Kemalizm'in Perestroykası'nı yazdı
BEST FM'de hazırlayıp sunduğu“Konuşan Türkiye” programında, Demokrat yazarlara 'soytarı' diyen yazara 'soytarılık yapma' dediği için radyo ile yolları ayrılan Murat Erdin, Kemalizm'in Perestroykası'nı yazdı.
ABONE OLMetehan Demir'e soytarı dediği için radoyadan atıldığı haberleri ile karalanan Metehan Demir, o günlerde medyaradar sitesine yaptığı açıklamada, " O sözü Metehan Demir yayında benden önce demokrat yazarlar için söyledi. Yani yayını dinlemeyen herkes benim Metehan’a direkt olarak ‘soytarılık yapma’ dediğimi düşündü. Tartışmanın başına bakıldığında bir gazeteci demokrat yazarlara ‘soytarı ya da soytarılık yapıyorlar’ dedi. Ben de tartışma sırasında o sözü kullandım.
Kral çıplak deme cesaretine sahip olan soytarıdır. Kralın hatalarını yüzüne vuran soytarıdır. Ama bu cesarete sahip olamayan kendisine gazeteci diyen insanlar var. Keşke o cesarete sahip olsalardı” diyordu Metehan Demir.
Sevilen ünlü radyo yapımcı ve programcısı Murat Erdim, bu kez bir kitapla çıkıyor demokrasi adına kavga vermesini arzuladığı okurlarının karşısına; <>Kemalizmin Perestroykası.
Kemalizmin Perestroykası, iddialı bir kapak yazısı taşıyor: "Bu kitap büyük bir işe kalkışıyor ve Türkiye’ye ‘’perestroyka’’ çağrısı yapıyor. her alanda yeniden yapılanmayı istiyor. ’’Açıklık’’ ve ‘’şeffaflik’’ istiyor. Cumhuriyeti demokrasiyle barıştırmayı hedefliyor" diyor....
Bitmiyor istekler ve şöyle sürüyor: "Ekonomik anlamda daha zengin bir Türkiye, dünyaya açık bir nesil istiyor. Devletin kurumlarıyla, bürokrasiyle halkı kaynaştırmak, dokunulmazlıkları sadece siyasi alanda değil tüm kurumlarda kaldırmak istiyor..."
"Yılların alışkanlıkları, gizemleri, faili meşhulleri bitsin artık. İmtiyazlı sınıflar istemiyoruz. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ü bile kendi halkından saklayan bir anlayışla yönetilmek istemiyoruz" diyen yazar, şöyle devam ediyor: "Halka hizmet eden bir devlet istiyoruz; kendi halkına güvenmeyen bir devlet, içinde halk olmayan bir devlet değil. Bundan 25 Yıl önce SSCB Lideri Gorbaçov’un başlattığı Perestroyka’nın artık Türkiye’de başlatılmasının zamanı geldi. Hatta geçiyor bile. Devletin tüm kurumlarında, yerleşik alışkanlıklarında köklü bir ‘’yeniden yapılanma’’ gerekiyor. Kendisine ‘’Kemalist’’ ya da ‘’Atatürkçü’’ diyen herkesin bu ‘’perestroyka’’dan nasibini alması şart. Cumhuriyetin demokrasiyle taçlanması için bunu mutlaka başarmalıyız"
Bu kitabın önsözünden bir alındı aynı zamanda.
"Bir İslamcı Mercedes'e biner mi?" adlı kitabımda sormuştum: "Yeni Atatürkçülük bu mu? diye.
Türkiye'de Atatürkçülük konusunda genel bir fikir birliği olmadığından yakınmıştım,
Atatürkçülük ulusalcılık mıdır?
Atatürkçülük laiklik midir?
Çağdaşlık ve batıcılık mıdır?
Demokratlık mıdır? Yoksa Cumhurdiyetçilik midir?
Herkes Atatürk'ü kendisine göre tarif ediyor. İşine geleni söylüyor. Atatürkçü Düşünce Derneği'nien açıklamalarına bakıldığında daha farklı bir yaklaşım, içinde demokrasinin olmadığı katı bir ideoloji görüyorsunuz.
Atatürkçülük nedir?
Kendisine Atatürkçü diyen bazı seçkinlerin, halkı küçümsediğini, halkın seçtiği partileri aşağıladığını, "Bu millet adam olmazcı" bir nobranlıkla darbeleri teşvik ettiğin gördüm ben. Görüyorum da.
"Bir çobanın oyu ile bir progesörün oyu aynı olur mu?" diye püsküren tipler.
Her hangi bir batı ülkesinde bu söylemlere sahip kişileri, "faşist" diyerek toplumdan dışlarlar.
Bizde alkışlıyorlar...
(Haber 7)
Kitapla ilgili teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariş şartlarına bu linkten ulaşabilirsiniz