Türkçenin Balkanlar'daki köklü mirası Üsküp'te masaya yatırıldı
Yedi İklimden süzülerek tek bir lisanda buluşan Türkçe’nin İzleri Üsküp’te Sürülüyor. TMV’nin öncülüğünde 5. Balkanlarda Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Sempozyumu Üsküp’te, şair, yazar ve Türkçe’nin bilim insanlarını bir araya getiriyor.
ABONE OLGöçlerle kıtadan kıtaya taşınan, milletlerin gönlünü kazanan Türkçe’nin sözlü kültür ve halk edebiyatı Balkanlarda Türkçe sevdalılarını bir araya getiriyor.
Türkiye Maarif Vakfı (TMV) ve Tiran New York Üniversitesi (UNYT) işbirliğinde, Uluslararası Balkan Üniversitesi (IBU) ev sahipliğinde Üsküp'te 5. Uluslararası Balkanlar'da Türkçe Öğretimi ve Türkoloji Sempozyumu' düzenleniyor.
Uluslararası Balkan Üniversitesinin ev sahipliğinde 5-7 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen sempozyum, Balkanlarda Türkçenin öğretimi, Türkoloji çalışmaları ve ortak kültürel mirasın yaşatılması alanlarında çalışan akademisyenleri, araştırmacıları ve eğitimcileri bir araya getiriyor.
Balkanlarda Türkçe öğretiminin geliştirilmesini, Türkoloji alanındaki akademik birikimin güçlendirilmesini ve bölgedeki araştırmacılar arasında kalıcı iş birlikleri kurulmasını amaçlayan sempozyum, bilimsel çalışmaların paylaşılmasının yanı sıra ortak araştırma ve projelerin geliştirilmesine de zemin hazırlıyor. Bu yıl “Sözlü Kültür ve Halk Edebiyatı” konusunun öne çıktığı programda, Balkanların çok dilli ve çok kültürlü yapısı içerisinde Türkçenin yeri, sözlü kültürün kuşaklar arasındaki aktarımı ve bölgenin edebî mirası farklı yönleriyle ele alınıyor.
"BİR MİLLETİN HAFIZASI"
Uluslararası Balkan Üniversitesinde düzenlenen açılış programında konuşan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Türkiye Maarif Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi Hacı Ali Özel; Balkanların Türkiye ile köklü tarihî, kültürel ve insani bağlara sahip olduğunu belirterek Türkçenin bu coğrafyada yüzyıllardır toplumlar arasında önemli bir iletişim ve etkileşim zemini oluşturduğunu ifade etti.
“Dil, bir milletin hafızası, kimliği, düşünce dünyası ve medeniyet tasavvurudur.” diyen Özel, Türkçenin Balkanlarda şiirlerden türkülere, masallardan atasözlerine, mimariden gündelik hayata kadar geniş bir kültürel alanda varlığını sürdürdüğünü vurguladı. Bu mirasın korunmasının, araştırılmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekti. Bölgenin çok dilli ve çok kültürlü yapısının önemli bir zenginlik olduğunu belirten Özel, Türkiye’nin Balkanlara yönelik yaklaşımını şöyle ifade etti:
- “Bizim bölgesel sahiplenme anlayışımız bölge ülkelerinin iradesini esas alan karşılıklı güveni, diyaloğu ve iş birliğini önceleyen bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın tamamlayıcı ilkesi ise kapsayıcılıktır.”
Özel, Türkçe öğretimi ve Türkoloji çalışmalarının yalnızca dilin yaşatılmasına değil, Balkan toplumları arasındaki karşılıklı anlayışın ve iş birliğinin gelişmesine de katkı sunduğunu dile getirdi. Konuşmasında eğitim ve kültürün toplumlar arasında kalıcı ilişkiler kurulmasındaki rolünü de vurgulayan Özel, “Siyasi ilişkiler devletler arasında tesis edilir. Toplumlar arasındaki kalıcı dostluklar ise eğitim, kültür, sanat ve insani ilişkiler yoluyla güçlendirilir.” ifadelerini kullandı.
Özdil: “Sempozyum, ortak çalışmaların zeminini oluşturuyor”
Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut M. Özdil ise çıkış noktarının Türkçenin öğretimi ve Türkoloji çalışmaları açısından önemli bir bölge olan Balkanlar'da, bu alanda çalışan hocalarımızı hem kendi aralarında hem de Türkiye'deki meslektaşlarıyla buluşturacak ortak bir platform oluşturmak olduğuna vurgu yaparak şöyle konuştu: “Yılda bir kez de olsa bir araya gelmelerini, birlikte üretme ve çalışma imkânlarını geliştirmelerini amaçladık. Dolayısıyla sempozyum, ortak çalışmaların hayata geçirilebileceği bir zemin oluşturmak bakımından da büyük önem taşıyor.”
Özdil, gelecek yıllarda Balkan ülkelerinden katılımı daha da artırarak bu akademik etkileşimi güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Bu yıl sempozyumun sözlü kültür ve halk edebiyatına odaklanmasının önemine de değinen Özdil, Üsküp doğumlu şair Yahya Kemal Beyatlı’nın dizelerinden hareketle Balkanlarda kültürel hafızanın sürekliliğine dikkat çekti.
Açılışta konuşan Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut da Türkçenin Balkanlar için yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir ilim, irfan ve hikmet dili olduğunu belirtti. Türkçenin bölgedeki tarihî ve edebî birikimine dikkat çeken Bulut, şunları söyledi:
“Türkçe bu coğrafya için önemli bir dil. Tabii, söz üstatları... Fuzuli'den, Baki'den günümüzün çağdaş yazarlarına kadar... İçinde bulunduğumuz bu şehir; Yahya Kemal'in “ipek şehri”... Mehmet Akif Ersoy'un yani söz üstatlarının mekânında bulunuyoruz.”
KUZEY MAKEDONYALI BAKANLARDAN TÜRKÇE VURGUSU
Kuzey Makedonya Eğitim ve Bilim Bakan Yardımcısı Driton Sulejmani ise çok dilliliğin ve kültürlerarası eğitimin kapsayıcı bir eğitim sisteminin temel unsurları arasında yer aldığını ifade etti. Türkçe öğretiminin kültürel boyutuna değinen Sulejmani: “Türkçe öğretimi yalnızca bir dilin öğretilmesinden ibaret değildir. Aynı zamanda tarihi ve kültürel mirası anlamayı, karşılıklı saygıyı geliştirmeyi ve farklı topluluklar arasında iletişim fırsatları oluşturmayı da kapsar.” dedi.
Kuzey Makedonya Devlet Bakanı Zülfikar Zeynullah da Türkçenin bölgede yaşatılmasında öğretmenlerin, akademisyenlerin ve eğitim kurumlarının tarih boyunca üstlendiği role dikkat çekti. Dilin korunmasının önemini şu sözlerle vurguladı: “Türkçenin kullanılması ve yaşatılması çok önemli bir konudur. Dilini kaybeden millet varlığını kaybeder.”
SAADETTİN ÖKTEN İNSANI VE SÖZÜ ANLATTI
Açılış konuşmalarının ardından Prof. Dr. Saadettin Ökten, medeniyet ve söz varlığı arasındaki ilişkiyi ele aldığı konferansını gerçekleştirdi.
Ökten, insanın düşünce dünyasının, değerlerinin ve davranışlarının dil aracılığıyla biçimlendiğini belirterek söz varlığının bir toplumun medeniyet anlayışını ve kültürel kimliğini yansıtan temel unsurlardan biri olduğunu anlattı.
“Söz varlığı ve kavramlar varoluşumuzun vazgeçilmez parçası.” ifadelerini kullanan Ökten, dilin yalnızca kelimelerden ve ifadelerden oluşmadığını, aynı zamanda bir medeniyetin değerlerini, düşünme biçimini ve anlam dünyasını taşıdığını vurguladı. Kavramların zenginliğinin düşünce dünyasını derinleştirdiğini belirten Ökten, toplumların kendi kültürel birikimlerinden beslenen söz varlıklarını korumalarının önemine dikkat çekti.
Konferansında Yahya Kemal Beyatlı’nın “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” şiirinden örnekler veren Ökten, bir mekânın yalnızca fiziksel özellikleriyle değil, o mekâna anlam kazandıran tarihî, kültürel ve manevi değerlerle de kavranabileceğini anlattı. Süleymaniye Camii üzerinden yaptığı değerlendirmelerde, söz varlığının ve edebiyatın bir yapıyı medeniyet hafızasının parçası hâline getiren anlam dünyasını nasıl görünür kıldığını ortaya koydu.
Balkanların sözlü kültür mirası ele alındı
Sempozyumun ilk günü, açılış konferansının ardından “Balkanlarda Sözlü Kültür” başlıklı panelle devam etti. Prof. Dr. Mustafa İsen'in başkanlığındaki panelde Balkan edebiyatında Yunus Emre, Mevlânâ ve Niyâzî-i Mısrî'nin etkileri ile Kosova'daki Melâmîlik ve mevlid geleneği ele alındı.
Öğleden sonraki programda gerçekleştirilen sempozyumun birinci ve ikinci oturumlarında akademisyenler bildirilerini sunarak araştırmalarını katılımcılarla paylaştı. İlk günün programı, Necmettin Erbakan Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvarı İcra Heyetinin, Prof. Dr. Mehmet Gönül'ün genel sanat yönetmenliğinde gerçekleştirdiği “Dilden Dile Balkan Türküleri” başlıklı müzik dinletisiyle devam etti.
5-7 Kasım tarihleri arasında sürecek sempozyum, Balkanlarda Türkçe öğretimine ve Türkoloji alanına ilişkin akademik çalışmaların değerlendirilmesine, bölgenin dil ve kültür mirasının araştırılmasına ve farklı ülkelerden bilim insanları arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sunmayı hedefliyor.