olduğunu görüyoruz. Ve niye bunu yapıyorlar sorusunun cevabı.Aslında niye bunu yapıyorlar sorusunun cevabı Gazze'deki soykırımda gizli.

"SOY KURUTMA PROJELERİ UYGULUYORLAR"

Gazze'de soykırım uygulayanlar tüm dünyada soy kurutma projelerini icra ediyorlar. Bu yapıları fonlayarak. Çünkü şunu net bir şekilde biliyoruz. Gazze'de soykırıma destek verdikleri için bizim boykot ettiğimiz firmalarla LGBT aktivizmini destekleyen firmaların aynı olduğunu biliyoruz. Siz İsrail'e karşı cümle kurduğunuzda ya da LGBT aktivizmine karşı cümle kurduğunuzda aynı ithamla karşılaşıyorsunuz: Nefret söylemi.

Yine siz akademi dünyasında bu konuda Gazze'deki soykırımla ilgili bir çalışma yapmak istediğinizde veya cümle kurduğunuzda, LGBT'ye karşı cümle kurduğunuzda da aynı dayatmaya maruz kalıyorsunuz.
Bunların propaganda ve dayatma mekanizmaları birebir örtüşüyor. Dolayısıyla Gazze'de soykırım uygulayanlar tüm dünyada da soy kurutma projelerini finanse ediyorlar.

Şirketler bu noktada önem arz ediyor. Zira şirketler açısından şöyle bir durum söz konusu. Bu LGBT yayıldıkça onlar için bir rüya pazar oluşuyor. Neyi kast ediyoruz? Mükemmel tüketici profilinin ortaya çıkması. Çünkü bu tüketici profilinde kendinden sonra neslinin devam etmemesi durumu söz konusu.
Dolayısıyla kendinden önceki nesilden tevarüz ettiği bütün varlıkları ve kendi hayatında çalışıp kazandığı bütün varlıkları kendi hayatında harcayacak bir mükemmel tüketici profilinden bahsediyoruz. Bu varlıkların el değiştirmesi anlamına geliyor. Mülkiyetsizleştirme propagandaları.

KAYNAK : Haber7