Ölmeden önce okunacak1001 kitap
Bir insan ömrüne kaç kitap sığırabilir? Hangi kitapları öncelikle sığdırmalıdır. Ölmeden önce okumanız önerilen 1001 kitap listesi bile var. Mustafa Yürekli o listeyi yorumladı:
ABONE OLKitap listeleri
Uzun bir liste var zihnimde, okuduğum ve okumam gereken kitaplara ilişkin. Hiç üşenmem, oturur ciddi ciddi düşünürüm, hatta yerli yabancı demem yazar ve kitap isimlerini bir bir geçiririm zihnimden; her zaman okumam gereken kitapların listesi, okuduklarımdan çok daha kabarık olur.
Sohbetlerimde yeri geldikçe kitap ve yazar isimleri veririm. Çoğu zaman önemli konularda okunması gereken uzun bir kitap listesi yaparım; araştırılsın, incelensin ve üzerine düşünülsün diye.. Yanlış mı? Sıralamayı seviyoruz.. Artık listesi yapılmış çeşitli konularda kitaplar görüyoruz: Geçende “En Sevilen 100 Roman” kitabı geçti elime, kütüphanemi karıştırırken.
Bir kitapçının vitrininde “Yaşayan En Büyük 10 Şair”le karşılaşınca, çok merak ettim, içeri girip “O şairler kim acaba?” diye karıştırdım kitabı. Siz de “1000 Temel Eser”i görmüş olmalısınız. Bu fazla gelmiş olabilir, buyurun “100 Temel Eser”i, işte burada!
Bu “kitap ve yazar listesi çıkaran” kitaplar sizin de dikkatinizi çekmiştir sanırım.
Ölmeden Okumanız Gereken 1001 Roman
Liste yapma sadece bize özgü de değil. Dünyanın her köşesinden böyle listeler fışkırıyor, neredeyse her gün.
Son zamanlarda yurt dışında, bir yayınevinden çıkan böyle kitaplar var dikkat çeken: Dr.Peter Boxal'ın kaleme aldığı “1001 Books You Must Read Before You Die: A Comprehensive Reference Source, Chroniclig the History of the Novel.” Daha çevirilmediği için Türkçe adını da vereyim burada: “Ölmeden Okumanız Gereken 1001 Kitap: Roman Tarihini Sıralayan Kapsamlı Bilgi Kaynağı.”
Bu henüz Türkçeye çevrilmemiş İngilizce kitabı dayanamayıp aldım sevgili okuyucularım. Günlerdir elimin altında.
Listede kim var kim yok
Bu “1001 Kitap”ın tanıtıldığı kitabın sayfalarında, her bir kitabın künyesine yer veriliyor: Özgün adı, yazarı. İlk yayınlandığı yıl.. Baskı tarihleri ve yayınevleri listesi. Ayrıca kitap kısaca tanıtılıyor ve önemi de vurgulanıyor. Yazara değil de kitaba önem verildiği için yazarı hakkında bilgi çok sınırlı bırakılıyor.
“Ölmeden Okumanız Gereken 1001 Kitap: Roman Tarihini Sıralayan Kapsamlı Bilgi Kaynağı.”nda tanıtılan bu İngilizce kitap, eski Yunan’dan başlıyor (burada henüz hani roman tarihiydi demeyin lütfen! ) ve 2005’e dek uzanıyor.
Ağırlık “Batı” edebiyatında. İçinde çok sınırlı sayıda uzakdoğu edebiyatlarından kitap (Çinliler ile Japonlar’a bir göz kırpma) var.
Yakın ve orta doğudan ise çok daha az alınan kitap sayısı. Elbette hemen bizim yazarlarımızın kitapları girmiş mi diye baktım.. Ne yazık ki Semra Özdamar adına rastladım sadece. O da zaten Almanya’da, Almanca yazdığı ve Almanca yayınlanmış kitabıyla, yani bir Alman yazarı olarak girmiş kitaba.
Kitabın sorunları
İşte bu noktadan sonra kitabı incelemeden ve “ne var, ne yok” diye sormadan edemedim ve kitap benim için başlı başına bir sorun haline geldi ve kısa, çok küçük bir inceleme yaptım diyebilirim, zaman zaman elime alıp karıştırdığım için.
Görünen şu: İlginçtir, kitabın üçte ikisi 20. yüzyıla ayrılmış ve bu bölüm daha önceki bölümlerde az çok tutturulmuş dengeyi iyice altüst ediyor. Kitap İngiltere’de yayımlandığı için, İngiliz okuruna ve dolayısıyla İngilizce yazılmış kitaplara ayrıcalık tanıyor. (Burada tek tek kitapları ve yazarları saymak istemiyorum.)
Kitapta başka gariplikler de var.. Kitabın adına dönecek olursak: “Ölmeden Okumanız Gereken 1001 Kitap: Roman Tarihini Sıralayan Kapsamlı Bilgi Kaynağı.” Orada bir “roman” kelimesi var, gördüğünüz gibi..
Eee, o zaman Sartre’ın “L’Etre et le Neant”ının (Varlık ve Hiçlik) ne işi var orada diye sormadan edemiyorum! Ayrıca Camus’nün “Başkaldıran İnsanı”nın işi ne orada? Peki, bunlar varsa, felsefe kitaplarını da roman sayacaksak, niçin adamım Heidegger’in “Sein und Zeit”ı yok?
Koskoca İslam edebiyatı yok sayılıyor, sevgili okurlarım. Ne İran ve Arap edebiyatlarına ve romanına yer veriliyor, ne de Türk edebiyatına ve romanına.
Antolojiler gibi, bu tür kitaplarda da o niye var, bu niye yoka fazla girmemek gerektiğini biliyorum. Hani şu başlıktaki “tarih” kelimesi de olmasa hiç girmezdim..
Her milletin 1001 kitabı farklıdır
Burada bir gerçeği belirtmekte fayda var: “Ölmeden Okumanız Gereken 1001 Kitap” meselesi elbette önemli. Kitaba kaleme dokunmadan yaşayanlara diyeceğim bir şey yok kuşkusuz. Ama insan oluşunu önemseyen, hayatın değerini ve anlamını gözeten insanlar hangi yazarları tanıyorlar, hangi konuda kaç kitap okumuşlar, bir bakmalılar. Kitap (okuduklarıyla ve okumadıklarıyla) sürekli gündemlerinde olmalı, düşünerek yaşayanların.. “Ömrüme kaç kitap sığdırabiliyorum?” diye sormalı insan ve daha çok kitap okuma konusunda bir çaba gösterilmeli değil mi?.
Bu noktada şu gerçeğe de vurgu yapmak gerekir elbette: Her milletin, her kültürün 1001 kitabı farklıdır kuşkusuz. Bizde ne zaman yazılacak dersiniz “Roman Tarihini Sıralayan Kapsamlı Bilgi Kaynağı.” isminde bir kitap?
Türkçe yazılmış romanlardan kaç tanesi dünya edebiyat tarihinde kendine bir yer edinebilir ki?
Edebiyat birikimimiz üzerine ne kadar çalışma yapılsa azdır, diyelim son söz olarak.