Yeni araştırma beslenmede gözden kaçan noktayı gündeme getirdi

Kilo vermek isteyen milyonlarca insan yıllardır aynı matematikle karşılaşıyor: Daha az kalori al, daha fazla kalori harca. Ancak yeni araştırmalar, kilo yönetiminde yalnızca “kaç kalori?” sorusunun yeterli olmayabileceğini gösteriyor.

ABONE OL
GİRİŞ 18.08.2026 16:30 GÜNCELLEME 18.08.2026 17:52 SAĞLIK
Yeni araştırma beslenmede gözden kaçan noktayı gündeme getirdi

2025 yılında Nature Medicine dergisinde yayımlanan randomize kontrollü bir çalışmada, fazla kilolu veya obez 55 yetişkin iki farklı beslenme modelini deneyimledi. Her iki model de resmi sağlıklı beslenme rehberine uygundu; ancak biri minimal işlenmiş, diğeri ultra-işlenmiş gıdalardan oluşuyordu.

Her iki dönemde de katılımcılar kilo verdi. Ancak minimal işlenmiş beslenme döneminde ortalama kilo kaybı yüzde 2,06 iken ultra-işlenmiş dönemde yüzde 1,05’te kaldı. Daha dikkat çekici olan ise katılımcılara kalori kısıtlaması söylenmemesine rağmen minimal işlenmiş dönemde günlük yaklaşık 327 kalori daha az tüketmeleriydi.

Uzman Diyetisyen, Beslenme ve Yaşam Koçu Nurdan Doğan (Balakçı)’ya göre bu sonuç önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Neden kendiliğinden daha az yediler? Kalori elbette önemlidir. Ancak bir insanın gün sonunda ne kadar kalori tükettiğini bilmek bize sonucu gösterir; neden o kadar yediğini açıklamaz.

Balakçı’ya göre yemek kararlarımız yalnızca enerji ihtiyacımızla oluşmuyor. Haz, yiyeceğin ulaşılabilirliği, yeme hızı, porsiyon büyüklüğü, stres, alışkanlıklar, sosyal ortam ve açlık-tokluk sinyalleri ne kadar yiyeceğimizi etkileyebiliyor.

Bu nedenle matematiksel olarak 100 kalori her zaman 100 kalori olsa da iki farklı yiyeceğin sonraki yeme davranışımız üzerindeki etkisi aynı olmayabilir.

Balakçı, sürekli kalori saydırmak yerine kişinin kendi davranışını tanımasının daha sürdürülebilir olduğunu düşünüyor:

“İnsanların hayatlarının geri kalanını bir hesap makinesiyle geçirmesini istemiyorum. Benim için önemli olan, kişi kalori hesabı yapmadığında ne yaptığıdır.”

Aynı yaklaşım haz veren yiyecekler için de geçerli. Amaç yiyecekleri “iyi” ve “kötü” olarak ayırmak veya hazzı tamamen ortadan kaldırmak değil; haz ile karar verme arasındaki ilişkiyi yönetebilmek.

Bir tatlıyı hiç yememek tek başarı kriteri değil. Kişinin gerçekten isteyip istemediğini fark etmesi, miktarını yönetebilmesi, doyduğunda bırakabilmesi ve ardından “diyetimi bozdum” düşüncesiyle kontrolü kaybetmemesi de öğrenilebilecek beceriler arasında.

Balakçı’ya göre sürdürülebilir kilo yönetiminde asıl ölçüt, sistem ortadan kalktığında ortaya çıkıyor:

“Kaloriyi hayatımızdan çıkarmaktan değil, olması gereken yere koymaktan bahsediyorum. Kalori bize enerji miktarını anlatır; fakat insanın neden yediğini anlatmaz. Asıl hedef, kişinin açlığını, tokluğunu ve davranışlarını tanıyarak kendi kararlarını verebilmesidir.”

Bahadır Alemdar Haber7.com - Editör

Editör Hakkında

Trabzon’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Bahçelievler Anadolu Ticaret Meslek Lisesinde ‘Web Programcılığı’ bölümünden mezun oldu. Yüksek öğrenimini, Atatürk Üniversitesinde ‘Yeni Medya ve Gazetecilik’ mezunu olarak tamamladı. Gazeteciliğe ilk adımını 2011 yılında attı. 13 yıllık profesyonel meslek hayatında SEO içerik ve muhabirlik de dahil olmak üzere ağırlıklı olarak gündem, dünya, ekonomi, spor ve teknoloji kategorilerinde birçok haber ve röportaja imza atarak galeri ve video hazırladı. Bahadır Alemdar, meslek hayatına Haber7.com'da aktif olarak devam etmektedir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR