Medialog Türk ve Arap medyasını tartışıyor
Türkiye ve Suriyeli gazeteciler, Medialog Platformu'nun düzenlediği çalıştayda iki ülkenin medyasındaki "Türk ve Arap" imajlarını masaya yatırdı.
ABONE OLİstanbul Sultanahmet Golden Horn Oteli'nde gerçekleşen çalıştaya Suriye'den 11 gazeteci ve Türkiye'den de çok sayıda gazeteci katıldı. Sunum ve karşılıklı fikir alışverişi şeklinde geçen programda Türkiye ve Arap dünyası arasında, Osmanlı'nın yıkılmasının ardından siyasi olarak bir ayrı düşüş olmasına rağmen halkları arasında bir kopuş yaşanmadığına dikkat çekildi.
Türkiye ve Suriye arasındaki direkt ilişkilerin kurulmasının ve işbirliğinin düzene girmesinin üzerinden 10 yıl bile geçmiş olmamasına rağmen, şu anki işbirliğin ve kardeşliğin inanılmaz boyutlara ulaştığına dikkat çeken katılımcılar, daha önceki kopukluğun sorumlusunun da halklar değil siyasiler olduğunu vurguladı. Siyasi alandaki yakınlaşmaya medya ayağının da eklenmesi çağrısında bulunan gazeteciler, dil sorununun da çözülerek ortak çalışmalar ve paylaşımlar yapılması gerektiğine değindi.
"TÜRKİYE VE SURİYE'NİN YAKINLAŞMASINDAN ZARAR GÖREN İSRAİL'DİR"
Program, Suriye El Vahde Basın ve Yayın Kurumu Müdürü Halaf El Mufteh'in "Suriye'de ve Medyasında Türkiye İmajı" başlıklı sunumuyla başladı. Mufteh, iki ülke arasındaki yakınlaşmanın ve direkt ilişkilerin başlamasının üzerinden 10 yıl bile geçmemiş olmasına rağmen çok hızlı bir ilerleme kaydedildiğini belirtti. Daha önce yaşanan kopukluğun sorumlusunun ise siyasiler olduğunu dile getiren Halaf El Mufteh, "Medya ve siyaset birbirinden ayrılmaz. Avrupa medyasının iki ülke arasındaki ilişkilere zarar vermesine izin vermeyeceğiz." dedi. El Vahde Müdürü, "iki ülke arasındaki yakınlaşmadan zarar görenlerin de İsrail ile Türkiye ve Suriye'nin düşmanları olduğunu" ifade etti.
KARŞIMIZDA GEORGE, JOHN OTURMUYOR. AHMET, HÜSEYİN OTURUYOR
Ardından söz alan TV24'ten Gürkan Zengin, artık "Batılılaşma kötüdür" düşüncesinin izale olmaya başladığını kaydetti. İki ülke arasındaki dün ve bugün en büyük sorunun "birbirlerini tanıyamama" olduğunu aktaran Zengin, "Biz hepimiz Müslüman'ız. Karşımızda George, John oturmuyor. Ahmet, Hüseyin oturuyor." dedi.
Suriye gazetelerinden ve televizyonlarından Türkçe yayınlar istediklerini dile getiren Gürkan Zengin, aynı şekilde Türk basın-yayın kuruluşlarının da bunu yapması gerektiğini; ama öncelikle de dil sorunun çözülmesinin elzem olduğunu vurguladı.
Bazı katılımcılar da 80 yıllık kopukluğa rağmen Birinci Dünya Savaşı'ndan sonraki Türk milliyetçiliğinin hiçbir zaman Arap karşıtı bir çizgi taşımadığına dikkat çektiler.
"TÜRKİYE'DEKİ ARAP İMAJI SİSTEMATİK BİR ŞEKİLDE ÜRETİLMİŞTİR"
Programın ikinci oturumunda ise SETA Vakfı Medya ve İletişim Koordinatörü Samet Günek, "Geçmişten Günümüze Türk Medyasındaki Arap İmajı" konulu bir sunum yaptı. 1950-1960 yılları arasında Türkiye'nin Arap dünyası hakkındaki haberleri Batı medyası üzerinden aldığını kaydeden Günek, 1954 yılındaki petrol krizi ile birlikte Türk medyasının Araplara ilişkin çok fazla habere yer vermeye başladığını aktardı. O dönemde Türk medyasının çok sesliliği muhafaza ettiğini dile getiren SETA Koordinatörü, Türkiye'deki Arap imajının Turgut Özal dönemi ile birlikte bir kırılmaya uğradığını kaydetti.
Özal'ın dış politikada komşularla yakın bir diyalog ve işbirliği başlattığını kaydeden Günek, çok sayıda gazetecinin Özal'ın dış gezilerine katılmaya başladığını ve Arap dünyasından doğrudan haber alınmaya bu dönemde başlandığını vurguladı.
90'lı yılların ise Türkiye-Suriye ilişkilerinde tansiyonun yüksek olduğu bir dönem olduğunu aktaran Günek, Türk dünyasında Arap haberlerinin de hep dış politika endeksli olduğunu dile getirdi.
Bu yıllarda yaşanan barajlar sorunu, PKK olayları ve ABD-Türkiye yakınlaşmasının, Türkiye'deki Suriye imajını kötü etkileyen hadiseler olduğunu kaydeden Günek, o dönemde ayrıca Türkiye'den merkez medya diye adlandırılan bazı medya gruplarının "hamasi bir üslup kullandığını" aktardı. Bu medya tarafından iki ülkeyi kışkırtan, savaş açılması yönünde bile haberler yapıldığını hatırlatan SETA Koordinatörü; ancak daha sonra bu haberlerin bir altyapısının olmadığının anlaşıldığını anlattı. Günek, "Türkiye'deki Arap imajı sistematik bir şekilde üretilmiştir. Ortadoğu bir kriz ev çatışma bölgesi şeklinde tasvir edilmiştir." vurgusunda bulundu.
TÜRKİYE-SURİYE İLİŞKİLERİ SADECE İSRAİL'E ENDEKSLENECEK BİR KONU DEĞİLDİR
Ardından bir kamuoyu yoklamasından sonuçlar aktaran Samet Günek, Türkiye'de eğitim ve yaş düzeyi düştükçe olumlu düşüncenin arttığına dikkat çekti. Bu yüzden ülkelerde kamuoyunun oluşmasında medyanın büyük bir rolü olduğuna dikkat çeken Günek, "Medya ve sivil toplum kuruluşları yüz yüze gelmeli. Bu kurumlar arasında doğrudan iletişim önemli. Kültürel çalışmalar ve tercüme faaliyetleri artırılmalı. Bölgesel ağlar, ortak haber havuzları oluşturulmalı." dedi.
Konuşmasına "Ne yazık ki Arap ülkeleri de kendilerini doğru bir şekilde anlatma çabasına girmedi." diyerek devam eden Günek, özellikle Suriyelilerin "İsrail endeksli bir ilişki kurma çabasında olduklarını" ifade etti. Günek, "Türkiye ve Suriye ilişkileri sadece İsrail'le ilgili politikalara endekslenecek bir konu değildir." diye konuştu.