Aile kurumu tehdit altında: 'Süresiz nafaka gençleri nikahsız yaşama itiyor'

AYM'nin süresiz nafakaya dair 'ölçüsüz' ve 'ağır külfet' şeklindeki değerlendirmesi ve Anayasa'ya aykırı olduğuna yönelik içtihadı sonrası uzmanlar konuyla ilgili olarak Haber7'ye açıklamalarda bulundu.

ABONE OL
GİRİŞ 01.10.2026 17:37 GÜNCELLEME 01.10.2026 17:53 GÜNCEL
Aile kurumu tehdit altında: 'Süresiz nafaka gençleri nikahsız yaşama itiyor'

Anayasa Mahkemesi'nin (AYM), Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan ve şartları bulunduğu sürece yoksulluk nafakasının süre sınırlaması olmaksızın ödenmesine imkan tanıyan düzenlemeye ilişkin iptal kararının gerekçesi Resmi Gazete'de yayınlandı.

Yüksek Mahkeme, düzenlemenin nafaka borçlusu açısından süresiz bir mali yükümlülük doğurabildiğine dikkat çekerken, boşanmanın ardından tarafların menfaatleri arasında makul bir dengenin kurulması gerektiğine vurgu yaptı.

Kararda; evliliğin süresi, eşlerin yaşı, sağlık ve ekonomik durumları, nafakanın boşanma sonrasındaki hayata etkisi ve çalışma hayatına katılma imkanının bulunup bulunmadığı gibi ölçütlerin dikkate alınması gerektiği belirtildi.

AYM'nin kararı sonrasında süresiz nafaka uygulamasının yeniden düzenlenmesi için Meclis süreci başlayacak.

Söz konusu içtihat sonrası uzmanlar konuyla ilgili olarak Haber7'ye açıklamalarda bulundu.

'ÖMÜR BOYU NAFAKA ADALETİ ZEDELİYOR'

Yazılarıyla konuyu gündemde tutan Haber7 yazarı Serdar Arseven, süresiz nafaka uygulamasının uzun yıllardır tartışıldığını belirterek, özellikle kısa süreli evliliklerin ardından ömür boyu nafaka yükümlülüğü doğmasının adalet ve hakkaniyet açısından sorun oluşturduğunu savundu.

Arseven, "Kısa bir süre evli durduktan sonra ömür boyu nafaka ödemek adil durmuyordu" ifadelerini kullandı.

Süresiz nafaka nedeniyle bazı kişilerin evlilikten kaçındığını öne süren Arseven, uygulamanın evlilik ve nüfus artışındaki düşüşle de bağlantılı olduğunu savundu.

"Müebbet hapis cezalarında bile bir çıkış yolu bulunurken, feminist grupların baskıları sonucunda bir adım atılamıyordu. Türkiye'de evliliklerin azalması da nüfus artış oranlarının dibe çakılması da Sayın Cumhurbaşkanımızın varoluşsal tehdit vurgusu da bu sebeple ilgili. En iyisi evlenmeyeyim de başıma süresiz nafaka felaketi gelmesin diye evlenmeyenler oldu."

'GENÇLERİ NİKAHSIZ YAŞAMA İTİYOR'

Arseven, süresiz nafakanın yalnızca nafaka borçlusu açısından değil, aile kurumu bakımından da sonuçlar doğurduğunu belirtti.

Boşanan kişinin yeniden evlenmek istemesi halinde eski eşine ödemek zorunda olduğu nafakanın yeni bir aile kurmasını ekonomik açıdan zorlaştırabileceğini dile getiren Arseven, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Süresiz nafaka bir nevi gençleri nikahsız yaşama itiyor. Burada hedefte olan aile kurumudur."

Arseven ayrıca, nafaka alan kişinin yeniden evlenmeden başka biriyle fiilen birlikte yaşaması halinde nafakanın devam edebilmesine ilişkin uygulamanın da sorun oluşturduğunu savundu.

Bu durumun ispatının nafaka borçlusu açısından güç olabildiğini belirten Arseven, bazı kişilerin nafakanın kesilmemesi için resmi nikah yapmadan birlikte yaşamayı tercih edebildiğini öne sürdü.

"Bunu nasıl ispatlayacak? Kamera kaydı alsa özel hayatın gizliliğinden suç işlemiş olacak. Dedektif mi tutsun? Evlenmiş olsa zaten nafaka kesiliyor. Nafakası kesilmesin diye birlikte yaşıyor ama evlilik yapmıyor. Yani eski karınızın birlikte yaşadığı adamı da finanse etmiş oluyorsunuz. Bu durumda ne yapılabilir?"

'KADIN DA ERKEK DE MAĞDUR EDİLMEMELİ'

Süresiz nafaka uygulamasına ilişkin yeni düzenlemenin taraflardan birini diğerinin aleyhine korumaması gerektiğini belirten Arseven, hem kadınların hem erkeklerin haklarının gözetilmesi gerektiğini söyledi.

Arseven, çalışmayan ve boşanma sonrasında yoksulluğa düşen kadınların korunması gerektiğini de belirterek, bu sorumluluğun yalnızca eski eşin üzerine bırakılmaması gerektiğini ifade etti.

Bu noktada devletin de sorumluluk üstlenebileceğini belirten Arseven, ilerleyen dönemde nafaka mağduriyetlerinin çözümü amacıyla bir destek mekanizması veya havuz oluşturulabileceği görüşünü dile getirdi.

Arseven, yeni düzenlemenin "hem kadının hem erkeğin hakkını koruyacak, evlenmeyi teşvik edecek" şekilde hazırlanması gerektiğini söyledi.

"Belki ilerleyen dönemlerde bunun için bir havuz kurulabilir. Sayın Adalet Bakanı bu konuda düzenleme yapılacağını söyledi. Umarım adil, hakkaniyetli, hem kadının hem erkeğin hakkını koruyacak, evlenmeyi teşvik edecek bir düzenleme TBMM tarafından yapılır. Bunu ümit ediyoruz."

TORAMAN: 'HUKUK HAKKANİYET DEMEK'

Avukat Cüneyt Toraman ise AYM'nin kararını hakkaniyet açısından değerlendirdi.

Hukukun iki tarafın haklarının adil biçimde buluşmasını gerektirdiğini belirten Toraman, bir taraf lehine diğer tarafın aleyhine sonuç doğuran düzenlemelerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Toraman, "Hukuk hakkaniyet demek. İki tarafın haklarının adil bir şekilde buluşması gerekiyor. Bir tarafın lehine öbür tarafın aleyhine olacak şekilde değil. Terazi dengelenmeli. Her iki tarafın menfaatleri tam ortada buluşmalı." dedi.

Süresiz nafaka ifadesinin kendisinin bir ölçüsüzlük tartışmasını beraberinde getirdiğini belirten Toraman, "1 yıllık, 1,5 yıllık bir evlilik ömür boyu nafakayla sonuçlanıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Toraman, AYM'nin bu noktadaki iptal kararını uygun bulduğunu ifade etti.

AYM NE DEDİ?

AYM'nin gerekçeli kararında, nafaka yükümlüsü ile yoksulluğa düşen eşin menfaatlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Yüksek Mahkeme, yapılacak yeni düzenlemelerin her iki tarafın menfaatlerini mümkün olduğunca dengelemesi ve taraflardan biri aleyhine ölçüsüz sonuçlara yol açmaması gerektiğine dikkat çekti.

Kararda ayrıca, mevcut düzenlemede nafaka yükümlüsünün kusursuz olmasının nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, belirli şartlar gerçekleşmediği sürece nafaka borcunun devam ettiği belirtildi.

AYM'nin iptal kararının ardından gözler, mahkemenin gerekçesinde işaret edilen menfaat dengesi doğrultusunda yapılacak yeni yasal düzenlemeye çevrildi.

KAYNAK : Haber7