Kaos Planı her kesimden insanı etkiledi

Millete ve hükümete yönelik kirli tezgahın üstünü örtme çabaları sivil toplum örgütlerinin tepkisini çekti. Sendikalar, insan hakları örgütleri ve sanatçılar darbe planlarını protesto etmek için Ankara ve İstanbul'da meydanlara iniyor.

ABONE OL
GİRİŞ 30.10.2009 09:58 GÜNCELLEME 30.10.2009 09:58 GÜNCEL
Kaos Planı her kesimden insanı etkiledi

Sendikalar, insan hakları örgütleri, aktivistler, sanatçılar ve Genç Siviller, 'kirli eylem planı'na karşı tarihî bir işbirliğine gitti. Belgeyi kabul edilemez bulan sivil toplum örgütleri, darbe planlarını protesto etmek için meydanlara iniyor. Üç gün boyunca Ankara ve İstanbul'da yapılacak mitinglerle cuntacılardan hesap sorulması istenecek.

Bugün Ankara'da Mazlum-Der, Memur-Sen, Hak-İş, Hizmet-İş, İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) 'darbelere hayır' diyecek. Yarınki buluşma ise saat 13.00'te İstanbul Taksim Meydanı'nda gerçekleşecek. "Cuntaya hayır, darbeciler yargılansın!" sloganıyla yapılacak protesto gösterisinde, Özgür-Der, Mazlum-Der, İnsan ve Medeniyet Hareketi, Akabe Vakfı, Medeniyet Derneği, Akdav gibi kuruluşlar bir araya gelecek. Gösteriyi, bu kuruluşların oluşturduğu Adalet İçin Dayanışma Platformu organize edecek. Mitingler, pazartesi günü de sürecek. Aralarında Genç Siviller, Devrimci Sosyalist İşçiler Partisi, DTP, Sosyalist İktidar Partisi, Özgürlük Hareketi, Emekçi Hareket Partisi ve Mazlum-Der'in bulunduğu "Darbelere karşı 70 milyon adım koalisyonu" saat 19.00'da İstiklal Caddesi'nde fenerlerle yürüyüş yapacak.

Millete kurulan komploya tepkiler çığ gibi büyüyor. Belgeyi kabul edilemez bulan sivil toplum örgütleri 'cuntacılar yargılansın' demek ve darbe planlarını protesto etmek için meydanlara iniyor. Bugün Ankara'da Mazlum-Der, Memur-Sen, Hak-İş, Hizmet-İş, İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) bir araya gelerek 'darbelere hayır' diyecek. Cumartesi günü saat 13.00'te İstanbul Taksim Meydanı'nda Özgür-Der, Mazlum-Der, İnsan ve Medeniyet Hareketi, Akabe Vakfı, Medeniyet Derneği, Akdav gibi kuruluşların oluşturduğu Adalet İçin Dayanışma Platformu, "Cuntaya hayır, darbeciler yargılansın!" sloganıyla protesto gösterisi düzenleyecek. Pazartesi günü ise aralarında Genç Siviller, Devrimci Sosyalist İşçiler Partisi, DTP, Sosyalist İktidar Partisi, Özgürlük Hareketi, Emekçi Hareket Partisi, Mazlum-Der'in bulunduğu "Darbelere karşı 70 milyon adım koalisyonu" 19.00'da İstiklal Caddesi'nde fenerlerle yürüyüş yapacak. Darbecilerin yargılanmasını ve tüm yurtta özgürlüğün hakim olmasını talep eden STK'lar darbe teşebbüslerine tepki gösterecek.

Cuntaya açığa çıktı, gereken yapılmalı

Doğan Tarkan (Devrimci Sosyalist İşçi Partisi Genel Başkanı): Bu belgeyle cunta açığa çıktı. Bu, çok vahim bir gelişme. Buna karşı vakit kaybedilmeden adım atılmalıdır. Bu adım da, bu göreve karışan bütün isimlerin görevden alınmasıdır. Bu sebeple Genelkurmay Başkanı da görevden alınmalı. Arkalarında çok büyük bir toplumsal güç olacaktır. Hükümet adım atmazsa, halk sokağa çıkıp demokrasi taleplerini dile getirecek. Çünkü toplum artık cunta tehdidi altında yaşamak istemiyor.

İhbarcı subaya minnettarız

Zeynep Tanbay (Aktivist): Mektubu okuduğumda dehşete kapıldım. Böyle bir cunta fikrinin olması, olayların üzerine yeterince gidilmediğini gösteriyor. Ordu hukuka karşı mücadele veriyor. Cuntanın içinde Ergenekon yapılanması olduğunu düşünüyorum. Bir subayın ve bazı erlerin çıkıp olaylar hakkında tanıklık yapacaklarını söylemeleri, askerlik görevini onurlu ve ahlaklıca yapanların olduğunu düşündürtüyor. Onlara desteklediğimizi göstermeliyiz. Yalnız değiller. TSK apaçık suç işlemiş; ama hâlâ bunu kimin açığa çıkardığını sorguluyorlar. Cinayeti işleyenle değil, onu ihbar edenle uğraşıyorlar. Bu hukuk tanımazlığın son noktası.

Emir-komuta dışında adım atılamaz
 
Rıdvan Kaya (Özgür-Der Genel Başkanı):
Türkiye'de bu tür darbe tartışmaları söz konusu olduğunda sürekli olarak orduda cuntalar aranıyor. 27 Mayıs sonrası yaşanan bütün darbelerde ordu içinde cunta aramaktan ziyade, cuntanın Genelkurmay'a hâkim olduğunu düşünüyoruz. Emir-komuta dışında tek adım atılmadığını, ordunun hiyerarşiyi böyle sağladığını düşünüyoruz. Genelkurmay 2. Başkanı'nın tek başına böyle bir girişimde bulunamayacağı ortada. Ordunun militarist mantığı, bu tür açıklamaları, illegal oluşumları teşvik ediyor.

CHP, ıslak imzayı sulandırıyor

Ufuk Uras (Bağımsız Milletvekili): Cuntanın varlığı, Meclis iradesine kasteden anayasal bir suçtur. Plana imza atanlar, sivil yargıda yargılanmalı; kimsenin böyle bir özgürlüğü olmadığı ve Türkiye'nin bir muz cumhuriyeti sayılamayacağının altı çizilmeli. CHP bu ıslak belgeyi daha da sulandırmaya çalışıyor. MHP bile bu işin sonuna kadar gidilmeli derken, CHP'nin bu söyleminin kabul edilebilir yanı yok. Baykal, Genelkurmay Halkla İlişkiler Dairesi başkanı gibi davranıyor. Şimdi hukukun üstünlüğünü savunma zamanı.

Hükümet çekingen davranmamalı

Roni Marguillez (Yazar-Aktivist): TSK bu işlerden hâlâ vazgeçmedi. Bugün de vazgeçmiş olduklarını zannetmiyorum. Bu durumda hem Genelkurmay Başkanı hem Iğsız hem de gerekli mercilerin bildiği tüm subayların görevden alınması gerekir. Hükümet bunu yapmadığı takdirde yanlış yapar. Burada çekingen davranırlarsa, bundan sonra darbe girişimlerinin önü kesilemeyecek.

Utanç duyuyorum

Lale Mansur (Sanatçı): Cuntanın varlığına şaşırmadım. Seneye Türkiye'nin yaşadığı ilk darbenin 50. yıldönümü. O günden beri birçok darbe yaşadık ve birçok darbe planının yapıldığını gördük. 86. yılını kutladığımız Cumhuriyet'imize yakışmayan ve utanç duyulacak bir tablo yaşıyoruz. Ben her türlü anti militarist faaliyetlerin içerisinde oldum ve olmaya devam edeceğim.

Gözümüzün önünde darbe planlanmış

Arife Köse (Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur de Girişimi): Cuntanın varlığından öte bunun sürekliliği önemli. Artık hiç şaşırmıyorum. Ayışığı, Sarıkız, Eldiven vs... Halk tarafından ve demokratik yöntemlerle seçilmiş bir hükümet gözümüzün önünde devrilmeye çalışmış. Üstelik Genelkurmay'da en üsttekilerin haberi olmuş ve planlar yapılmış. Sokaktaki insanı isyan ettirecek kadar vahim bir durumdur bu. Öyle bir ortam sağlanmalı ki, bundan sonra bunlar tasavvur dahi edilmemeli.

Bunlar, Ergenekon'un omurgası

Turgay Oğur (Genç Siviller): Bu belgeyi hazırlayan mekanizmanın, Ergenekon diye adlandırdığımız derin devlet yapılanmasının değişmez omurgası olduğu çok açık. En başta İlker Başbuğ olmak üzere generalinden teğmenine tüm sorumlular görevden alınmalı ve yargılanmalıdır.

Millet iradesine suikast belgesi

Ahmet Faruk Önal (Mazlum-Der Genel Başkanı): Demokratik Cumhuriyet'imize yakışmayan bir durumu yaşıyoruz. Türkiye bir Latin Amerika, Afrika ülkesi değil. Bu, belge milletin iradesine suikast belgesidir. Demokratik yapıya yakışmayan bu tür oligarşik yapılar kırılmalı. Karargahına, altına hakim olamayan bir komutan görüntüsündeki Başbuğ'un durumunu hükümet gözden geçirmeli ve belge ile ilgili adı geçenler mutlaka yargılanmalıdır.

Cuntacılardan kurtulmak için herkese görev düşüyor

'Millete komplo' belgesinin aslının ortaya çıkması aydınlar tarafından 'demokratikleşme fırsatı' olarak değerlendiriliyor. Görüşler özetle şöyle:

MHP lideri Bahçeli'nin Başdanışmanı Doç. Vedat Bilgin: Belgenin orijinalinin ortaya çıkması demokratikleşme fırsatıdır. Bu olay 12 Eylül'ün yerleştirdiği militarizmin tasfiyesi için bir imkân. Demokratik süreci sabote edenlere karşı ordu da tarihî rol üstlenmelidir.

CHP eski milletvekili, emekli büyükelçi İnal Batu: TSK'da bir cunta ekibi olduğunu düşünüyorum. 1960, 1980 ve 28 Şubat, bunun göstergesidir. Bu belgeler aysbergin bir ucu. Belgede CHP'li politikacıların da isminin olduğu söyleniyor. Gelişmeleri hayretle izliyorum.

Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Ergun Özbudun: Askerî yargı soruşturmada 'yetkili benim' diyemez. CMK'nın 250. maddesinin değiştirilmesiyle bu konuda adli mahkemelerin yetkili olduğu kesindir. Tüm hukukçular hemfikir. Tartışma bile olamaz.

Bilgi Destek Planı, Lahika ile aynı yerde hazırlanmış

Savcılara ulaştırılan 'Bilgi Destek Planı'nın daha önce basına yansıyan 'Lahika' belgesinin üst raporu olduğu ortaya çıktı. Korgeneral Nusret Taşdeler imzalı planın konu ve sayı numaralarının, sivil toplumu fişleyen 'Lahika'dakilerle aynı olduğu anlaşıldı. Söz konusu belge, 'komuta katında onaylanmış böyle bir plan yoktur' şeklinde yalanlanan 'Lahika'yı da doğruluyor.

Kaos Planı'nın orijinaliyle birlikte Ergenekon'u soruşturan savcılara gönderilen belgelerin Türk Silahlı Kuvvetleri karşıtlarının yıpratılması ve yargıçların TSK çizgisine çekilmesini içeren Lahika'nın üst raporu olduğu ortaya çıktı. 2007 tarihli Genelkurmay Harekat Daire Başkanı Korgeneral Nusret Taşdeler imzalı Türk Silahlı Kuvvetlerin'nin yapması gereken harekat planının bir üst raporunun ihbarcı subay eliyle savcılığa ulaştığı öğrenildi. Hem Lahika 1 olarak adlandırılan belgenin hem de bir subayın ihbarıyla savcılara ulaşan 'Bilgi Destek Planı'nın sayı ve konuları çakışıyor. Buna göre, HRK.17000- -07/ sayı numaralı iki belgenin de Eylül 2007'de hazırlandığı ortaya çıkıyor. İhbarcı subayın verdiği bilgiye göre; her iki belgenin de Genelkurmay Karargahı'nda hazırlandığı kesinleşiyor.

Mektuptaki general, sanık subayları ziyaret etmişti

İhbar mektubunda 'Kaos Planı'nı hazırlayan ekipte yer aldığı ileri sürülen Tümgeneral Mustafa Bakıcı'nın ismi daha önce Ergenekon davası sanığı genç teğmenlere yaptığı moral ziyaretiyle gündeme gelmişti. Soruşturmada adları geçen teğmenler verdikleri ifadede, Bakıcı'nın kendilerine "Genelkurmay Başkanı'nın selamı var. (Kemal ve Neriman) Aydın kardeşleri tanırım, onlarla görüşmenizde sakınca yok." dediğini aktarmıştı.

DTP, 'Bilgi Destek Planı'nı yargıya taşıyor

Muvazzaf bir subayın kaos planının orijinaliyle birlikte Ergenekon savcılarına gönderdiği Bilgi Destek Planı, DTP tarafından mahkemeye taşınıyor. DTP Hukuk Komisyonu Başkanı ve Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, partilerini hedef alan planla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi. Kaplan, "Bu yasadışı örgütlenme DTP'yi de hedef alıyor. İrtica ile Mücadele Eylem Planı belgesine ilişkin dava açılırsa ona da müdahil olacağız." dedi.

Genelkurmay Başkanlığı tarafından hazırlandığı iddia edilen ve son ihbar mektubu ile gün yüzüne çıkan Bilgi Destek Planı, 22 Temmuz 2007 seçimlerini konu alıyor. Planda, "DTP'nin TBMM'ye girmesi, Türkiye demokrasisi için bir talihsizliktir. PKK'yı kardeş ve hatta 'kendileri' ilan eden, teröristbaşının yaşam koşullarını TBMM'ye taşıyacaklarını açıklayan bu kişilerin; geçmişten ders almadıkları, amaçlarının kendilerinden öncekiler gibi demokratik bir platformda görüşlerini dile getirmek değil, devletle kavga etmek olduğu daha ilk günden anlaşılmıştır." ifadeleri yer alıyor. Konuyu partinin ilgili kurullarında değerlendiren DTP, hazırlanan iki ayrı planla ilgili suç duyurusunda bulunmaya hazırlanıyor.

Söz konusu planlarda anayasal düzeni zorla yıkma, hükümetin ve parlamentonun görevini yapmasını engelleme suçları olduğunu belirten Kaplan, bu suçların Türk Ceza Kanunu'na (TCK) göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektirdiğine işaret etti. Planlara ilişkin her türlü yasal haklarını kullanacaklarını kaydeden Kaplan, suç duyurusunun yanı sıra konunun TBMM'de bir araştırma komisyonu tarafından ele alınmasını talep edeceklerini açıkladı.

Kaos Planı ile Ergenekon örgütü arasındaki bağlantılar güçleniyor

Muvazzaf bir subay tarafından Ergenekon savcılarına gönderilen ihbar mektubunda 'Kaos Planı'nı hazırlayan ekipte yer aldığı ileri sürülen isimlerden biri de Tümgeneral Mustafa Bakıcı. Tümgeneralin adı daha önce Ergenekon davası sanığı genç teğmenlere yaptığı moral ziyaretiyle gündeme gelmişti. Soruşturmada adları Karargâh Evleri'nde geçen teğmenler Mehmet Ali Çelebi ve Noyan Çalıkuşu, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'ndaki ifadelerinde bu ziyaretten bahsetmişti. İki teğmen gözaltına alınmaları üzerine o dönem tuğgeneral rütbesinde olan Mustafa Bakıcı'nın kendilerini ziyaret ettiğini anlatmıştı. Teğmenler görüşmede Bakıcı'nın kendilerine "Genelkurmay Başkanı'nın size selamı var. (Kemal ve Neriman) Aydın kardeşleri tanırım, iyi insanlardır, onlarla görüşmenizde sakınca yok." dediğini aktarmıştı.

MİT'in, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiği 330 sayfalık raporda, 'Karargâh Evleri Projesi'nin tüm detaylarına yer verilmişti. Ergenekon sanıklarının, Harp Okulu öğrencileri ve genç teğmenlerle karargâh evlerinde temas kurduğu ileri sürülüyor. Yine etki altına alınan askerî öğrenci ve teğmenlerin, Hizbuttahrir gibi yasadışı örgütlere sızılmasında kullanıldığı da iddia edilmişti. Neriman ve Kemal Aydın kardeşler ise askerî öğrencilere ve teğmenlere eğitim verdiği, onların kurmay subay olmaları için çalışmalar yaptıkları öne sürülmüştü.GÖKSEL GENÇ İSTANBUL

Kirli tezgahtaki dehşet senaryoları

'Kaos Planı'nda dudak uçuklatan senaryolar yer alıyor. Belgede, kamuoyuna Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan askerlerin 'masum' olduğunun empoze edilmesi gerektiği belirtiliyor, medya kullanılarak adım adım yeni bir irtica kampanyası tasarlanıyor. Genelkurmay Harekât Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi 3. Bilgi Destek Şube Müdürlüğü'nde hazırlandığı ileri sürülen belgede, Deniz Piyade Kurmay Kıdemli Albay Dursun Çiçek'in imzası var. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Üsteğmen ve avukat Serdar Öztürk'ün bürosunda ele geçirilen 4 sayfalık eylem planı, 'AK Parti hükümeti' ve Fethullah Gülen'i hedef alıyor.

'Durum', 'Vazife' ve 'İcra' ana başlıkları altında hazırlanan planda Fethullah Gülen'in halk nezdinde yıpratılması, ona olan güvenin boşa çıkartılması için kurulan tuzaklar açık ve net bir şekilde aktarılıyor.

Planın 'Durum' başlıklı bölümünde Ergenekon soruşturması açık bir dille eleştiriliyor. 'İrticacı' grupların TSK'yı yıprattığı savunuluyor. Planı hazırlayanlar, 'düşman unsurları' ve bunlara karşı alınması gereken önlemleri de tek tek sıralamış. Buna göre, toplumun bir kesimi 'düşman' olarak görülüyor. Burada da TSK'nın yıpratılmak istendiği ileri sürülüyor.

İşte insanın kanını donduran 'Kaos Planı'ndan çarpıcı bölümler:

'Düşman unsurlar', Atatürk ilke ve inkılaplarını ortadan kaldırarak, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini yıkmak ve yerine dinî esaslara dayalı bir rejim kurma hedeflerini engelleyecek tek kurum olarak TSK'yı görmekte.

'Dost unsunlar', basın ve yayın organları kanalıyla irticai grupların içyüzünü gösteren propaganda çalışmaları planlı bir şekilde yürütülmekte.

(Planlama ve Genel Faaliyetler bölümü) İcra edilen propagandalarda dine karşı olunmadığı teması işlenecektir.

Eylemler Ergenekon davasının gündemi değiştiriliyor havası oluşmadan planlanacak, dinci medyanın bu konuyu işlemesine imkân tanınmayacaktır.

IŞIK EVLERDE SİLAH BULUNMASI SAĞLANACAK

"Fethullah Gülen (F.G.)'ciler gemi azıya aldılar, doğrudan TSK'ya saldırıyorlar" teması işlenecek, bu kapsamda muhafazakâr vatandaşların bile 'pes doğrusu, biz de Elhamdülillah Müslüman'ız, ama F.G.'ciler resmen TSK'ya saldırmak için provokasyon yapıyorlar' dedirtecek çalışmalar yapılacaktır."

Askerî suç kapsamında yapılacak Işık Evleri baskınlarında, silahlı terör örgütü oluşturmak doğrultusunda; silah, mühimmat, plan vb. materyal bulunması sağlanarak, F.G. grubu "Silahlı Terör Örgütü" "Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü", (FSTÖ) kapsamına aldırılacak ve soruşturmalar askerî yargı kapsamında yürütülecektir.

İSKENDER EVRENESOĞLU HAZIR BEKLİYOR

İskender Evrenesoğlu, Ömer Öngüt gibi hazırda beklettiğimiz elemanlara medyatik eylemler ve söylemler yaptırılacak ve bu kişiler F.G.'ciler başta olmak üzere diğer irticai gruplarla özdeşleştirilerek, kamuoyunun tüm bu gruplar arasında benzerlik kurması sağlanacaktır.

Nurettin Veren gibi isimlerin TV programlarında F.G. grubu hakkında bizim istediğimiz temalar doğrultusunda açıklamalar yapmaları sağlanacaktır.

Kurdoğlu cemaati vb. diğer cemaatlere mensup TSK personelinin TSK ile ilişkileri kesilirken F.G. grubuna mensup oldukları için atıldıkları şeklinde haberler yaptırılarak, kamuoyunda F.G. grubunun büyük yara aldığının düşünülmesi sağlanacaktır.

Ergenekon kapsamında tutuklanan TSK personelinin masum olduğu, irticayla etkin şekilde mücadele ettikleri için üzerlerine iftira atıldığı şeklinde haberler yaptırılacaktır.

Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öğrencilerine ait ibadet, görüntü ve haberlerinin medyada yoğun olarak yer alması sağlanarak, Milli Eğitim Bakanı kamuoyu nezdinde yıpratılacaktır.

YENİ SES KAYITLARI DÜZENLENECEK

Son dönemde geniş yankı bulan ses kayıtları bilgi kirliliği yaratmak üzere irticacılar tarafından yayınlanmış gibi gösterilecek, ama dinleyenlerin bizi haklı bulacağı tarzda ses kayıtları düzenlenecektir.

Çeşitli bilgi ve belgelerle ilgili ortaya yem atılarak yakalanan personel hangi gruba ait olursa olsun F.G.'ci oldukları şeklinde ifade vermeleri sağlanacak ve bahse konu personelin adı basında duyulduktan sonra ahlaki açıdan olumsuzlukları ile ilgili haberler yaptırılacaktır.

ALEVİ DÜŞMANLIĞI KÖRÜKLENECEK

İhbara dayalı ev baskınları yaptırılarak, buralarda silah ve mühimmatın yanı sıra, F.G.'ciler ile irtibat kurulması istenen oluşumlara (Yahudilik, CIA, MOSSAD, Moon Tarikatı, Humeyni vb.) ait objelerin aynı ortamda bulunması sağlanacaktır.

Ev baskınları kapsamında Alevi düşmanlığını körükleyici bilgi ve belgelerin bu evlerde bulunması sağlanacaktır.

Ordu tarihî rol üstlenerek darbecileri ayıklamalı VEDAT BİLGİN (GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ)

Belgenin orijinalinin ortaya çıkması demokratikleşme için fırsat. Bu olay 12 Eylül'ün yerleştirmeye çalıştığı militarizmin tasfiyesi için bir imkan olabilir. 21'inci yüzyılda halen askerî darbe ve cunta peşinde koşanlar var. Bunun gereğini ilk önce Silahlı Kuvvetler yerine getirmeli. Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafya, istikrarı mecbur kılıyor. Aksi durumda bunalımlar kaçınılmaz. Demokratik süreci sabote edenlere karşı ordu tarihî rolü üstlenmelidir. O rol devlete ve demokrasiye istikrar kazandırmaktır. Eğer istikrar içinde yaşayamazsak ciddi bunalımlar olur. Bizi istikrara taşıyacak temel yapı daha fazla demokrasiye açılımdır. Bu süreci sabote edenlere, gayri meşru arayışlara asla taviz verilmemeli.

Başbuğ, işi sivil savcılara bırakmalı Hasan Celal Güzel (Eski Bakan)

Bu bir faciadır. Türkiye, çok önemli bir noktadan geçmektedir. TSK'nın tepe noktalarında dahi darbeci odakların olduğunu görüyoruz. Elimizi vidanımıza koyup düşünmemiz gerekiyor. Biz bu militarist tehditlerle mi yaşayacağız? Türkiye'de darbeyi artık kimse yapamaz, düşünemez. Artık tankları yürütüp, insanları ezemezler. Genelkurmay Başkanı, 'gereğini yaparız' diyerek bu işi Ergenekon savcılarına teslim etmelidir. Başbakan da, Genelkurmay Başkanı'nı çağırıp, gereğini yaptırmalıdır.

Biz bu TSK ile normal savunma konularında bile problem yaşarız. Ordu, milletin namusudur, bu namusa leke süremezler. Normalleşme sürecinin sancıları Kürşad Tüzmen (AK Parti Genel Başkan Yardımcısı) Bu Türkiye'nin normalleşme sürecidir. Çok sıkıntılı, çok riskli konulara giriyoruz. Büyük maliyetler ödüyoruz. Amacımız sizlerin de, bizlerin de herhangi bir şekilde kafasında soru işareti kalmadan bu ülkenin yoluna devam edebilmesini sağlamaktır. Herkes Türkiye'yi Avrupa'nın en iyi ülkesi arasında yer alması için gerekli çalışmayı yapacaktır. Herkes yargnın kararını sabırla beklemeli.

CHP, 27 Nisan bildirisine de sahip çıkmıştı İNAL BATU (EMEKLİ BÜYÜKELÇİ)

TSK içerisinde cunta ekibi olduğunu düşünüyorum. 1960, 1980 ve 28 Şubat süreçleri bunun göstergesidir. Bu belge de diğer darbeler gibi Türk demokrasisinin vesayet altında olduğunu gösteriyor. Bu belgeler aysbergin bir ucu. Bunun gibi yüzlerce belge olduğunu düşünüyorum. Darbe günlükleri çok daha vahimdi. Orada orgeneraller bir araya gelerek darbe teşebbüsünde bulundular. Bu tür sıkıntılardan kurtulmamızın asgari şartı sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin desteğinden geçer. 27 Nisan bildirisi yayımlandığında bildiriye kelimesi kelimesine katıldığını vurgulayan anamuhalefet partisi liderinin bu belgenin ortaya çıkma zamanının ilginç olduğunu söylemesi, partiler arasında birliğin olmadığının göstergesidir. Belgede CHP'li politikacıların da isminin olduğu söyleniyor. Darbe günlüklerinde de isimleri geçiyor. Gelişmeleri hayretle izliyorum.

Askerî yargı, sivil gibi bağımsız değil Prof. Dr. Ergun Özbudun (Anayasa hukukçusu)

Askerî yargının sivil yargı kadar bağımsız olması mümkün değil. Albay Dursun Çiçek'in imzasının bulunduğu metnin askerî yargıda değerlendirilmesi halinde, toplumda şüpheler devam eder. İnsanlar bu konunun üstünün kapatıldığı veya belli bir noktaya kadar gidildiğini düşünür. Darbe, cunta tartışmalarına konu olan eylemlere yönelik Anayasa'nın 145. maddesinin değiştirilmesi zorunlu. Bu madde askerî yargının alanını çok geniş tutuyor. Hiçbir Batı ülkesinde askerî yargının bu kadar ayrıcalığı yok. İşe buradan başlamak lazım. Hukuki düzeyde bu sorunu büyük ölçüde halleder, zihniyet düzeyinde halleder mi bilmiyorum. Bu değişiklik yapılsa da darbeci zihniyetin ortadan kalkmasına yönelik kuşkularım var.

Görev, sivil mahkemenin Beyazıt Oran (Emekli hâkim)

Anayasa Mahkemesi'nde görüşülen düzenlemeye göre, sivil mahkemeler askeri şahısları da yargılayabilmektedir. Askeri savcılık, meselenin askeri boyutlarını ele alacak. Onun dışında geçerli olan esas, askerlerin sivil mahkemede yargılanabilmesi yönünde olduğu için sivil savcılar müdahil olur.

O gün işlem yapılmalıydı Cafer Tatlıbal (AK Parti Milletvekili)

Sayın Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 'Bu bir kağıt parçasıdır, değeri yoktur' demişti. İşte o gün bunun bir değer olduğunu kabullenseydi, işlem yaptırmış olsaydı bugün bu olaylar gündeme gelmeyecekti.

İç savaş göze alınmış Orhan Miroğlu (Gazeteci)

Türkiye'de bir darbe girişimi önlendi. Bu 'iç savaşı göze alarak yola çıkılmış' bir girişim. Bu planı hazırlayanlar sadece darbe planlamakla değil bir etnik çatışmayı hazırlamakla da kendilerini görevli kılmış. Sivil yargı sürecinde bütün bunların detayları ortaya çıkacak.

KAYNAK : Zaman