60 yıl sonra ana vatanına dönen Kybele'nin hikayesi

Türkiye'den 1960'lı yıllarda İsrail'e götürülerek satılan ve yaklaşık 60 yıl sonra doğduğu topraklara geri getirilen tarih öncesi dönemlerde bolluğun ve bereketin sembolü, koruyucusu olduğuna inanılan "ana tanrıça" Kybele heykeli, yeni müzenin tamamlanmasından sonra Afyonkarahisar’da sergilenmeye başlayacak.

ABONE OL
GİRİŞ 14.12.2020 13:33 GÜNCELLEME 14.12.2020 13:33 SEYAHAT
60 yıl sonra ana vatanına dönen Kybele'nin hikayesi

Tarih öncesi dönemlerde bolluğun ve bereketin sembolü, koruyucusu olduğuna inanılan ve Türkiye'den 1970'li yıllarda İsrail'e götürülerek satılan, ardından bir müzayede evinde satılmak üzere İsrail'den ABD'ye ulaştırılan "ana tanrıça" Kybele heykeli, Kültür ve Turizm Bakanlığının ısrarlı takibi sonucu 60 yıl sonra Türkiye'ye döndü.

 

Türkiye'den kaçak yollarla İsrail'e ulaşan Roma dönemi eseri Kybele, burada bir İsrail vatandaşı tarafından satın alındıktan sonra yurt dışına çıkarmak üzere 2016'da İsrail makamlarına başvuruda bulunan eseri elinde bulunduran kişi, heykelin Anadolu kökenli olduğunu beyan etti.

Heykelin, 1964'te Afyonkarahisar’da yapılan bir yol çalışmasında bulunan ve ilin müzesinde sergilenen Kovalık eserlerine tipolojik benzerliğinin İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü uzmanlarınca bilimsel raporla vurgulanması üzerine, kolluk kuvvetleri koordinasyonunda, Afyonkarahisar Müzesi Müdürlüğünce eserlerin çıktığı düşünülen bölgede 1960-1970’li yıllarda yaşayan şahısların bilgisine başvuruldu.
Türkiye’nin hızlı ve titiz takibi sonucu, ABD'de dava görülmeye başlamadan eser sahibi Kyble heykelini uzlaşmacı bir tavır göstererek Türkiye’ye iade etmeyi kabul etti.

 

KYBELE HEYKELİ HİKAYESİ

Prehistorik dönemlerden itibaren Akdeniz havzasında özellikle Anadolu'da bereket ve bolluğun sembolü ve koruyucusu "ana tanrıça" olarak tapınılan Kybele'nin iki yanındaki aslanlar, doğa ve hayvanlar üzerindeki hakimiyetini sembolize ediyor.

Antik dönem sosyal ve dini yaşamında kişilerin olmuş ya da olmasını diledikleri istekleriyle ilgili ya da inandıkları tanrısal varlığı onurlandırmak üzere tanrı ya da tanrıçalara adak sunmaları yaygın bir gelenekti. Tanrıyı onurlandırmak üzere tapınaklar ya da kutsal alanlara sunulan materyaller "adak objesi" olarak değerlendirilirdi. Kişinin sosyal ve ekonomik statüsüne göre adak objeleri, basit bir taş parçasından gösterişli bir heykele kadar farklılık gösterebiliyordu.

Sideropolisli Asklepiades'in Oniki Tanrı Ana'ya sunduğu bir adak heykeli olarak tarihte bilinen Kybele'nin yazıt bölümünde, "Hermeios’un oğlu Sideropolisli Asklepiades adağı Oniki Tanrı Ana'ya dikti." ifadesi yer alıyor.

Türkiye'den 1960'lı yıllarda İsrail'e kaçırılan Kybele heykeli, uzmanlarca MS 3. yüzyıla tarihlendiriliyor. İncelemelerde, söz konusu heykelin tipolojik özelliği, kullanılan mermerin cinsi, işçiliği ve yazıtından edinilen bilgiler ışığında kuvvetle Anadolu kökenli olduğu anlaşılıyor.