Binyazar kitap eleştirisinde tarih yazdı!
Cumhuriyet Yazarı Adnan Binyazar, İş Bankası Yayınlarını bastığı bir kitaptan dolayı kınadı. Ancak bu kınamayı kitabı okuyarak değil, TV'den yazarı dinleyerek yaptı!
ABONE OLHaber 7 Kitap Servisi olarak, Türkiye'de düşünce özgürlüğü, bilim ahlakı ve kitap okurluğunun ne seviyede olduğunu göstermesi açısından oldukça ilginç bir yazı sunuyoruz bugün sizlere. Bir zamanlar kitap dünyasının nabzını tutan Matbuat dergisinde "Okumadan kitap eleştirileri" yapan Fatih Altınnöz'ün bile aklına hayaline gelmeyecek bir eleştiri içeriyor bu yazı:
Ünlü Edebiyatçı Adnan Binyazar, ünlü tarihçi Prof. Dr. Kemal Karpat'ın kitabının İş Bankası Yayınları'nca basılmış olmasına içeriğinden dolayı karşı çıkıyor.
Buraya kadar herşey gayet olağan. Bugüne kadar pek çok yazar, pek çok kitabın, (bırakın herhangi bir yayınevinden yayınlanmasını), yayınlanmasına tahamammül edemediğini açık açık ifade etti. Kitaplar yasaklandı, sansürlendi.
Ama, sanırız ilk defa, bir edebiyatçı, bir kitabın bir yayınevinden çıkarılmasına, TV ekranında yazarla yapılan bir söyleşiden yola çıkarak tepki gösteriyor.
Ve üstelik bu eleştiriye imza atan ; Hacettepe Üniversitesi, Gazi Eğitim Enstitüsü, Devlet Konservatuarı, Basın Yayın Yüksek Okulu'nda eğitmenlik yapmış, Türk Tarih Kurumu, Kültür Bakanlığı, Türk Dil Kurumu gibi Kültür Sanat adına önemli kurumlarda görev almış. Kültür Bakanlığı Tanıtma ve Yayımlar Dairesi Başkanlığında bulunmuş, deneme ve roman alanında eserler vermiş, Ölümün Gölgesi Yok adlı eseri ile Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazananmış bir yazar.
Demek istiyoruz ki Adnan Binyazar bunu yaparsa, kitap okuması tavsiye edilen televizyon nesli ne yapmaz!
İşte modern hayatın, kitap yayıncılığına yönelik eleştirileri hangi boyuta getirdiğine yönelik bir ibret teşkil eden ilginç yazı: (Bu yazı Cumhuruyet gazetesinin 14 Temmuz tarihli nüshasında yayınlanmıştır)
Bir Bilim Adamının Safsataları...
Habertürk TV’de Balçiçek Pamir, TBMM Onur Ödülü’nün bu yılki sahibi Prof. Dr. Kemal Karpat’a, Başbakan’a yazdığı bir mektupta “Bu bir fırsattır, bu fırsata sahip çıkın” uyarısı yaptığını anımsatarak o günden bugüne nelerin değiştiğini soruyor.
Karpat’ın yanıtı şöyle:
“Ben onun başbakan olacağını daha İstanbul’un belediye başkanı olduğu zaman söyledim. Neden söyledim? Onunla konuştuğum zaman bana hiç yüz vermedi. (...) Bense bu adamı tanımak istedim, değeri neymiş anlamak için yarım saat konuştum ve oradan çıkardım bunları.”
Herhalde “Son iki genel seçimde Türkiye’yi demokrasiye yaklaştıracak partinin Adalet ve Kalkınma Partisi olduğunu” da o gün düşünmüştür...
Oysa tarih, kimin ilerde ne olacağı kehanetleriyle değil, gerçeklerle bilimsellik kazanır. Hiç kuşkusuz, başbakan olunca Erdoğan’ı makamında ziyaret edip, “Ben sizin başbakan olacağınızı belediye başkanı iken anlamıştım...” diyerek kehanetini ortaya koyma fırsatı da yaratmıştır...
***
“Siz şöyle diyorsunuz, ‘CHP’yi tenkit ediyorum diye belki, Fethullah Gülen’i övüyorum diye; hatta beni Fethullahçı görüyorlar’ diyorsunuz, ‘ara sıra Taraf gazetesinde yazı yazmam olabilir belki’ diyorsunuz.”
Karpat şöyle yanıtlıyor bunu:
“Bunların hiçbiri olmayabilir, ben zamanı ve sırası geldiği zaman başka partileri de tenkit ettim, yahut da övdüm. Fethullah Gülen Hoca’ya gelince, nihayet yaptıklarını görerek, bizzat dışarıda okulları görerek iyi bir iş yaptığını söyledim. Onun ötesinde herhangi bir ilişkim yok.”
Burada, olasılık bildiren “Bunların hiçbiri olmayabilir”, “olabilirlik” anlamı da taşır.
***
Karpat’ın bilimsellikle bağdaşır bir yanı olmayan şu tür yorumlarının havanda su dövmekten öte bir anlamı yoktur; ama alkışlayanı çoktur!
“Cumhuriyeti hazırlayan bazı önemli temeller Abdülhamit devrinde atılmıştır. Bunların arasında en önemlilerinden biri ilkokul sisteminin yaygınlaşması, mesleki okulların kurulması ve orada Cumhuriyeti kuracak kimselerin eğitilmesidir. Bunların arasında Atatürk de vardır. Ama aynı elitler Abdülhamit’in siyasi iradesine karşı gelmişler. Nihayet Cumhuriyeti onlar kurmuşlardır. Atatürk dahil.”
***
Karpat, bir saati aşkın bir süre, son yüzyılda Türkiye’nin tarihsel ve siyasal değişimi üzerinde konuşuyor da, Atatürk adını ancak sözü Abdülhamit’e getirerek anıyor!
Tarih, hiçbir çağda sayfalarında gerçeği görmezden gelenlerin safsatalarını barındırmamıştır.
Cumhurbaşkanlarının halktan geldiğini söz konusu ederken Süleyman Demirel’i, Turgut Özal’ı anıyor da, gümrük memuru Ali Rıza Bey’in oğlu Mustafa Kemal Atatürk’ü görmezden geliyor!
***
“Dağı Delen Irmak” adlı “nehir söyleşi” türündeki kitabın yayımlanmamasında Karpat’ın sıraladığı olasılıkların etkisi olmuş mudur bilemem, ama bilim adamı da olsa, Atatürkçü aydınlanma bilincinden yoksun bir kişinin kitabının, Atatürk’ün hisselerinin bulunduğu bir bankanın yayınevinden çıkması herhalde kendi açısından da uygun olmazdı.
Ben, bir yurttaş olarak, bu kararından dolayı Kültür Yayınları sorumlularını yürekten kutluyorum.
(Haber 7)