Emekli casuslar tavuk çiftliğinde: Tess Gerritsen "Casuslar Sahili"
Yıllardır "Rizzoli & Isles" serisiyle polisiye severlerin listesinden düşmeyen Tess Gerritsen, bu kez farklı bir kapıyı aralıyor.
ABONE OLDoğan Kitap etiketiyle raflardaki yerini alan ve Solina Silahlı'nın çevirisiyle Türkçeye kazandırılan Casuslar Sahili, yazarın "Martini Kulübü" serisinin ilk kitabı. Orijinal adıyla The Spy Coast, 2023'te ABD'de yayımlandığından beri hem eleştirmenlerden hem okurlardan sıcak bir karşılık görüyor.
Baştan söylemekte fayda var: Bu, türünün alışıldık kalıplarını kırmaya çalışan bir roman değil. Tam tersine, casusluk ve gerilim edebiyatının bilindik malzemelerini bir araya getiriyor — geçmişinden kaçan ajan, örtbas edilmiş bir operasyon, "aslında hepimiz eski birer casusuz" diyen sevimli bir emekliler grubu. Kurgu bu klişeleri kötü kullanmıyor, hatta bazı okurlar için bu tanıdıklık kitabın rahatlatıcı, akıcı bir okuma sunmasının asıl sebebi. Ama sürpriz bir yapı ya da alışılmadık bir çözüm bekleyenler için söylemek gerekir: Casuslar Sahili sizi türün dışına çıkarmıyor, aksine türün en tanıdık haliyle buluşturuyor.
Tavuk çiftliğindeki sır
(Bu bölümden itibaren romanın ilk sayfalarındaki kurulumu anlatan, hafif spoiler sayılabilecek bilgiler yer alıyor.)
Romanın merkezinde Maggie Bird var: Maine eyaletinin sahil kasabası Purity'de yaşayan, günlerini tavuklarıyla geçiren, herkesin "emekli, sakin bir kadın" diye tanıdığı biri. Ama Maggie'nin geçmişi göründüğü kadar sıradan değil — CIA'de yıllarca saha görevlisi olarak çalışmış, tekstil sektöründe çalışan bir lojistikçi kılığına bürünerek dünyanın dört bir yanında gizli operasyonlara imza atmış bir kadın. On altı yıl önce bir görevin feci şekilde ters gitmesiyle hem kariyerini hem de sevdiği birini kaybetmiş ve sahile çekilmiş.
Kapısının önüne kimliği belirsiz bir ceset bırakıldığında ise o sakin hayat bir anda dağılıyor. Maggie bunun tesadüf olmadığını, geçmişinin peşini bırakmadığını hemen anlıyor. Yardımına koşanlar da yine kendisi gibi CIA'den emekli, aynı kasabaya yerleşmiş üç eski meslektaşı — dışarıdan bakınca sadece kitap sohbetleri yapan zararsız bir emekliler grubu, ama kapalı kapılar ardında hâlâ eski reflekslerini kaybetmemiş bir "Martini Kulübü."
Bangkok'tan İstanbul'a uzanan bir geçmiş
(Bu bölüm, olay örgüsünün ilerleyen kısımlarına dair daha fazla ayrıntı içeriyor. Hiçbir sürprizi baştan söylemeyecek şekilde yazmaya çalıştım ama kitabı hiç bilgi almadan okumak isteyenler bu kısmı atlayabilir.)
Kitabın ilgi çekici taraflarından biri, olay örgüsünün sadece Maine'in sakin sahil kasabasıyla sınırlı kalmaması. Maggie'nin izini sürdüğü sorular onu yıllar önce görev yaptığı yerlere, Bangkok'tan Londra'ya, Malta'dan İstanbul'a kadar uzanan bir geçmişe götürüyor. Gerritsen, günümüzdeki cinayet soruşturmasıyla geçmişteki başarısız operasyonu iç içe örerek iki zaman diliminde ilerleyen bir anlatı kuruyor; bu da kitaba hem bir polisiye gerilimi hem de bir casusluk draması havası katıyor. Ancak burada da şunu belirtmek gerekir: "Geçmişteki gizemli operasyon aslında bugünün olaylarıyla bağlantılı çıkıyor" yapısı, türün en çok kullanılan formüllerinden biri ve roman bu formülden pek sapmıyor.
Yerel polis şefi Jo Thibodeau'nun sorularla köşeye sıkıştırdığı Maggie, bir yandan da eski dünyasının kurallarına geri dönmek zorunda kalıyor. Yaş almış ama becerilerinden hiçbir şey kaybetmemiş bu grubun, genç bir polis memuruyla aynı masaya oturması romana hem gerilim hem de zaman zaman ince bir mizah katıyor. Şef Thibodeau'nun romanda daha hakim bir rol almasını isterdim fakat bu diğer kitaplara yansıtılacak heralde.
Serinin devamı da yolda: "Martini Kulübü" evreninde Maggie Bird ve arkadaşlarının bu kez kayıp bir genç kızın peşine düştüğü ikinci kitap, yurt dışında çoktan raflardaki yerini aldı. Türkçe çevirisinin ne zaman geleceği henüz netleşmese de, "Casuslar Sahili"nin aldığı olumlu tepkiler göz önüne alındığında serinin devamının uzun sürmeyeceğini tahmin etmek zor değil.
Sonuç olarak "Casuslar Sahili", büyük sürprizler ya da tür kırıcı bir kurgu vaat etmiyor; casusluk ve gerilim edebiyatının klasik malzemelerini tanıdık bir düzende sunuyor. Ama bunu, akıcı bir dille ve "yaşın bir sınır olmadığını" gösteren güçlü, tecrübeli karakterlerle yapıyor. Klişelerden rahatsız olmayan, tam tersine bu tanıdıklıkta huzur bulan okurlar için keyifli bir açılış kitabı.