Filiz Akın'ın güzellik sırları

Filiz Akın kansere rağmen güzelliğini korudu. Şimdi sırlarını bir kitapta açıklıyor. İşte Türk Sineması'nın 'sarışın masum güzeli'nin güzellik sırları:

ABONE OL
GİRİŞ 20.02.2006 10:05 GÜNCELLEME 20.02.2006 10:05 KADIN
Filiz Akın'ın güzellik sırları

Sevdiklerinin desteğiyle kanseri yenip sağlığına kavuşan Filiz Akın, 'Umut Evi' projesiyle kanser hastalarına destek oluyor. Türk Sineması'nın 'sarışın masum güzeli', güzellik öğütleri verdiği 'Güzelleşmeler' ismini taşıyan bir de kitap hazırlıyor.



Ünlü kadınlar aldatılma korkusu yaşar

-Şöhret beraberinde bazı korkuları ve sorumlulukları da getiriyor, şöhretli kadının en büyük korkusu ne sizce? - Şöhret olan kadınların her hareketi ya da hayatındaki her değişiklik sürekli takip ediliyor. Bu nedenle daha çok aldatılma korkusu yaşıyorlar.

- İhanet şöhretli kadının kaderi mi? - Şöhret sahibi kadınların eşleri bazı kadınlar tarafından hedef seçiliyor. Bunu kötülük olsun diye yapabiliyorlar. Kadınlar tarafından rakip olarak görülüyorsunuz, şöhretli bir insanın eşini ya da sevgilisini elde etmeyi bir zafer gibi gören kadınlar var. Güzel ve şöhretli bir kadınsanız eşiniz bu kadınlar tarafından hedef olarak seçilebiliyor.

- Şöhret olmak mı aile mi? - Şöhret yaptığım işle gelen geçici bir şey. Gelir kullanırsın, sonra da gider tıpkı bonus gibi. Şöhretli olmanız sizin müstesna olduğunuzu göstermez. En önemli şey aile. Genç yeteneklerin önceliği de bence aile olmalı çünkü şöhret geçiyor, elinizde aile kalıyor.

- Şu anda şöhret olan yeni nesil sanatçılarla kendi döneminizi kıyasladığınızda ne gibi farklar var? - Yeni nesil sanatçılarda çok fazla sanatçı sorumluluğu yok. Ben çok meşhur, halka malolmuş birinin rastgele konuşmasını kabul edemiyorum. Reyting kaygısı mı onları bu hale getirdi bilemiyorum. Konuşma tarzları çok kötü. Sanatçı sorumluluğu var, herkes ona göre davranmalı. Kötü örnek oluyorlar.


Pozitif düşündüğüm için güzel kaldım

Türk Sineması'nın 'sarışın masum güzeli' Filiz Akın kanserle mücadelesiyle de hayranlık uyandırdı. Sevdiklerinin müthiş desteğiyle sağlığına kavuşan Akın, şimdi de açılmasına önayak olduğu 'Umut Evi' sayesinde kanser hastalarına umut dağıtıyor.

-Hastalığınızı ilk öğrendiğinizde neler hissettiniz? - Önce algılayamadım. Yapılacak ameliyatlar söylendiğinde ise gözlerimden yaş gelmeye başladı. Ancak 'Neden bana?' demedim. 'Bana niye olmasın ki?' dedim. Halkın sevdiği bir insanım, hasta olmayacak değilim diye düşündüm. Ameliyatlar sonunda kör ya da sağır olabileceğimi, beynimde hasar olabileceğini söylediler. Doktorum 'Kası tamamlamak için göğsünüzden parça alınacak, kol kaslarınızda çekilme olacak, kolunuz aşağıya düşecek' dedi. İşte beni ağlatan bu sözler oldu.

- Oldukça zor ve tedavisi ağır bir hastalık geçirdiniz, neler yaşadınız? - Şua tedavisi ile birlikte boynumda yaralar başladı, bunlar sulanıyordu. Her gün yaralarımı sabunla yıkıyor, ertesi gün tekrar şuaya giriyordum. Yani yaranın üzerine tekrar şua veriliyordu. Kanser ölüm değil artık tedavisi var. Ama tedavi süreci ağır oluyor. Acılı, ateşli, kusmalı bir hastalık. Koridorlarda kusuyor, bayılıyorsunuz. Uyandığımda her yerim yanıyordu. Ağzımın içi kan doluyordu.

- Hastalıkla mücadele ettiğiniz süreç içinde alternatif tedavi yöntemleri uyguladınız mı? - Tedavi sırasında reiki hocası Nilgün Thompson ile tanıştım. Kendisinden nasıl reiki yapıldığını öğrendim. Çok acı çektiğim gecelerde reiki yapan arkadaşlarım Nilgün Thompson ve Yeşim Yönter'i aklımdan geçirdim, 'Bana reiki yollasalar' diye. Onların gönderdiği reiki ile birkaç saat rahat uyuyordum. Ben düşüncelerin de bir enerjisi olduğuna inanıyorum. Fransa'da bioenerji kursuna gittim, meditasyona yatkın kişiler bunu çok rahat yapabilir. Nasıl insan üzüntülerle hasta olabiliyorsa, bir yerinize konsantre olduğunuz zaman o bölgeyi tedavi edebilirsiniz. Zihindeki olumlu düşünce, vücudumuzdaki bazı salgıları ihtiyacı olan bölgelere gönderiyor.

ARTIK SİNEMA YOK
- Eşinizin desteği sayesinde hastalıkla daha iyi mücadele ettiğinizi söyleyebilir misiniz? - Eşimle birbirimizi seviyorduk ancak bunu birbirimize sözle ifade etmemiştik. Hastalık döneminde birbirimizi ne kadar sevdiğimizi daha iyi anladık ve ilk kez birbirimize bunu söyledik. Bir insan ancak çocuğuna böyle destek olur. Bana çocuğu gibi baktı. Kimseye bırakmadı beni. Mecbur olmadıkça kendi elleriyle baktı. Kadın çok kırılgan ve sevgiye odaklı bir varlık. O yüzden erkekler çoğu zaman kadınları anlamadıklarını söyler. Bütün bunların altında sevgi isteği vardır. Erkek sevdiğini kadına söylerse kadın mutlu olur.

- Sarı ve mavi bilezik kampanyaları ile 'umut evi'nin açılmasına ön ayak oldunuz. Buradan kimler faydalanabiliyor? - Sarı ve mavi bilezik kampanyaları ile maddi imkanı ve sosyal güvencesi olmayan kanser hastalarına tedavi olanağı yaratabilmek için Hacettepe Üniversitesi'ne bağlı Umut Evi'nin açılmasını sağladık. Kanser pahalı bir hastalık. Hiç parası olmayan, sosyal güvencesi bulunmayanlar ortada kalıyor. Umut Evi kalacak yeri olmayan hastalar için hem ev hem hastane ortamı sağlıyor. Parası olanlar daha duyarlı olmalı. 'Umut Ev'lerini bütün illerde hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Bu bilezikler insanların duyarlılığının simgesi. Herkes takmalı.

- Peki bundan sonra bir dizi ya da sinema filminde oynamayı düşünüyor musunuz? - Hayır. Senaryo çalışmalarında yer almak istiyorum. Uluslararası bir film organizasyonunda da çalışmak hedefim.


***


Elma yiyin bol su için genç kalın

- Çok güzel görünüyorsunuz. Bunu neye borçlusunuz? - Güzel kalmamın en büyük sebebi pozitif düşünmem. Ayrıca çok fazla elma yiyorum.
- Şimdi bir kitap hazırlıyorsunuz; 'Güzelleşmeler'. Kitabınızdaki güzellik sırlarınızdan birkaçını öğrenebilir miyiz? - Mutlaka her gün bir buçuk litre su içilmeli. Ancak bu, gece yatarken yapılmamalı. Gece içilen su vücudu yoruyor ve dinlenmesini engelliyor. Cilt güzelliği için sigara içilmemeli. Her gün mutlaka en az bir elma yenmeli. İnsan ne kadar negatifse yüzünde o kadar çizgi olur. Her olay karşısında pozitif düşünülmeli. Hastalığımdan önce doğadaki birçok güzelliği görmediğimi fark ettim. Şimdi bir kar yağışının bile insanı ne kadar mutlu ettiğini görüyorum.