Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan yerli ultrason cihazı müjdesi: 2 yıl içinde 700 adet üretilecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin sağlık teknolojilerinde yerli üretim hedeflerini açıklayarak, "Önümüzdeki 2 senenin sonunda en az yüzde 71 yerlilik oranına sahip yıllık 700 ultrason cihazı üreteceğiz" dedi.
ABONE OLCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rixos Tersane İstanbul'da düzenlenen 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı ve 2026 TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni'nde konuştu. Sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarına teşekkür eden Erdoğan, Türkiye'nin sağlık alanındaki köklü medeniyet mirasına, tıp dünyasında yaşanan teknolojik dönüşüme ve yerli sağlık teknolojilerindeki gelişmelere ilişkin önemli mesajlar verdi.
Türkiye'nin sağlık altyapısını güçlendirmek için 24 yıldır yatırımlar, destekler ve teşviklerle yoğun gayret gösterdiklerini belirten Erdoğan, özellikle tıbbi cihaz ve ekipmanlarda yerli üretim modeline geçildiğini vurguladı. Türkiye'nin kendi imkanlarıyla geliştirdiği sağlık teknolojilerini farklı ülkelere ihraç ettiğini ifade eden Erdoğan, önümüzdeki iki yıl içerisinde yıllık 700 yerli ultrason cihazı üretmeyi hedeflediklerini açıkladı.
ERDOĞAN'DAN SAĞLIK ÇALIŞANLARINA TEŞEKKÜR
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl 12'ncisi düzenlenen Türk Tıp Dünyası Kurultayı ile 2026 TÜSEB Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni'nde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Farklı illerden, gönül coğrafyasından ve dünyanın dört bir yanından programa katılan misafirlere teşekkür eden Erdoğan, Türk dünyasıyla gerçekleştirilen son buluşmalara da değindi.
Ankara'da Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13'üncü Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin başarıyla gerçekleştirildiğini hatırlatan Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın da Türk devletlerinden seçkin konukların katılımıyla daha coşkulu şekilde kutlandığını belirtti.
Kurultayın düzenlenmesinde emeği geçen Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığına teşekkür eden Erdoğan, 81 ilde görev yapan sağlık çalışanlarının fedakarlıklarına dikkat çekti.
Hekimlerden hemşirelere, hasta bakıcılardan teknisyenlere kadar sağlık ordusunun bütün mensuplarının yüksek tempoda çalıştığını belirten Erdoğan, sağlık çalışanlarının vatandaşların kaliteli sağlık hizmetlerine hızlı şekilde ulaşabilmesi için gece gündüz demeden görev yaptığını söyledi.
Merhum Erdem Bayazıt'ın ifadelerine de atıfta bulunan Erdoğan, sağlık çalışanlarının çoğu zaman kendilerine ve ailelerine ayıracakları vakitten feragat ederek hastalara şifa dağıtmak için mücadele ettiğini kaydetti.
Kamuda ve özel sektörde sağlık hizmetlerinin bugünkü seviyeye ulaşmasına katkı sağlayan herkese teşekkür eden Erdoğan, sağlık bilimlerine yeni eserler kazandıran ve hastaların hayatına dokunan ancak bugün hayatta olmayan doktorları da rahmetle andı.
"TIP DÜNYASININ AYNI MASA ETRAFINDA BULUŞMASI ÇOK DEĞERLİ"
Tıp dünyasının bütün paydaşlarının aynı masa etrafında buluşarak ortak meseleler üzerine istişarelerde bulunmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Erdoğan, üç gün boyunca gerçekleştirilen bilimsel oturumların verimli geçmesini temenni etti.
Bu oturumlardan çıkacak fikirlerin sağlık camiası, Türkiye, Türk dünyası ve bütün insanlık için hayırlı sonuçlar doğurmasını dileyen Erdoğan, 12'nci Türk Tıp Dünyası Kurultayı'nı Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonu açısından stratejik bir buluşma olarak değerlendirdi.
Planlayan ve üreten sağlık yaklaşımını merkeze alan kurultayın yeni yol haritalarının belirlenmesine katkı sunacağını belirten Erdoğan, ilaç, aşı ve tıbbi cihaz sektörlerini akademi ve iş dünyasıyla buluşturan Üreten Sağlık İş Forumu'nun da yeni yatırım hamlelerine kapı aralayacağına inandığını söyledi.
Törende farklı kategorilerde ödül alacak bilim insanlarını ve firmaları tebrik eden Erdoğan, bu isimlerin hem tıp literatürüne hem de sağlık sektörüne sundukları katkılardan dolayı teşekkür etti.
AZİZ SANCAR VE MUZAFFER AKSOY'A ÖZEL VURGU
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar'ın da törende bulunduğunu hatırlatarak kendisine hitap etti.
Aziz Sancar'ın "Ben bilim yapmayı ondan öğrendim" diyerek söz ettiği merhum Profesör Doktor Muzaffer Aksoy'un tıp ve hekimlik mesleğine ilişkin sözlerini katılımcılarla paylaşan Erdoğan, hekimliğin insanlığın maddi ve manevi acılarını dindirmeyi amaçlayan asil bir meslek olduğunu vurguladı.
Muzaffer Aksoy'un doktorların bu uğurda hayatları pahasına çalıştıklarını ve insanlık için büyük fedakarlıklar yaptıklarını anlatan sözlerine yer veren Erdoğan, tıp biliminin insan hayatındaki vazgeçilmez önemine dikkat çekti.
Bir annenin acı çeken çocuğunun iyileşmesi, bir köy hekiminin müdahalesiyle bir hastanın hayata tutunması veya ameliyat masasında yaşam mücadelesi veren bir insanın yeniden sağlığına kavuşmasının hekimlik mesleğinin önemini gösterdiğini ifade eden Erdoğan, tıbbın insanlığa sunduğu katkıların hiçbir şeyle kıyaslanamayacağını belirtti.
"BİZİM İNANÇ DEĞERLERİMİZ YAŞAMAK VE YAŞATMAK ÜZERİNE KURULU"
Tıp ve hekimlik mesleğinin Türkiye'nin inanç ve medeniyet değerlerinde çok özel bir yere sahip olduğunu belirten Erdoğan, yaşamak ve yaşatmanın tarihî ve kültürel kimliğin temel unsurları arasında bulunduğunu söyledi.
Bir fidana can suyu vermenin, kanadı kırık bir serçeyi tedavi etmenin ve yalnızca bedene değil ruha da sağlık kazandırmanın bu medeniyet anlayışının bir parçası olduğunu dile getiren Erdoğan, bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek, bir insanı yaşatmanın ise bütün insanlığı yaşatmak olarak görüldüğünü hatırlattı.
Bu anlayışın şifa medeniyetinin inanç ve iman temellerini oluşturduğunu kaydeden Erdoğan, Türk-İslam tarihinin sağlık hizmetleri bakımından çok sayıda önemli örneğe sahip olduğunu ifade etti.
SELÇUKLU VE OSMANLI'NIN DARÜŞŞİFALARINI HATIRLATTI
Türkiye'nin 13'üncü yüzyıldan itibaren hekimleri ve darüşşifalarıyla Anadolu'ya ve insanlığa ışık saçan bir millet olduğunu belirten Erdoğan, Selçuklu döneminden günümüze ulaşan sağlık kurumlarını anlattı.
Kayseri'deki Gevher Nesibe Hatun Darüşşifası ile Sivas'taki İzzettin Keykavus Darüşşifası'nı örnek gösteren Erdoğan, restorasyon işlemleri tamamlandıktan sonra geçtiğimiz yıl Tokat'ta yeniden hizmete alınan Gök Medrese'ye de dikkat çekti.
Osmanlı döneminde vakıflar aracılığıyla hayata geçirilen Edirne, Bursa, Fatih, Haseki Sultan ve Atik Valide darüşşifalarının da sağlık anlayışının önemli göstergeleri olduğunu belirten Erdoğan, bu kurumların hizmet modeline ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
"Şuraya özellikle dikkatlerinizi çekiyorum: Bunların tamamında sağlık hizmetleri bilabedel, yani ücretsiz veriliyordu. Hasta yakınları tabhane denilen misafirhanelerde yine ücretsiz konaklıyordu. Talebeler ise hem teorik hem pratik boyutlarıyla tıp ilmini tahsil ediyorlardı."
İbn-i Sina'nın birikiminin Şerafeddin Sabuncuoğlu, Altuncuzade, Şeyh Salihi ve Hekimbaşı Ahi Mehmet Çelebi gibi isimlerle yüzyıllar boyunca Türk-İslam coğrafyasında zenginleştiğini ve dünyaya yayıldığını ifade eden Erdoğan, Hipokrat'ın "Bir yerde tıp sevgisi varsa orada insanlık sevgisi vardır" sözü ile Şeyh Edebali'nin "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" vecizesi arasında bağ kurdu.
"AVRUPA'DA HASTALAR YAKILIRKEN BİZDE MUSİKİYLE TEDAVİ EDİLİYORDU"
Konuşmasında geçmişteki tedavi yöntemlerine de değinen Erdoğan, Avrupa'da psikiyatrik rahatsızlıkları bulunan hastaların canlı canlı yakıldığı dönemlerde Anadolu'daki bimarhanelerde farklı tedavi yöntemlerinin uygulandığını söyledi.
Erdoğan, bu merkezlerde hastaların musiki makamları, su sesleri ve aromaterapi gibi yöntemlerden de yararlanılarak tedavi edildiğini ifade etti.
19'uncu yüzyıldan itibaren Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane ve diğer eğitim kurumlarının dünyaca ünlü hekimler yetiştirdiğini belirten Erdoğan, Cumhuriyet döneminde de üniversitelerin ve akademisyenlerin katkılarıyla Türkiye'nin tıp alanındaki birikiminin geliştirildiğini kaydetti.
"HEKİMLİK SADECE BİLGİ VE MAHARETTEN İBARET DEĞİL"
Hekimlik mesleğinde bilgi, maharet, yetenek ve kabiliyetin önemine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların aynı zamanda hekimlik ahlakıyla tamamlanması gerektiğini vurguladı.
Hekimin hastanın halinden anlaması, vicdan ve sorumluluk sahibi olması, hastaya ve hayata bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşmasının beklendiğini ifade eden Erdoğan, bugün tıp etiği olarak adlandırılan kuralların Türk hekimlik geleneğinde zaten bir hekimin taşıması gereken özellikler arasında bulunduğunu söyledi.
Türkiye'deki bilim insanlarının farklı alanlarda önemli çalışmalara imza attığını belirten Erdoğan, TÜSEB ödüllerini alacak akademisyenlerin ve kuruluşların çalışmalarının geçmişten gelen başarıların yeni buluşlarla sürdürülmesi açısından kıymetli olduğunu dile getirdi.
Gençlerin de bilim insanlarını örnek alarak gelecekte çok daha büyük başarılara imza atacağına inandığını kaydetti.
TIPTA YAPAY ZEKA VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM VURGUSU
Tıpta yaşanan teknolojik gelişmelere dikkat çeken Erdoğan, özellikle yapay zeka ve dijital teknolojilerin araştırma-geliştirme çalışmalarından üretim yöntemlerine kadar sağlık alanının bütün aşamalarında önemli kazanımlar sağladığını ifade etti.
Günümüzde cerrahi operasyonların yüzlerce kilometre mesafeden makineler yardımıyla gerçekleştirilebildiğini, hastaların sağlık durumlarının uzaktan takip edilebildiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin bu gelişmelere yalnızca uyum sağlayan değil, aynı zamanda yön veren bir ülke olması gerektiğini söyledi.
Bu noktada bilimsel araştırmaların, geliştirilen ürünlerin ve projelerin önemine işaret eden Erdoğan, sürekli daha iyinin peşinde olunması gerektiğini vurguladı.
YERLİ SOLUNUM CİHAZLARI 45 ÜLKEYE İHRAÇ EDİLİYOR
Türkiye'nin sağlık teknolojilerinde yerli üretim kapasitesini artırmak için 24 yıldır mücadele ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık altyapısının yatırımlar, destekler ve teşviklerle güçlendirildiğini ifade etti.
Özellikle tıbbi cihaz ve ekipmanların yurt dışından temin edilmesi yerine Türkiye'de üretilmesine yönelik adımların önemine değinen Erdoğan, yerli sağlık teknolojilerinde elde edilen gelişmeleri şöyle anlattı:
Batman'da Türkiye'nin kendi imkanlarıyla ürettiği solunum cihazlarının hem hastanelerde kullanıldığını hem de 45 ülkeye ihraç edildiğini belirten Erdoğan, Sağlık Bakanlığı ile ASELSAN iş birliğinde geliştirilen otomatik şok cihazlarının da 16 ülkeye gönderildiğini bildirdi.
Mobil dijital röntgen cihazlarının kamu hastanelerinde vatandaşların hizmetine sunulduğunu kaydeden Erdoğan, dünyada çok az ülkenin üretme kabiliyetine sahip olduğu kalp-akciğer makinesinin de tamamen Türkiye'nin öz kaynaklarıyla geliştirildiğini ve kullanıma sunulduğunu ifade etti.
Yapay zeka destekli yerli yoğun bakım monitörlerinin kliniklerde kullanılmaya başlandığını belirten Erdoğan, kanserle mücadelede kişiselleştirilmiş tedavinin önemli uygulamalarından CAR-T hücre tedavileri ve bu tedavilerin üretim teknolojisinin de Türkiye'nin kendi mühendislik kabiliyetleriyle geliştirildiğini ve başarıyla uygulandığını söyledi.
ERDOĞAN YENİ HEDEFİ AÇIKLADI: YILDA 700 YERLİ ULTRASON CİHAZI
Türkiye'nin sağlık teknolojilerinde yerli üretim hamlesinin yeni hedefini de açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sırada yerli ultrason cihazının geliştirilmesinin bulunduğunu bildirdi.
Önümüzdeki iki yıl içerisinde yıllık 700 ultrason cihazı üretmeyi hedeflediklerini belirten Erdoğan, cihazların yerlilik oranının en az yüzde 71 olacağını açıkladı.
Erdoğan, Türkiye'nin sağlık alanındaki yerli üretim hedefini şu sözlerle duyurdu:
- "Şimdi hedefimiz, kendi ultrason cihazımızı geliştirmek.
- İnşallah önümüzdeki 2 senenin sonunda en az yüzde 71 yerlilik oranına sahip yıllık 700 ultrason cihazı üreteceğiz.
- Bunları başlangıç olarak görüyoruz.
- Daha verimli başarılara imza atacağız.
- Savunma Sanayi'de nasıl destan yazdıysak sağlık sektöründe de aynı başarıyı elde edeceğiz.
- Sizlerin de güçlü destekleriyle sağlıkta zirveye oynamayı sürdüreceğiz."