Yûnus Emre hakkında dünyada yapılan en geniş çalışma: Başvuru niteliğinde bir külliyat

Yûnus Emre'nin 418 şiiri, yedi yüz yıl sonra yazmalardan yeniden kuruldu. Mustafa Tatcı'nın kırk yıllık emeği, iki ciltlik "Yûnus Emre Külliyâtı"nın genişletilmiş yeni baskısı H Yayınları'ndan çıktı.

ABONE OL
GİRİŞ 06.11.2026 16:07 GÜNCELLEME 06.11.2026 16:08 KİTAP
Yûnus Emre hakkında dünyada yapılan en geniş çalışma: Başvuru niteliğinde bir külliyat

Tatcı'nın 1980'lerin ortasında başlayan Yûnus Emre araştırmaları, iki cilt ve beş kitaptan oluşan büyük boy bir külliyâtta bir araya geldi. Bilinen eski nüshaların tamamı ve yeni bulunan yazmaların bir kısmı karşılaştırılarak kurulan tenkitli metinde Yûnus Emre'ye ait 418 şiir tespit edildi.

İKİ CİLT, BEŞ KİTAP, KIRK YIL

H Yayınları, Türk dilinin ve tasavvuf düşüncesinin kurucu isimlerinden Yûnus Emre (1240/41–1320/21) hakkında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı çalışmalardan birini okurla buluşturdu. Mustafa Tatcı imzalı Yûnus Emre Külliyâtı, iki ciltten ve birbirini tamamlayan beş kitaptan oluşuyor: Yûnus'un hayatı, sanatı ve şiir dünyası; şiirlerine yazılmış klasik şerhler; Dîvân-ı İlâhiyât'ın tenkitli metni; Risâletü'n-Nushiyye'nin tenkitli metni ve şerhi; Âşık Yûnus ile diğer Yûnusların şiirleri.

Külliyât, yazarın 1986–1989 yıllarında Gazi Üniversitesi'nde doktora tezi olarak hazırladığı ve ilk kez 1990–1991'de yayımlanan çalışmasının üzerine kuruldu. Tatcı, aradan geçen otuz beş yılda arşivlerde gördüğü yeni belgeleri, yazma dîvânları ve mecmûaları esere işlediğini belirterek şöyle diyor: "Geldiğimiz noktada 'önceki neşirlerimin hükmü yoktur' diyebilirim."

DÎVÂN, NÜSHA NÜSHA KARŞILAŞTIRILDI

Külliyâtın merkezinde Dîvân-ı İlâhiyât'ın tenkitli metni duruyor. Tatcı'ya göre Yûnus Emre Dîvânı defalarca basılmış olsa da sağlam yazmalara dayanan karşılaştırmalı bir neşri bugüne kadar yapılamamıştı. Önceki baskılarda okuma hataları, mısra atlamaları, beyit eksiklikleri, benzer redifli şiirlerin birbirine karışması ve Yûnus'un şiirleriyle başka Yûnusların şiirlerinin ayrıştırılmaması gibi sorunlar bulunuyordu.

İSTANBUL'DAN VATİKAN'A UZANAN BİR YAZMA TARAMASI

Yeni metin için Türkiye'den Avrupa'ya uzanan geniş bir yazma taraması yapıldı. Esas nüsha, Süleymaniye Kütüphanesi'ndeki harekeli nesihle yazılmış Fatih nüshası. Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi'ndeki yazma muhtemelen bu nüshadan istinsah edilmiş. İkinci temel kaynak, Fuad Köprülü, Cahit Öztelli, Şahabettin Tekindağ ve Âmil Çelebioğlu'nun 14. yüzyıla tarihlendirdiği Karaman nüshası. Bu nüsha 211 ilâhî ve Risâletü'n-Nushiyye'yi içeriyor. Tatcı, iki nüshanın da tek başına yeterli olmadığını vurguluyor.

Yurt içinde Süleymaniye'deki 16. yüzyıla ait Yahya Efendi nüshası, Nuruosmaniye Kütüphanesi'ndeki mecmûa ve Hacı Bektaş Kütüphanesi'ndeki 15. yüzyıl mecmûası incelendi. 1492'de Kahire'de istinsah edilen Kütahya Vâhid Paşa nüshası, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Konya, Çorum ve Millî Kütüphane'deki yazmalar da karşılaştırmaya alındı. Yurt dışında ise 14.–15. yüzyıllarda istinsah edilen ve bugün Berlin Devlet Kütüphanesi'nde bulunan Râif Yelkenci nüshası kullanıldı. Marburg'daki Ritter nüshası, Viyana nüshası ve 1629'da istinsah edilip Yûnus'un 150 ilâhîsini barındıran Vatikan Kütüphanesi nüshası da metne dahil edildi.

Bu baskıda tarama genişletildi. 1616 tarihli Yûnus mahlaslı 117 şiir içeren Rodoslu Hüseyin Efendi’nin mecmûası, Atatürk Kitaplığı Osman Ergin koleksiyonundaki mecmûa ve Süleymaniye Yazma Bağışlar bölümündeki mecmûa da değerlendirildi. Mustafa Canpolat nüshası başta olmak üzere özel kütüphanelerdeki bazı nüshalar da çalışmaya dahil edildi. Kısacası Yûnus Emre şiirlerini içeren bilinen eski nüshaların tamamı ve sonradan ortaya çıkan yazmaların bir kısmı tek tek karşılaştırıldı.

HER ŞİİRİN "NÜFUS KAYDI" TUTULDU

Tenkitli metinde her şiirin altında, o şiirin hangi yazmalarda ve hangi varakta bulunduğu tek tek gösteriliyor. Örneğin "Ben bende seyr ideriken 'aceb sırra irdüm ahı" diye başlayan ilâhînin metni, on bir ayrı yazmanın karşılaştırılmasıyla kuruldu. Nüshalar arasındaki bütün kelime ve mısra farkları dipnotlarda gösterildi. Tercih edilen okuyuşlar anlam ve vezin gözetilerek seçildi; devrin dil ve imlâ özellikleri korundu, anlamı değiştirecek hiçbir müdahalede bulunulmadı. Yalnızca tek nüshada bulunan şiirlerdeki aksaklıklar da olduğu gibi bırakıldı ve dipnotta açıklandı.

Tatcı, nüsha farklarının yalnızca istinsah hatası olmadığına da dikkat çekiyor. Bazı beyitlerde iki farklı okuyuşun ikisi de anlama uyuyor. "Dostıla bilişmege cân gözü bîdâr gerek" mısraındaki "bîdâr" (uyanık) kelimesi başka bir nüshada "basar" (görüş) olarak geçiyor. Tatcı'ya göre Yûnus aynı şiiri farklı zamanlarda farklı söylemiş olabilir; bu yüzden şiirleri yorumlayanlar varyantları mutlaka dikkate almalı. Bütün bu karşılaştırmaların sonunda Yûnus Emre'ye ait 418 şiir tespit edildi; ek metinlerdeki iki şiirle birlikte bu sayı 420'ye ulaşıyor.

"YENİ ŞİİR BULUNDU" İDDİALARINA BELGEYLE CEVAP

Son dönemde zaman zaman "Yûnus Emre'nin yeni şiirleri bulundu" haberleri gündeme geliyor. Külliyât bu tartışmaya sağlam bir zemin sunuyor. Bilinen eski nüshaların tamamı bu kadar ayrıntılı biçimde taranmış ve karşılaştırılmışken, bugün "yeni" diye sunulan bir şiir ancak bilinen bir şiirin varyantı olabilir. Yani o şiir, yazmalarda farklı kelimelerle ya da farklı beyit düzeniyle kaydedilmiş bir şiirin bir başka biçimidir. Bilinen bir şiirin varyantı değilse, büyük ihtimalle Yûnus Emre'ye değil başka bir Yûnus'a aittir.

Külliyâtın beşinci kitabı da bunu belgeliyor: Yazmalarda "Yûnus" mahlaslı yüzlerce şiir var ve bunların büyük bölümü Âşık Yûnus ile başka Yûnuslara ait. Bu nedenle bir mecmûada ya da cönkte "Yûnus" mahlaslı bir şiire rastlamak, onun Yûnus Emre'ye ait yeni bir şiir olduğu anlamına gelmiyor. Böyle bir iddianın ciddiye alınabilmesi için şiirin bu külliyâttaki tenkitli metinle, dipnotlardaki varyantlarla ve "öteki Yûnuslar"ın şiirleriyle karşılaştırılması gerekiyor. Dil, vezin ve nüsha özellikleri bakımından da sınanması şart.

İlmî yolun nasıl işlediğini külliyâtın kendisi gösteriyor. M. Fatih Köksal, kendi kütüphanesindeki 174 ilâhîli bir yazmayı tanıtırken şiirleri Tatcı'nın önceki baskısıyla tek tek karşılaştırdı ve bu çalışmasını bir makaleyle yayımladı. Bu makale, külliyâtta ek metin olarak yer alıyor. Tatcı ise karşılaştırma yapmadan iddiada bulunanlar için açık konuşuyor:

"Konunun dışında olup da uzman geçinen ve derme çatma bilgilerle iddialı 'Yûnus Emre Dîvânı' neşreden kişilerin sözlerinin herhangi bir kıymeti yoktur. Bu sözümüze ancak konuya içeriden bakan ve bizatihi yazma eserlerle birebir temas eden kişiler kıymet vereceklerdir."

"ÇIKTIM ERİK DALINA"YA ON ŞERH

Birinci ciltte Yûnus'un hayatı, şahsiyeti, dili ve sanatı inceleniyor; şiirlerindeki dinî ve tasavvufî kavramların sistematik tahlili yapılıyor. Aynı ciltte, Yûnus'un yaşadığı çağdan itibaren okunup yorumlandığını gösteren klasik şerhler bir araya getirildi. Yalnızca "Çıktım erik dalına anda yedim üzümü" mısraıyla başlayan ünlü şathiyenin bilinen on ayrı şerhi var. Bu şerhlerin sekizi Şeyhzâde, Niyâzî-i Mısrî, Bursalı İsmâil Hakkı ve Şeyh Ali Nevrekânî gibi isimlere ait. Biri 17. yüzyıldan önce yazılmış anonim bir şerh, biri de bu baskı için yeni bulunan ve yine yazarı bilinmeyen bir şerh.

"YOLCUYA ÖĞÜTLER"E SAHİH METİN

İkinci ciltte, Yûnus'un mesnevî biçiminde yazdığı ve Türkçe ilk öğüt kitaplarından biri sayılan Risâletü'n-Nushiyye, "Yolcuya Öğütler" üst başlığıyla yeniden kuruldu. Eserin en eski nüshaları karşılaştırıldı; istinsâh hataları, beyit atlamaları ve birbirine karışmış konu başlıkları büyük ölçüde giderildi.

BİR DEĞİL, BİRÇOK YÛNUS

Külliyâtın beşinci kitabı ise yüzyıllardır Yûnus Emre'ye mal edilen şiirlerin asıl sahiplerine ayrılıyor. Tatcı'ya göre bestelenmiş pek çok ilâhînin şairi, 15. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen Bursalı Kübrevî dervişi Âşık Yûnus'tur. 15. yüzyıla ait "Bursa Mecmûası"ndan hareketle iki Yûnus'un şiirleri birbirinden ayrıştırıldı. "Yûnus" mahlaslı diğer şairlerin şiirleri de bu bölümde toplandı.

"YÛNUS EMRE BİTMEZ"

Tatcı, Yûnus'un dünyasına "panteist, mistik ve hümanist kavram ve söylemlerle değil, kendi kavram ve söylemleriyle" girilebileceğini vurguluyor. Çalışmanın en önemli sonuçlarından birinin de Yûnus'un kullandığı ledünnî kavramların tespit edilmesi olduğunu belirtiyor.

Tatcı, eserin "son söz" olmadığının da altını çiziyor: "Şu bir gerçektir ki Yûnus Emre, bitmez. Mevcut belgelerden hareketle Yûnus'un ne hayatını ne de ilâhîlerini mükemmel olarak ortaya koymanın imkânı yoktur. Mevcut belgelerle Yûnus Emre'nin uzmanı da olunamaz. Ancak sevdalı bir tâlibi, meraklısı, yolcusu olunur."

Yazar, külliyâtın amacını da şöyle özetliyor: "Yûnus Emre Külliyâtı bilen, bulan, gören ve seven çağdaş Yûnusların yetişmesi için hazırlanmıştır."

OKUR İÇİN ÜÇ CİLTLİK ŞERH KÜLLİYÂTI

H Yayınları, ilmî külliyâtın yanında Yûnus'u geniş okur kitlesine açan üç ciltlik bir şerh külliyâtı da sunuyor. Yine Mustafa Tatcı imzasını taşıyan dizi Yûnus Emre Dîvânı, Yûnus Emre'den Yolcuya Öğütler ve Yûnus Emre Yorumları ciltlerinden oluşuyor. Dizide Yûnus'un hayatı anlatılıyor, ilâhîleri ve Risâletü'n-Nushiyye beyit beyit şerh ediliyor. Böylece iki külliyât birbirini tamamlıyor: İki ciltlik eser araştırmacıya sahih metni ve ilmî tahlili, üç ciltlik şerh dizisi ise her okura Yûnus'un sözünün anlamını sunuyor.

Künye: Mustafa Tatcı, Yûnus Emre Külliyâtı, 2 cilt (kutulu), H Yayınları, İstanbul 2026.
Mustafa Tatcı, Yûnus Emre Dîvânı · Yûnus Emre'den Yolcuya Öğütler · Yûnus Emre Yorumları, 3 cilt (kutulu), H Yayınları.

YUNUS EMRE'DEN İKİ ŞİİR

370

1     Ben bende seyr ideriken ‘aceb sırra irdüm ahı

       Bir siz dahı siz de görün dostı bende gördüm ahı

2     Bende bakdum bende gördüm benümile ben olanı

       Sûretüme cân olanı kimdügini bildüm ahı

3     İster idüm buldum anı ol ben isem yâ ben kanı

       Seçemezem andan beni bir kezden ol oldum ahı

4     Sûret toprakdur diyeni gönlüm kabûl itmez anı

       Bu topragun cevherini Hazret'e irgürdüm ahı

5     Münkir kişi tuymaz anı dertlülerün sizer cânı

       Ben dost bâgı bülbüliyem ol bâgçeden geldüm ahı

6     Ma‘şûk bizümledür bile ayru degül kıldan kıla

       Irak sefer bizden kala dostı yakın buldum ahı

 

7     Degme bir yol kandan bana tagılmayam degme yana

       Kutlu oldı bu seferüm hoş menzile irdüm ahı

8     Mansûr'ıdum ol zamânda anuniçün geldüm bunda

       Yak külümi savur yile ben Ene'l-Hak didüm ahı

9     Ne oda yanam dagılam ne dâra çıkam bogılam

       İşüm bitince yüriyem teferrüce geldüm ahı

10   Mun‘im oldum yoksul iken benüm oldı kevn ü mekân

       Şarka vü garba ser-te-ser yire göge toldum ahı

11   Nitekim ben beni bildüm diledügüm Hakk'ı buldum

       Korkum anı buluncadı korkıdan kurtuldum ahı

12   Yûnus kim öldürür seni viren alur gine cânı

       Bu cânlara hükm ideni kim idügin bildüm ahı

*

1     İy ehl olan eydün bana ben nicesi döleneyüm

       Ne dürlü tedbîr ideyüm ya nice sagınç sanayum

2     Cânumda ol büt bitüpdür gönülümi ol tutupdur

       Hey beni ol avutupdur ayruk neye baglanayum

3     Öyle idüpdür ol beni seçemezem dünden güni

       Alsun teni utsun cânı kon ben ana aldanayum

4     Ben gevherisem kânum ol ben bir kulam sultânum ol

       ‘Aklum u cânum gönlüm ol andan niçün usanayum

5     Ansuzlıgum bana harâm andan durur nakdüm tamâm

       Buncılayın lutf u kerem kanda bulup dinleyeyüm

6     Oldur bana Yûnus diyen oldur benüm bagrum delen

       Oldur beni bensüz koyan hem ben olam bu ben neyüm

KAYNAK : Haber7
İbrahim Can Haber7.com - Haber Şefi

Editör Hakkında

İbrahim Can, 1993'te İstanbul'da doğdu. İnternet haberciliği kariyerine 2011’de başladı. İki yıla yakın küçük ölçekli sitelerde çalıştıktan sonra, 2012'nin Ekim ayında yenisafak.com'a başladı. 6,5 yıl çalıştığı yenisafak.com'da Gündem, Eğitim, Hayat, Dünya, Spor ve Video kategorilerinde çalıştı. Bir süre akşam sorumluluğu yaptı. Son olarak Ana Sayfa Editörü oldu. 2019'un Haziran ayında Haber7'de Gündem Editörü olarak göreve başladı. Hem Haber7 hem de Yeni Şafak'ta kültür sanat, eğitim ve siyaset alanları başta olmak üzere birçok alanda özel haber, infografik ve video hazırladı. Hala Haber7'de Haber Şefi olarak çalışmalarına devam etmektedir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR