Tarkan ve Kurt yeniden raflarımızda
Tarkan yeniden yayımlanmaya başladı. Kuşkusuz, çizgi roman yayınlarındaki zuhur eden çeşitlilik hesap edilirse sürpriz olmayan bir gelişme bu.
ABONE OLLevent Cantek'in haberi
Serüven edebiyatının her türlüsünün iştahla tüketildiği bir evde büyüdüğüm için Tarkan’ın benim çocukluğumda önemli bir yeri vardır. Hürriyet’te yayımlanan sayfalarını kesip defterlere yapıştırdığımı, ilk aboneliğimin Tarkan dergisiyle olduğunu, 1978 yılında intihar eden yaratıcısı Sezgin Burak’ın ardından gözyaşı döktüğümü hemen söyleyebilirim. Henüz dokuz yaşında bir çocuk için alışılmadık bir ölüm ve kayıptı. Sahici bir eksiklik yaşamıştım.
Altmışlı yılların tarihi çizgi roman furyasında üretilmiş çalışmalardan biri Tarkan. Gazeteler arasındaki rekabetin sonucu olarak, Akşam’daki Karaoğlan, Cumhuriyet’teki Malkoçoğlu gibi Hürriyet de benzer nitelikte bir çalışmayı teşvik etmiş, öyle anlaşılıyor. Dizinin başlangıcında ve sonradan aralıklarla Hürriyet’te çıkan röportaj ve haberlere bakılırsa, Sezgin Burak hikâyeleri önce fotoroman olarak üretiyor, en azından kimi önemli gördüğü mizansenleri mankenler kullanarak fotoğraflıyor, sonra çizgiye aktarıyordu. Burak, çalışma biçimini anlatırken, gösterdiği titizliği İtalyan stüdyolarında geçirdiği çizerlik tecrübesine bağlamayı da ihmal etmiyordu. Bu türden iddiaların doğruluk payı yok değil, Tarkan sebatla çizilmiş pek çok sahne içermektedir, diğer yandan yıllara dayanan bir üretim temposuyla aynı sahnelerin antiskop yoluyla pek çok kez yinelendiğini de belirtmek gerekiyor. Sezgin Burak, foto-realistik çizgiler kullanan, fırçadan çok tarama ucunu ve çiniyi öne çıkartan bir auterdur. Tarkan, yazı ağırlığı nedeniyle yenilikçi olmasa da, kare-içi tasarımı ve devamlılığı, zor ‘sahneler’ çizerek gösterdiği ustalık isteyen tekniği nedeniyle ülke çizgi romanı için bir dönemeçtir.
Türkiye’nin çizgi roman algısı değişti
Türkiye’de çizgi roman algısı epeyce değiştiği için geçmiş yayınlarda gördüğümüz çeviri hataları, dil özensizlikleri, uydurmalar önemli ölçüde geride kalmış durumda. Turkuvaz Kitap, Tarkan’ı yeniden yayımlamaya başlarken anlatının dili ile ilgili bir uyarı notu düşmüş. Sahiden de epeyce gramer hatası var metinde, insan çocuk olduğundan ve kanarak okuduğundan o yaşta fark edemiyor mevcut yanlış yazımları. Orijinal kaligrafiyi küçük müdahalelerle değiştirmeyi en azından sonraki albümlerde düşünmeliler bana kalırsa. Yine ayrıca ilk albümde önsöz ve arka kapakta tarihlerle ilgili tashih gerekiyor. Son olarak serüvenlerin ilk kez hangi yıllarda yayımlandığını belirtilmesi daha doğru olur gibi geliyor bana, nihayetinde bir külliyat yayımlıyorsunuz: Altın Madalyon, Tarkan’ın on birinci serüvenidir ve 1972-73 yılları arasında yayımlanmıştır gibi...
Tarkan, geçmişte-özellikle yetmişli yıllarda, radikal sağın görsel imgelerinden biri olmuş, doksanlı yıllardaysa (tv’de gösterilen düşük maliyetli filmlerinin etkisiyle) özellikle mizah dergilerinde komikleştirilerek yeniden üretilmiştir. Bu farklılaşma bizi meseleye sakin bakmaya da zorluyor, popüler metinlerin -en azından sadece- belli bir ideolojinin yeniden üretilmesi ya da bu ideolojinin yıkılması gibi amaçlarla kullanılamadığını da gösteriyor. Popüler metinlerin alımlanması, bu metinlerin, alımlayanların kültürel ortamlarına ve gündelik yaşam pratiklerine devşirilmesi yoluyla gerçekleştiği için, popüler kültür alanını gündelik yaşam pratiklerinden soyutlamak mümkün değildir. Altmışlı yıllardaki seküler-milliyetçi eğilimlerden beslenerek doğmuş bir çizgi roman, bugün “Atıl Kurt!” esprisiyle hatırlanıyor işte! Nostalji nesnesi olduğu da çok açık, yazının ilk paragrafına yeniden bakmanızı rica edeceğim.
(Radikal kitap)
Yazarın Eserlerine ulaşmak için bu linki kullanabilirsiniz...