İnançer: Namaz, adamı çukur olmaktan kurtarır

Ömer Tuğrul İnançer, İslamiyet’in evde seccadeye sokakta da cami duvarına sıkıştırılacak kurum olmadığını söyledi.

ABONE OL
GİRİŞ 24.12.2014 14:37 GÜNCELLEME 24.12.2014 14:37 Kültürel Etkinlikler
İnançer: Namaz, adamı çukur olmaktan kurtarır

Hazreti Mevlana, vefatının 741. Yılında “Hz. Mevlana Kalbe Düşünce” adlı programla anıldı.  Programa katılan televizyon programcısı Serdar Tuncer, Mesnevi’den örnekler okudu ve şiirler seslendirdi. Tuğrul İnançer, Allah’ın (c.c) batıl hiçbir şey yaratmadığını belirterek, “İçkiyi de içmeyerek kullanacağız.” dedi. Televizyon programcısı Serdar Tuncer ise Hz. Mevlana’nın günaha düşman olduğunu vurgulayarak, “O hastaya değil, ura düşmandı. ” dedi.

Ömer Tuğrul İnançer de Mevlana’nın günümüze kadar ulaşan ilmi etkisini ve örnek davranışlarını anlattı.

Bağcılar Belediyesi Kültür Merkezi’nde düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, Mevlana’nın, ‘mezarımız ariflerin gönüllerindedir’ sözünü hatırlatarak, bazı insanların hayatları boyunca bir şey yapamadıklarını ancak bazı insanların ise yüzyıllar geçse de hala izlerini devam ettirdiklerini ifade etti. Çağırıcı şöyle konuştu: “Onlar bizim değerlerimizdir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi değerlerimizle buluşturmalıyız.” dedi.  Mevlana’nın, yaşadığı dönemde kişiliği, eserleri ve manevi zenginliğiyle herkesi etkilediğini kaydeden Çağırıcı, “Onun, ‘bir neslin geleceğini bir önceki nesil hazırlar’ sözünü şiar edindik.” diye konuştu.

"MEVLANA GÜNAHKARA DEĞİL, GÜNAHA DÜŞMANDI"

Programa Hazreti Mevlana’nın toplum üzerinde etki bırakan şiirlerini ve sözlerini hatırlatarak başlayan Serdar Tuncer ise Mevlana’nın Şemsi Tebrizi’ye yazdığı, ‘Bu ayrılık’ ardından da “Hatırlama” ve “Bugün Ahmet Benim” adlı şiirini okudu. Mevlana’ya filozof ve hümanist demenin yanlış olacağını kaydeden Tuncer, “O, ömrüm oldukça Kur’an-ı Kerim’in kölesi Hazreti Muhammed’in (s.a.v) ayağının tozuyum, demiştir.” dedi. Mevlana’nın günaha düşman olduğunu da belirten Tuncer, “Günahkara değil, günaha düşmandı, hastaya değil, ura düşmandı. ” dedi.

Ömer Tuğrul İnançer de Peygamber Efendimiz’in (s.a.v),  ‘Müslümanın basiretinden korkunuz.’ sözünü hatırlatarak görmenin sonunda hüküm vermek ve ona uygun davranmakla alakalı olduğunu söyledi.

Hz. Mevlana’nın eserlerinin orijinal haliyle zamanımıza ulaştığını belirten İnançer, buna rağmen yanlış hükümler verildiğini anlattı. İnançer, şunları söyledi: “Ezber bilgilerimizi değil, bize öğretilenleri kaldırıp atacağız. Onlar her zaman doğru değildir. Siyasetin ve ortamın şartları gereği olanlar öğretiliyor. Gerçekleri kendimiz gayret ederek öğrenebiliriz. Mevlana’nın, zahiri hayatını ardından eserlerini öğrenmeliyiz.”

Tarikat konusunu bilmeden Mevleviliği bilmenin mümkün olmayacağını anlatan İnançer, İslamiyet’in evde seccadeye sokakta da cami duvarına sıkıştırılacak kurum olmadığını söyledi. İbadet ritüellerini yerine getirenlerin Müslümanlığın zeminini teşkil ettiklerini kaydeden İnançer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yükselme ibadetlerin ardından ahlaki Muhammedi’nin yerine getirilmesiyle olur. Namaz, adamı çukur olmaktan kurtarır ancak yükseklik kazandırmaz. O ahlaki Muhammediye ile olur. Efendimizi taklit ettiğimizi zannetmekten vazgeçmeliyiz.“

Ahirette Allah’ın, insanlara düşüncelerini sormayacağını savunan İnançer, bilginin sadece nefsi okşadığını önemli olanın bilgiyi yerine getirmek olduğunu belirtti. İnançer, Allah (c.c), bize ‘ne düşünüyorsun, ne biliyorsun, diye sormayacak. Zerre kadar olsa da yaptıklarımızdan soracak.” dedi.

Güzelliklerin sirayet edici olduğunu da kaydeden İnançer, Salih insanlarla oturup kalkmak gerektiğini söyledi. Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (s.a.v), lakap takmadığını da anlatan İnançer, birisinin eksikliğiyle alay etmenin dinen yasak olduğunu kaydetti. Karşıdaki kişiyi memnun edecek lakap takılabileceğini belirten İnançer, Ebubekir’in adının deve yavrusu babası olduğunu söyledi. Bekir’in yeni doğmuş deve yavrusu anlamına geldiğini anlatan İnançer, “Ebubekir o kadar merhametli ki Efendimiz o lakabı veriyor. Ebu Hureyre’nin ismi de kedi babası anlamına gelmektedir. Ayşe Validemizin lakabı da Humeyra idi. O da ‘pembecik demektir. Cik, sevimli manasına gelmektedir. Bir kişinin noksanlığını, eksikliğini veya kusurunu yüzüne vurmak amacıyla lakap söylenemez.” şeklinde konuştu.  Hz. Mevlana’nın şiirlerinde ‘suskun’ manasına gelen mahlas kullandığını da kaydeden İnançer, şöyle konuştu:

“Onun cenaze merasiminde Hıristiyan ve Yahudilerin de bulunduğunu söylerler. Mevlana onların katılmasıyla yükselmiş olamaz ki, yükselse ancak onlar yükselmiştir. Ama iki papaz ile beş haham cenazeye katıldı diye Hazreti Mevlana’nın değeri mi yükseldi. Bu nasıl aymazlıktır. Kendi değerlerini başkalarının değerleriyle niçin değerlendiriyorlar. Bu nasıl bir kişiliksizliktir. Böyle söyleyince bana kızıyorlar.”

"İÇKİYİ İÇMEYEREK KULLANACAĞIZ"

Allah’ın (c.c), batıl hiçbir şey yaratmadığını da vurgulayan İnançer, “İçkiyi de içmeyerek kullanacağız. İçme, dediği zaman o nimeti doğru kullanmış oluruz. İsraf etmeyiniz. Benlik kötü bir şey değildir, benliğe esir olmak kötüdür. Benliğe esir olmamak için tersini yapmalıyız. Tebliğ lisanla olmaz hal ile olur.”

Programda ayrıca sosyal medya üzerinden programla ilgili memnuniyetlerin belirtildiği bir anket de düzenlendi.