Demirel'le Org. Başbuğ arasındaki ilişki
Ünal Tanık, Hasan Öztürk ve İbrahim Kahveci'nin birlikte hazırlayıp sundukları Aslında Ne Oldu'da haftaya damga vuran olaylar masaya yatırıldı. Gündemin ağırlıklı konusu ise Org. Başbuğ'un açıklamaları oldu.
ABONE OLÜlke TV’de, son bir hafta içerisinde yaşanan olaylar her hafta bu programda tartışılıyor; her Salı 22.00’de canlı yayınla ekrana geliyor. Programda her hafta Türkiye’de ve dünyada yaşanan olaylar, neden-sonuç ilişkileri ve yerel -küresel perspektifleri ile değerlendirilecek. Olayların devinimi, değişimin hızı, iç ve dış odakların olaylara etkisi, tepkisi ve yakın gelecek öngörüleri ile çok farklı açılımlar Aslında Ne Oldu’da yer alıyor.
Program daha fazla bilgi ve irdeleme ihtiyacı duyanların sorularına cevap veriyor. Türkiye’nin en çok okunan haber sitelerinden Haber7.com’un Genel Yayın Yönetmeni Ünal Tanık ve kısa bir süre önce adını ve kurumsal imajını yenileyen Ülke TV’nin Genel Yayın Müdürü Hasan Öztürk, olayların medya ve kamuoyunda çok konuşulmayan ayrıntılarına parmak basıyor ve üzerinde hiç düşünülmeyen yönlerini göstermeye çalışıyor.
İbrahim Kahveci, geçen hafta yaşanan tramvay kazasına dikkat çekerek, Türkiye'nin öncelikli konusunun bu olduğunu belirterek, duraklara göre insanları değil, insanlara göre durakları ayarlamak gerektiğini belirterek buna benzer uygulamaların çok fazlası ile yaşandığına dikkat çekti. Yol kenarında parkeden aracın tır tarafından süpürüldüğünü, güzergahı dışındaki minibüsün öğrenciyi öldürdüğünü, bunun her an olayların yaşandığını belirterek "TEM yolu ölüm yolu oldu. Polise sorduğumuzda başedemiyoruz" deniyor. Bana göre bunu kamu kuvveti izin veriyor. tramvay yolunda yaşanan acı olayın suçlusu ne tramvayı süren ne ordan geçen araçlardır o düzeni kuranlardır." dedi. Kahveci, Türkiye'de çok değerli insanların kaza adı altında yok olup gittiğini belirterek yurt dışında yaşadığı bir deneyimi dile getirerek " 50 km hızın üstüne kimse çıkamıyor. Orada ölümlü bir kaza olması imkansız." dedi.
Ünal Tanık, Genelkurmay Başkanı'nın peş peşe açıklama yaptığını, bu açıklamaların önce Milliyet'te daha sonra ise Hürriyet'te yer aldığını, haberi yapan kişilerin de Genelkurmay'ın yakın temasta olduğu Fikret Bila ve Enis Berberoğlu olduğunu dile getirdi. Tanık, Genelkurmay başkanının benim savcım diye diye Askeri savcıyı tarif ettiğini, benzer bir sözü Başbakan Erdoğan'ın Zekeriya Öz için söylemesi halinde neler yaşanacağına dikkat çekti.
Hasan Öztürk, Başbuğ'un bu kez açıklamalarını tek başına değil, arasında müstakbel Genelkurmay Başkanı olmak üzere diğer komutanlarla birlikte yaptığını dile getirdi. Öztürk, Genelkurmay Başkanı'nın Haşim Kılıç'ın sözlerine atıfta bulunduğunu tutuklu sanıklar konusuna değindiğini dile getirdi. Öztürk, Başbuğ'un sivil kamyonlar meselesine çok içerlediğini dile getirdi. Öztürk, İbrahim Karagül'ün önceki haftalar içinde Afyon hattından Ankara'ya silah sokulacağını iddia ettiğini, bugünlerde karpuz kamyonunda el bombaları bulunduğunu dile getirdi.
Ünal Tanık, Org. Başbuğ'un kendi görev süresinin uzatılmasına ilişkin bir çalışma içinde olduğunu, kamyon konusunda Genelkurmay'ın kendisini haklı çıkaracak elde tutulur hiçbir taraf bulunmadğını belirterek, "Bir ihbar var, araçta bunlar bunlar var deniyor, araç bulunuyor ve ihbarda ne belirtiliyorsa araçta aynısı bulunuyor. Araçla ilgili emniyete hiçbir bilgi verilmiyor. Genelkurmay başkanı bize bildirilmiyor diye şikayet ediyor. Peki asker araç için neden bildirimde bulunmuyor. Asker darbe yaparken kime haber verdi. Hükümete emniyete kimle konuştu. Asker bize inanmıyormusunuz diyor. Evet inanılmıyor çünkü inanıldığı için bugüne kadar türkiyede ihtilaller yaşandı. Hurşit Tolon rahatsızlığı nedeni ile dışarda tutuluyor. Genelkurmay Başkanı onu törene davet idiyor. Bir dönem Demirel'in aile fotoğrafı vardı. Cavit Çağlar, Ali Şener Kamuran Çörtük, bu isimlerin Türkiye'ye nelere mal olduğu belli. Genelkurmay Başkanı'nın verdiği fotoğraf da bana bunu hatırlattı.
İbrahim Kahveci, bugünkü aile fotoğrafına göre daha masumdur. Birinci fotoğrafta kişileri halk seçmiş ve sonrasında cezaları bir şekilde verilmiştir. Ancak ikinci fotoğraftakileri halk seçmediği gibi cezai müeyyide içinde halkın hiçbir yaptırım gücü yok. Sauna Çetesi, Murat Kelkit, Atabeyler Çetesi tamamen kayıplarda. Ergenekon davasının Ankara ayağına el atanların ayakları kayıyor. Bir sürü olay var. Olayı üstlenecek savcı bulunamıyor. Aile fotoğrafında korumacılık sadece asker ayağında değil yargı ayağında büyük sıkıntı var.
Hasan Öztürk, Bize servis edilen ya da algıladığımız ne kadar gerçeği temsil ediyor. Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan'ın tutuklanma gerekçeleri delilleri karartmadan yatıyorlar. Mustafa Balbay, Tuncay Özkan tutuklanmadan önce ne yapıyordu iyi hatırlanması gerekir. Mustafa Karaalioğlu, ile Mustafa Balbay canlı yayında idi. Karaalioğlu isyan edecek noktaya gelmişti. Tutuklu yargılanan iki insan Ergenekon sürecinde dezenformasyon yapıyorlardı. Tutuklanmalarının bence bir başka nedeni de budur.
İbrahim Kahveci, sürecin alt ayakları var. Birileri aile fotoğraflarına giriyor ama aynı zamanda rahatsız olduğu için dışarda geziyor. Ancak bundan Türk halkı da rahatsız. Bundan herkesin emin olması lazım. Benzer operasyonlar yurt dışında yaşanıyordu orda durum ortada. Hatta bir dönem Türkiye'de aleyhte konuşma Ergenekon'dan gözaltına alınırsın deniyordu bugün belgeler ortaya çıkınca bakışlar değişti.
Hasan Öztürk, Dinç Bilgin'den sonra Ergun Babahan'ın açıklamalarına dikkat çekerken Babahan'ın sözlerinin rahatsızlık verici olduğunu, Babahan'ın yazıları silme görevi üstlendiğini açıkladığını bugün Star gazetesinde yazı yazdığını TV24'de ise hergün yorum yaptığını belirterek insanların bu kadar rahat ve aleni bir şekilde itirafta bulunması, yaptıkları karanlık işleri bu kadar rahat dile getirmelerinden endişe duyuyorum.
Ünal Tanık, ben böylesine açıklama yapanlardan saygı duyarım. Eğer yapılan yanlışları dile getiriyor, geçmiş dönemdeki karanlık ilişkileri ortaya koyuyarsa bundan neden rahatsızlık duyulsun. Ertuğrul Özkök, 'Vay Şerefsiz Vay' başlığını atması yüzünden Ahmet Kaya'nın ailesinin sokağa çıkamaz hale geldiğini ve Türkiye'de kalması halinde Hırant Dink gibi Ahmet Kaya'nın da öldürülebileceğini ileri sürdü.
İbrahim Kahveci, Türkiye'de son dönemlerde sürekli olarak büyük miktarlarda eroin yakalanmaya başlandı. Avrupa'daki operasyon, MASAK'ın bu operasyonda yer alması, ve bu operasyonlar sonrasında uyuşturucu operasyonlarında önemli sonuçlar alındığı ortaya çıkıyor.
Hasan Öztürk, Dünkü terör zirvesinde Org. Başbuğ'un öldürerek terörün bitirilemeyeceğini, terörün finansal kaynağının kurutulmadan terörün sona erdirilemeyeceğini dile getirdi. Türkiye'nin Kuzey Irak ile ilişkisi, Avrupa'da finansörlerin gözaltına alınıp tutuklanması, Lice'de ahırda gömülü 8.5 ton esrarın yakalanması, Lucy S'ten sonra en büyük operasyonun gerçekleştirilmesi ve Trakya'da yakalanan 150 kilo eroin dünyadaki eko sistem içindeki bir süreçtir. Örgüt bugün ne Kuzey Irak'tan ne de Avrupa'dan besleniyorlar.