Dinç Bilgin'in itirafı medyayı sarstı

Nazlı Ilıcak'ın sözün özü programında 28 Şubat dönemi ve andıç olayına dair şok açıklamalarda bulunan ve çandar ile Birand'ı işinden eden yazı için 'Asker istedi biz de yayınladık' diyen Dinç Bilgin medyayı sarstı.

ABONE OL
GİRİŞ 05.05.2006 07:07 GÜNCELLEME 05.05.2006 07:07 MEDYA
Dinç Bilgin'in itirafı medyayı sarstı

Medya dünyasının en önemli isimlerinden Dinç Bilgin, yıllar sonra, ilk kez önceki akşam Kanal7'de canlı yayında Nazlı Ilıcak'ın Sözün Özü programına katıldı ve medya dünyasını allak bullak etti.

'28 Şubat dönemi ve andıç olayına dair şok açıklamalarda bulunan Dinç Bilgin, gazeteci Birand ve Çandar'ı işinden eden PKK'ya destek haberini, ordu ve kamuoyu baskısından korktukları için yayınladıklarını ama doğru yapmadıklarını' söyleyen Dinç Bilgin'in çarpıcı itirafları daha program devam ederken Haber7.com'dan sayfalarından medya gündemine yansımaya başladı.

Haber7.com'un flaş duyurusu üzerine pek çok basın yayın organı bu habere geniş yer ayırırken bazıları özellikle görmemeyi tercih etti. An

Programda yaşadığı olayları, hata ve pişmanlıklarını anlatan Bilgin, birbirinden ilginç itiraflarda bulundu.

Bankacılık serüveninden Zafer Mutlu'ya, 28 Şubat'tan andıç olayına her konuda özeleştiri veren Bilgin, gazete patronlarını her şeye saldıran köpek balıklarına benzetti. 'O dönemde her gazetenin askerle yakın teması vardı' diyen Bilgin, güçlü olduğu zamanda lükse düşkün olduğunu ve çok kişinin canını yaktığını belirterek, şimdi en büyük destekçisinin ailesi olduğunu söylüyor. 'Haksızlığa da uğrasam sonuçta yaşananlardan ben sorumluyum' diyen Bilgin'in bir döneme çok yakından tanıklık eden itirafları:

KÖPEK BALIĞI GİBİ

28 Şubat döneminde her şey zıvanadan çıktı. Gazeteler, hükümet yıkıp hükümet kurmaya başladılar. Bütün kamu ihaleleri medya patronlarına dağıtılır oldu. Medya patronları köpek balıkları gibi her tarafa, her şeye saldırdılar. O devirde gerekli görülen bir psikolojik harp vardı. Devletin bazı kademelerinde uzman kişilerce bir plan hazırlanıyor ve uygulama devreye sokuluyordu. Birileri bildirileri size uçuruyor ve yayınlamanızı istiyor. Siz de yayınlamak zorunda kalıyorsunuz. Andıç olayında Hürriyet'in yayınladığı haberi biz de yayınladık. Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar ve Altan kardeşler hakkında 'Abdullah Öcalan'dan para aldılar' söylentilerine inanmadım ama gazetemi andıçın hazırlandığı merkezden ve kamuoyundan korumak durumundaydım. Hürriyet gazetesi bu haberi yayınladığı için biz de vermeye mecbur kaldık. Şimdi baktığımda doğru yapmadığımızı görüyorum. O dönemde her gazetenin askerle teması vardı.

TEMİZEL'DEN AHLAKSIZ TEKLİF

Medya patronlarının bankacılık kervanına sonunda ben de katıldım. Etibank temiz bir banka değildi. Bana ayıplı bir banka sattılar. Bankayı aldığım günden itibaren büyük zararım oldu. Şirketlerime konan tedbirlerin kaldırılması için çareler aramaya başladık. Başbakan ve başbakan yardımcısıyla sürekli görüşmeye çalıştım. Niyetleri bankaya değil medyaya el koymaktı. Zekeriya Temizel bizi Ankara'ya bir yemeğe davet etti. O zamanki başyazarımız Güngör Mengi ve Ankara temsilcimiz Bilal Çetin gittiler. Temizel, Mengi'ye, 'Ben grubun yönetim kurulu başkanı olayım, 50 milyon dolar verelim, sen de kayyum ol' teklifinde bulundu. Enteresandır, Mengi o dönemde beni koruyarak, bu ahlaksız teklife çok sert cevap verip masayı terkediyor. Çok garip oyunlar oynanıyordu. Bir siyasi suikaste kurban oldum.

Andıç olayı nedir?

28 Şubat döneminin en vahim yanlışlarından ve Türkiye basın tarihinin en kara olaylarından birisi olarak değerlendirilen 'andıç olayı', PKK'lı Şemdin Sakık'ın yakalandığı sürece denk geliyor. Gazetelere Sakık'ın ifadesi diye sızdırılan bir belgeyle aralarında Cengiz Çandar ve M.Ali Birand gibi gazeteci ve yazarların bulunduğu bazı kişilerin PKK'ya hizmet ettiği ima ediliyordu. Hürriyet ve Sabah belgeyi yayınlamış Birand ve Çandar, işlerini kaybetmişti. Ordunun üst kademesindeki değişikliğin ardından ifadenin sahte olduğu ve Çevik Bir'le Erol Özkasnak'ın talimatıyla basına verildiği ortaya çıkmıştı.

Patronlar için iyi mesaj

Bilgin'in kötü bir niyetle böyle bir şey yaptığına inanmadığını belirten Mehmet Ali Birand, 'Şimdi bunları açıklaması beni çok memnun etti. İnsanlar çeşitli nedenlerle hata yapabilir. Önemli olan sonradan o hatada ısrar etmemek. Ben, andıç olayından dolayı kimseye bir kırgınlık duymadım. O olayı olmaması gereken bir yol kazası olarak gördüm hep. İz bırakmadı ve doğrular çok çabuk ortaya çıktı. Dinç Bey açıklamalarıyla bundan sonra gelecek olan patronlara bir mesaj vermiş oldu. İnşallah o tavsiyeyi tutarlar. Cünkü Türkiye gene zor bir dönemde' dedi.

Zafer Mutlu oğlum gibiydi


Zafer Mutlu ile hukukumuz çok güçlüydü. Neredeyse oğlum gibiydi. Onunla benim ilişkim, Bülent Ecevit ile Hüsamettin Özkan arasındaki ilişkiye çok benziyor. Mutlu, batan gemisinin içinde boğulmayı tercih eden kahraman kaptan olamadı. Filikasıyla canını kurtaran adam oldu. Sanırım o ve diğer arkadaşlar bana olan güvenlerini kaybettiler. Benim yanımda kaldıkları takdirde başları zorda olacağını düşünerek kendilerine yeni bir yol çizdiler. O günkü zor şartlarda ulusal bir gazete çıkardılar ve başarılı oldular. Bir daha kendilerini görmedim. Mutlu'nun benimle ilgili iyi duyguları olduğunu dışarıdan duyuyorum. Mehmet Ali Ilıcak da cin gibi bir çocuktu. Patronluğumun uzun sürmeyeceğini anladı. Sabah'tan transferler yapınca sırtımdan hançerlendiğimi düşünerek gazetesinin dağıtımını durdurdum. Haksızlık yaptığımı sonradan gördüm ama geriye dönüş olmadı.