Genç kahramanların ikinci Narnia çıkarması
Narnia Günlükleri son bir kaç haftadır ardarda, gözlerde ve gönüllerde iz bırakmayan sabun köpüğü tarzı filmlerle dolup taşan sinema salonlarına ailecek yeniden dönüş için hoş bir vesile olabilir.
ABONE OLAli Murat Güven'in eleştirisi
İngiliz yazar Clive Staples Lewis'in popüler çocuk romanları dizisi Narnia Günlüklerinden beyazperdeye yapılan ikinci uyarlama olan Prens Kaspiyan, 2005 tarihli ilk bölümün de yönetmenliğini üstlenen Yeni Zelandalı Andrew Adamson'un mahir ellerinde, yalnızca çocuk ve gençlere değil her yaştan izleyiciye hoşça vakit geçirtecek türden gösterişli bir kahramanlık fantezisine dönüşüyor.
NARNIA GÜNLÜKLERİ: PRENS KASPİYAN
(The Chronicles of Narnia: Prince Caspian)
ABD-İngiltere Ortak Yapımı, 2008
Yönetmen: Andrew Adamson
Senaryo: (C.S. Lewis'in romanından uyarlamayla) Andrew Adamson, Christopher Markus, Stephen McFeely
Görüntü: Karl Walter Lindenlaub
Müzik: Harry Gregson-Williams
Kurgu: Josh Campbell, Sim Evan-Jones
Süre: 144 dakika
Oyuncular: Ben Barnes, Georgie Henley, Skandar Keynes, William Moseley, Anna Popplewell, Sergio Castellitto
İthalatçı şirket: UIP
Dağıtıcı Şirket: UIP
İçerik uyarıları: Her ne kadar kansız görüntülerden oluşuyor olsa da içeriğindeki bir kaç savaş bölümü nedeniyle 10 yaşından daha küçük çocuklara ve bu tür sahnelere duyarlı olanlara tavsiye edilmemektedir. Anılan bölümlerin dışında, aynen serinin önceki filminde olduğu gibi cinsellik-çıplaklık ve argo yönünden rahatsız edici herhangi bir görüntü ya da diyalog içermemektedir. Ailece izlenebilir.
* * *
İkinci Dünya Savaşı dönemi İngiltere'sinde yaşayan Peter, Susan, Edmund ve Lucy Pevensie kardeşler, daha önce de ziyaret edip olağanüstü serüvenler yaşadıkları Narnia ülkesine bu defa bir elbise dolabının içerisinden değil, Londra'daki Trafalgar Meydanı yakınlarında bulunan bir metro istasyonundan geçiş yaparlar. Dizinin ilk bölümü Aslan, Cadı ve Dolapta anlatılan olaylardan yaklaşık bir yıl sonra Narnia'ya geri dönen kahramanlarımız, daha önceki serüvende prens ve prenses ilân edildikleri bu gizemli topraklarda Narnia ölçülerine göre 1300 yıldan fazla bir zaman geçmiş olduğunu fark edeceklerdir. Onların yokluğunda Narnia'nın altın çağı sona ermiş ve bu çağ artık efsanevî bir dönem olarak anılmaya başlanmıştır. Bu arada, ülkenin o birbirinden ilginç masalsı yaratıkları ve konuşan hayvanlarından da geriye ancak bir avuç kaldığını görürler. Narnia'nın artık her yerinde acımasız Lord Miraz'ın liderliği altındaki Telmarinler adlı yeni bir insan ırkı yaşamaktadır. Ülkenin kudretli ve ihtişamlı kralı Aslan ise yüzlerce yıldır ortalıkta hiç gözükmemiştir.
Pevensie kardeşleri Narnia'ya geri çağıran kişi, ülkenin yeni insan ırkı Telmarinler'in tahtının genç varisi konumundaki Prens Kaspiyan'dır. Prens'in şeytanî ruhlu amcası Miraz'a karşı mücadelesinde dört kardeşin de desteğine ihtiyacı vardır.
Kahraman ruhlu fakat huysuz bir cüce olan Trumpkin, cesur yürekli konuşan fare Reepicheep ve güvenilmez kara cüce Nikabrik'in yardımını alan Pevensie kardeşler, Narnia ülkesini eski muhteşem günlerine geri döndürebilmek için yeniden büyük bir serüvene atılacaklardır.
Dizinin ilk üç uyarlaması Adamson'a emanet
Öte yandan, kendi adıma şunu hiç tereddüt etmeksizin belirtmeliyim ki, Narnianın büyüleyici dünyasına girmeden önce 2001 ve 2004'de ilk iki Shreki yönetmiş bulunan Adamson'un sinema dilini ben de son derece keyifli ve sarıp sarmalayıcı buluyorum.
2006 yılının başlarında, basın gösterimine tamamen bir görev duygusu içinde ve (sıradan bir çocuk filmi izleyeceğim zannıyla) üfleye püfleye gittiğim ilk Narnia Günlüğü, sempatik oyunculuklarından dudak uçuklatıcı görsel efektlerine, roman temelli bir öykünün senaryolaştırılmasındaki yüksek ustalıktan kesintsiz coşku veren klas müziklerine kadar beni hemen her yönüyle şaşırtmış ve sonrasında da ilk filmin tiryakisi olan iki küçük kızımla birlikte- bu öyküyü DVD'den belki 15-20 kez daha izlemek zorunda kalmıştım.
Bükemediğin bileği öpmek de bir erdemdir!
Ki bu da aslında cevabını içten içe çok iyi bildiğimiz acı veren bir soru
Narnia Günlükleri gibi bir diziyi kaleme alabilmek ve onu rahatça okuyup anlayabilmek için, hayâl kurmanın hem desteklendiği hem de farklı farklı kaynaklardan sürekli beslendiği, hayâl gücü son derece yüksek bir toplumun mensubu olmak gerekiyor. Bu yöndeki yetenekleri bastırılmış ya da bütünüyle imha edilmiş bir toplumdan, ne edebiyat ne de sinema alanında böylesine yüksek uçuşlar beklemek ise ancak safdillik olabilir.
3000 yıllık Dede Korkut Öykülerinin üzerine neredeyse yeni tek tuğla dahi koyamamış bir ülkenin çocuğu olarak, itiraf edeyim yalnızca Narnianın yazarını değil, aynı zamanda Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisini bu dünyaya kazandıran insanları da için için kıskanıyorum. Çünkü,. yazdıkları romanlar Britanya'daki bir evden havalanıp, çocuklarımın binlerce kilometre ötedeki masalarına kadar gelip konuyor ve onlara (benim vermeye çalıştığım farklı bir eğitimi de çatır çatır ezip geçerek) kendisini tekrar tekrar okutuyorsa, o satırları yazan elleri sıkıp tebrik etmekten başka bir seçeneğim kalmıyor demektir.
Hazar Prensi, ilk uyarlamayı izleyip beğeniyle karşılanan çocuk ve gençlerin, Narnia ülkesinin sürprizlerle dolu evrenine biraz daha derinlemesine girmelerini sağlayacak son derece başarılı bir devam filmi. Bu öyküyü vaktiyle roman olarak beğenmiş olanların genel kanaati de sinemasal uyarlamanın son derece başarılı bir biçimde ilerlediği yönünde
Son bir kaç haftadır ardarda, gözlerde ve gönüllerde iz bırakmayan sabun köpüğü tarzı filmlerle dolup taşan sinema salonlarına ailecek yeniden dönüş için hoş bir vesile olabilir.
(Yeni Şafak)