Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sert uyarı: Türkiye sokakta bulunmamıştır!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki Türkiye sokakta bulunmamıştır. Sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir." dedi.

ABONE OL
GİRİŞ 26.10.2026 18:58 GÜNCELLEME 26.10.2026 20:09 GÜNCEL
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sert uyarı: Türkiye sokakta bulunmamıştır!

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklama yaptı. 

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:

Önceki gün Ankara'da yaşanan askeri araç kazasında şehit olan Albay Sayit Gökgöz'e Allah'tan rahmet niyaz ediyor, şehidimizin ailesine, arkadaşlarına ve Türk Silahlı Kuvvetlerine baş sağlığı diliyorum. Kazada yaralanan bir askerimiz taburcu olmuş diğer personelimizin tedavisi devam etmektedir. Kendisine acil şifalar diliyorum. 

Sevgili vatandaşlarım, kabinemizin 74. toplantısını az önce tamamladık. Toplantımızda iç siyasete, ekonomiye, güvenliğe ve dış politikaya dair güncel gelişmeleri istişare ettik. Bölgemizde istikrarsızlığın arttığı, yeni gerilim alanlarının baş gösterdiği bir dönemde hükümet olarak ülkemizi istikrar ve kalkınma yönünde tutmaya devam ediyoruz. Dünyanın gidişatı, ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye için önümüzdeki dönemde daha önemli hâle geleceğini gösteriyor.

Hangi görüşe, kökene, mezhebe mensup olursa olsun vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında en az bizim kadar titiz davrandığını biliyor, milletimize sağduyusu için teşekkür ediyorum.

Türkiye olarak yayılmacı emellerle coğrafyamızdaki ateşe benzin dökenlerin karşısında tüm imkânlarımızla bu ateşi söndürmek, acıları dindirmek, akan kanı durdurmak için samimiyetle mücadele ediyoruz. Balkanlardan Türk cumhuriyetlerine, nerede bir kardeşimiz, soydaşımız, dostumuz varsa her platformda haklarını en güçlü şekilde savunuyoruz. Komşularımızdan başlayarak hemen her ülkeyle dostane ilişkiler, karşılıklı saygıya dayalı iyi ilişkiler tesis etmenin gayretindeyiz. Bununla kalmıyor, uzun yıllar farklı sebeplerle kısıtlı münasebetlerimizin olduğu ülkelerle yeni ortaklıklar kurmaya ağırlık veriyoruz. Son toplantımızdan bu yana uluslararası ilişkiler bağlamında Türkiye'nin etki alanını genişleten gelişmelere hep beraber şahitlik ettik.

KAMBOÇYA VE KANADA TEMASLARI

16 Ekim'de Kamboçya ile ikili ticari yatırımlardan enerji, eğitim ve savunma sanayisine uzanan geniş bir yelpazede yeni iş birliği imkânlarını ele aldık. İki ülke arasında imzalanan askerî çerçeve anlaşması, yeni dönemde Kamboçya ile ilişkilerimizin istikametini belirleyen bir referans oldu. Attığımız bir diğer tarihî adım, Kanada Başbakanı Sayın Carney ve heyetinin ülkemize gerçekleştirdiği resmî ziyaretti. Kanada ile 83 yıllık diplomatik ilişkilerimizde bir dönüm noktası teşkil eden bu ziyareti, münasebetlerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükselterek adeta taçlandırdık. Ayrıca savunma, hava ulaştırma ve enerji alanlarında iş birliğimizi güçlendirecek üç yeni anlaşma imzaladık.

Ticaret ve yatırımlarımızı artırmak üzere Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerine yıl bitmeden başlanması konusunda mutabık kaldık. Şu anda 3 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimizi önce 5 milyar dolara, devamında ise 10 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Yine hafta sonu İstanbul'da 9. Arabuluculuk Konferansı'na, akabinde de Dışişleri Bakanları toplantılarına ev sahipliği yaptık. İnşallah çarşamba günü Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Tokayev'i Ankara'da misafir edeceğiz. Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü ise Türk dünyasından seçkin konuklarımızla büyük bir coşkuyla kutlayacağız. Aynı gün Cumhurbaşkanlığı Külliyemizin incisi olan Beştepe Millet Ormanı'nı halkımızın kullanımına açacağız.

30 Ekim Cuma günü, aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatının 13. zirvesine yine Ankara'da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına, inanıyorum ki yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz.

Ardından nasipse Güney Kore ziyaretimiz olacak. Seul dönüşünde de çok sayıda devlet ve hükûmet başkanının katılımıyla COP31 Zirvesi'ni Antalya'da tertipleyeceğiz. İnşallah bu ziyaret ve zirveleri, Türkiye'nin bölgesel ve küresel rolünü daha da güçlendirmek için en verimli şekilde değerlendireceğiz.

"LİBYA HALKININ YANINDA DİMDİK DURDUK"

Meselelere Türkiye devlet geleneğimizin zaviyesinden bakıyoruz. Yüzü kurtarmanın değil, istikbali inşa etmenin peşindeyiz. Bunun en somut örneği Libya politikamızdır. En zor zamanlarında kardeş Libya halkının yanında dimdik durduk. Kardeşlik hukukumuzun gereğini yerine getirmeye çalıştık. Biliyorsunuz, 27 Kasım 2019 tarihinde Libya Millî Mutabakat Hükûmeti ile stratejik önemi haiz deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı imzalamıştık. Bu mutabakat, Türkiye ve Libya'nın Doğu Akdeniz'deki meşru haklarını garanti altına alan büyük bir adım olmuştur.

Geçen hafta güzel bir gelişme daha yaşandı. Mutabakat, Libya Temsilciler Meclisi tarafından oy birliğiyle onaylandı. Oy birliğinin yanı sıra şurası ayrıca takdire şayandır: Türkiye'nin ilk günden beri savunageldiği tek Libya, tek devlet ilkesinin mutabakat özelinde vücut bulması gerçekten çok kıymetlidir. Kararın bir diğer önemli yönü, Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen millî menfaatlerine dair hususlarda müşterek hareket etmesidir. Bu ruhun gelişmesini, Libya'nın müreffeh ve güvenli geleceği adına son derece umut verici buluyorum.

"AB'NİN VERDİĞİ TEPKİLER MEŞRU DEĞİL"

Şunu burada tüm kalbimle ifade etmek istiyorum. Biz, huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlik ve beraberlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için coğrafyamızın tamamında ihtilafları azaltmanın, ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Türkiye olarak ne Libya'da ne de bir başka İslam beldesinde ayrılık, gayrılık görmek istemiyoruz. İnşallah bu arzumuz Libya'da da kuvveden fiile geçecektir. Türkiye, bunun için tüm aktörlerle diyalog içinde olmaya devam edecektir.

Aziz milletim, tabii burada şu gerçeğin de altını çizmek durumundayız. Mutabakatın onaylanması sonrasında Avrupa Birliği başta olmak üzere verilen tepkilerin hiçbir meşru gerekçesi yoktur. Bizim Doğu Akdeniz'le ilgili politikamız çok nettir. Biz Doğu Akdeniz'de, tabiri caizse, birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve bütün kıyıdaşlarla diyalog yoluyla çözülmesini savunuyoruz. Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm aktörlerin de aynı yapıcı iradeyi sergilemelerini bekliyoruz.

"UCUNDA BEDEL ÖDEMEK DAHİ OLSA TEREDDÜT ETMEYİZ"

Bir kere şunu herkes bilmeli: Gerçeklerden kopuk agresif söylemlerin hiç kimseye faydası olmaz. Türkiye, bu tür söylemlere prim veren, onlara göre politika belirleyen bir ülke zaten değildir. Bizim siyasette de dış politikada da tek pusulamız Türkiye'nin çıkarlarıdır. Ucunda bedel ödemek dahi olsa Türkiye için, Türk milleti için doğru olanı, hayırlı olanı yapmakta asla tereddüt göstermeyiz. Türkiye'yi Doğu Akdeniz'den dışlamaya çalışanlara, ülkemiz ile Libya'nın ortak iradesine saygı gösterilmesini beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum. Libya Temsilciler Meclisi'ndeki kardeşlerimize ve kardeş Libya halkına en kalbi selamlarımı yolluyorum. Rabbim dayanışmamızı daim eylesin, diyorum.

"TÜRKİYE'YE OPERASYON ÇEKİLEMEZ"

"Libya'da ne işimiz var" diyen siyasetçilerin bugün hakkımızı teslim etmelerini kıymetli buluyorum. Siyasetin geleceği adına kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum. Bakınız, daha önce de söyledim. Siyaseti demokratik zeminde, mutabakat içinde rekabetten çıkarıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmek, yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşımdır.

Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye'ye hizmet etmediği çok aşikâr olan savaş jargonunu bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biri olarak görüyorum. Türkiye, hamdolsun, her karışında sulhü sükûnun hâkim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa'nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa şunu bilsinler ki Türkiye sokakta bulunmamıştır. Sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir.

Basın özgürlüğü bahanesiyle hükûmetimize saldıranlar, nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce, eğer yapabiliyorlarsa, çıksınlar, sarf ettikleri kirli ilişkileri açıklasınlar. Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler bize basın özgürlüğü dersi veremezler.

Bizim ne basın özgürlüğüyle ne de eleştirel seslerle bir sorunumuz vardır. Türkiye, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biridir. Avrupa'da televizyon kanalı sayısı itibarıyla ülkemiz ilk sıralarda yer alıyor. Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye'nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz. Ama dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmez, edemez. 

Şu temel hakikati tekrar hatırlatmak isterim. Bizler ister iktidarda ister muhalefette olalım, hepimiz ülkeye ve millete hizmet etmekle mükellef insanlarız. Makamlarımız, unvanlarımız, bugün sahip olduğumuz payelerin tamamı milletimizin kendisine hizmet için bizlere verdiği vasıtalardan ibarettir. Hepimizin önceliği Türkiye olmalıdır. Ülkemizin huzuru ve istikrarı olmalıdır. Millet olarak uzun yıllar sonra çok zor yakaladığımız istikrar ve güven ortamını bozmak için ellerini ovuşturanlara fırsat vermemeliyiz.

Sevgili vatandaşlarım, 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifimizi geçen hafta Gazi Meclisimizin takdirine sunduk. Gideri 27 trilyon 276 milyar lira geliri 23 trilyon 408 milyar lira olarak hesaplıyoruz.

Refahı ve sosyal adaleti merkeze alarak hazırladığımız 2027 yılı bütçesiyle ülkemizin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini artıracak, ekonomimizi dış şoklara karşı inşallah daha dayanıklı hâle getireceğiz. Makroekonomik istikrarımızı koruyacak, dezenflasyon sürecini hızlandıracak ve kamu kaynaklarını daha etkin kullanacağız. Tüm bunları yaparken ekonomide kırmızı çizgimiz olan yatırım, istihdam, üretim ve ihracatımızı güçlendireceğiz. Şehirlerimizi deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hâle getirmekte kararlıyız. Bunun için 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artırarak 276 milyar liraya çıkardık. Sosyal konut ödeneğini yüzde 150 artırarak 250 milyar liraya yükselttik. Deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılığın artırılması amacıyla 2027 bütçesinde 769 milyar lira ayırdık.

2026 yılı sonu itibarıyla depremden etkilenen illerimiz için yaptığımız harcama, güncel fiyatlarla 5,4 trilyon liraya ulaştı. Milletimize söz verdiğimiz şekilde on bir ilimizde 455 bin konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Bir diğer önceliğimiz sağlıklı büyümenin sürdürülmesidir. 2026'yı yüzde 3,3 büyümeyle tamamlamayı öngörüyoruz. 2027'de ise küresel görünüm ve dış talepteki iyileşmenin de etkisiyle bu oranın yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz.

Zorlu şartlara rağmen ihracatımızı ve turizm gelirlerimizi artırmaya devam ediyoruz. Gelecek yıl istihdamın 657 bin kişi artmasını, iş gücüne katılım oranının yüzde 53,4'e yükselmesini, işsizlik oranının yüzde 8'e gerilemesini öngörüyoruz. 2027 bütçesinde yüzde 13,7 ile aslan payını yine eğitime verdik. Millî Eğitim Bakanlığımıza 2 trilyon 459 milyar liralık ödenek ayırdık. Yükseköğretim dâhil eğitim bütçemizi toplam 3 trilyon 747 milyar lira gibi rekor bir seviyeye taşıdık.

Sağlıkla ilgili hassasiyetimiz zaten biliniyor. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanması için bu sene sağlığa 2 trilyon 134 milyar lira ödenek ayırdık. Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak harcamaları da eklediğimizde sağlığa ayrılan toplam miktar 4 trilyon 532 milyar lirayı buluyor.

Ülkemizin ürettiği refahın toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırılması temel ilkemizdir. Bu anlayışla bütçemizde sosyal yardım ve desteklemelere 1 trilyon 341 milyar lira ödenek ayırdık. Yine 2022'de başlattığımız, asgari ücrete kadar tüm ücretleri vergi dışı tutma uygulamasını devam ettiriyoruz. Bu kapsamda 2027'de vergi istisnası yoluyla çalışanlarımızın gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlıyoruz.

Ayşe Çolpan Tan Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

1990 yılında İstanbul’da doğdu. Meslek hayatına Aydın Doğan Anadolu İletişim Meslek Lisesi’nde Gazetecilik bölümü okuyarak başladı. İlk stajını Hürriyet Gazetesi’nde yaptı. Üniversiteyi ise İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon Yayımcılığı bölümünde tamamladı. 2009 yılında Milliyet Gazetesi’nde internet haberciliğine başladı. 15 senelik kariyerinde çok sayıda gazete, haber portalı ve televizyon bulunmaktadır. Meslek hayatına Haber7.com’da “Gündem Editörü” olarak devam etmektedir. Evli ve 2 çocuk annesidir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR