MİT'in objektifinden Necip Fazıl
Necip Fazıl Kısakürek'in doğumunun 100. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen sergi için Milli İstihbarat Teşkilatı arşivinden resim alınması tartışmalara yol açtı.
ABONE OLMehmet Kısakürek: Babam, takip edildiğini biliyordu
Necip Fazıl Kısakürek'in doğumunun 100. yılı etkinlikleri kapsamında, geçtiğimiz akşam Ankara Devlet Resim Heykel Müzesi'nde açılan 'Necip Fazıl' sergisindeki fotoğrafların Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) arşivinden alınması, edebiyat dünyasında yeni bir tartışma başlattı.
Şairin ailesi ve dostları, Necip Fazıl gibi yazar ve düşünürlerin ‘devlet' tarafından takip edilmesine tepki gösterdi. Babasının ömrü boyunca MİT tarafından takip edildiğini bildiğini söyleyen Mehmet Kısakürek, 'Hatta babam, zaman zaman konferanslarında istihbarat görevlilerine, ‘Mühim bir şey söylüyorum, lütfen dikkatle dinleyin ve not alın.' şeklinde çağrıda bulunurdu.' dedi. Bu gerçeğin resmi bir ağızdan Necip Fazıl'ın doğumunun 100. yılında açıklanmasını ‘ilginç' bir tesadüf olarak değerlendiren Kısakürek, MİT'teki fotoğrafları görünce ‘Zamanında iyi ki çekmişler' demedim; ancak ‘Bunlar niye bizde yok' diye hayıflandım.' şeklinde konuştu. Mehmet Kısakürek, sergide yer alan fotoğrafların bir kopyasının kendilerine verilmesi için MİT'e başvuracağını açıkladı.
93 yaşındaki yazar Cemal Kutay da ‘yakın dostum ve değerli insan' dediği Necip Fazıl'ın MİT tarafından takip edildiğini hem kendisinin hem de şairin bildiğini söyledi. 'Necip Fazıl'ın temsil ettiği düşünceler kesinlikle bu memlekete tehlike oluşturmuyordu, hatta o, memleketin daha iyi yerlere gelmesi için çözüm önerileri üretiyordu. Biraz muhalifti o kadar.' diyen Kutay, kendisinin de bir zamanlar takip edildiğini, verdiği şu örnekle anlattı: 'Beni takip ettikleri için biliyorum, boşa mesai harcadı MİT. Hatta beni dört ay takip eden bir insan, bana geldi şunları söyledi: ‘Efendim, sizi takibe memur edildim. Ama yaptıklarınızı gördüm, konuştuklarınızı duydum ve neden sizi takip ediyorlar anlamadım.' Ben de güldüm tabii.' MİT'in arşivinden alınan Necip Fazıl fotoğraflarının sergilenmesinden hareketle, 'Madem MİT takip ettiklerinin fotoğraflarını şimdi veriyor, ben de fotolarımı istiyorum.' diyen Kutay, yazar ve düşünürleri takip etmenin boş bir iş olduğunu MİT'in anlamış olmasına sevindiğini belirtti.
MİT'in ‘üstad'ı takip etmesini yazar Mustafa Miyasoğlu da şaşırtıcı bulmuyor. Sultan II. Abdülhamid döneminden beri, yazar ve düşünürlerin takip edildiğinden yakınan Miyasoğlu, fişleme ve takip olayının İsmet İnönü döneminde zirveye ulaştığını söylüyor: 'Öyle ki bu dönemde Bediüzzaman Said Nursi, Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Aziz Nesin, Sabahattin Ali, Nihal Atsız gibi yazar ve şairler gittikleri her yerde adım adım izlendi. Tehdit unsuru olmayan insanlar, takip edilmek şöyle dursun, mahkum edildi. Benim MİT'ten bir isteğim var: Şimdiye kadar takip ettikleri yazar ve düşünürlerin fotoğraflarını kamuoyuyla paylaşsın. Hatta sadece fotoğrafları değil, onlar hakkında tuttukları dosyaları da açıklasınlar.'
MİT’in objektifinden Üstad
Ankara Devlet Resim Heykel Müzesi'nde açılan sergide, Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu, bir zamanlar Necip Fazıl gibi aydınlarını MİT'e takip ettiren Türkiye'nin, artık değerlerine sahip çıkmayı öğrendiğini söylemişti. Mumcu, söz konusu fotoğraflarla ilgili olarak, 'Bu fotoğrafları tahmin edin nereden temin ettik? MİT'ten. MİT arşivinden alınmış fotoğraflar var. Bu, Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin çok çarpıcı bir örneğidir. Bir zamanlar Türkiye, aydınlarını MİT aracılığıyla takip ettirirdi. Sadece Necip Fazıl'ı değil, pek çok aydını. Bunların bir kısmı mahkemeye çıktı, yargılandı. Şimdi ise doğum yıldönümleri düzenliyoruz. O günler, çok şükür geride kaldı." demişti.
ZAMAN