Son seferlerini Çanakkale'ye yaptılar
95 yıl önce Çanakkale Boğazı'nı geçip İstanbul'a ulaşmayı hedefleyen itilaf kuvvetleri gemileri, Türk askerinin kahramanca savunmasıyla boğazın karanlık sularına gömüldü. En kanlı ve en şanlı destenın kısa hikayesi:
ABONE OLÇanakkale Boğazı'nı geçip, İstanbul'a ulaşmayı hedefleyen dönemin en güçlü devletleri, beraberlerinde getirdikleri güçlü donanmanın önemli bir kısmını, 95 yıl önce Çanakkale Boğazı ile Marmara Denizi'nde kaybetti.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, dönemin son teknolojisiyle üretilen, üzerlerinde adeta ''ateş kusan'' toplar bulunan gemilerin oluşturduğu İtilaf donanması, 3 Kasım 1914'te Çanakkale Boğazı girişindeki Kumkale ve Seddülbahir kaleleri ile Orhaniye ve Ertuğrul tabyalarına yaptığı bombardımanla Çanakkale Deniz Savaşları'nı başlattı.
İtilaf donanması, muhtelif tarihlerde Çanakkale Boğazı'nı koruyan istihkamları susturma teşebbüsünde bulunduktan sonra, 18 Mart 1915 tarihinde genel saldırıya girişti. Bu saldırı, bütün gün sürmesine ve tüm filonun katılmasına rağmen başarısızlığa uğrayınca sonlandırıldı. Çanakkale Boğazı'nı geçip, İstanbul'a ulaşmayı hedefleyen İtilaf kuvvetlerinin gemileri, Türk askerinin kahramanca savunması karşısında Boğaz'ın karanlık sularına gömüldü.
Dönemin en güçlü donanmasıyla Çanakkale önlerine gelen İtilaf kuvvetleri, karadaki Türk askerinin isabetli atışları ile Boğaz'ın 11 noktasına döşenen mayınlar nedeniyle, Çanakkale Savaşları süresince 12 gemi ile denizaltıyı denizin karanlık sularına terk etmek zorunda kaldı. Düşman denizaltılarının kimisi kara topçusu marifetiyle, kimisi de Türk muhriplerince batırıldı.
Çanakkale Boğazı'nı denizin üzerinden geçemeyen İtilaf kuvvetleri, savaşlar sırasında su altından gizlice geçerek 9 Türk savaş gemisini batırabildi. İtilaf devletlerine ait denizaltılar, her türlü engellemeye rağmen Çanakkale Boğazı'ndan Marmara'ya geçerek, bir yandan Osmanlı donanmasıyla mücadele ederken, diğer yandan da İstanbul, Çanakkale ya da Gelibolu arasında sürdürülen Osmanlı deniz nakliyatını engellemeye, asker ve lojistik sevk yollarını kesmeye çalıştı.
Savaş sırasında Osmanlı Devleti ile müttefik Almanya'ya ait denizaltılar, İtilaf kuvvetlerinin gemilerinin batırılmasında önemli roller üstlendi. Denizaltı savaşlarına yönelik olarak Almanya'dan ilk destek 18 Mayıs 1915'te UB-8 denizaltısının Türk karasularına girmesiyle geldi. Daha sonra gelen U-21'in 25 ve 27 Mayısta Triumph ve Majestic gemilerini batırmasıyla İngilizler büyük gemilerini yarımadanın etrafından çekmek zorunda kaldı.
Çanakkale'yi denizden geçemeyeceklerini anlayan İtilaf kuvvetleri yaklaşık 1 ay sonra ise kara çıkarmasını denedi. Gelibolu Yarımadası'na yapılan çıkarmalarda Türk askerinin göğüs göğüse yaşanan muharebelerde düşman askerine geçit vermemesiyle, İtilaf kuvvetleri bir daha dönmemek üzere 9 Ocak 1916 tarihinde Gelibolu Yarımadası'ndan ayrıldı.
-SAVAŞTA BATAN TÜRK SAVAŞ GEMİLERİ
| GEMİNİN ADI | BATIŞ NEDENİ | BATIŞ TARİHİ | BATTIĞI MEVKİ |
| Mesudiye Muharebe Gemisi | Denizaltı | 13 Aralık 1914 | Çanakkale-Sarısığlar |
| Barbaros Muharebe Gemisi | Denizaltı | 08 Ağustos 1915 | Bolayır Önleri |
| Yarhisar Muhribi | Denizaltı | 03 Aralık 1915 | Marmara Denizi |
| Demirhisar Torpido Botu | Baştan kara | 16 Nisan 1915 | Sakız Adası Açıkları |
| Pelengiderya Gambotu | Denizaltı | 23 Mayıs 1915 | Marmara Denizi |
| Nurülbahir Gambotu | Denizaltı | 01 Mayıs 1915 | Marmara Denizi |
| Sakız Karakol Gambotu | Denizaltı | 20 Ağustos 1915 | Marmara Denizi |
| Samsun Mayın Gambotu | Denizaltı | 14 Ağustos 1915 | Marmara Denizi |
| Nara Taşıt Gambotu | Denizaltı | 24 Ağustos 1915 | Marmara Denizi |
SAVAŞTA BATAN İTİLAF KUVVETLERİNE AİT GEMİ VE DENİZALTILAR
| GEMİNİN ADI | BATIŞ NEDENİ | BATIŞ TARİHİ | BATTIĞI MEVKİ |
| Triumph (İngiltere) | Denizaltı | 25 Mayıs 1915 | Çanakkale önleri |
| Irresitalbe (İngiltere) | Mayın | 18 Mart 1915 | Çanakkale Boğazı |
| Ocean (İngiltere) | Mayın | 18 Mart 1915 | Çanakkale Boğazı |
| Goliath (İngiltere) | Muhrip | 13 Mayıs 1915 | Morto Koyu |
| Majestic (İngiltere) | Denizaltı | 27 Mayıs 1915 | Teke Burnu önleri |
| Bouvet (Fransa) | Mayın | 18 Mart 1915 | Çanakkale Boğazı |
| DENİZALTILAR | |||
| AE-2 (Avustralya) | Torpido Botu | 30 Nisan 1915 | Marmara Denizi |
| E-20 (İngiltere) | Denizaltı | 5 Kasım 1915 | Marmara Denizi |
| E-7 (İngiltere) | Tahrip kalıbı ve top | 4 Eylül 1915 | Çanakkale Boğazı |
| Joule (Fransa) | Mayın | 1 Mayıs 1915 | Çanakkale Boğazı |
| Saphir (Fransa) | Top | 15 Ocak 1915 | Çanakkale Boğazı |
| Mariotte (Fransa) | Top | 26 Temmuz 1915 | Çanakkale Boğazı |
SAVAŞIN SEYRİNİ DEĞİŞTİREN KÜÇÜK MUHRİP, ''MUAVENET-İ MİLLİYE'': ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞLARI'NDA ''MUAVENET-İ MİLLİYE''DEN FIRLATILAN TORPİDOLARIN MORTO KOYU'NDA ''HMS GOLIATH''I BATIRMASIYLA SAVAŞIN SEYRİ DEĞİŞTİ
Çanakkale Savaşları'nda, Türk askerinin kahramanca mücadelesinin yanında, Türk deniz kuvvetlerinde yer alan ve sayıları pek fazla olmayan gemiler de önemli görevler üstlendi. Bunlardan birisi, ''Muavenet-i Milliye'' adlı küçük bir muhripti...
Türk askerinin yürekli, kahramanca mücadele edip kazandığı Çanakkale Deniz Savaşları'nda ''Muavenet-i Milliye'' adlı küçük bir muhribin savaşa yön veren manevrası hafızalarda pek yer almadı. Çanakkale Savaşları'nın bir başka kahraman gemisi ''Nusrat'' kadar anılmayan bu küçük muhrip, İngilizlerin ''Majestelerinin Gemisi'' olarak tanımlanan ''HMS Goliath''ı Morto Koyu'nda batırıp, savaşta önemli bir dönüm noktasını oluşturdu.
Bu kahraman gemi Almanya'da inşa edilip, 1909 yılında suya indirildi. 765 groston ağırlığında, 74 metre uzunluğunda ve 7.9 metre enindeki gemi, 17 bin 700 beygir gücüne sahip olup 26 knot hız yapabiliyordu.
O dönemde yaklaşık 6 aya yakın bir zaman Marmara Denizi'nde denizaltılarla mücadele eden ''Muavenet-i Milliye'' muhribi, ikinci Kirte Muharebesi'nde aldıkları yenilgi sonrası mevzilerinde sıkışan Fransız askerlerine destek olmak ve Türk askerlerinin taarruzunu önlemek amacıyla Morto Koyu'na gelen, yaptığı bombardımanla Türk birliklerine ağır kayıplar verdiren ''HMS Goliath''ı batırmak için hazırlanan planda yer aldı.
Yapılan hazırlıkların ardından Alman komutan Kıdemli Yüzbaşı Rudolpf Firle, Yüzbaşı Ahmet Saffet Bey ile mürettebat, 90 kilogram barutlu 3 adet A-08 modeli Schwarzkopf torpidosunu kovanlara yükledi. Bir adet yedek torpido da güverteye konuldu. 12 Mayıs günü saat 18.40'da demir alan muhrip, heyecan verici seyrine başladı.
Saatler 13 Mayıs gecesi 01.15'i gösterirken Hisarlık Burnu önlerine gelen geminin mürettebatı, 3 torpidoyu ''HMS Goliath''a gönderdi. Birinci patlamanın ardından, İngiliz gemisi sancak (sağ) tarafına doğru yatmaya başladı ve kısa bir süre sonra 570 mürettebatıyla Morto Koyu'nun karanlık sularına gömüldü.
Operasyonunun ardından, geri dönerek Soğanlıdere Koyu'na giren Muavenet-i Milliye muhribi, görevini başarıyla tamamladıktan sonra sabah 05.00 sularında Çanakkale önlerinde demirledi.
Goliath'ın batırılışı İngiliz donanmasını panikletti, boğazda Türk deniz kuvvetlerinin onurunu yükseltti ve HMS Queen Elizabeth zırhlısının savaş alanından geriye çekilmesine neden oldu. Bu kahraman geminin süvarilerine altın liyakat, subaylara gümüş imtiyaz, erlere ise gümüş liyakat madalyaları verildi.
Savaşın ardından Muavenet-i Milliye gemisinin kaderi ise savaştaki gibi parlak olmadı. 1923 yılında hizmet dışı bırakılan gemi, 1953 yılına kadar başarısına yakışmayacak işlerde kullanıldı, sonunda ise hurdacılara satıldı.
DÜNYANIN GÖRDÜĞÜ EN KANLI SAVAŞLARDAN BİRİ OLAN, MADDİ VE MANEVİ KAYIPLARI UZUN YILLAR TELAFİ EDİLEMEYEN ÇANAKKALE CEPHESİ'NDE TÜRKLER 252 BİN 300 ŞEHİT, İNGİLİZLER 205 BİN, FRANSIZLAR 47 BİN KAYIP VERDİ
Dünyanın gördüğü en kanlı savaşlardan biri olan, Türk askerinin kahramanlık destanları yazdığı, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri deha olarak tarihteki yerini aldığı Çanakkale Savaşları, 95 yıldır büyük bir gurur ve coşkuyla kutlanıyor.
AA muhabirinin yazar Mehmet Işık'ın ''1915 Kanla Yazılan Çanakkale Destanı'' adlı kitabından derlediği bilgiye göre, 1914 yılında başlayan 10 milyondan fazla insanın ölümüne ve milyonlarca insanın yaralanmasına neden olan 1. Dünya Savaşı'nda yer alan Osmanlı Devleti de büyük kayıplar verdi.
Devleti yönetenlerin, her ne sebepten olursa olsun savaşa girdikten sonra ülkenin korunması amacıyla Anadolu halkını sürüklediği cephelerden biri de Çanakkale Cephesi'ydi. Çanakkale Cephesi, tarihin en kanlı savaşlarından birine tanık oldu.
Binlerce yıl vatan uğruna canını feda eden Türk halkı için bir seferberlik baş gösterdi. Anadolu halkı hiç çekinmeden, korkmadan varıyla yoğuyla bu seferberliğin gereğini yerine getirmeye gayret etti. Bu seferberliğin bir ürünü olan Çanakkale Savaşı, 500 bin insanın öldüğü bu cephe, Türk ve dünya tarihine kanlı ve bir o kadar da şanlı bir şekilde adını altın harflerle yazdırdı.
Anaların çocuklarını kınalayarak gönderdiği bu mahşer yerinde binlerce körpecik fidan toprağa düştü. Bir tarafta vatanını namus sayan Mehmetçikler diğer tarafta ise ne için geldiğini ve kime karşı savaştığını bilmeyen kandırılmış insanlar saf tuttu. İki yıla yakın süren savaş her iki taraf için de büyük kayıplara neden oldu.
-SAVAŞIN SONUÇLARI-
İtilaf devletleri kısa sürede İstanbul'u ele geçirip Osmanlı Devleti'ni savaş dışına itmek, müttefiki Rusya'ya yardım ulaştırmak ve Almanya'yı doğu ve güney cephesinden sıkıştırmak amacıyla Çanakkale Cephesi'ni açtılar.
Kahraman Türk askeri, dünyada eşine pek rastlanmayan mücadeleyle düşman gemilerinin ve askerlerinin denizden ve karadan Boğaz'ı geçmesini engelledi. Yüzyıllarca dünyada ''yenilmez armada'' olarak bilinen İngiltere ve Fransa büyük bir hezimet yaşadı. Yanlarında getirdikleri 21 devlete mensup asker de Çanakkale'nin geçilemeyeceğini yaşayarak gördü.
Çanakkale'de kendi kanında, kendisini yeniden bulan Türkler, kendilerine olan güvenlerini arttırdıkları gibi dünyaya bir kez daha kahramanlıklarıyla, cesaretleriyle dürüst ve insanlıklarıyla ders verdi.
Çanakkale Savaşı'nın Osmanlı Devleti tarafından kazanılması, İtilaf Devletleri'nin prestijini yerle bir etti. Bulgaristan, savaş sonrasında 1. Dünya Savaşı'nın ittifak kuvvetleri tarafından kazanılacağını düşünerek bu gruba girdi.
İngiltere ve Fransa, sömürgelerinde çıkan ayaklanmalarla uğraşmak zorunda kaldı. Almanya, Osmanlı Devleti'yle olan ilişkilerini daha ileri bir seviyeye taşımak için çalışmalarını artırdı. Rusya müttefiklerinden yardım alamayınca iç karışıklıklar yaşadı. Savaşın muhalifi olan Bolşevikler, bir süre sonra Ekim Devrimi'ni gerçekleştirerek Çarlık rejimine son verdi.
Türk halkı ise binlerce şehit, gazi, dul, yetim, esir, kayıp ve psikolojik sorunlu insanla bu savaşı bitirdi. Savaş sırasında binlerce kişi, gencecik çocuğunu Gelibolu'ya gömdü.
İngilizlerin 205 bin, Fransızlar'ın 47 bin kayıp verdiği Çanakkale Cephesi'nde, Türkler 252 bin 300 şehit verdi.
-DÜNYA TARİHİNİN EN KAHRAMAN ALAYI-
Türk ordusunun güzide alaylarından biri olan 57. Alay, Anzaklar ile son eri şehit olana kadar mücadele etti.
Tüm askerleri şehit olduktan sonra Alay'ın sancağı Anzakların eline geçti. Bugün Avustralya'nın Melborn kentinde yer alan askeri müzede sergilenen 57. Alay'ın sancağının altında ise şu not yer alıyor:
''Bu alay sancağı, Gelibolu savaş alanından getirilmiştir ama esir edilememiştir. Çünkü Türk ordusunun milli geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızın da altında ölü olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda bulunan bu Türk alay sancağını selamlamadan geçmeyiniz.''
-DESTANIN PERDE ARKASINDA YAŞANANLAR-
Galatasaray Lisesinin binası 1915 yılında bir süreliğine hastane haline getirildi. Vefa Lisesi, Hilali Ahmer (Kızılay) Hastanesi olarak kullanıldı.
Galatasaray Lisesinde öğrenci olan Celal İbrahim, Çanakkale Cephesi'ne giden ilk gönüllü asker olmak için yazım gününden önceki geceyi askerlik şubesi önünde geçirdi.
Dünyada ilk kez bu savaşta uçak kullanılmaya başlandı. Dünyanın ikinci ve üçüncü sırada yapılan ilk denizaltılar Osmanlı Donanması'nda yer aldı. Kimyasal silahlar ilk kez yoğun olarak Çanakkale Cephesi'nde kullanıldı.
Çanakkale Cephesi'ndeki şehitler nedeniyle İstanbul ve Anadolu'da birçok lise mezun veremedi. Çanakkale Cephesi'nde bir metrekarelik alana 6 bin mermi düştü. Havada çarpışma oranı 600 milyonda bir olarak gösterilen mermilerden, Çanakkale Şehitliği'ndeki müzede çok sayıda bulunuyor.
CUMHURBAŞKANI VEKİLİ VE TBMM BAŞKANI ŞAHİN: ÇANAKKALE BİR DİRENİŞ DESTANIDIR
Cumhurbaşkanı Vekili, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, ''Çanakkale zaferinin, milletin zor koşullar altında, teknoloji ve silah olarak kendinden kat kat üstün düşman kuvvetlerine karşı yazdığı büyük bir direniş destanı'' olduğunu ifade etti.
Şahin, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı.
Dünya tarihinin akışını değiştiren Çanakkale Zaferinin, milletin bağımsızlığı uğruna inanç, kahramanlık ve cesaretle şahlanışının simgesi olduğunu ifade eden Şahin, ''Çanakkale Zaferi, milletin zor koşullar altında, teknoloji ve silah olarak kendinden kat kat üstün düşman kuvvetlerine karşı yazdığı büyük bir direniş destanıdır'' dedi.
Mehmet Ali Şahin, tarihin en şerefli sayfalarını oluşturan bu destanın altında, milletine bağlılık, özgürlük tutkusu, vatan aşkı ve büyük millet olmanın şuurunun yattığını belirterek, şunları kaydetti:
''Bu zaferin simgelerinden Seyit Onbaşı başta olmak üzere tüm kahramanlar, vatan topraklarının çiğnenmemesi için gösterdikleri insanüstü çaba ve fedakarlıklarla, milletimizin hafızasındaki müstesna yerlerini almıştır. Milletimizi, yediden yetmişe tek vücut haline getirten bu onurlu mücadele için cefakar anaların gönderdiği elleri kınalı yavrular, yüreklerindeki vatan sevgisiyle cephelere koşmuş, gül bahçesine girercesine aziz canlarını feda etmişlerdir.
Milletimizi tarih sahnesinden silmek isteyen düşmana karşı bağımsızlığımızın korunması için Çanakkale'de kendilerini feda eden 250 binin üzerindeki şehidimiz, vatan şairi Mehmet Akif'in dediği gibi, tarihe sığmayacak kahramanlardır. Üzerinde özgürce yaşadığımız vatan topraklarını canları pahasına bizlere bırakan onur abidelerimiz şehitlerimizle ne kadar övünsek ve gurur duysak azdır. Milli Mücadelemizin Önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurmay Yarbay olarak katıldığı Çanakkale Savaşı'nda ortaya koyduğu üstün beceriler, askeri dehasının ve liderlik yeteneklerinin görülmesini sağlamıştır.
'Çanakkale Geçilmez' sözü, mücadeleci yönümüzün, özgürlük tutkumuzun, vatan ve bayrağı asla çiğnetmeyeceğimizin bir ifadesi olmuştur.''
TBMM Başkanı Şahin, Çanakkale'de gösterilen büyük kahramanlık, direniş, vatan sevgisi, birlik ve beraberliğin, İstiklal Mücadelesinin de ilham kaynağı olduğunu, Kurtuluş Savaşına büyük güç kattığını bildirdi.
-''ZAFERİN ONURUNU VE GURURUNU DAİMA YAŞIYORUZ''-
Çanakkale Zaferiyle bağımsızlık inancı ve azmini dünyaya gösteren milletin, ardından İstiklal Mücadelesi için kenetlenerek esarete karşı eşsiz bir direniş sergilediğini ifade ederek, şu görüşleri ifade etti:
''Millet olarak böylesi büyük bir tarihi zaferin onurunu ve gururunu daima yaşıyoruz. Çanakkale Savaşı'ndaki vatanseverlik, bağımsızlık tutkusu, birlik ve beraberlik ruhu bize daima güç vermekte, yol göstermektedir. Bizleri büyük bir millet yapan Çanakkale ruhunu koruduğumuz sürece aşamayacağımız engel, çözemeyeceğimiz sorun yoktur.
Ülkemiz, böylesi büyük tarihi başarılardan aldığı ilhamla, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği muasır medeniyet düzeyinin üzerine çıkma hedefini gerçekleştirecektir. Bizim için tarihi değeri çok büyük olan bugünde, insanüstü bir güçle Çanakkale'de destan yazan, vatanseverliğin ve milletine bağlılığın derin örneklerini sunan tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve rahmetle anıyor, milletimizin zafer heyecanını yürekten paylaşıyorum.''