Ne tazminat ne de özür, dertleri Gazze!

Gazze'ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisinde hayatını kaybeden 9 Türk'ün yakınları, İsrail'in ödeyeceği tazminat ve dileyeceği özrün yeterli olmayacağını belirterek, Gazze ambargosunun kalkmasını istedi.

ABONE OL
GİRİŞ 07.12.2010 15:22 GÜNCELLEME 07.12.2010 15:22 GÜNCEL
Ne tazminat ne de özür, dertleri Gazze!

Gazze'ye insani yardım götüren Mavi Marmara gemisinde hayatını kaybeden 9 Türk'ün yakınları, İsrail'in ödeyeceği tazminat ve dileyeceği özrün yeterli olmayacağını belirtti. Mavi Marmara'da bulunanların asıl amacının ambargoyu kaldırtmak olduğunu ifade eden aileler, "Gazze'ye uygulanan ambargo kalkmadan bizim acımız hafiflemez." dedi. İHH Başkanı Bülent Yıldırım da, ambargo kalkmadan Akdeniz'deki kan temizlenmez" şeklinde konuştu.

31 Mayıs'ta ambargo altındaki Gazze'ye insanİ yardım götüren Mavi Marmara gemisine İsrailli askerler tarafından düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden 9 Türk'ün yakınları bugün bir kez daha kamera karşısına geçti. İHH Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında son günlerde İsrail ve Türkiye arasında yaşanan gelişmeler ve İsrail'de konuşulan tazminat ile özür dileme haberleri üzerine basın toplantısı yapma gereği duyduklarını belirten İHH Başkanı Bülent Yıldırım, "Yaşanan gelişmelere sessiz kalamazdık." dedi.

İsrail'in Türkiye ile ilişkilerini düzeltmek için bir takım çalışmalar içinde olduğunu dile getiren Yıldırım, "Bu bizler tarafından nasıl algılanıyor? Bizim beklentilerimiz nelerdir? Şehit ailelerinin beklentileri nelerdir? bunlar paylaşmak istedik." diye konuştu. Türkiye'nin Mavi Marmara gemisinde bulunan Türklere ve diğer katılımcılara sahip çıktığını belirten Yıldırım, Başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere diğer yetkililere tek tek teşekkür etti. Yıldırım, "Sayın Başbakana, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'na ve tabii bu konuda yanımızda yer alan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e çok teşekkür ediyoruz. Onur verici bir şekilde İsrail'e gerekli tavrı ortaya koydular. İsrail yapmış olduğu bu pislikten dolayı zaten zor durumda kaldı biraz kendini kurtarmak için bizi hemen serbest bıraktı. Gemilerimizi aylar sonra gönderdi. Gemiler her safhasını belgeledik bütün motorlarının içerisine alçakça bir şekilde parçalar atmışlar, jeneratörleri yakmışlar hurda halinde gönderdiler. Biz şimdi özür dileyeceğiz diyorlar ve tazminat ödeyeceğiz diyorlar. Bunu yapacaklar, bunun karşılığında da ilişkileri eskisi gibi olmasını istiyorlar." şeklinde konuştu.

'İSRAİL'E UÇAK GÖNDERİLMESİ İNSANİ VE İSLAMİ OLARAK DOĞRUDUR, ANCAK BİZİ YARALAMIŞTIR'

Yıldırım'ın ardından söz alan gemide ölen ABD vatandaşı Furkan Doğan'ın babası Ahmet Doğan da, "Ambargonun gemide ölenlerin amacına uygun olarak kaldırılmasını istiyorum." dedi. İsrail'e yangın uçağı gönderilmesi konusundaki düşüncelerini aktaran Doğan şöyle konuştu: "İsrail'e yangın nedeniyle uçak gönderilmesi insani ve İslami olarak doğrudur. Ancak biz şehit ailelerini yaralamıştır. Bir miktar acıtmıştır. Biz de insanız bizim de duygularımız var."

Oğlu Furkan Doğan'ın ve diğer katılımcılarının amacının oradaki ablukayı kırmak olduğunu vurgulayan baba Doğan, "Türkiye olaydan sonra bazı şartlar önü sürdü. Bu şartlar öne sürülürken, 'tazminat ve özür' ile ilgili olarak bunlar bizim şehit yakını olarak bize danışılarak yapılmış şartlar değil. Böyle şartların öne sürülmesi bu olayın arkasında durulması bizi memnun ediyor ancak bu şartların bizim için yeterli değil. Mevcut haliyle bu şartların içinin ne şekilde doldurulacağının bilinmediğini görüyoruz. Mavi Marmara ve beraberindeki gemilerle yola çıkıldığında oğlumun tek amacı vardı Gazze'deki mazlum insanlara yardım etmek. O bölgeye uygulanan insanlık dışı ablukayı kırmak. Dolayısıyla orada uygulanan insanlık dışı uygulamalara dünyanın dikkatini çekmek. Amaç ambargonun kaldırılmasına katkı idi. Başlangıçta talep edilecek şey bu ablukanın gemilerin ve şehitlerin amacı doğrultusunda kaldırılmasını istiyorum. Oğlum bunun için gemideydi. En azından o uğurda şehit oldu amacına ulaşması ve İsrail'in de yaptığını yanlış olduğunu görerek bu ablukayı kaldırmasını talep ediyoruz." ifadelerini kullandı..

Özür dileme ve tazminat vermenin tek başına yeterli olmayacağının altını çizen Doğan, "Samimi bir özür dilenmeyeceğini İsrail gazetelerinden anlıyoruz.  Suçu kabullenmeyi, suçu işleyenlerin cezalandırılacağının da belirtilmesini istiyoruz. Tazminat esas itibariyle şehitlerin karşılığı olarak algılanırsa yanlış olur. Şehitlerin hiçbirinin tırnağının ucunun değeri dahi bu parayla ifade edilemez. Bu tazminat İsrail basınından takip ettiğim kadarıyla sadaka verileceği şeklinde telaffuz edildiğini görüyoruz. Benim onlardan gelecek paraya ihtiyacımız yok ama tazminat da bir şekilde suçun cezasının karşılığıdır. İsrail'in canın yanmasını gerektirecek miktarda olması lazım. Basit bir özür ve tazminat ile geçiştirilemeyecek kadar büyük bir suç işlenmiştir. Katliamdır. Vahşettir." şeklinde konuştu.
       
İNSANLIK İÇİN YOLA ÇIKMIŞTIK

Mavi Marmara gemisinde hayatını kaybeden 9 Türk'ün fotoğrafının asıldığı salonda konuşan yakınlar zaman zaman duygusal anlar yaşadı.
Mavi Marmara gemisinde ölenlerden Çetin Topçuoğlu'nun eşi Çiğdem Topçuoğlu ise, saldırı sırasında gemide olduğun ve eşinin gözlerini kendi elleriyle kapattığını söyledi. "İnsanlık için yola çıkmıştık" diyen Topçuoğlu şunları söyledi: "Yüreğimiz gerçekten yanıyor. Aynı şu an İsrail'de yanan ormanlar gibi. Orman yangınına giden o uçaklar bize yardıma gelmiş olsaydı belki yangımızı bir nebze hafifletecekti. O uçakların gitmesine seviniyorum çünkü orası İsrail değil Filistin toprakları. O ağaçlar bizim ağaçlarımız. Beni üzen nokta kendi ülkemde içimizde yaşayanların içtekilerle uğraştığımız sorunları. Hala davamızı açamadık. Hala adli tıptan sonuçları alamadık. Biz insanlık için çıkmıştık bu yola ambargonun kaldırılması için. Eşim bu uğurda canını verdi."

Mavi Marmara gemisinde hayatını kaybeden Ali Haydar Bengi'nin eşi Saniye Bengi'de yapılanların cezasız kalmamasını istediklerini belirtti.

Mavi Marmara Gemisinde hayatını kaybeden Necdet Yıldırım'ın eşi Refika Yıldırım'da "Gazze'ye uygulanan ambargo kalktığı zaman içimiz rahatlayacak" dedi. Yıldırım İsrail'in askerlerini ödüllendirdiği sırada içlerinin bir kez daha acıdığını belirterek " Taleplerimizin medyada özür ve tazminat olarak yer alması bizi üzüyor" dedi.

Cevdet Kılıçlar'ın eşi Derya Kılıçlar da, Türkiye'nin İsrail'e yangın uçağı göndermesinin kendilerini üzdüğünü söyledi.

Kılıçlar, "Uluslararası sularda insanlık dışı bir muamele yapılmıştır kesinlikle bunun cezalandırılması gerekiyor. Bu vahşeti yapanların ceza alması gerekiyor. Bir insan bir suç işlediğinde sadece özür dileyerek cezalandırılmaktan vazgeçilmiyor. Dolayısıyla böyle önemli bir olayda vahşeti işleyen insanların yargılanmasını istiyoruz. Ablukanın kaldırılmasını istiyoruz. Tazminat olarak ödenecek hiçbir meblağ bizim acımızı hafifletmeyecektir.
Ölenlerden Fahri Yaldız'ın kardeşi Hasan Yaldız, "Ağabeyimin tek amacı vardı oradaki yetim çocuklara bir park yapmaktı. dedi. Yaldız, " Ben o parkı görmek istiyorum. Benim isteğim tazminat değil ağabeyimin uğruna şehit olduğu parkı görmek" 

Basın toplantısına katılan Muhammed Ensari, yetkililere teşekkür ederek, "Devletimize şükranlarımız bildiriyoruz. Yüce bir devlet bu yangına gönderdiği uçaklar da bunun işareti. Kesinlikle Gazze ambargosu kalkmalı ve özür dilenmeli" dedi. Basın toplantısına katılanlardan İsmail Songür ise özürde dilense tazminatta ödense hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını söyledi.

İSRAİL TÜRKİYE VE BÜTÜN DÜNYA'DAN ÖZÜR DİLEMELİ

Mavi Marmara gemisinde ölenlerin yakınlarının yaptığı konuşmaların ardından bir kez daha söz alan İHH Başkanı Bülent Yıldırım 31 Mayıs 2011'de yeni bir yardım filosunun Gazze'ye gideceğini bildirdi. Yıldırım bütün dünyada bu konuda bir hazırlık yapıldığını belirterek ". "İsrail orada abluka ve ambargo olmadığı iddia ediyor. 31 Mayıs'ta bütün dünyanın hazırladığı gemiler tekrar Gazze'ye gidecek. Gemiler Gazze'ye girerse herkes buna inanmış olacak." dedi.

Yıldırım Mavi Marmara saldırısından sonra BM İnsan Hakları Komisyonu'nun bir rapor hazırladığını ve bu rapora göre orada kasten adam öldürüldüğünü belirtti.

Yıldırım, "Raporda; işkence, insanlık dışı muamele, kasten azap vermek var, keyfi tutuklama ve gözaltı var, ifade hürriyetinin kısıtlanması var, malların gasp edilmesi var deniyor. Bu kadar suç yazılmış bunun cezası ne olacak. Türkiye'de biri bir kişiyi öldürdüğü zaman tazminat ödeyelim de yargılamadan vazgeçelim diyebiliyor muyuz? Bu adam öldüren ve buna emir verenlerin yargılanması ve tutuklanması gerekiyor. Furkan'ın babası Amerika'ya giderek Furkan için dava açacak. Çünkü Amerika vatandaşı. Henüz Türkiye'de dava açılamadı. Neden adli tıp raporu gönderilmiyor. Dün gazetelerdeki haberlere baktım 'İsrail şehit yakınlarından özür dileyecek' deniyor. Bir kere mutlaka Türkiye'den ve bütün dünya devletlerinden özür dilemesi lazım. Tazminat ödenecek deniyor. 50 ila 200 bin dolar arası deniyor. Eğer bu kadar küçük tutarsanız miktarı tazminat ödenmiş sayılmaz." şeklinde konuştu.

KAYNAK : CİHAN