Arınç'ın guru duyduğu tablo: 13 yılda 4 bin eser

Önceki dönemde yılda 1-2 eserin restore edildiğini belirten Bülent Arınç, Ak Parti'nin 13 yılda 4 bin eseri restore ettiğini açıkladı.

ABONE OL
GİRİŞ 13.05.2015 17:09 GÜNCELLEME 14.05.2015 09:31 Kültürel Etkinlikler
Arınç'ın guru duyduğu tablo: 13 yılda 4 bin eser

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ulu Cami Şafiiler bölümünün restorasyonun tamamlanmasının ardından düzenlenen açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Diyarbakır herhangi bir il değildir. Diyarbakır bir kutup yıldızı gibidir. Her devirde her zaman ışıl ışıl parlamış ve insanlık yolunu ona bakarak bulmuştur. Diyarbakır’a biz bu gözle bakıyoruz. Diyarbakır bölünmenin, ayrılıkçılığın, kavganın çatışmanın merkezi değil, inancın, imanın, kardeşliğin, beraberliğin ve güçlü bir Diyarbakır olmanın ismidir” dedi.  

Sur ilçesinde bulunan ve restorasyonu tamamlanan Ulu Cami Şafiiler bölümü açılışına, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Süleyman Hamzaoğulları ile Oya Eronat, Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Dr. Halis Böğürcü, Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, AK Parti Diyarbakır Milletvekili adayları, kamu kurum müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

“DİYARBAKIR KUTUP YILDIZI GİBİDİR”

Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından konuşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak, kendisine bağlı olan kurumda, 13 yıl içerisinde, AK Parti hükümetleri döneminde tam 4 bine yakın eseri restore ettiklerini söyledi. Kendilerinden önceki dönemlerde yılda bir iki eserin restorasyonunun yapılabildiğini belirten Arınç, kendi dönemlerinde yılda 300’e yakın vakıf eserini restore etiklerini ifade etti.

Bugüne kadar 3 katrilyonluk bir harcama yaptıklarını aktaran Arınç, şunları söyledi: “Hamdolsun 70 bine yakın insanı istihdam ettik. Ulu Cami’nin restorasyonunu basit bir inşaat yapmak değildir. İnce işçilikleri var. Her yerinde titiz bir çalışma uygulandı. Aynen ilk günkü özelliklerine onu ayağı kaldırmaya çalıştık. Diyarbakır Müslümanlar tarafından fethedildiğinden bu yana yüzlerce yıl geçti. Diyarbakır halkı Müslümandır, inancına bağlıdır, ibadetine bağlıdır Allah korkusuna sahiptir dürüsttür, namusludur ve ahlaklıdır. Diyarbakır’ın bu kimliğiyle iftihar ediyoruz. Huzur ortamının gelişmesi ile çözüm süreci barış umudu bir gerçeğe dönüştüğünde en kısa zamanda, Haziran seçimlerinden sonra daha güçlü bir biçimde bunun sonuçlandığını, neticeye vardığını göreceksiniz. İnşallah ümit ediyoruz ki hükümetimiz bu seçimde de halkımızın büyük desteğine maruzdur inşallah bizler de yeni hükümet, yeni parlamento ile hem çözüm sürecini, hem vatandaşlarımıza olan hizmet borcumuzu fazlası ile yerine getireceğiz. Diyarbakır buna layıktır. Diyarbakır herhangi bir il değildir. Diyarbakır bir kutup yıldızı gibidir. Her devirde her zaman ışıl ışıl parlamış ve insanlık yolunu ona bakarak bulmuştur. Diyarbakır’a biz bu gözle bakıyoruz. Diyarbakır bölünmenin, ayrılıkçılığın, kavganın çatışmanın merkezi değil, inancın, imanın, kardeşliğin, beraberliğin ve güçlü bir Diyarbakır olmanın ismidir. Biz ona bu gözle bakıyoruz."

“HERKES TANIDIĞI VE BİLDİĞİ ALLAH’INA İBADET EDİYOR. DİNDAR İNSANDAN ZARAR GELMEZ”

Her Müslüman’ın mutlaka Diyarbakır’a gelmeyi, başta Ulu Cami olmak üzere Eğil’i ve bir başka makamları ziyaret etmeyi arzu ettiğini ifade eden Arınç, “İyi bir konaklama iyi bir hizmet sektörü ile Diyarbakır’ın güzel temiz ahlaklı esnafları ile turizm Diyarbakır’ı birkaç defa kalkındıracak bir potansiyele sahiptir. Sadece Müslümanlar için değil Diyarbakır, farklı inanç gruplarının farklı dinlerin de merkezidir. Katolikler, Ortodokslar, Keldani Kilisesi ve diğerleri, onlarda bir inanca mensuplar. Onların da inancına her zaman saygımız var. Akşamki toplantıda Mardin ve Diyarbakır Metropoliti de aramızdaydı, onlar devletlerine hükümetlerine saygılı, bağlı insanlardır, bizlerde hem Süryanilerin, hem Ortodoksların hem de diğer din mensuplarının inançlarını rahatlıkla yerine getirebilmeleri için onların da ibadet yerlerini restore ediyoruz. Herkes tanıdığı ve bildiği Allah’ına ibadet ediyor. Dindar insandan zarar gelmez. Hangi inanca mensup olursa olsun dinin ibadetini yapmak isteyen herkes ibadetinde özgürdür burası Türkiye cumhuriyetidir. Artık deniz kum ve güneş turizmi biraz gölgede kaldı, inanç turizmi arkeolojik turizm biraz daha ön plana çıktı” dedi.

“BİZ DİYARBAKIR’IN EMRİNDEYİZ”

Hz. Süleyman Camisi’nin çevresinin restore edilmemesi ile ilgili de konuşan Arınç, “Orada belediyeye düşen görevlerde var, Hz. Süleyman Cami çevresindeki kokuları, kötülükleri kötü görüntüleri ortadan kaldırması lazım buradaki insanlara zarar vermeden. Biz devlet ve hükümet olarak TOKİ’yi harekete geçirdik. TOKİ orada yeni bir düzenleme yapacak, belediyeye ricada bulunuyor, belediye şu ana kadar olumlu bir cevap vermedi. Hükümet olarak bize şunu yapın desinler biz onu yapmaya hazırız, biz Diyarbakır’ın emrindeyiz, camilerimizin külliyelerimizin hizmetindeyiz” diye konuştu.
  Daha sonra konuşan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ise, geçmişinden kopmuş, maneviyatından kopmuş, kültüründen kopmuş toplumlar ve şehirlerin, serseri mayın gibi olduğunu söyledi. Bakan Yılmaz, “Nereye gideceklerini bilemezler. Nereden geldiğini bilmeyen nereye gideceğini de bilemez. Başından beri söylüyorum, bizim üç tane önceliğimiz var, çözüm süreci ve huzur ortamı birinci öncelik,  geçmişle bağlarımızı güçlendirmek manevi kültürel değerlerimizi ihya etmek ikinci önceliğimiz, bütün bunlardan daha fazla kalkınma ile özellikle gençlerimiz için daha fazla istihdam, daha fazla iş üretmek de üçüncü önceliğimizdir. Ve bu çerçevede bütün çalışmalarımızı yürüteceğiz” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından toplam restorasyonu 15 milyon lira olan Ulu Cami’nin Şafiiler bölümünün açılışı gerçekleştirildi.

Açılışın ardından Başbakan Yardımcısı Arınç ve beraberindekiler, Şafiler bölümünü gezerek yetkililerden bilgi aldı. Arınç, daha sonra cami önünde bulunan stanttaki aşureleri vatandaşlara dağıttı.

KAYNAK : İHA