Kelimeleri kadınlar gibi gören yazar

"Kadınlar gibidir kelimeler. Yazarın kendisi için acı çektiğini, hayal kurduğunu, uykusuz geceler geçirdiğini, aç kaldığını bilirlerse bir merhamet düşer içlerine..."

ABONE OL
GİRİŞ 07.09.2010 23:45 GÜNCELLEME 07.09.2010 23:45 KİTAP
Kelimeleri kadınlar gibi gören yazar

"Bir kelimenin, yazarın sırf kendisi için çaresizce kıvrandığını hissederse içi acımayla dolar" diye düşünüyor Tarık Tufan. Ve uğuruna acı çektiği, hayal kurduğu, uykusuz geceler geçirdiği, aç kaldığı kelimelerle size duygularını yansıtıyor. Öyle ki onun duyguları duyarlı okurların duyguları olabiliyor...

"Yakama yapışan cümleleri yazdım. Bir cümle insanın yakasına yapışır mı demeyin, yapışır.  Gördüklerimi, hatırladıklarımı, saydıklarımı, unuttuğumu sandıklarımı, gözlerimi kapatır, kapatmaz zihnime üşüşenleri yazdım.  Aklıma ilk geldikleri halleriyle yazdım cümleleri,  Bir küçük gazete haberini, bir film sahnesini, yolda gördüğüm insanları yazdım.  Çoktan kabuk bağladığını düşündüğüm yaralarım vardı. Yanılmışım. Yazmaya başlayınca onlar da bir bir sızlamaya ve bazen de kanamaya başladı.  En çok tekrarladıklarım en çok ihtiyaç duyduklarımdır.  Bundan öte bir amacı yok" ilk sözüyle açılıyor Tarık Tufan'ın profil yayınlarından neşredilen "Bir Adam Şehre Girdi Koşarak" adlı eseri.

Arka Kapak yazısı'ndan

Meksika sınırı ve kafa dengi televizyon programlarının vazgeçilmez sunucusu Tarık Tufan'dan... Camlardan ölesiye sarkan gündelikçi kadınlar, elindeki eczane poşetleriyle çaresiz bekleyen yaşlı adamlar, pazar yerlerinden artık toplayanlar, eskimiş kıyafetleriyle düğün salonlarında şarkı söyleyenler, sefer tasından utanan genç adam ve diğerleri. Şehrin ötekileri yani. Biraz Raif Efendi, biraz Maria Puder, Sartre, Bachelard, Anna ve biraz Kudüs.

Anna'yla yani az kalsın sarılalım diyeceği varlığa yazdığı metinle başlıyor, ilk sözünde bahsettiği yakasına yapışan cümleler kervanı. Ardından kahramanıyla tanıştırıyor bizi yazar: "Benim kahramanım o adam. Kavmi elçileri yalanladığında, uğursuzlukla itham ettiğinde, zarar vermeye hazırlandığında koyarak gelen adam benim kahramanım" diyor Yasın Suresine telmih yaparak.  

Kah, "Niçin bir polis Ümmü Gülsüm dinler ki?" diye soruyor yazar kah, "Kalk Kudüs'e gidelim Sevgilim" daveti yapıyor...    

Kah, hayat boyunca şakaklarını kanatacak bir barbarlıktan ürkerek yaşayacak" adamlarla tanıştırıyor, kah "kapitalizm insansızlıktır" diye haykırıyor... Bir adamın, saçlarından tuttuğu kadını sürükleyerek götürmesinin gözlerinin önünden gitmemesinin bu sloganı atmasında şüphesiz payı vardır diye düşündürtüyor...

Kah kahvehaneye oturup iki çay söylerken görüyoruz yazarı metinlerde kah surların içinde kalabilmiş bir kaç kiliseden birinin kapısını ararken, kah Cuma namazında cemaate omuz veremeyen ihtiyarla omuz omuza namaz kılarken...

Bir bebek bir yaşına girerken ağzında emzik değil, kurşun taşıyorsa orası Gazze'dir hatırlatmasında bulunuyor bize.

Fezullah Çınar'ın sivas yöresinden derlediği "Siyah saçlarında hatem yüzlerin / Garip bülbül gibi zareyler beni" sözleriyle başlayan Hudey Hudey nakaratlı deyişinden "Kaşların Bismillah yüzün beytullah" mısrasını da kitabına taşımış Tarık Tufan ve noktayı koymuş: Fazlasını, söylemek istedim, olmadı.

Biz de kitaptan fazlasını yansıtmak isterdik şüphesiz ama yakışık olmaz. Neden o güzel metinleri kitaptan okumanın hazzını tatmak varken, burada bilgisayar başında onları tüketmeye razı oluyorsunuz ki...

(Haber 7)

Kitapla ilgili teknik bilgiler ve internet üzerinden sipariş şartlarını görmek için bu linki kullanabilirsiniz