Kösem Sultan, melek miydi şeytan mı?

Dünyanın Muhteşem Süleyman dediği Kanuni'nin aşk hayatı hayli fırtınalıydı. Gönül verdiği kadınlar ve onların vesilesiyle verilen idam fermanları Osmanlı tarihinin hâlâ en çok tartışılan netameli konularından...

ABONE OL
GİRİŞ 12.10.2010 15:12 GÜNCELLEME 12.10.2010 15:12 KÜLTÜR
Kösem Sultan, melek miydi şeytan mı?

Sinema severler hafta sonu gösterime girmesi beklenen Mahpeyker filminde, Türk tarihinin en karizmatik padişah eşlerinden Kösem Sultan'ın usta yazar ve tarih araştırmacısı Avni Özgürel'in senaryosuyla beyaz perdeye nasıl yansıdığını görecekler. Filmin içeriğinden çok harem sahneleri magazin medyasında yer aldığı için tarihe nasıl bakıldığına dair elimizde henüz yeterli veri olmadığı için şimdilik bu konuyu es geçmeye mecburuz...

Filmin vizyona gireceği ayda yayınlanan bir tarih dergisi. "Kösem Sultan bir melek mi, şeytan mı?" inelemes,ne yer verdi.

ERKEK TARİHÇİLERİN KURBANI MI?

Bu ay bayilerde satılmakta olan NTV tarih dergisinde yer alan Necdet Sakaoğlu imzalı habere göre "Kösem Sultan'a iade-i itibar gerekiyor. Sakaoğlu, yazısında "Elinin hamuruyla erkek işine karıştığı, entrikalar çevirdiği suçlaması, Kösem Mahpeyker Sultan'ın peşini hiç bırakmadı. Bu bakış, tarih ders kitaplarına da "servet düşkünü, muhteris, oğluna acımayan Kösem" yargısıyla yansıdı. Oysa, ona hakkını teslim eden nadir yazarlardan Ayvansarayî, "devletin dayanağıydı" diyor" diyerek "Erkek tarihçiler Osmanlı tarihinin en güçlü kadınını nasıl kurban etti?" sorusuna yanıt arıyor.

NTV Tarih dergisi bu ay biri Osmanlıca diğeri Türkçe iki ayrı kapakla yayınlandı ve 1928 Harf İnkilabı ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ne kazanıp, ne kaybettiğini sorgulayan bir dosyaya imza attı.

Derginin Hürrem Sultan'la ilgili bu habere konu olan metni de hayli ilginç...

www.ntvtarih.com.tr

"Kösem Mahpeyker Sultanı nasıl biliriz?" sorusunu soran Necdet Sakaoğlu, hemen akabinde "Valide sultanların altıncısı olan Kösem Mahpeyker'in, kimliğini ve tarihteki yerini doğru belirlemek için, önce altmış yıllık yaşamında (1590?-1651) Osmanlı tahtından gelip geçen sekiz padişahın ruh sağlıklarına ilişkin tanıları hatırlamalı diyerek şu maddelere yer veriyor:

"* 49 yaşında ölen III. Murad (saltanatı 1574 1595) kadın düşkünü, melankolikti.
* 37 yaşında ölen oğlu III. Mehmed (1595-1603) aşın kuruntulu ve acımasızdı. Tahta çıktığı gün 19 kardeşini huzurunda boğdurtmuş, saltanatının sonunda kendi oğlu Mahmud'un boynuna da cellât kemendi artırmıştı.
* Mehmed'in diğer iki oğlundan, 27 yaşında ölen -Kösem'in kocası- I. Ahmed (1603-1617) de acımasız ve mutaassıptı.
* Diğeri, -Kösem'in kayınbiraderi- I. Mustafa'nın (1617-18 / 1622-23) delilik derecesinde psikolojik sorunları vardı. İki kez çıkartıldığı kısa ve gülünç padişahlık rolünden sonra kapatıldığı harem odasında 1639da öldü veya öldürüldü.
* Ahmed'in oğlu -Kösem'in üvey oğlu- 18 yaşında öldürülen II. Osman (1618-1622) atak ve acımasız bir çocuktu. Ayaklanan Yeniçeriler Yedikule'de hayalarını sıkıp, kulağını kesip boğdular.
* Ahmed'le Kösem'in iki oğlundan büyüğü 29 yaşında ölen IV. Murad (1623-1640) sadist ve alkolikti; istanbul'da ve bütün ülkede on yıl boyunca ölüm estirdi.
* Diğeri, 33 yaşında boğulan ibrahim (1640-1648) saralı ve şehvet tutkunuydu.
* Kösem'in torunu IV. Mehmed (1648-1687), avcı olacaktı"

"KÖSEM O YAPININ DAYANAĞIYDI"

Sakaoğlu bu bilgilerin ardından, "Bunlar, Kösem'in çağdaşı, eşi, kayınpederi, kayınbiraderi, üvey oğlu, oğulları, torunu idiler. Kısa saltanatlarındaki buhranlar, yönetsel ve ekonomik çöküntüler, kıyımlar ve  olsuzluklarsa dönemlerinde yazılmış tarihlerde ayan ve beyandır. Mahpeyker, yukarıda sıralanan sekiz padişahtan III. Murad'ı ve III. Mehmed'i tanımadı. I. Ahmed'e 10 yıldan fazla hasekilik etti. İzleyen dört padişahın, 1617-1648 arasındaki toplam 31 yıllık saltanatını başlatıp bitiren 4 cülusa, 3 hale, biri üvey diğeri öz, 2 oğlunun öldürülüşüne tanık oldu veya karar verdi. Çocuk, deli, acımasız, kadın düşkünü padişahlara, yetersiz kadrolara; Girit'te savaş, Bosna'da karışıklık, Arabistan'da ayaklanma, İstanbul'da asker, esnaf, medreseli eylemleri, Kadızadeliler-Sivasîler çekişmesi, ekonomik buhran, Anadolu'da yol kesme kervan vurma olaylarına karşın, devleti ayakta tutan, hanedanın sönmesini önleyen bir görünmez yapı herhalde vardı. Ayvansarayî'nin tanımlamasıyla, Kösem'i o yapının dayanağı olarak görmek gerekiyor" ifadesine yer veriyor.

"Herkesin rüşvet aldığı bir devirde, o da muazzam bir servet edinmiş, ama imparatorluğun dört tarafında camiler, kervansaraylar, köprüler, çeşmeler, mektepler yaptırmıştı" diyor NTV tarih dergisinin ilgili makalesi....

KAYNAK : Haber7