Dr. Selim Sezer: İsrail, Gazze’yi boşaltma hedefinden vazgeçmedi

İZÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Sezer, 7 Ekim’in üçüncü yıl dönümünde İsrail’in Gazze politikasının tarihsel arka planına dikkat çekerek, İsrail’in Gazze’yi boşaltma hedefinden vazgeçmediğini söyledi.

ABONE OL
GİRİŞ 07.10.2026 13:40 GÜNCELLEME 07.10.2026 13:40 GÜNCEL
Dr. Selim Sezer: İsrail, Gazze’yi boşaltma hedefinden vazgeçmedi

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Selim Sezer, 7 Ekim’in üçüncü yıl dönümünde İsrail’in Gazze’de izlediği politikanın tarihsel arka planını, 7 Ekim’in Filistin direnişi açısından anlamını, Gazze’de yaşananların dünya kamuoyunda ve Batı ülkelerinin siyasi tutumlarında meydana getirdiği değişimi ve Türkiye’nin diplomatik rolünü değerlendirdi.

Sezer, İsrail’in Gazze’yi tamamen boşaltma hedefinden vazgeçmediğini belirterek 7 Ekim’i ortaya çıkaran koşulların uzun yıllara yayılan bir birikimin sonucu olduğunu söyledi.

“GAZZE’DEKİ YIKIMIN ARDINDA TARİHSEL BİR HEDEF VAR”

İsrail’in 7 Ekim sonrasında Gazze’de izlediği politikanın tarihsel bir süreklilik taşıdığını belirten Dr. Selim Sezer, İsrail’in kuruluşundan itibaren Filistin’in mümkün olan en geniş bölümünde hâkimiyet kurmayı ve bunu bölgede mümkün olan en az sayıda Filistinli Arabın yaşaması üzerinden gerçekleştirmeyi hedeflediğine dikkat çekti. Sezer, bu politikanın 1948’deki Nakba olarak adlandırılan etnik temizlik sürecinde ve 1967 işgalinde de görüldüğünü belirterek, aralarında İsrailli tarihçilerin de bulunduğu çok sayıda araştırmacının askerî arşivlere dayanarak bu tarihsel şablonu ortaya koyduğunu aktardı. 7 Ekim sonrasında ortaya çıkan koşulların İsrail açısından yıllardır gerçekleştirmek istediği planı hayata geçirmek için bir fırsata dönüştüğünü ifade eden Sezer, Gazze’de altyapının ve sağlık sisteminin çökmesi, şehirlerin yaşanamaz hâle gelmesi, temel ihtiyaçlara erişimin ortadan kalkması ve yüz binlerce insanın hayatını kaybetmesinin yanı sıra kalan nüfusu bölgeden ayrılmaya yönelten bir politika izlendiğini söyledi. Sezer, “Üç yılın sonunda bu amaca tam olarak ulaşamadığını söyleyebiliriz. Ancak İsrail’in bu hedefinden, niyetinden tamamen vazgeçmediğini ve önümüzdeki süreçte bu doğrultuda yeni girişimlerinin devam edeceğini düşünüyorum.” dedi.

“AKSA TUFANI, BİRİKEN DİRENİŞ DİNAMİKLERİNİN SONUCU”

7 Ekim 2023’te gerçekleştirilen Aksa Tufanı’nın yalnızca o gün yaşananlarla açıklanamayacağını vurgulayan Sezer, olayın arkasında Oslo sürecinden itibaren biriken siyasi hayal kırıklıkları, Gazze’deki seçim sonuçlarının tanınmaması, Hamas Hükümetinin İsrail tarafından terörist ilan edilmesi ve Gazze’nin abluka altına alınması gibi gelişmelerin bulunduğunu kaydetti. Hamas’ın 2017’de yayımladığı politika belgesinin Gazze’deki yaşamı sürdürülebilir hale getirme ve siyasi aktör olarak kabul edilme arayışını ortaya koyduğunu belirten Sezer, bu girişimlerin İsrail tarafından reddedildiğini hatırlattı. Bazı Arap ülkelerinin İbrahim Anlaşmaları kapsamında İsrail’le normalleşmeye gitmesinin Filistinliler açısından seçenekleri daha da daralttığını kaydeden Sezer; Kudüs’ün Arapsızlaştırılması, Mescid-i Aksa’nın yıkımına ilişkin girişimler, Batı Şeria’nın ilhakına yönelik adımlar, yerleşimci sayısındaki artış ve 48 Araplarının sistemik ayrımcılığa maruz kalması gibi gelişmelerin direniş dinamiklerini güçlendirdiğini dile getirdi. Sezer, “Bunların biriktiği noktada, 7 Ekim’de Aksa Tufanı gerçekleşti.” ifadelerini kullandı. Bugün Filistin direnişinin askerî kapasitesinin önemli bir bölümünü kaybetmiş göründüğünü, toplum nezdinde de umutsuzluğun bulunduğunu belirten Sezer, buna karşın İsrail’le barışın veya siyasi bir çözümün mümkün olup olmadığı konusunda derin sorgulamaların sürdüğünü söyledi. Sezer’e göre İsrail’in Filistinlileri tamamen ortadan kaldırmaya ve tarihi Filistin topraklarının tamamında hâkimiyet kurmaya yöneldiği düşüncesi, askerî direnişin yanı sıra siyasi boykot ve diğer araçları da Filistinliler açısından gündemde tutuyor.

TOPLUMSAL BASKI SİYASİ TUTUMLARI DEĞİŞTİRDİ

Gazze’de yaşananların dünya kamuoyunda oluşturduğu etkinin yalnızca toplumsal tepkiyle sınırlı kalmadığını, siyasi karar alma süreçlerine de yansıdığını hatırlatan Sezer, küreselleşme ve bilgiye erişimin hızlanmasıyla dış politika meselelerinin ülkelerin iç siyasi tartışmalarında daha önemli bir yer edindiğine dikkat çekti. Gazze’de yaşanan sürecin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyanın karşı karşıya kaldığı en büyük trajedilerden biri olarak toplumlar üzerinde güçlü bir etki oluşturduğunu ifade eden Sezer, özellikle İsrail’le ilişkilerin kesilmesi yönündeki toplumsal baskının ABD dahil birçok ülkede siyasi karar alıcılar üzerinde etkili olduğunu belirtti. 7 Ekim’i izleyen ilk haftalarda Batı genelinde İsrail’e yönelik güçlü bir desteğin bulunduğunu, sonraki süreçte ise eleştirilerin giderek arttığını ve bazı Batı Avrupa ülkelerinin Filistin devletini tanıma veya İsrail’e yönelik politikalarını değiştirme yönünde adımlar attığını aktardı. Sezer, bu değişimlerde Gazze’de yaşanan yıkımın yanı sıra toplumların oluşturduğu baskının da etkili olduğunu söyledi. Gazze’deki gelişmelerin gündemden tamamen düşmediğini belirten Sezer, “Gündemde kalmaya devam ettiği müddetçe de Batı ülkeleri üzerinde ağırlık oluşturmaya devam edeceğini düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE’NİN DİPLOMATİK ROLÜ

Türkiye’nin 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze konusunda hem insani yardım hem de diplomatik girişimler bakımından aktif bir rol üstlendiğine dikkat çeken Sezer, İsrail’in engellemelerine rağmen Gazze’ye yaşamsal ihtiyaçların ve tıbbi ekipmanların ulaştırılmasında Türkiye’nin önemli bir rol oynadığını söyledi. Son yıllarda Türkiye’nin bölgesel politikasında diplomatik zeminin ve siyasi çözüm arayışının öne çıktığını belirten Sezer, aynı yaklaşımın Gazze sürecinde de ilk günden itibaren sürdürüldüğünü ifade etti. Türkiye’nin son ateşkes anlaşmasının sağlanmasında arabulucu ve garantör ülkelerden biri olduğunu, ABD yönetiminin girişimiyle oluşturulan Gazze Barış Kurulu’nda da yer aldığını hatırlatan Sezer, kurulun işleyişinde bazı sorunlar bulunduğunu ve İsrail’in taahhütlerini yerine getirmesi konusunda yeterli baskının oluşturulmadığını hatırlattı. Filistin meselesinin özellikle Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası platformlarda son dönemde daha fazla gündeme geldiğini ve iki devletli siyasi çözüm konusunda geniş bir mutabakat oluştuğunu belirten Sezer, bu tablonun ortaya çıkmasında Türkiye’nin 7 Ekim’den bu yana yürüttüğü diplomatik rolün de etkili olduğunu ifade etti.

KAYNAK : Haber7
Ömer Faruk Aktaş Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

1991 yılında Bayburt’ta doğdu. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünden mezun oldu. 2016 yılında Anadolu Ajansı'nda stajını yaptı. Yeni Şafak ve Akşam Gazetesi'nde çalıştı. Nisan 2021'den bu yana Haber7.com'da ‘Gündem Editörü’ olarak görev yapmaktadır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR