Saraybosna'yı inşa eden Osmanlı: Gazi Hüsrev Bey

Avrupa'da Türklerin kurduğu en büyük kent olan Saraybosna, Osmanlı miraslarını 500 yıldır koruyarak hala şehrin önemli sembolleri arasında bulunduruyor. Özellikle Osmanlı'nın Bosna'daki sancak beyliğini yapan Gazi Hüsrev Bey, yaptırdığı cami, medrese, kütüphane, çarşı, han, saat kulesi ve dükkanlarla şehrin gelişmesine önemli katkılarda bulundu.

ABONE OL
GİRİŞ 09.01.2020 11:15 GÜNCELLEME 09.01.2020 11:28 SEYAHAT
Saraybosna'yı inşa eden Osmanlı: Gazi Hüsrev Bey

Bosna'da 16'ncı yüzyılın ilk yarısında 20 yıl boyunca Osmanlı'nın sancak beyliğini yapan Gazi Hüsrev Bey, yaptırdığı cami, medrese, kütüphane, saat kulesi, çarşı, han ve dükkanlarla o dönemde mütevazi bir kasaba olan Saraybosna'nın şehirleşmesinde en önemli adımları attı.

 

 

Gazi Hüsrev Bey'in yaptırdığı vakıf eserleri aradan 500 yıla yakın bir süre geçmesine rağmen bugün de Saraybosna'nın en önemli sembolleri arasında yer almaya devam ederken, şehrin içme suyu şebekesine kadar her önemli detayın mimarı olan Osmanlı devlet adamı, bugün "Saraybosna'yı inşa eden kişi" olarak da nitelendiriliyor. Adını taşıyan medrese bugün 483'üncü kuruluş yılını kutlarken, Saraybosnalılar ve yolu Saraybosna'ya düşenler hala onun yaptırdığı çeşmeden su içip, onun yaptırdığı çarşıda alışveriş yapıyor.

 

 

Annesi tarafından Osmanlı sultanlarından 2. Bayezid'in torunu olan Gazi Hüsrev Bey, bugün Bosna tarihinin en önemli isimleri arasında yer alıyor.

Saraybosna'yı Gazi Hüsrev Bey inşa etti

Osmanlı'nın Bosna'daki ilk sancak beyi İshakoğlu İsa Bey, "Saraybosna'nın kurucusu" olarak nitelendirilirken, Gazi Hüsrev Bey ise Saraybosna'nın bir şehir ve ticaret merkezi olmasını sağlayan isim oldu.

Saraybosna'daki Gazi Hüsrev Bey Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Mustafa Vatrenjak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gazi Hüsrev Bey'in yaptırdığı eserlerle Saraybosna'nın şehir olmasının temellerini attığını söyledi. Babası da bir Osmanlı sancak beyi olan Gazi Hüsrev Bey'in 1480'de dünyaya geldiğini anlatan Vatrenjak, babası Ferhat Bey'in vefatından sonra Hüsrev Bey'in annesi Selçuk Hatun ile sarayda yaşadığını ifade etti.

Vatrenjak, 1505-1509'da sarayda kapıcıbaşı olarak görev yapan Gazi Hüsrev Bey'in, 1519'da Sırbistan'a gönderildiğini belirterek, burada Kanuni Sultan Süleyman'ın Belgrad seferine de katılan bu Osmanlı beyinin, "gazi" unvanını da bu savaşta aldığını kaydetti. Bosna'da 1521'den vefat ettiği 1541'e kadar sancak beyliği yapan Gazi Hüsrev Bey'in Osmanlı tarihinde aynı yerde en uzun süre görev yapan sancak beyi olduğuna dikkati çeken Vatrenjak, "Gazi Hüsrev Bey, daha önce kasaba olan Saraybosna'nın şehir olabilmesi için uzun yıllar harcadı. Bugün Saraybosna'da gördüğünüz çok sayıdaki tarihi eser onun zamanında yapıldı. Bir anlamda, Saraybosna'yı o inşa etti." dedi.

Vatrenjak, Gazi Hüsrev Bey'in 20 yıllık görevi boyunca Saraybosna'da kendi adını taşıyan medrese, cami, bedesten, saat kulesi, han ve dükkanlar inşa ettiğini belirterek, Gazi Hüsrev Bey'in aynı zamanda şehrin merkezine su da getirdiğini anlattı.

Annesi için medrese yaptırdı

Gazi Hüsrev Bey Vakfının arşivindeki belgelerde, bugün ülkenin en köklü eğitim kurumu olan Gazi Hüsrev Bey Medresesi'nin Selçuk Hatun anısına oğlu tarafından yaptırıldığı belirtilirken, medresenin ilk olarak "Selçukiye" adıyla anıldığı da ifade ediliyor. Çatısının kurşun olması nedeniyle söz konusu medrese halk arasında "Kurşunlu Medrese" olarak da anılırken, bugün de eğitime devam eden medrese ülkedeki birçok önemli din ve devlet adamının yetiştiği bir eğitim yuvası olma özelliği de taşıyor.

Bugün medresenin kapısında bulunan "Bu bina bilimi ve Allah sevgisini dualarla arayanlar için yapıldı. Dinin savunucusu Gazi Hüsrev, iyi niyetin kaynağı ve adaletin gururudur." yazısı da dikkat çekiyor.

Tarihi medrese 483 yaşında

Gazi Hüsrev Bey'in adını taşıyan medrese 8 Ocak 1537'de eğitime başladı. Tarihi Başçarşı'nın orta yerinde, Gazi Hüsrev Bey Camisi'nin tam karşısında bulunan medresede eğitim, Osmanlı'nın bölgeden çekilmesinden sonra da aralıksız devam etti. Eski Yugoslavya döneminde de eğitime devam eden medrese, 1992-1995'teki savaşta da kapılarını kapatmadı.Diploması ülkedeki diğer lise diplomalarına denk olan medrese mezunları, medreseyi bitirdikten sonra sadece ilahiyat fakültelerinde değil, istedikleri diğer fakültelerde de eğitim görebiliyor.
 

KAYNAK : AA