Cem Sultan'ın çarpıtılmış maceraları
Şehzade Cem olayı Osmanlı tarihindeki en trajik olaylardan biridir. Ancak son zamanlarda Cem Sultanın hayatını anlatan ve Avrupa listelerinde zirvede olan bir kitap bu trajik olayı olabildiğince saptırıyor:
ABONE OLSon zamanlarda Cem Sultanın hayatını anlatan Jem Sultan: The Adventures of a Captive Turkish Prince in Renaissance Europe Cem Sultan: Rönesans Avrupasında Esir bir Türk Prensinin Maceraları- adlı kitap Avrupa kitap listelerinde üst sıralarda. Yazar John Freely'nin 342 sayfaya sığdırdığı Şehzade Cemin trajik yaşam hikayesi doğu batı tartışmalarının yapıldığı günümüz politika gündemini tutturmuşa benziyor ama eksik ve basit bir dille yazılmış hikaye, okuyucuya okul kitaplarında bulunacak olandan fazla bilgi vermekten yoksun.
Şehzade Cem olayı Osmanlı tarihindeki en trajik olaylardan biridir
Belki de tarih derslerinden aklımızda kalanların başında gelir. Bir benzer trajik olayda Timur ile kafese kapattığı Şehzade Yıldırım Beyazıt arasında yaşanmış
Cem, Avrupaya kaçarak düşman elinde esir olurken, Yıldırım Beyazıdın ömrünün son 12 yılı kafeste geçmiş
Osmanlı tarihindeki en insafsız kanunlardan biri olan kardeş katlinin meşruluğu sonucu Şehzade Cem, kısa ve acıklı bir yaşam sürmüş.
Asil tavırları ve romantik yanıyla Rönesans döneminde Avrupa'da büyük ilgi gören Cem Sultan, Fransa'da yarı tutsak, yarı evcil bir hayvan gibi yaşadı
Çıkar uğruna gözaltında tutulup kollanırken, Avrupa ile Osmanlı arasındaki pazarlıkta araç olarak kullanıldı
John Freelynin kitabında Cem Sultan, hayatını ruhsal olarak endişe içinde, tedirgin geçiren bir rehine ve diplomatik bir maşa, sosyal olarak ise egzotik ve ilgi çeken bir şöhret olarak tarif ediliyor
Bunda bir eksik yok ama yazar ortaokul kitaplarında rastlayacağımızdan daha fazla bilgiyi vermediği kitabıyla sansasyonel bir kimliği gündeme getirmekten öte gitmiyor.
Kitabı bunca ünlü yapan Cem Sultanın hikayesi şöyle; Cem Sultan, 15inci yüzyılda İstanbulu fethederek tarihe Muhteşem Türk adıyla damga vuran, Fatih Sultan Mehmet ve Çiçek Hatunun küçük oğlu
Fatih Sultan Mehmetin Avrupada Rodos, Venedik, Moldovya, Arnavutluk ve Macaristan boyunca ilerleyerek süren başarılı seferleri Hıristiyan dünyasını korkuturken, yaşlandığı için ardından başa kimin geçeceği Osmanlı kadar Avrupa için de ilgi konusudur.,, Fatih, umulmadık bir şekilde mide ağrısından öldüğünde Cem, 22 yaşındadır
Fatihin ölümü üzerine Romada büyük kutlamalar yapılır ve sevinçten kilise çanları üç gün boyunca çalınır
.
Fatih, yerine Şehzade Cemin padişah olmasını ister ve bu nedenle Cemi 8 yaşında Anadoluya valilik yaparak devlet yönetimini öğrenmeye gönderir. Fatih Sultan Mehmetin gözdesi olan Cemin, babasının ölümünden sonra başa geçmesi beklenirken, Mehmetin diğer oğlu, afyon tiryakiliğiyle bilinen sofu Beyazıd, Yeniçeri isyanını fırsat bilerek bir takım ayak oyunları ve entrikalarla tahtı ağabeyinden kapar
Cemin tahta geçmekte yavaş hareket ettiği ve Cemin yerine Beyazıdı isteyenler tarafından engel olunduğu ileri sürülür.
Cem ve onun Şii Müslüman taraftarları, Beyazıdın sünni Müslüman yandaşlarınca yenilgiye uğratılır. Cem ülkeyi Beyazıdla aralarında ikiye bölmeyi teklif eder fakat kabul olunmaz ve IIinci Beyazıd başa geçer.
Fatihin imparatorluk kanunundaki madde derki; Oğullarımdan hangisi tahtı miras alırsa, diğer kardeşini ortadan kaldırma hakkına sahiptir.
Bu kanunun verdiği yetkiyle bir kazaya kurban gitmemek için İstanbuldan kaçan Cem Sultan, babasından kendisine geçmesi beklenen taca sahip olma mücadelesini dışarıdan vermeye karar verir
Önce Mısıra gider, ardından çaresizlik içinde Rodos Şövalyelerine sığınır. Şövalyeler iki yıl önce büyük kalelerini taş yığınına çeviren Fatihin oğlunun misafirliğinden memnun olurlar
Cem, 1481 yılında Rodos Şövalyeleri tarafından misafir olarak alıkonulmuşsa da şövalyelerin candan bir ev sahibi olmadıkları sonradan anlaşılır, çünkü Sultan Beyazıd, kardeşi Cemi kilitli tutmaları karşılığında şövalyeleri maaşa bağlamıştır
Şövalyeler Cemi Fransa kralına verirler. Ardından Papa da bir süre Ceme ev sahipliği yapar
Şatolar arasında mekan değiştirdiği Fransaya transfer edildikten sonra Cem Sultan, romantik görünüşü ve prenslere özgü tavırlarıyla onu tutsak edenleri kendine hayran bırakır
Diğer tutuklularla ve onu tutuklayanlarla arkadaş olur, hatta genç kızlarını baştan çıkarır. Cemle ilgili romantik hikayeler Fransa'da hala bilinmektedir.
Cem, onu tutsak edenler için önemli bir rehineydi
Ceme sahip olmak Ortadoğu ile Avrupa arasında ateşli tartışmalara sebep olmuştur. Mısır' da Memluk Sultanı, Avusturya da Arşidük Maximilian, Venedik senatosu, Macar Kralı Cemi kaçırmayı, alıp, satmayı veya esir almayı arzuladılar. Beyazıd Avrupa seferlerine Cemin esir tutulması karşılığında çıkmadı
Papa ve Fransa Kralı Cemi Haçlı savaşlarında Müslümanlara karşı kukla olarak kullanmayı planladılar.
Bu sırada Beyazıd da boş durmadı. Cemi esir alanlara bırakmamaları için büyük miktarda rüşvet teklif etti, İsanın işkence gördüğü mızrak, Baptist John'un eli gibi büyüleyici hediyeler göndererek onları iknaya çalıştı
Türk ajanlar Cemin esir tutulduğu şatoya suikast düzenlediler. Hatta papanın elinde olduğu dönemde su kaynağına zehir koydular
Bu haberlerin o sırada yeni doğmuş oğlu infaz edilmiş olan Fransa'daki Cemin kulağına gittiğinde acımasız ve sert bir dille yazdığı şiir de şöyle der Şehzade Cem; Oğlumuz Oğuzhanın şehit olduğunu duyduk / Ve Cem Frengistan'da ıstırap doldu. / Oğuzhan'ımın saçının bir telini bile değişmezdim. / Osmanlı'nın ve Karunun bütün hazinelerine.
Cem, kaçma girişiminde bulunduysa da başarılı olamamış ve içinde bulunduğu aşağılık duruma lanet eden isyankar şiirler yazmaya devam etmiştir
. Cemin ana toprağını tekrar fethetme hayalleri yavaş yavaş söner ve umut yerini depresyona bırakır... Cem, kafirlerin Müslümanlar'ın üzerine yürümek için kendisini bir vesile olarak kullanmadan bir an önce canını alması için Tanrı'ya yalvarır. Cemin bu dileği, 35 yaşında aniden ölmesiyle gerçekleşir. Cem, hem Fransa hem de anavatanında sultan olamamasına rağmen çektiği ıstaraba acımayla karışık çekici ve gösterişli şehzade olarak sevgi ve saygıyla anılıyor
John Freelynin kitabı bizim bildiğimiz kulaktan kulağa gelen orta dereceli okul kitaplarında rastlanan bilgilerin ötesine gitmiyor. Dar alanda kısa bir hikaye olarak anlatılan Cem Sultanın biyografisi yazar için dünyanın Müslüman- Hıristiyan dengelerinin gergin olduğu dönem itibarıyla ilgi görüyor
Bardaktaki şarabı, Bu da Cemin hakkı! diyerek tortusunu yere dökerek bitirmenin bazı Türkler arsında hala bir gelenek olduğunu söylediği bölüme ben gerçek hayatta hiç rastlamadım. Bu geleneği bilen var mı merak ediyorum.
Perihan KORKMAZ