Radyo7’nin sevilen programcılarından Erkan Koç’un hazırlayıp sunduğu Erkan’la Çok Canlıda bu hafta özgün müziğin güçlü seslerinden biri olan Onur Akın konuk oldu. Dinleyenlerden gelen yoğun telefonlarla ve mesajlarla gelen isteklerini canlı olarak bağlaması eşliğinde seslendiren sanatçı sevenlerine eşsiz bir müzik ziyafeti yaşattı.
Erkan’la Çok Canlı programı bana uğurlu geliyor
Program sunucumuz Erkan Koç’un “10. albümünüz “Memleket İsterim albümü ne zaman çıktı?” sorusuna sanatçı, “Memleket İsterim, 13 Mayıs 2005’te Bursa Uludağ Üniversitesi’nde konserdeyken haberi geldi, albümün dağıtımı bugün başladı diye daha bir sene olmadı yani. Zaten albümün ilk radyo programını da Erkan’la Çok Canlıda yapmıştık. Ben albümlerimin ilk radyo programlarını Radyo 7’de Erkan’la Çok Canlıda yapıyorum hep. Çünkü Erkan’la Çok Canlı programı bana uğurlu geliyor.”
Kentli bir ozanım
Erkan Koç’un “Albümden sonraki çalışmalarınız neler oldu?” sorusu üzerine Onur Akın, “Benim hayatım zaten konserler ve beste üzerine kurulu. Çünkü öncelikle besteciyim ben. Yıllardır kendi ürettiği eserlerini seslendiren, yorumlayan biriyim. Ozanlar geleneğinin kentte yaşayan son ozanıyım. Söyleyecek sözü olan, bu ülkenin yaratmış olduğu kültürel birikimin üzerine, kendince bir şeyler eklemeyi amaç edinmiş üreten sanatçılardan biriyim. Bu zamana kadar 10 albüm yaptım. Bu albümlerdeki eserlerin hepsi kendi bestem sadece 2 türkü söyledim biri Hatçam diğeri ise Vay Dünya.
Onur Akın’dan dinleyenlerine albüm sürprizi
Sanatçı, uzun süredir sevenlerinin kendisinden türkülerden oluşan bir albüm beklediklerini ve beklenen albümün mayıs ayında çıkaracağını ilk defa Radyo 7’de dinleyenlerine duyurdu.
Bestecililiğin nankör olduğunu gördüm
Program sunucumuz Erkan Koç’un “ Çok fazla besteleriniz var. Kendiniz pişirip kendiniz yiyorsunuz. Peki, bu zamana kadar Onur Akın bestelerini kimler seslendirdi?” sorusuna Akın, “İlk yıllarda çok fazla beste verdim ve besteciliğin nankör olduğunu gördüm. Benim en şanslı olduğum nokta hem besteci hem de yorumcu olmam. Bu yüzden en iyi bestelerimi hep ben seslendirdim, yorumladım. Zaten öncelikle kendime karşı sorumluluğumu yerine getirmeliyim. Bu sayede ayakta kaldım. Sadece besteci olarak kalamazdım. Çünkü Türkiye’de şu var. Beste yapamayan yorumcular bestenin kime ait olduğunu bir türlü söyleyemiyorlar ya da söylemek istemiyorlar. Üreten insanın adını anmaktan rahatsızlık duyuyorlar. O alkışı paylaşamıyorlar, bunlar üretemeyen sanatçının egosunda var. Bu da beni rahatsız ediyor ve anladım ki beste vermeyi profesyonel anlamda yapamıyorum. Sevdiğim kardeşlerime dayanışma anlamında besteler veriyorum. Çünkü ben yaşamımın merkezini beste alıp, satmaya odaklamadım.”